Saat sabahın sekizi. Akşamki olay sanki rüya gibi geliyor. Ama Rüya olmadığından çok emindim. Yatağımdan doğruldum ve karakola gitmek için hazırlandım. Arabaya binmeden önce Kemal'i aramak istedim ama o benden önce davrandı. Evin kapısını kapatmadan telefon çalmaya başladı. Telefonu açtım.
"Efendim Kemal."
"Başkomiserim çok karışık bir mesele bu cinayet. Gelseniz çok iyi olur."
"Geliyorum evden yeni çıktım. Oraya gelince konuşalım ayrıntıları."
"Tamam başkomiserim. Ben de siz gelene kadar bilgileri toparlayıp size küçük bir sunum yapayım."
"Çok iyi yaparsın. Ben hemen geliyorum."
Dar sokaklardan geçip karakolun önüne geldiğimde hoşlandığım kadını gördüm. Rana. Arşiv Büro'da çalışıyor. Şu yaşıma kadar evlenmeyi düşünmedim de birisi ile sevgili olmayı da. Ama Rana bu fikrimi değiştirebilecek tek kişi. Yumuşacık elleri, ince dudakları, kara gözleri, esmer teni, bülbül sesi... Allah'ın yarattığı bir şaheserdi bu hem de şu anda tam karşımda duruyordu. Selam verdi.
"Günaydın Remzi bey. Duyduğuma göre bugün bir cinayet işlenmiş. Kolay gelsin şimdiden."
"Sağolun Rana Hanım. Benim çok işim var. Size de kolay gelsin." Sesim titriyordu. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Aşk denilen duygu bu olsa gerek.
Hızlı adımlarla uzaklaştım. Yanaklarım şimdiden kıpkırmızı olmuştu. Ama iş mazeret gerektirmez. Hemen ofisime yürüdüm. Ofisimde Kemal konuk koltuğuna oturmuş önündeki küçük masadaki birkaç tane dosya ile uğraşıyordu. Hemen karşısına oturdum.
"Günaydın Kemal. Neler buldun bize çok yardımcı olabilir mi."
"Evet başkomiserim. Bizim maktul borçlar içindeymiş. Tefeciden borç almış, kirayı ödeyemiyormuş, kayınbiraderine de borcu varmış. Yani borç yatağına düşmüş. Anlayacağınız adamı borçtan öldürmüş olabilirler. Ama duvara yazılan bir rakamı kafada soru işareti bırakıyor. Daha önceden dediğim gibi başkomiserim uyuşturucu işine de bulaşmış. Birisi uyuşturucu için de öldürmüş olabilir."
"Anladım Kemal. Karmaşık bir mesele. Bu Tarık'ın eşi var mı. Gidip konuşsak çok faydası dokunabilir."
"Evet ama boşanmış. Kadriye hanım. Borçlar, uyuşturucu meselesi olunca eşi boşanma davası açmış. Üç ay önce boşanmışlar."
"Biz yine de gidelim Kemal. Birkaç ip ucu bulabiliriz belki."
"Tamam başkomiserim. Kahvaltı yapmış mıydınız? Simit ile çay ile karnımızı doyurup gidelim isterseniz."
"İyi olur. Ben de kahvaltı yapmadan geldim zaten. Bizim Murat'ı çağır da bize iki simit iki çay alıp gelsin."
"Emredersiniz başkomiserim. Hemen çağırıyorum Murat'ı."