Bana; sağırlar iş hayatında barınamaz, yapamazsın dediler. Şimdi yalnızca işitmeyen öğretmenleri kabul edeceğini söyleyen bir iş kapısı buldum.Elimde valizle demir kapılar ardına saklanan beyaz villanın önüne gelmiştim. Villa’nın aksine kapılar gece gibi siyahtı, burası nedense içimi huzursuz ediyordu. Sanki kapılar evi değilde yaşananları saklamak ister gibiydi. Kapıların şekli aynı bir kafesi andırıyordu, dışardan bakılınca siyah bir kafesin içinde bir beyaz villa varmış gibiydi.Kapılar neden böyle tasarlanmıştı? Bilmiyorum ama normal olmayan şeyler vardı, sanki gelme diye bağırıyordu. Sanki korku filmden çıkma bir sahnenin içersindeydim. Zilin basma’dan önce üstüne yazan yazıya uzunca bir baktım **Barlas Villası**.Ne kadar beyaz olsa da içerideki karanlık aurayı saklayamıyordu. İçimden bir ses dön vazgeç diyor, buraya kadar geldim vazgeçecek değilim. Hem başka iş bulamam da. Elimde kalan son bir cesaretle zile basıp bekledim, buraya doğru gelen siyah kıyafetli korumalara baktım.Korumalardan biri beni iyice süzmüş ve kapıyı açarak içeri girmemi söylemişti. Yavaş adımlarla içeri girdim, önümde koskocaman bir bahçe vardı. Bahçe’nin ortasında bir süs vardı, içinde bir çok balık vardı.Etrafa göz gezdirmeye başlamıştım, kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda güneş tepeden göz kırpıyordu. Tekrar balıklara baktığımda yanıma düşen gölgeyle arkamı dönmem bir oldu.Karşımda duran kişi kim miydi? Ünlü iş adamı Aden Barlas’tı. Görünce arkasından gelen ölümü görebiliyorsunuz, yaklaşan herkesi ölüm kucaklıyordu. Açık kahve saçlarının ve kahverengi gözlerin ardında bir sis perdesi saklıydı. Sanki içini görmene izin vermiyordu.“Adin’in balıkları”Sorun buydu işte işitme cihazım konuşmaları algılıyor ama ne dediğini duymuyordu. Bu benim gibi %70 duymayan bir insan için zordu. Bu yüzden dudak okumayı öğrenmiştim, onun dediğini de öyle algılayabilmiştim. Bilerek sesli konuşmuştu işaret dilini kullanmadan, sağır olduğumu teyit etmek istemişti. Burnumdan derin bir nefes verdim, işaret dilini kullanarak konuştum.“Ne kadar çok balık var, hemde bir çok çeşit.”Beni baştan aşağı süzmüştü, herhalde yüzüne bakarak çekinmeden konuşabilen tek kişi olduğum için. Bakışlarımdan rahatsız olur gibi hali yoktu ama oda biliyordu. Onun arkadasından gelen karanlığı gördüğümü. İşaret dili ile konuştu tekrardan benimle.“Belki Adin konuşur benimle diye aldım, oğlum dilsiz değil biliyorum.!”Oda her aile gibi olan durumu inkar ediyordu, sonuçta tek mirasçısı Adindi. Adin’in dilsiz olduğunu bilenler “Koskoca Aden’in oğlu dilsiz doğdu” diye dalga geçiyorlardı çünkü. Bu Aden de inkara yol açıyordu, Adin sağır değildi duyuyordu herşeyi sadece konuşamıyordu. İşaret dili cevap verdim ona.“Olan şeyi inkar etmen, onu yok etmez.”Aden bu gerçeği yüzüne çarpmamdan ve ondan cesurca cevap vermemden hoşlanmamıştı. Benim önüme bir adım atmış ve yüzünü yüzüme yaklaştırmıştı. Çatık kaşları, sinirle beliren boyun damarı, belirginleşen alnındaki damarlar belli oluyordu.“Sen kimsin ki bana tavsiye verir oldun!”Dudağını okumamla sinirden deliye dönmem bir olmuştu! Bu adam kimdi ki bana bağırabiliyordu?! Kim olduğumu mu bilmek istiyordu? O zaman ona gösterecektim. Bir adım ona yaklaştım ve göğsümü gererek işaret dili ile cevap verdim.