İçeriğe geç

Efsanevi Ölüm Kitabı

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Efsanevi Ölüm Kitabı

Bölüm 1

1.bölüm

"Baba, baba, baba hani bana masal anlayacaktın"

Ormandaki yemyeşil ağaçların arasındaki ahşapdan yapılmış küçük bir evin önünde 10-12 yaşlarındaki küçük bir çocuk odun kesen babasının ellerinden tutarak işine engel oluyordu.

"baba hani bana anlatacaktın. hadi anlat. söz vermiştin. şimdi anlat hadi lütfen"

Oğlunun ısrarlarına dayanamayan baba odun kesmeyi bırakarak oğlunu kucağına aldı ve evin serin gölgesine doğru yürüdü oğlunu dizinin üstüne oturttu ve konuştu.

"hangi masalı dinlemeyi istiyorsun"

oğlunun ensesine üfleyerek konuşan baba oğlunu gıdıklamaya başladı. Çocuk hem gülüyor hemde babasını durdurmaya çalışıyordu.

"baba yapma, bana joshue'nin masalını anlat ben en çok onu seviyorum "

Her gün aynı masalı anlatan baba artık sıkılmıştı, sıkkınlığını belli ederek

"bugün başka masal anlatsam olmaz mı? Her gün onu anlatıyorum "

Umutla oğluna bakan baba, oğlunun kararlı bakışlarıyla karşılaştı. Çocuk pes etmeden

" Sadece joshue'nin masalını dinlemek istiyorum" dedi

Oğlunun kararlı yüzünü gören baba oğluna karşı kazanamayacağını fark edince sakince masalı anlatmaya başladı.

Kadim çağlarda çölün ortasında içinde her türlü hazinenin bulunduğu büyük altın bir tapınak varmış. Bu tapınak birçok kişinin hayalini gerçekleştirecek Büyüleyici Bir hazine barındırıyormuş. Tapınağın içinde bulunan hazineler bir ulusu nesiller boyu zenginlik ve refah içinde yaşamalarına da yetermiş. Altın tapınağın içindeki büyü Gücü ise muazzammış. Kalbinde ufacık bile olsa açgözlülük bulunan tüm canlılar, bu büyü gücü için birbirlerini gözlerini kırpmadan kattlederlermiş.

Ama günlerden bir gün bu altın tapınak da bir terslik meydana gelmiş. Güneş en tepedeki yerine gelince atmosferde bazı değişiklikler meydana gelmiş tüm gezegenlerin aynı hizaya dizilmesiyle birlikte gökten parlak bir ışık inmiş altın tapınak hiç olmadığı kadar ışıldamaya başlamış ve aniden altın tapınakta büyük bir hareketlilik oluşmuş. kumlar adeta altın Tapınağı yutmak için birbirleriyle Yarışıyormuş.

Saniyeler içinde hangi medeniyetin inşa ettiği dahi bilinmeyen bu tapınak Sanki hiç var olmamış gibi kumların içine gömülmüş. Etraf saliseler içinde sessizliğe bürünmüş. Sonsuz kum denizin ortasına sadece geniş gövdeli, kuru bir ağaç kalmış...

Çocuk meraklı bir şekilde babasının masal anlatmasını engelleyerek konuştu

" baba altın tapınak neden kumların arasına gömülmüş.

Babası meraklı oğlunun burnunu sıkarak

" belkide kumların arasında kaybolma zamanı gelmiştir"

Çocuk babasının cevabıyla ikna olmamıştı ama ısrar etmekte istemedi.

" Baba altın tapınağın yerini bu zamana kadar kimse bulmamış mı"

Baba oğluna tebessüm ederek masalın devamını atlatmaya başladı...

Sapsarı ağaçlarla kaplı Okyanusun ortasındaki bir adada bembeyaz bir tilki herzaman ki gibi dolaşıyormuş Adadaki en büyük şeftali ağacının yanına koşarken beyaz tilki değişmeye başlamış. Küçük tilki bacakları daha çok insan bacağına ön ayakları daha çok insan ellerine yüzü de aynı bir insanın yüzüne benziyormuş Kısa bir süre sonra Tilki'nin bulunduğu yerde bembeyaz saçlı bir erkek duruyormuş iki küçük tilki kulağı ve beyaz uzun saçları olmasa Kimse o Tilki'nin bu delikanlı olduğuna inanmazmış.

18 yaşlarında gibi görünen Bu delikanlının herkesi kendisine Aşık edecek bir çekiciliği ve Herkesin baktıktan sonra bir kere daha bakmasını sağlayacak üstün bir cazibesi varmış.

Bu delikanlıya biraz daha dikkatli bakılrısa gözlerinin gümüş renginde olduğunu hemen fark edebilirmiş. O gün bu delikanlı gümseyerek Adadaki şeftali ağacından güzel ve sulu bir şeftali alarak yavaşça yemeye başlamış.

Delikanlı adadaki en sevdiği meyveyi yerken yüzündeki gülümseme dahada belirginleşmiş Yediği zaman diğer şeftalilere nazaran ağızda daha ekşimsi bir tat bırakın bu şeftali en çok sevdiği meyveymiş. Sevdiği meyveyi iştahla yerken şeftali ağacın gövdesine dayalı,ince ve uzun adayı eline almış asanın üst tarafında ise küçük kristal şeklinde sarı bir taş varmış. Nerdeyse öğle saatleriymiş Güneşin en tepeye gelmesiyle oğlan yavaşça gökyüzüne bakmış. Delikanlı Büyük bir huzursuzluk hissetmiş.

