Ertesi gün sevdiğim sıcak kollarda uyanmanın verdiği hazla gülümseyerek gözlerimi açtım. Çıplak göğsünden çıkmak istemeyince yeniden kolunun altına sokulup pürüzsüz tenine dudaklarımı değdirdim.
Atahan eminim gidip koşusunu yapmış öyle gelmiştir. Haftasonu olduğu içinde yeniden yanıma yattığını biliyordum. Demek ki uyuya kalmıştı benim kocaman yakışıklı adamım.
Uyanmadan sevmek isteyince sol dirseğimi yastığıma koyup elimi usulca yanağına bıraktım. Değdiği an kaşları çatılıp sonra düzeldi. Bu haline sesli gülmemek için kendimi sıktım ve eğilip dudağının üzerini öptüm. Tadı tatlı gelince de ayrılamadım. Bir sürü bir sürü öptüm. Dudağından sonra iki yanağını bir kaç defa öptüm. Mırıldanışlarıyla gözüme dünyanın en tatlı erkeği olarak göründü.
Geri çekilip ilk pozisyonuma geri döndüm. Belirgin orantılı kaslarına bakınca iç çekmeden duramadım. Nasıl böyle kusursuz harika olabiliyor ?
Karın kaslarında duran parmaklarımı yukarı kaydırıp koyu renkli göğüs ucunda parmağımı gezdirdim.
-"Beni mi istiyorsun ?"
Yüreğim çıkıyordu Atahan !
-"Korkuttun." dedim elimle göğsüne vurup.
Elimi tutup dudağına getirdi. Avucum dudağına dönük dururken bir kaç defa öptü. Hala açmadığı gözlerine bakarken yan dönüp sarıldı.
-"Günaydın minik karım." Burnunu boynuma sürtüp bir kaç kere iç çekti.
-"Günaydın sevgilim." derken boynuyla omzu arasındaki yeri öpmüştüm.
-"Bebeğimiz de uyanmış oluyor mu ?"
Gülümsemem kıkırdamaya dönerken karnına sıkıca sarıldım.
-"Daha çok küçük." dedim.
Boynumun altından kolunu çekmeden beni sırt üstü yatırdı. Geceliğimi yukarı çekip düz karnımı okşadı.
-"Doyuralım ikinizide hadi kalk." diz kapaklarımın altına da diğer elini geçirip yataktan kaldırdı.
Banyoda elimizi yüzümüzü yıkamanın ardından Hasibe teyzenin hazırladığı kahvaltı masasına indik.
-"Buyur kızım sütün." dedi bardağı uzatırken.
Elinden alıp gülümsedim.
-"Teşekkür ederim." dedim.
-"Başka bir isteğiniz var mı ?"
-"Hayır sağol." diyince mutfağa gitmek için yemek odasından çıktı.
-"Bugün dışarı çıkalım mı ?" diye sordum kahvaltımızın sonlarına doğru.
Okuduğu gazeteyi masanın kenarına koyup çay bardağını eline aldı.
-"Soğuk bugün olmaz."
-"Ne olacak ki ? Öyleyse dağ evine gidelim." dedim bir umut.
Kaşlarını çatıp nefesini üfledi.
-"Güzelim orası daha soğuktur. Isınması da zaman alır. Hasta mı olmak istiyorsun ?"
Oflayıp bitirdiğim süt bardağını koydum. Canım sıkılıyordu her gün evde durunca.
-"Asma güzel yüzünü."
Omuz silkip sandalyeden kalktım.
-"Ben geldiiim !!" Salona ve ardından yemek bölümüne giren Serhan'ı görünce sabahlığımın kuşağını bağladım.
-"Hoşgeldin , gel otur." Yanıma gelip yanaklarımdan öperken ayağa kalkmış olan Atahan ensesine sert bir şamar patlattı.
-"Vurmasana abi ya hala kıskanıyor musun benden ?"
-"Sus lan öpme karımı."
Serhan Atahan'a arkası dönük olduğu için kolaylıkla kaş göz işareti yaptı. Dudak hareketiyle ' söyledin mi ?' diyince göz açıp kapamasıyla onayladım. Böylelikle arkasında duran yakışıklı kocama döndü.
-"Birader...bir sarılayım sana tebrik edeyim."
Dostça ellerini sırtına vururken Atahan'da ona sarılmıştı.
Tebessüm edip kalçamı mermer desenli masamıza yaslayıp Atahan'ın tuhaf yüz ifadesine baktım.
-"Çok sevindim gerçekten. Çok iyi bir baba olacaksın." Geri çekilince omzuna sert bir yumruk atıp tekrar sarıldı.
