İçeriğe geç

Düşündüğümden Berbat

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Düşündüğümden Berbat

Bölüm 4

Duygusal Açıdan Önemli Bir Kamp

Her şeyden çok yakınıyor gibi görünmek istemem ama başkalarıyla uyumak hoşuma gitmiyor. Hem de hiç. Yine de şu an bizim için kapatılmış futbol sahasında çadırın içinde benden başka üç kişiyle uyuyordum.

Artık nefesleri ağzıma kadar doldu ve bunalttı. Kendimi son bir hışımla tulumumun içinden ve çadırdan çıkardım. Neden uyku tulumu kullanıyorduk ki? Çimenler zaten yapay ve çadırların zeminleri yumuşak.

Dışarı serindi. Yakında araba olmadığından çok sessizdi. Sadece çadırların hışırtısı geliyordu.

Futbol sahası şehirden oldukça uzaktaydı. O kadar uzak ki ışık kirliliğinden dolayı gözükmeyen yıldızları görebilirdiniz.

Çadırlardan uzaklaşıp yere uzandım. Yıldızlar hakkında çok şey bilmiyorum. Sadece asla ayıya benzemeyen Küçük Ayı'yı ayırt edebildim. Bir de şurada kenarda bir kuyruklu yıldız vardı. Ona baktıkça etrafımda horlayan insanları unuttum ve fısıltılar etrafımı sardı.

"Ne var? Ne istiyorsun?"

"Uzun zamandır konuşmamıştık Mindy. Arkadaşlarının senden nefreti boşuna değil gibi."

"Öyle bir nefret yok çünkü arkadaşım da yok."

"Biliyorum." Kikirdedi. "Çok acınası değil mi?"

"Senin de arkadaşın yok."

"Çünkü ben zavallı bir insan değilim ve kendimi parçalayacak türden duyguları birine anlatmamak konusunda rahatım."

"O zaman nesin sen. Yıkımım diyorsun ama bu sadece bir kavram."

"Tam olarak değil. Eskiden dünyaya daha sık gelirdim ama artık bana çok bir ihtiyaç yok."

"Sinir bozucu şekilde konuşmak dışında ne işe yarıyorsun ki?"

"Bazen anlatılması gereken bir hikayeye sahip olduğunu düşünenler olur. Kendilerini kanıtlamak için planlara. Yine de çekinirler. Ben ise onları hedeflerine ulaştırırım."

"Böyle deyince iyi biriymişsin gibi duruyor."

"Bir hikayede iyi ve kötü karakterler olmaz Mindy. O bir hikayedir ve karakterler sadece vardır."

"Biz de mi öyleyiz?"

"En çok da siz. Çünkü insanlar hikaye anlatmaya bayılırlar. Aptalcadır ama severler."

"Hey! Mindy. Kimle konuşuyorsun?"

Fısıltılar kayboldu ve fısıltıyla bağıran bir kız yanıma yaklaştı.

"Sen de mi uyuyamadın?"

"Evet. Uyku tulumu sıktı. Neden uyku tulumu da getirmişiz ki?"

"Değil mi? Zaten plastik çimen ve çadırların zeminleri yumuşak."

"Evet."

Bu Britta'ydı. Sınıfın popüler kişisi diyebilirim. Onu tanımlayacak tek şey bu değildi elbette ama onu daha fazla tanımıyordum.

"Bizimkiler de uyuyamamış."

"Sizinkiler?"

"Arnold, Jacob, Angela, Mary..."

"Hah! Öyle mi?"

"Evet yanımıza gelmek ister misin?"

Elbette hayır ama Mary'i duyunca gitmemezlik yapamazdım. Sanırım onunla biraz yol kat ettim ve bunu bırakmak istemiyorum.

"Olur."

Sahanın en ucuna kale direğinin yanına gittik. Sigara içiyorlardı. Mary'nin de içtiğini bilmiyordum. İstediğini de sanmıyorum.

"Selam."

İlk Jacob atıldı. Onunla daha önce konuşmamıştım ama ne olduğunu biliyordum.

"Merhaba Mindy? Sen de mi bu gece uykusuzsun. Yoksa uyuyabilmen için birine mi ihtiyacın var?"

Komik bir çocuktu ya da kendisini öyle görüyordu ki bu kadar gülüyordu.

"Evet. Doktor keşke haplarımı verseydi de bu şakayı duymasaydım."

Buna da gülüyorlardı. Dediğim gibi komik bir çocuk.

Mary ile çok göz teması kuramadık. Ben yol kat ettiğimizi düşünürken o kendini açığa verdiğini düşüyordu.

En sonunda Angela ve Britta uyumaya gitti. Arnold ise Mary ile uzaklaşmaya başladı. Jacob ile yalnız kalmıştım.

O bir eliyle kale direğini tutulup asılırken yukarı doğru bakıyordu.

"Hava çok güzel değil mi?"

Ne yapmak istediğini anlıyordum.

"Hıhı. Yıldızları daha önce bu kadar parlak görmemiştim. Sanki bize bir şeyler anlatıyor."

Bunu devam ettirmek çok kolaydı. O da alaycı tavırlarımı anladı. Yukarı bakmaktan yüzü hafif kızarmıştı.

"Komik bir kızsın biliyor musun?"

Sustum. O da elbette bunu düşünebilirdi.

Kale direğini bırakıp ayağa kalktı ve dibime kadar geldi.

"Daha önce komik olduğunu söyleyen oldu mu?"

Lisa bunu söylerdi ama bunu penisiyle düşündüğü için değil, gerçekten öyle gördüğü için söylerdi.

Jacob'un dudağına atıldım. Fısıltılar ise sanki etrafımda daireler çiziyormuşcasına "Ooooo" diyorlardı.

Geri çekildim. Jacob hafif gülümsedi. Bu sefer o beni öpmek için yaklaştı ama elimi göğsüne koyup onu durdurdum.

Jacob'tan hoşlanmıyordum.

"Ben... Uyumaya gidiyorum."

"Bu... Seks daveti mi? Çadırına mı geleyim?"

"Ne? Hayır. Sadece uyumaya gidiyorum."

"Tamam o zaman yarın görüşürüz."

Arkamda Jacob'u bırakırken fısıltılarda kayboldu. Sonunda yatağıma girdim ve Lisa'yı düşünmeye başladım.

Uykumda planlanmış senaryolarımı görmeyi çok seviyorum. Uykum olmasa bile gözümü kapayıp o rüyayı hayal ediyorum. Lisa yanımdaki yastıkta yatarken bana göz kırpıyor.

Onu böyle görmek beni çok rahatlatıyor. Hala yaşadığına kendimi inandırıyorum. Ona sarıldığımı. Sınıf arkadaşlarımın horlaması ve bana yıkımı fısıldayan fısıltılarla uykuya dalıyorum.

Bölüm sonu

20 yorum