Nefes nefese üzerime yığıldığında, içimdeki erkekliğini usulca kadınlığıma ittirip yerleşti.
"Yine içime boşaldın..." yüzümde yayılan gerginlikle bakışlarım odanın tavanında dolandığında, yüzünü gömdüğü boynumda sessizce kıkırdadı.
"Bir bebek istemem neden bu kadar kötü." Geri çektiği yüzüyle sızlayan kadınlığımı dolduran erkekliğide içimden çıktı.
Bedenini yavaşça yanıma uzattığında beni belimden tutup kendine çekti ve yüzünü saçlarımın arasına gömdü.
Söylediği şey ağırca yutkunmama sebep olduğunda genzimin sızısı gözlerimi dolduruyordu.
Dakikalar içinde evi basacaklar ve onu gözlerimin önünde sürükleyerek çıkaracaklar.
Bunu bilmiyor...Bunu bilmemek benimle hayal kurmasına sebep oluyor ama ihanetimi öğrendiğinde yüzünün aldığı şekli görmek istiyorum...
"Bana bir cevap vermeden önce düşünmek istersen anlarım güzelim..." sıcak nefes saçlarımı aşıp boynumda yayıldı.
"N-neyi..." şaşkın sesimle yüzümü ona doğru döndüm.
Belimi saran sıcak el çıplak bedenimdeki ürpertiyi gidermek istercesine usulca okşadı kıvrımlarımı.
"Az önce söylediğim şey... sevişirken..." burun buruna geldiğimizde güzel gözleri parlayarak yüzümde dolandı.
"Leonardo... " şaşkın sesimle neden bahsettiğini biliyorum.
"Evlilik fikrine yabancı mısın? Aslına bakarsan bende öyleyim. Seni tanımadan önce öyleydim..." dudakları usulca kıvrıldığında , sessiz bir gülümsemeyle dudaklarıma yorgun bir öpücük bıraktı.
"Neden yapıyorsun bunu..." kendimi geri çektiğimde içimde oluşan heyecana duyduğum öfkenin kurbanı olarak onu seçiyordum.
Evlilik fikri...
Onunla bir evlilik, ve bir bebek... ikimizden dünyaya gelecek.
Tüm bunlar ruhumu hoş eden bir kadeh şarap gibi ama bu adam baştan aşağıya yalan...
Hızla yataktan kalktım ve az önce üzerimden çıkardığım iç çamaşırlarını aceleyle giyindim...
"Ne yapıyorum ?" Yatakta dikeldiğinde yerdeki bokserına uzandı ve kendini çıplaklıktan kurtardı.
"Leonardo!" Bağırışım yüzünde şaşkın bir ifadeye sebep olurken yerdeki pantolonu hızla bacaklarından geçirdi ve kemerini bağlayarak bedenini bana çevirdi.
"Ne oluyor Flora? Anlamıyorum seni ne oluyor! Bazen Küçük bir çocuk gibi davranıyorsun seni tanıyamıyorum!"
Kızgınlaşan sesiyle Adımları yanıma doğru gelirken elimi kaldırdım ve onu durdurdum.
"Bir adım daha atmayacaksın." Dişlerimi sıkarak işaret parmağımı ikaz edercesine ileriye doğru çevirdim.
"Flora?"
"Bitti... artık tek bir yalanını daha-"
Telefonu çalmaya başladığında , dikkati hala üzerimdeydi.
"Ne yalanı?" Şaşkınlıkla havalanan kaşlarıyla sorgulayıcı gözleri üzerimde dolandı.
Telefonu ısrarla çalmaya devam ederken öfkeyle pantolonunun cebine sıkıştırdığı telefonu çekip aldı.
Meşgule attı ve dikkatini yeniden bana çevirdi.
"Sevgilim ne yalanı? Söyle bana... bir şey var sende bunun farkındayım ama üzerine gelmek istemedim-"
Telefonu yeniden çalarken hızla meşgule attı ve yeniden bana çevirdi dikkatini.
"Bobo her şeyi anlattı Leonardo! Sizi... seni! Senin benden ne istediğini.." sesim titrerken dolan gözlerimle hayal kırıklığı dolu bakışlarımı yüzünde tutundurdum.
"Bobo ne anlattı Flora?" Başı şaşkınlıkla iki yana sallanırken bana doğru korkak bir adım attı ve elleri yüzüme doğru kalktı.
"Dokunma! Bir daha bana dokunmayacaksın! Ben aptal değildim." Hızla üzerine gidip gövdesine sertçe vurduğumda geriye doğru savruldu."Aptal değildim sadece sana aşık oldum! Pislik herif!" Tekrar üzerine gidip çıplak gövdesini yumruklamaya devam ettim.
