Güneş batmış karanlık tekrar çökmüştü ama benim çıkış planları şimdiden imkansızlaşmıştı; Çünkü ikimiz de yorulsak ta birbirimizi yenmeyi başaramıyorduk; En sonunda aklıma elbisemin cebindeki şekerler gelmiş ağzına şekerleri atınca boğazında kalmıştı; Nefes almaya çabaladığı sırada ben de yumruk atmaya başlamış hiçbir an durmuyordum. Sonunda sert bir darbe ile yere indirmiştim; Ağzından kanlar akarken ben de kendimden geçmiş bir halde tanınmaz bir durumda cam haznenin içindeki tacı alıp topallayarak kapıdan dışarı çıkmıştım; Atım dışarda tüm asilliği ile duruyorken ben kendimden geçmiş bir halde atın sırtına atlayıp son hız koşturmaya başladım; Şehirden içeri girdiğimde halk beni bekliyor büyük bir sevinçle alkışlıyorlardı; Bu gördüklerim karşısında duygulanmamak elde değildi; Hem annem ile konuşacağımın heyecanı da daha çok mutlu olmamı sağlayan ikinci bir etmendi; Annem beni anlayan tek kişiydi küçükken diyebilirdim; Ama şimdi bundan pek emin değildim; Annem,e gerçekleri söylemeden önce benim hakkımda ne düşünüyor öğrenmek istiyordum; Herkes beni tebrik edip kraliçeyi tahtında yanlız bırakmışlardı; Bende konuşmak için doğru anın bu olduğunu anlamıştım; " Kraliçem size bir soru sormak istiyorum. " Tabi sorabilirsin merakla bekliyorum senin soruların bana geçmişimle alakalı şeyleri hatırlamamı sağlıyor."
" Sizin bir aileniz varmı ? Hep bu tahta yanlız başınıza oturuyorsunuz; "
" Benim bir kızım vardı onu çok severdim çoçukken yanındaydım ama ilerleyen zamanlarında yanında olamadım kendi elimde olmayan sebeplerden dolayı sana bunları anlatamam ama kızım burada olsa onu hiç unutmadığımı ve her an ona ulaşmak için çabaladığımı söylemek isterdim; Şimdi sen bana yardım edersen muhafız böylece kızımı bulabilirim; "
"Tabiki yardım edebilirim; Kraliçem derken gözlerimden yaşlar damlıyordu; Ama bunu anneme yapamazdım;
" Ben senin kızınım anne zaman makinesi ile buraya sana yardım edip sonrada günümüze götürmeye geldim; "
" Düşmanlarımızdan birini yendim yani burada kalmak zorunda değilsin. "
" Yenilmiş olsa bile buradaki halkı yüz üstü bırakamam; "
" Ben yıllardır seni bulmak istiyordum; Neden sen beni yüzüstü bırakıyorsun anne söylermisin buna hakkın yok; "
" Yüzüstü bırakmak istemiyorum ama kızım seni korumam lazım; "
" Ben korunacak yaşı geçtim anne artık benim biraz da olsa senin sevgine ihtiyacım var sahte tesellilere değil neyse beni reddeceğini bilmiyordum. Kraliçem senin burada krallığında mutlu olman beni de mutlu etti tacı ver de gideyim;
" Tacı veremem onların güvenilir kişiler olduğunu düşünmüyorum; O zaman ben buraya kadar boşuna mı geldim; Ne annemi geri götürebiliyorum; Ne de tacı neyseki kılıç dünyada diyebilirim."
Bunu duyar duymaz annemin gözleri büyümüş ses tonu değişmiş bir vaziyette;
" Krallık emanetleri dünyada ne arıyor ? "
" Sizin burası bir hayal ürünü yada buradan oraya alametleri kaçıran birisi var. " Kraliçe yani annem düşünmeye başladığında birşeyler olacağının farkına varsam da sesimi çıkarmazsam kabak benim başıma patlamaz diye düşünüyordum. Ama çok yanıldığımı annem sesini yükselterek konuşmaya başlayınca anladım; " Yarın ilk olarak krallık alametini buraya geri getirmek için zaman makinesine binip gitmeni istiyorum; Eğer benim muhafızımsan bunu yapman senin asli görevin istemiyorsan görevden istifa ederek normal hayatına geri dönebilirsin ama bu yaşadıkların sana bir rüya görmüş hissi verecek her zamanki gibi annesiz bir hayat sürmeye devam edeceksin."
Çok fazla düşünmeme gerek yoktu zaten ben buraya annem için gelmiştim; Dediklerini eksiksiz yapmaya hazırdım.