-"Eyvallah sağol kardeşim." dedi ve ondan ayrıldı.
-"Baak hediye aldım yeğenime koştum geldiim !" dedi harfleri uzatarak. Kocaman sırıtışı bulaşıcı gibiydi bende sırıttım.
-"Yaa ne aldın ? Ne gerek vardı ?" desem de alması çok hoşuma gitmişti.
Masanın diğer boş ucuna koyduğu beyaz çantanın içinden kutuyu çıkarttı. Merakla bakıyordum. Açtığında içinden altın sarısı çok güzel bir emzik çıktı.
Elime alıp tatlılığı karşısınca kocaman gülümsemeye devam ettim.
-"Ama bu çok şirin ! Teşekkür ederim Serhan."
Bunu kullanıcak olan bebeğimizi düşününce gözlerim dolmuştu. Parmağımı üzerinde gezdirip Atahan'a baktım.
-"Bir dakika , sen ne ara öğrendin ?" diye sordu başını çevirirken. Bakışları anında öfkeli haline bürünmüştü.
Serhan da bu sorusu karşısında bir adım geri attı.
-"Şey...şey de öğrendim. Nerde öğrendim yenge ?"
Hemen bana at zaten.
Emziği kutuya geri koyup ellerimi damarlı koluna koydum.
-"Dün söyledim sen öğrenmeden biraz önce tutamadım."
İnip kalkan göğsü sinirlendiğinin belirtisiyken hiç bir şey söylemedi.
-"Neyse benim bir telefon görüşmesi yapmam gerekiyor." Atahan yanımızdan ayrılırken bu haline dayanamayıp peşinden gitmeden önce Serhan'a söyledim.
-"Ben mutfaktayım." diye seslendi yukarı çıktığım sırada.
Obur şey.
Öncelikle kocamın gönlünü almalıyım. Olabilme ihtimali en yüksek yer çalışma odasıydı. Ve tahminlerim doğru çıktı. Bir eli cebinde diğeri tuttuğu telefondayken camdan dışarı bakıyordu.
Gidip arkasından beline sarıldım ve geniş sırtına başımı yasladım.
-"Anlıyorum tabi söylediklerinizi gözden geçireceğim."
Beni takmadığını fark edince camla arasına girdim. Ellerimi boynuna atıp yukarıya yükseldim ama yeterli olmadı.
-"Gerekli bilgilerin hepsini geldiğinizde alacağız." Konuşurken gözleri uyarırcacasına bana bakıp tek eliyle uzaklaştırmak istedi. Ama bırakmadım tabii.
Boynuna asıldıkça kaşlarını çatarak aşağı eğilmek zorunda kalmıştı.
-"Tamam Hilal hanım iyi günler." Demek bir kadınla konuşuyorsunuz Atahan bey !
Tekrar uzanınca tek kolunu belime sarıp ayaklarımı yerden kesti. Böylelikle bacaklarımı beline dolamış oldum. Kapattığı telefonunu arka cebine sokup sırtımı cama yasladı.
-"Derdin ne sorabilir miyim ? Kadınla laf konuşturtmadın !"
Şirinliğimle gülümseyip yüzümü yüzüne yakınlaştırdım. Sakallı yanağını ıslak ıslak öptüm.
-"Banane konuşma sende." dedim. Hala kötü bakışlarını çekmeyince burunlarımızı birbirine sürttüm. İki elinide saten gecelikle sabahlığın yer aldığı kalçamı kavradı. Sıkmasıyla dudaklarım aralandı.
-"Serhan'ın yanında durma şöyle üzerini değiştir git." diyip indirdi beni.
-"Küsüştük mü?" dedim dudaklarımı büzerek.
Bana yan gözle bakıp arkasını döndü. Odanın kapısına kadar gitmişti ki tekrar konuştum.
-"Yok bebeğim baban sana kızmadı bana kızıyor." Ellerimi karnıma koymuş oraya bakarak konuşmuştum. Sesimi de biraz acılı çıkarınca istediğimi elde ettim !
-"Bebeğimizi bana karşı doldurma. Ama evet sana kızdığım konusunda yanılmıyorsun. Benden önce Serhan piçi öğreniyor hamile olduğunu !"
Kavga aşamasına yeniden girmek istemiyordum. Yanına ilerleyip göğsüne başımı koydum ve elini tuttum.
-"Söyleyecektim. Tartıştık , aralara bir şeyler girdi söyleyemedim. Kızma bana üzülürüm bak." dedim şakaya vurup.
İnip kalkan göğsünün ardından alnımı öptü.
-"Kızamıyorum ki sana."
-"Serhan'a ayıp olur sen yanına in bende üstümü değiştireyim." dedim ve onu gönderdim.
