Babamın dün akşam bize bahsettiği davet için sabah annem odama gelip uyandırdı. Tabi bende kalkıp rütin işlerimi halledip aşşağıya indim. Herkes kahvaltı için yemek masasındaydı muhtemelen beni bekliyorlardı.
Sandalyemi çekip oturmadan önce herkese yönelik "Günaydın canım ailem" dedim ve yerime yerleştim. Babam bana gülümseyerek "Günaydın canım kızım" dedi ve tekrar tabağına yöneldi.
Biz annem ve abimle gülüşerek yemek yerken babam somurtup bizi izliyordu. Bir derdi falan mı vardı? Sabah sabah somurtmasına dayanamayıp "Baba sen neden gülmüyorsun moralin mi bozuk" diye sordum.
Babam masadan kafasını kaldırıp "Yok kızım moralim bozuk değil sadece akşam ki daveti düşünüyorum" deyip gülümsedi. Pek inanmasam da gülüşüne karşılık verdim ve kahvaltıma devam ettim.
(DAVET)
Gözlerim etraftaki pahallı kıyafetli insanlarda gezindi. Herkes bol simliydi maşallah bense yanlarında çok sade kalıyordum. Gözlerim bi mavi çiçekli elbisemde bi elbiseleri simli insanlarda gezindi. Ama tabiki benim elbisem o rüküşlerin elbiselerine bin basardı. Çünkü üzerimdeki en sevdiğim elbisemdi.
Sonra bakışlarım sağ tarafımda biraz uzağımda kalan babama takıldı. Karşısındaki takım elbiseli adamla bişeyler konuşuyordu. Babamın gözleri tedirgin bir şekilde etrafta gezinmeye başladı gözleri bana takıldı ve gülümsedi. Tabi bende ona 32 diş gülümsedim. Babam elindeki peçeteyle anlındaki terleri silip tekrar karşısındaki takım elbiseli adama döndü.
Adam babama bişey söyledi ve merdivenlerden aşşağıya inmeye başladılar. Bu sırada davetteki çoğu kişi geç olduğu için gitmişlerdi son kalan birkaç aile de gidiyorlardı. Annem bana yönelik " Mavi babanın peşinden gidip söyler misin kızım bizde gidelim artık geç oldu" anneme kısaca tamam deyip yavaş yavaş merdivenlere doğru ilerledim küçük adımlarımla.
Aşşağıya indiğimde önümde uzun bi kolidorla ve tam 3 kapıyla karşılaştım biri kolidorun sonunda diğer ikisiyse karşılıklı bakışır şekilde duruyordu. Kolidorda ilerlerken arkamdan gelen bağırma sesiyle arkamı döndüm. Gözlerim merdivenlerin altındaki depoya benzeyen kapıyla kesişti.
Bağırma sesleri hala gelirken ürkek adımlarla yavaş yavaş kapıya ilerledim. Sürgülü kapıyı yavaşça ittirdim ve içeriye girdiğim gibi yerde yüzü kan içindeki babama ve birkaç adamla karşılaştı mavilerim. Babamı o halde gördüğüm gibi çığlığı bastım.
Ben hala dehşete düşmüş şekilde babama bakarken adamlardan biri koşup beni yakaladı ve ağzıma elini kapattı. Babama bakmaya devam ederken yukarda babamla konuşan adamı gördüm. Gülerek babama yaklaştı ve "Borcunu ödemezsen aileni de seni de gebertirim dedim ama sen o kadar paranın içinde yüzerken bana kazık attın. Değicek mi şimdi ailenin ölmesine." adamın gözleri bana değdi. "Kızın da çok güzelmiş adı maviydi demi? Adını gözlerinde taşıyan kızının uğruna birkaç milyon dolar çok mu geldi eski dostum?" bana üzgün gözlerle bakmaya devam etti. "Hatırlıyor musun eski dostum senin kızla benim oğlanı evlendiricektik. Peki sen naptın? Bana ihanet ettin gittin o adamla anlaşma yaptın!" adam tekrar babama döndü ve karnına bi tekme attı. Korktuğum için tekrar çığlık attım. Birkaç saniye sonra dışardan ayak sesleri gelmeye başladı ve ayak seslerinin arasında abimin "Mavi!" diye bağırışını duydum.
Adam kafasını sesi duyduğu gibi kaldırdı o sırada kapıdan içeriye abim ve annem girdi.