Gökyüzündeki tüm gezegenlerin aynı hizaya gelmesiyle Okyanusa gökten parlak bir ışık inmiş masmavi okyanus aniden kan kırmızısıa dönmüş. Delikanlı aniden kırmızıya dönen okyanusa şaşırarak bakmış. Delikanlının yediği meyve elinden düşmüş Bir kırmızı okyanusa bir de gökyüzüne bakan delikanlı ne olduğuna anlam verememiş. Bir süre sonra İçindeki merak duygusuna yenik düşmüş ve tereddüt ederek eliyle okyanusa dokunmuş. Delikanlının suya dokunmasıyla suyun rengi aniden sarılaşmaya başlamış. Diğer elinde tuttuğu asasıda güneş gibi Parlamış. Oğlanın gümüş rengi gözleri beyazlamış ve göz bebekkeri kaybolmuş Oğlan daha Gelecekten bir şeyler görüyormuş. kısaca gördüğü şey ise.

(Denizden kurtardığı yaralı bir gencin İyileştikten sonra kendisini zehirlediğini ve asayı çalarak kaçmasını görüyormuş. Çaldıktan sonra ise büyük bir savaşta kötü bir generale asayı vererek,kurtardığı genç de dahil generalin milyonlarca insanı katletiyormuş. savaş bittikten sonra bile general tüm kıtada katliamlara devam ediyormuş. Kendisi generalden tekrar Asayı almak için büyük Savaşa gidiyormuş. büyük bir mücadeleden sonra kötü generali yenmek için kendini feda ettiğini ve orda can verdiğini görmüş.)

Asadaki parıldayan sarı ışık yavaşça sönmüş Oğlanın beyazlayan gözleride tekrar Gümüş rengine dönmüş Oğlan etrafına bakmış öğle saatlerinde patlayan güneş yerine şuanda gökyüzünde dolunay parıldırıyormuş. Okyanus aynı Maviliğinde sakince dalgarını kıyaya vuruyorduş delikanlı olduğu yere oturmuş. Sakince düşünmeye başlamış En son bu görüleri görmesinin üstünden o kadar uzun zaman geçmiş ki . Artık böyle bir şey gördüğünü unutmuş bunun gibi milyonlarca kendi farklı ölüm sahnesine şahit olmuş ki her seferinde bulunduğu yeri, şehri ülkeyi kıtayı değiştirmiş. ve sonunda bu kezde ölüyormuş. Bu adaya neden geldiğini tekrar hatırlamış. Delikanlı bu kez yüzünde buruk bir gülümsemeyle kaderini kaçmadan beklemeye başlamış. Aslında kaderini ilk kez değiştirmek istemeden kabullenmiş. Artık fark etmiş kaderini değiştiremezmiş. Artık buna gücü yetmediğini hissetmiş.

bunları düşünürken. Sahil kenarında küçük bir taş dolunay ışığıyla parlıyormuş taş delikanlının dikkatini daha önce hiç çekmemiş ama şimdi merak etmiş ve delikanlı o taşının yanına gitmiş, taşın üstüne "shin " adı kazılıymış delikanlı adının kazındığı yere dokunmuş. buraya ilk geldiğinde bu adı yazmış. Ne kadar süre geçtiğini hatırlayamamış , nerden geldiğini geçmişini kim olduğu artık hepsi sadece puslu anılarda kalmış delikanlı Derin bir nefes alıp okyanus dalgalarını dinlemeye başlamış... )

Çocuk artık kendini tutamadı ve tekrar soru sormaya başladı

"baba altın tapınağın hikayesiyle bu tilkinin hikayesini bana neden anlattın ben sadece joshuenin masalını dinlemek istemiştim"

Sabırsızca konuşan oğluna bakan baba oğluyla biraz daha uğraşmak istedi ama sakince oğlunun ellerinden tutarak konuştu

"bazen sadece sabretmek gerekir sen peki sabredecek misin?"

Babasının sözlerini anlamayan çocuk sadece başını evet anlamında salladı. Babası masalı anlatmaya devam edecekken hemen aklımdaki soruları tekrar sordu.

"baba neden tilki o adada yalnızmış"

Babası iç çekti ve yavaşça konuştu

" derler ki kendi kaderini kendisi çizmek istediği için herşeyde herkesten kaçarak hiç kimsenin olmadığı bir yere gitmiş"

"baba tilki kendi kaderinden kaçmak istediği için o adaya gitmişti neden hala o adada bekliyormuş"

Oğlunun sorusunu biraz düşünene baba içtenlikle oğluna bakarak

" Bazen kaderinden kaçmaktan o kadar çok yorulursun ki sadece kaderin ördüğü ağlarda kendi yoluna devam edersin

Çocuk tam başka bir soru daha soracakken babası artık sinirlendi

"ben sana biraz önce sabretmen gerektiğini söylediğim ama sen hala sabredemiyorsun sana şimdi josunenin masalını anlatacaktım bundan sonra soru yok tamam mı?"

Kafasını tamam anlamında sallayan çocuk babasının hala sinirli bakışlarıyla karşılaşınca

"masal bitine kadar başka soru sormayacağım dedi"

Baba memnun bir şekilde josunenin masalını anlatmaya başlası...

Çok eski zamanlar

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.