“Kim olduğumu mu bilmek istiyorsun? Söyleyeyim oğlunun yeni öğretmeniyim Aden bey! Rütbe olarak üste olmanız bana bağırma hakkı vermez size!”Bir adım geri çekildi, bu fırsatı kullanarak elimde valizlerle kapısına doğru yürüdüm. Eğer böyle insanların karşısında başını eğersen, seni bulduğu her fırsatta edebileceğini sanır. Evin kapısı yavaşça açılınca gördüğüm şeyle gülümsedim. Bu kahverengi saçlarıyla ve gözleriyle Adindi. İşaret diliyle mahçup bir şekilde konuştu.“Babam adına senden özür dilerim. Sende benim gibi özel misin?”Ona sıcak bir şekilde gülümsedim ve göz hızasına inmek için diz çöktüm. O benim gibiydi durumunu hastalık olarak görmüyordu. İşaret diliyle cevap verdim tekrardan.“Sorun değil, evet bende senin gibi özelim. Mesela sesleri duymasam da kelimeleri görebiliyorum.”Adin’in gözlerinde farklı olmanın verdiği gururu gördüm. Aden’e rağmen dilsiz olmasından utanmıyordu. Bana göre bir çocuğun bakış açısını değiştirmek, dünyaya kurtarmakla eş değerdi.Ellerimden tutarak beni içer sürüklemişti büyük bir heyecanla. Evi bir kadının dekore ettiği belliydi ve dekore edenin de terk ettiği. En sonunda beni kendi odasına götürdü, gökmavisi duvarları vardı üzerinde gezegenler çiziliydi. İşaret diliyle konuştu.“Annem… ve babam beraber çizmişlerdi.”Geçmiş zaman eki kullandı çünkü çizenlerden biri gitti. Aden’in eşi Yasemin Barlas sadece evi değil Adin’in hayallerini de terk etti. Aynı babam gibi.. babam da benim hayallerimi terk etti, çocukluğumu terk etti.“Pluton gezegen olmayı bıraktı…”demiştim, gözlerime baktı Adin ve bir damla yaş süzüldü yüzünden. Bu şifreydi, bizim gibi yarım kalanların anlayabileceği. Anlamı ise “ onun annesi anne olmayı bıraktı, benim babamsa gitti” işaret dili ile cevap verdi.“Pluton gezegen olmayı bırakalı 7 yıl oldu”Annesi terk edeli 7 yıl olmuş, Şuan 7 yaşında ve hala Yasemin’i bekliyor… ikimiz de biri tarafından yarım bırakıldık. İşaret diliyle sordu.“Özlüyor musun?”Sordu sorduğuyla yutkundum… özlüyordum kendime itiraf etmek istemesem de. Pişmandım babama gitme demedim diye ama gitmek onun seçimi, saygı duymak benim tercihimdi.“Özlüyorum, ya sen?”Sorumu duyunca ağlamaya başladı, bu hayatı boyunca asla sesini bir başkasına duyuramayacak çocuğun sesiz çığlıklarıydı. O onda onda kendimi gördüm, birimiz asla kuş seslerini duyamayacak diğerimiz asla konuşamayacaktık. Ona sımsıkıca sarıldım ama sanki kendi çocukluğuma sarılmış gibi hissediyordum.“Ağlama olur mu küçük adam… annen gelecek.”Biliyorum yalan söylemem kötü bir şey ama eğer biri mutlu olacaksa söylemekten çekinmem. Yine biliyorum yaşadığımı yaşatmaya hakkım yok ama elimden bu geliyor. Suçluluk duygusu içimi kara duman gibi kaplıyor. Gözyaşlarımı omzumu ıslatırken, geriye çekildi ve burnunu çekerek işaret diliyle konuştu.“Anne kokuyorsun öğretmenim”Çünkü buraya gelmeden önce son kez sarıldı annem… artık benim gibi sağır bir kızı olsun istemiyormuş. Biliyor musunuz? Sözleri duymayabilirim ama eylemler sözlerden daha etkili…artık hem öksüz hem yetimim.Arkamdan gelen titreşimle Aden’in buraya doğru geldiğini anlamıştım. Ona doğru dönük olmasam da rahatsız edici aurasını hissediyorum. Arkamı dönmemle onu görmem bir oldu.
Not 1: Yeşim'in korkusuz olması annesinin karanlıl alemden biri olmasından kaynaklı. Annesi Rus Mafia liderlerinden biri.