Üstümü başımı halledip derli toplu indikten sonra Atahan benden sonra kumaş pantolon ve gömleğini giymiş öyle salona geçmiştik. İki üç saattir havadan sudan konuştuk. Bir ara çalan kapıya giden Hasibe teyzenin arkasından bakarken kapıdan giren Aydan ve Talia çığlıklar içerisinde bana koştu. Ne olduğumu şaşırıp ayağa kalkmamla üstüme atlarcasına sarılmaları bir oldu.
-"Sen ne kötü bir insansın ya bize nasıl hamile olduğunu söylemezsin !!"
-"Aynen öyle çok kızdım ama çok sevindiim !!" Aydan tekrar sarılıp geri çekildi. En son eve giren Ulaş yüzündeki bıkkınlığı bana elini uzatırken bıraktı.
-"Tebrik ederim." dedi her zaman ki saygılı mesafesiyle.
Elini sıkıp gülümsedim.
-"Teşekkür ederim." dedim.
Sonra Atahan'a sarılıp onu da tebrik etti.
Kızlar yanıma oturunca onlara baktım. Benden heyecanlıydılar.
-"Siz nereden duydunuz ?" diye sordum.
-"Ya ben kuaförde Tamay hanımla karşılaştım. O ağzından kaçırdı. İşte bende duyduğum gibi gruba mesaj attım. Sen tabi görmedin telefonun nerdeyse artık Eylül de sana ulaşamayınca deliye döndü. Talia'yla soluğu burada aldık kısaca."
Onlarla konuşup Eylül'ü daha da sinirlendirmemek için yukardan aldığım telefonumla onu aradım. Uzun uzun konuştuk. Hatta bir ara o kadar mutlu oldu ki ağladığına şahit oldum.
Altta misafirlerimize kahve ikramından sonra hepsi gitmişti. Akşam yemeğine annem davet edince oraya geçtik. Atahan her ne kadar evimizde kalmak istediğini belirtse bile annemi kıramazdım. Oraya gittiğimizde sonradan öğrendiğim kadarıyla anneannemlerde yoldaymış ve buraya geliyorlarmış. Bu da demek oluyor ki annem hamile oluşumu benim söylememi istiyor.
Ama onlar gelip de hep beraber masaya oturana kadar söylemedim. Belli ki Akın abinin de henüz haberi yoktu. Çünkü normal konulardan konuşmaktan başka bir şey sormamıştı.
-"Doğru düzgün ye şu yemeğini. " Atahan sol taraftan eğilip dik dik bakışlarını gönderdi.
Bütün tabağı bitirecek kadar aç değildim ki.
-"Doydum ama."
-"Kızım minnacık bir şeysin bak kocan doğru söylüyor ye biraz daha." diyen anneannem oldu.
Kocan kelimesinden dolayı tuhaf olup kızarırken elimi soğuk suyla dolu bardağa getirdim.
-"Şunu iç."
Atahan'ın elime verdiği normal ısıdaki suyu göz devirerek aldım.
-"Soğuk içmek istiyorum Atahan. İkide bir karışıp durma lütfen." dedim kısık sesle kızarak.
-"Sinirlendirme beni Liya. Hasta mı olmak istiyorsun ?! Zaten mevsim değişimi hastalığa müsait bir dikkat et kendine artık."
Suyu falan da içesim kalmayınca masaya bardağı bıraktım. Sesli bırakmış olmalıyım ki Atahan bir tık daha öfkelendi.
-"Neyiniz var sizin bakalım ?" diye sordu Akın abi ikimize bakarken.
Aslında bir şeyimiz yoktu. Şuan beni gıcık ettiği için yoktan yere atışıyoruz.
-"Bir şey yok." dedi Atahan ona karşılık.
-"Var belli ki. " diyen de dedem oldu.
-"Yok Nihat amca. Kendine dikkat etmiyor ona kızıyorum. Daha doğrusu sadece kendini düşünüyor."
Yüzüme bakmadığını bilsem de duyduğum cümleyle sinirlenip ona döndüm. O beni takmadan yemeğiyle ilgileniyordu.
-"Ne yani bebeğimi düşünmediğimi mi ima ediyorsun ?" diye çıkıştım.
Bu söylediğimin masada bilmeyenlere şok etkisi yaratacağını unutmuştum. Yinede herşeye rağmen henüz minicik olan bebeğim herkesi mutlu etmeyi başarıyordu.
•••
Bir sonraki bölüm Final bir tanecik okurlarım ❤ Ama aynı gün yeni hikayemin ilk bölümün sizlerle paylaşacağım.
İki gün sonra görüşmek üzere sizleri seviyorum ❤