"Flora..." fısıltılı sesiyle bileklerimi hızla kavradı.
"Ne söyledi bilmiyorum ama sandığın gibi değil..." bakışları yüzümde durduğunda lacivertlerinin ağlamak üzere dolduğunu görüyordum.
Hızla geri çekildim ve bileklerimi ellerinden kurtardım.
Yerdeki tulumumu giymek için odanın ortasına doğru ilerlerken telefonu yeniden ısrarla çalmaya başladı.
Öfkeli bağırışı cevapladığı telefonda patlarken olduğum yerde kalıyordum.
"Ne var Lan! Bir kere meşgule atıyorsam ne bok yemeye üst üste arı-" sustu.
Tulumumu hızla bacaklarımdan geçirip yukarıya çektim.
Gövdem Leonardoya döndüğünde yüzünün bembeyaz olduğunu görebiliyordum.
"Ne diyorsun Frank..." geriye doğru bir kaç adım attığında bedenindeki gücün boşaldığını anlayabilmem zor değildi. Yatağa usulca çöktüğünde omuzları aşağıya indi.
"Ne diyorsun lan sen! Ne baskını!" Hayvansı bir hırıltı odada yayıldığında korkuyla geri sıçradım.
"Kim Lan kim! Nasıl elleriyle koymuş gibi bulurlar!" Bir süre sessiz kaldığında telefonu tek bir kelime bile etmeden kapattı.
Avucundaki telefon kucağına düşerken aldığı öfkeli hırıltılar bedenini hızla hareket ettiriyordu.
Başı öne düştüğünde odanın içini dolduran siren sesleri büyük malikanenin camlarından içeriye doluyordu.
Polis arabalarının ışıkları camlara vururken bakışlarım Leonardoya döndü, yüzünü bir timsah gibi ağır hareketlerle bana döndüğünde oturduğu yataktan bitmiş bir adam olarak ayağa kalktı.
"Leo..." dedim fısıltıyla.
"Neden..." sıktığı boğazından çıkan baskın fısıltıyla adımları ağır ağır bana yöneldi.
Gözleri cam gibi parlarken ağlamak üzere olduğunu o an anlıyordum.
"Çünkü canım yandı! Canım yandı!" Bağırtım tüm odayı doldurduğunda , gözlerine inen karanlık içimi ürpertirken geriye doğru adımlamaya başladım.
Odanın kapısı açıldığında ileri yaşlı bir kadın korkuyla içeriye girdi. "Oğlum... kapıda bir sürü polis var ve-"
"Neden!" sıktığı dişleriyle bana doğru son adımlarını atıp dibimde durduğunda çenemi sertçe kavrayıp beni alnına çarptı!
"Benimle oynadın! Bobonun acı çekmesi için beni kullandın! Eski kölen olduğunu biliyorum! Onu geri istediğin için bana yaklaştığı-"
"Ne saçmalıyorsun lan sen!!!"
"Leo..." annesinin fısıltılı sesiyle bakışları alnıma çarptığı yüzünden bana döndü.
"Ne saçmalıyorsun! Kölem Bobo olsaydı bunu sana söylemez miydim ben... söylemez miydim!"
"Söylemezdin! Benimle dalga geçerken bunu bana neden söyleyesin ki! Salak bir adam değilsin sen Leo..." titrek sesim yüzünde yayılırken beni hızla arkamdaki duvara çarptı.
"Ssshh..." acıyla inledim.
" Sikiyim! Ağzıma sıçtın benim... bin adamın toplanıp bana yapamayacağını sen yaptın lan! Mahvettin beni... beni mahvettin!!"
"Geber! Benimle alay ettiğin her gün ve her gece için geber! Bunu veda hediyesi say!" Dişlerimin arasından bıraktığım hırıltıyla bakışları duyduklarına inanamaz bir ifade ile büyüdü.
"Laaan! Lan! " arkamdaki duvara sertçe geçirdiği yumrukla olduğum yerde sıçradım.
"Bobo kölem falan değildi! Hiç olmadı! Olmak için elinden geleni yaptı! Ama olmadı! Çünkü ben kızlarımı sikmem! Ben çalışanlarımla yatmam!! Sikiyim! Flora siktir! Aaaaaa!"
Yeniden arkamdaki duvarı yumrukladı üst üste defalarca kez.
Bana vuramadığı için zavallı duvardan çıkarıyordu acısını.
Aldığı hayvansı hırıltılar ve yanaklarında sessizce parlayan yaşlarla alnını benimkine bastırdı.
Uyguladığı baskı canımı yakıyordu...