Abim babama ve bana baktı ardından "Bırakın lan babamla kardeşimi şerefsizler!" diye bağırıp adamların üzerine yürüdü. Ama bilmediği bişey vardı adamlar 8 kişi oysa tek kişiydi.
Takım elbiseli adam kahkaha atıp adamlarına eliyle işaret verdi. Ardından annemi ve abimi de yakaladılar. Abimi tuttukları gibi yumruklayıp yüz üstü yere yatırdılar.
Annemse kurtulmak için çırpınıyordu. Abim bana "Mavim,güzelim korkma tamam mı çıkıcaksın burdan" dedi ve karnına tekmeyi yedi. Tuttuğum göz yaşlarım firar etmeye başladı.
Derken takım elbiseli adam eline silahını aldı onunla birlikte adamları da aldı. "Bana ihanet ettin borcunu da ödemedin artık yaşamanın bi anlamı yok eski dostum" dedi ve adamlarıyla aynı anda tetiğe bastılar.
Annemin babamın ve abimin bedenlerini yere adeta fırlatırcasına attılar. Ben tekrar çırpınıp bağırınca beni tutan adam beni bıraktı. Bıraktığı anda yeri boyladım meğerse ayaklarım tutmuyormuş adamdan destek alıyormuşum.
Yere oturup hüngür hüngür ağladım ve bulduğum son güçle kalkıp takım elbiseli adama yaklaştım. "Ailemi öldürdün!" diye bağırdım salya sümük ağlarken. Adam kahkaha atmaya başladı yerimde daha da küçüldüm. "Ben onlarsız yaşayamam beni de öldür!" diye yalvardım. Adam tekrar kahkahasını bastı.Kahkahasının arasında "Senin cezan öyle hemen bitmeyecek küçük hanım ömrünün sonuna kadar acı çekiceksin babanın borcunu acı çekerek ödeyeceksin tüm hayatın boyunca".
Adamın yüzüne küçücük bedenimle adeta tükürürcesine tekrar bağırdım. "Eğer beni bugün öldürmezsen bigün büyüdüğümde oğlunun canını da ben yakarım" dedim ama ne yapa bilecektim. Adam tekrar kahkahasını patlattı ve " Sen beni güldürdün Allah da seni güldürsün diycem ama bu pek mümkün değil artık" diyerek ayaklandı.
Adamlarıyla birlikte kapıdan çıkıp gittiler. Ailem yerde kanlar içindeydi hepsini kafalarından vurmuşlardı. Yere onların yattığı yere oturdum onlara sarıldım. Hüngür hüngür ağladım sabaha kadar. Artık gözümde yaş kalmazken. Deponun kapısı sertçe açıldı ve içeriye polisler girdi. Neden bu kadar gecikmişlerdi?
Ben onların yanında yatarken polis abilerden biri geldi yanıma ve beni kaldırdı. Hemen sarılıp kucağına aldı, kendisini benimle birlikte davetin olduğu lüks villadan çıkarıp kaldırıma oturttu ve kendi de yanıma oturdu.
Derin bi nefes aldı ardından "Merak etme bunu yapanları bulucaz ama bize o adamların fiziksel özelliklerini söylemen gerekiyor" dedi. Ağlamaktan muhtemelen kızarmış yüzümle ona döndüm ve "Neye benzediklerini söylerim ama ben nolucam artık ailem ve bi evim yok" adam üzgün bakan gözlerini yüzümde gezdirdi. "İstersen benim kızım olabilirsin tabi baba demene gerek yok istediğini diyebilirsin ama benimle kalmak istersen çok mutlu olurum" dedi.
Polis amcayla hala otururken bikaç dk ardından "Tamam kabul ediyorum" dedim adam gülümseyip "Sevindim bu arada benim adım Ferhat senin adın ne küçük hanım" dedi.
Bende gülümsemeye çalışarak "Mavi, adım Mavi Yılmaz" dedim. Adamın gözleri parladı adeta ve bana dönüp "Gözlerin Mavi olduğu için mi adını Mavi koydular" dedi meraklı haliyle. "Evet ama tek hikayesi bu değil bi gün sana bunu anlatıcam" dedim. Polis amca tekrar gülümseyip "O günü heyecanla ve büyük bi merakla bekliyorum" dedi.
