İçeriğe geç

DUYGULARIN HÂLİ

Bölüm 1 · 6 dk okuma

DUYGULARIN HÂLİ

Bölüm 1

1. Bölüm : TANIŞMADAN ÖNCESİ

Herkese selamlar. Ben Nil Bolatlı. Bu andan itibaren hem intikam hemde başarının hikayesi olacak. Her şey bana yapılan haksızlıklar, çektirdikleri acılar, vücudumdaki işkence izleri yüzünden başladı. Çok küçükken başladı.

Bana işkence yapılmaya başladığımda 13 yaşındaydım. Olanlar şimdi olmuştu. Hem benim hem de ailemin çok sayıda düşmanları vardı. Bugün 19. yaş doğum günümdü. Mafya ailesinden olduğum için doğum günüm gizli bir yerde kutlamayacaktı. Ben bir depoda yapılmasını istemiştim.


Ailemin 70 ya da 80 tane deposu vardı. Ben manzarası en iyi olanlardan seçtim. Hazırlıkların başında ben vardım. Çünkü her şeyin siyah olmasını istiyordum. Neler oluyor burada? Geliyorlar kaçmam gerekiyor.



Ailemizin düşmanlarından birkaçı. Hızla gizli kapıdan çıktım. Hayatta en çok kendime ve aileme önem veriyordum. Arabayı hemen gizli evime doğru sürdüm. İçimdeki acıyı kimse bilmezdi. Bilmesini de beklemezdim. Bu arada ailem dediğim 2 kişi vardı biri Aras’tı. Abim olur kendisi. Birde ölen kız kardeşim.



Gözümünönünde ölmüştü. Hepsi Aras’ın suçuydu. Ölen kız kardeşim Arya onun yüzünden ölmüştü. Zaten Aras abimde kötü bir insandı. Kız kardeşim Arya ’da beyin tümörü vardı. Ankara’daki özel hastanede ameliyat olması gerekiyordu. Eli geniş mafyalardan biri Ankara’da onu taciz etmişti. O da yapma falan diye bağırınca onu hemen polise vereceği için öldürmüştü.



Sadece Arya için değil sevdiğim çocuk içinde çok ağlamıştım. O gitti diye gittiği hafta sevmediğim şarkıcıyı dahi dinlemiştim. Sırf o şarkıcıyı seviyor diye. Belki gizliden gelirde sürpriz yapar diye. O şarkı bile bana yardımcı olmaya çalışmıştı. Neyse şimdi size depoda olanları anlatayım.




Depoda partinin hazırlıkları devam ediyordu. En büyük mafyalardan biriydim İstanbul’da. Benim böyle saldırıya uğrayacağım asla ama asla aklıma gelmemişti bile. Partiyi kendim için değil mafyalar camiasında adamlarımla sadece 1 gece eğlenecektik. Onu bile becerememiştim. Yol ayrımına kadar takip edebilmişlerdi. İstanbul’a her yerde aranıyordum. Tacizcileri darptan.



Tabii 1 ya da 2 tane değil tam 50 tane dosyam vardı. Adalet sistemini hiçbir zaman anlamadım ben. Okula gitmem gerekirdi ama hayatı zengin yaşamak için dışarıdan bitirdim okulu. Evet sırf zengin olmak için okulu bırakabilirim.




Yol ayrımlarının sonlarında 2 ev gözüküyor ve bu işi garip yapar. Hep normal insanlar sağa gider. Çünkü sağa güvenir. Bende tam tersi olur hep. Evim soldaydı. Pardon evleri.




Yeraltında üstte gözüken 4+1 villanın 2 katı kadar oda vardı. Eve gidince ilk iş çok güçlü bir ağrı kesici almak oldu. İntikam almaya Berke Dumanlı ve Aras Bolatlı’nın yanına gidiyor olacaktım. 1 saate jetim Ankara’daki daireme gitmek üzere gelecekti.