"Leo... geri çekil." Öfkeyle gövdesine dayadığım ellerimle onu geri itmeye çalıştım ama bileklerimi hızla kavradı, iri parmaklarını öyle güçlü sıktı ki acıyla yüzüm buruştu.
Boğuk bir soru onun göz yaşıyla ıslanan dudaklarından yüzüme doğru yayıldığında ;
"Hiç mi sevmedin lan beni sen! Nasıl lan bana bunu nasıl yaptın..."
Sorduğu soruyla bakışlarım gözlerinde durdu, koyu Lacivertleri içindeki siyah hareleri büyütürken hırpalanmasının etkisi ile saçları alnına dökülmüşken burnunun üzerinden kayıp düşen bir göz yaşı aramızdaki boşlukta kayboldu.
"Hiç mi sevmedin..." dedi acılı bir fısıltıyla yeniden...
Ağırca yutkundum... bakışlarım güzel yüzünde dolandı.
Dakikalar önce öptüğüm dudaklarında tutundum...
Hala izimi taşıyordu... teninden parfümümün kokusunu alabiliyordum.
"Hiç sevmedim Leonardo! Hiç!" Öfkeyle hırlayan bu kez bendim.
Bileklerimi kavrayan elleri çözüldüğünde hızla aşağıya çektim ellerimi... titreyen dudakları aralandığında yanağından akan yaş dudaklarından içeriye doğru aktı, derin nefeslerle bir kaç kelime savurdu suratıma, küfür eder gibi sert bir üslupla.
"Sen! Sana olan güvenimi! İnancımı kullandın! Sen zaafımdan kendine bir köprü kurdun! Sikiyim kalbime tek el sıksaydın daha az acırdı!"
"Sana i-inanmıyorum hala yalan söylüyorsun gözlerime baka baka hala-"
"Seni sevdiğimi göremedin mi Lan! Sana nasıl muhtaç olduğumu! Gözlerine nasıl baktığımı göremedin mi?" Sesi , yüzündeki öfkeye rağmen titrerken nefes almayı bırakıyordum.
Şu an tüm herşeyin bitişinde yalan söylemediği öyle açıktı ki. Olan olmuştu artık ama o... o hala aynı bakıyor... hala aynı Leo gibi...
"L-leo..." şaşkınlıkla fısıldarken gözlerinden firar eden yaşlarla bana öyle çaresiz bakıyordu ki, söylediği şeyler gerçek mi yalan mı anlayamıyorum...
Duyduğum ayak sesleri ile koşturan bir düzine polis kapıdaki yaşlı kadını ittirerek içer daldı ve Leoyu benden zar zor ayırıp hızla yere yatırdı.
Biri kafasına bastırdı bir diğeri bacaklarına, başka bir polis arkadan birleştirdiği ellerine ters kelepçe takarken o yerde ezilen kafasını bana çevirdi.
Şakakları öfkeden titriyor gözleri acıyla doluyordu.O ise bana bakıyor.... Bir sürü şey söyleyen sessiz bakışlar.
"Bana bunu yapmamalıydın!" Sıkılan yüzünde boğuk bir bağırış yükseldi, ardından daha yüksek bir hırıltı " Bana bunu Yapmamalıydııın! Yapmamalıydın Flora!"
"Sakin ol!" Polislerden biri silahının kabzasıyla kulağının arkasına sertçe vurduğunda acısını tenimde hissettim.
Kapanan gözlerimden akan yaşlar yanaklarımı yakarken ben arkamı dönüp hızla çıktım odadan.
Koşar adımlarla koridor boyunca ilerledim ve merdivenlerden aşağıya yöneldim...
Evin içi etrafı darmadağın eden polisler tarafından aranırken Leo'nun babası kapıda olup biteni büyük bir şaşkınlıkla izliyordu.
"Ne yapıyorsunuz?!" Öfkeli bağırışla ilerideki oturma alanında koltuk minderlerini söken adamlara doğru ilerledi.
Etrafımda olan her şey boğuk bir iniltiyle kulaklarımda dolanırken adımlarım büyük kapıdan dışarıya doğru uzandı.
Her bir adım bir diğerinin aynısı ve her bir nefes ciğerlerime ulaşmakta zorluk çekiyordu.
"Bobo..." kısık sesimle tek bir ismi tekrar ediyordum.
"Bobo bana bunu yaptın mı gerçekten... bana bu kötülüğü yaptın mı Bobo?"
Dalgın adımlar ve uğultuyla dönen başım sonunda bedenimdeki gücü kesiyor ve beni malikanenin bahçesinde yere seriyor.
Vücudum boşalırken soğuk zemin tüm bedenimi sardı.
Bilincim kapanırken gördüğüm son şey polis arabalarının yanıp sönen ışıklarıydı