Hızla valizlerimi aldım. Bir valizde silahları, bir valizde kıyafetleri taşıyorum. Hemen arabaya binip havaalanına gittim gizli jet yolcuları bölümüne girdim. Özel para vermem gerekti elli bin TL gibi bir bütçe. Silahlar için. Jete bindim ama yanıma su almayı unutmuştum. Bir su istedim ve içtim sonra uykum geldi. Bende görevliye “Ankara’ya varınca uyandırın” dedim ki uyuya kalmayayım. Uyumaya başladım.




************




Uyandığımda kendimi havaalanında değil de depoda buldum. Başımda biri vardı. Depo çok karanlıktı. “O demek uyandın prenses.” diye bir ses duydum. Sıkıca bağlanmıştım. Valizlerimi bile yoktu yanımda. Silahım, adamlarım olmadan bir hiçtim ve bunu tüm mafyalar bilir.




“Ne demek prenses?” “Sen kime prenses diyorsun pezevenk.” dedim.




“Şşş sakin ol prenses. Sen benim kim olduğumu biliyor musun ki böyle konuşuyorsun?”




Sonrasında telefon fenerini açtı ve yüzünü gösterdi. Berke’ydi. Onu bulamadan o beni bulmuştu.




Kardeşimi taciz edip öldüren adam karşımdaydı. İçim yine ağlıyordu. Kardeşim aklıma geliyor beni üzüyordu.




“Neden buradayım? Anlat bana pezevenk.” dedim. Olanları anlatmaya başladı.




~Nil uyuduktan sonra olanlar~ (Berke’nin Anlatımıyla)

Uçağı senin için biz ayarlamıştık. Senin her an Ankara’ya gelebileceğini biliyordum. Sırf seni bu halde görmek için özel jet bekletiyorum İstanbul’a günlerdir. Uçaktaki sulardan birini içince Sen uyumaya başladın. Bizde uçağın inmesini bekledik. Seni kaçırmak için. Pilotlar aynı zamanda bize yanında bir valiz silahla geldiğini söylediler. Silahlar için verdiğin parayı da biz hesabımıza aldık. Ve evet ustaca planın sonucunda kendi ayaklarına buraya geldin. Elimdesin, aynı Arya gibi. Merak etme abin seni sattığından beri yanımda.




**********




Anlattıklarını dinlerken ben şok olmuştum ne yapacağımı bilmiyordum. Son çare kaçmayı deneyecektim. Bu adam seri katildi resmen. Hemen buradan bir şekilde çıkmam gerekiyordu. Bu adam beni resmen doğrar.




“O zaman sana iyi geceler prenses. Tabi bu gece iyi biterse.” dedi ve çıktı.




Çıkarken “Sana da pezevenk!” diye bağırdım. Yanımda bir masa vardı. Masada telefonum çalıyordu. Ama açamıyordum.




Pezevenk Çok sıkı bağlamış beni sanki eriyecem bir gecede.




Masada telefonumun yanında bir tabanca ve bıçak vardı. Ne kadar denesem de ipleri çözemiyordum. Artık deliye dönmüştüm son çare olarak bağırmaya başladım.




“Çıkarın beni, yoksa yedi sülalenizi gebertirim duydunuz mu? Ben sözümün eriyim bakın.” Ne kadar dediysem boş. Kimse çıkmadı karşıma. Belki 1 saat bekli de 2 saat sonra biri göründü. Gelen Berke’den başkası değildi. Elinde bir tabanca vardı. Korku salan bir gülüşle yanıma geliyordu. Masanın yanındaki sandalyeye geçti.





“Evet nasıl hissediyorsun prenses? Şahsen ben seni öldüreceğim için iyi hissediyorum.” dedi.




“Bende sana yalvaracak değilim pezevenk. İlk fırsatta seni gebertecem.” dedim. Sesim biraz bile olsun titremiyordu.




“Tabi ki yaparsın ama bu geceden sağ kurtulmayı becerebilirsen prenses.”




“Şimdi seninle bir oyun oynayacağız. Eğer ben kaybedersem sen beni vuracaksın. Sen kaybedersen de ben seni vuracağım. Tamam mı prenses?”




“Bak, bana prenses deme pezevenk. Hem ben oyunları sevmem. Ya yapacaksın ya da yapmayacaksın.”




“Ben bunu kabul sayıyorum, hadi başlayalım.”

“Beni çözecek misin? Yoksa ben nasıl oynayacağım?”




Güçlü bir kahkaha attı. Depoyu inletti resmen.




“Zaten elini çözmesem ben kazanacağım. Ama adil bir insanın ben. Seni çözeceğim. Kaçamazsın zaten.” Beni çözmeye başladı. Çözdükten sonra oyunu anlattı. Oyunun mantığı Rus ruleti gibiydi ama farklıydı. Silahı alnımıza koymuyor, telefonları masaya koyup yanına koyuyorduk. İlk kimin telefonundan mesaj gelirse o kişi yapacaktı. Mesajın boyuna göre tabanca veya bıçak kullanıyorduk.




Kimden: Ecrin Suna

Kime: Nil Bolatlı




“Nil neredesin? Çağlar ’la seni aramaktan verem olduk. Çağlar çıldırmak üzere. Evde kırılmadık yer kalmadı. Ne olursun eve çabuk gel.”




“Bunlar kim Nil? Sadece merakımdan soruyorum.”




“Dostlarım."Dedikten sonra silahımı aldım. Mesaja göre ben Berke’yi karın bölgesinden vuracaktım. Kalktım ayağa ve tetiği çektim. Karnına yara almasına rağmen devam ettik. Oyun böyleydi. Bu sefer ona bir mesaj geldi.




Tam o sırada O mesajı okurken ben gizlice bizimkilere konum atmaya çalıştım. Neden çalıştım dedim. Çünkü Berke bana bakıyordu. Hızla telefonu çekti. Telefonun içinden hattı çıkarmaya başladı.



“Niye kuralları çiğniyorsun? Bizde kural çiğnemenin bedelleri vardır. Şimdi otur oturduğun yerde hatta dur 2 dakika. Kelepçeleri çıkartayım.”




“Bir de kelepçe mi var yanında?”




“Bu hayatta ne olacağı belli değil. Sen olsan sende taşırdın.”




O konuda haklıydı. Ona yalvaracak değildim. Oyuna 20 dakika boyunca kelepçeli devam etmek zorundaydım. Kurallar böyleymiş. Bu arada o beni omzumda vurdu. Mesaj onu temsil ediyordu. Omzumun ağrısı çoktu ama dayanmam gerekiyordu.




***********




20 dakika bitti ve bana 2 tane daha mesaj gelmişti. Başka birinden geldi bu mesaj. Hattımı geri taktı 20 dakikadan sonra.




Kimden: Kaan Koza

Kime:Nil Bolatlı

“Nil nerede kaldın? Bak Çağlar başımın etini yedi. Ne ediyorsan et hızlı eve gel.”




“Neredesin, Başına ne geldi? Cevap ver delireceğim burada? “




Berke’ye dönerek “Merak etme Kaan’dan mesaj.” dedim. Şansıma bıçak gelmişti. Yine karnından bıçaklayacaktım. Bunu yaparken içim biraz acıdı buna. Sonra telefonu çaldı. Onu bekledim. O arada masada olan 2 bıçaktan birini sahtesiyle değiştirdim.




“Ne oldu Berkecik? Betin benzin atmış.” Dedim

“Hemen çıkıyoruz.” dedi.

“Neden?” dedim.

“Korktun mu prenses?”

“Senden mi korkacağım pezevenk?”

“Sonrasında korkacaksın zaten.”

Bir baktım ki elinde sakinleştirici var.




“Ne yapmayı düşünüyorsun sen?” dedim. Şaşkınlığı çoktu.




“Birazdan anlarsın.”




Daha ben olanları anlamaya çalışırken arkama geçmişti. Bir şey olmasın diye kımıldamadım yerimden. Birden “şaak” diye iğneyi yaptı. Sonrasında kucağına aldı. Ben tepki veremi-yordum. Ellerimin kelepçelendiğini hissettim. Sonrasında kucağında ilerlemeye başladım. Yavaş yavaş bilincim kayboluyor. Sonrasını hatırlamıyorum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.