Yıl 1999/Mardin
küçük Hümeyra annesinden dışarı düşmanları olan Polat Mirza ile oyun oynamak için izin almaya çalışıyordu. Hümeyra'nın babası annesini çok fazla tembihlediği için izin vermiyordu.
Hümeyra yedi yaşındaydı bal rengi gözleri upuzun kumral saçları vardı gözlerini babaannesinden almıştı saçlarını ise annesinden. Hümeyra annesine yalvarmaya devam ediyordu. Aslında Safiye hanım Polat Mirza'yı da çok severdi ama düşman olmuşlardı bir kere ne yapabilirdiki.
Polat Mirza ise tıpatıp annesi gibiydi annesi gibi siyah saçları ve siyak zeytin gibi olan gözleri vardı. Küçük Hümeyra son kez annesinden izin almak için mutfağa annesinin yanına gitti 'Canım annnneeeeemmm senden bir şey isteyebilir miyim' Dedi annesine aklınca cilve yaparak.
Annesi bıkkın bir şekilde 'Efendim bal gözlüm ne oldu yine' Diye cevap verdi Hümeyra annesinin ona 'Bal gözlüm' demesine bayılıyordu ve cidden de gözleri bal gibiydi 'Benim canım annem, prenses annem, güzel annem ya lütfen dışarı çıkayım ya noğlarrr çıkayım anne hem ben çok sıkıldım evde ve Polat'ı da çok özledim ya babam gelmeden hemen gidip gelirim söz veriyorum' Diye yine yalvarmaya başladı.
Artık dayanamayan Safiye hanım kızını kucağına alıp tezgaha oturttu. 'Bak benim gözlüm bende isterim gidip Polat ile oynamanı ama dinle be güzel kızım beni baban kızar sana sonra sende biliyorsun ki Polat ve ailesi bizim düşmanımız gidemezsin onun yanına onun yerine Nare ve Miran ile oynasan he kınalı kuzum benim onlar senin kardeşlerin hem de hadi güzel kızım benim git kardeşlerin ile oyna' dedi Safiye hanım artık bıkmıştı her gün bu konuşma yaşanıyordu ve hep kazanan kişi Hümeyra oluyordu. 'Anne ya onlar daha çok küçükler bana ne ben onlar ile oynamam' Diye isyan etmeye başladı. Kardeşleri ondan sadece iki yaş küçüklerdi ikisi de beş yaşındaydı. Tam Safiye hanım bir şey diyecekti ki içeriden bir ses duyuldu; 'OĞLUM ŞAHİN'İM NAPTILAR YAVRUM SANA NASIL KIYDILAR SANA BENİM KINALI KUZUM' Hümeyra'nın babaannesi bağırıyordu ve ağlıyordu ne olmuştu ki babasına.
Niye öyle bağırmıştı babaannesi. Safiye hanım endişeli gözler ile Hümeyra'ya baktı hemen Hümeyra'yı kucağına alıp salona koştu. Salona girdiklerinde ise şok olmuş bir şekilde yerde kanlar içinde yatan cesede baktılar ölmüştü Hümeyra'nın babası öldürülmüştü. Hümeyra annesine sıkı sıkı sarıldı. Safiye hanım ise çığlık çığlığa ağlıyordu. Hümeyra o gün çok ağlamıştı ama kimseye belli etmemişti annesi onu uyuttuğunu sanıyordu ama Hümeyra uyumayıp babasının fotoğrafına sarılıp ağlıyordu. Hümeyra o günden sonra kendine bir söz verdi büyüyünce asla ama asla ağlamayacaktı. Eğer ağlarsa da o gün Hümeyra kendine vermiş olduğu sözü tutamayacaktı. Kimse bilmiyordu ki Hümeyra verdiği tüm sözleri tutardı. Bu verdiği sözü de tutacaktı. Hep babasına verip tuttuğu sözler gibi...
Günümüz/2025
Çok hızlı olmam gerekiyordu. yoksa işe geç kalacaktım. Hava bugün soğuktu kalın bir şeyler giymek istiyordum. Üstüme gök mavisi renginde bir kazak altıma da siyah bir pantolon giydim. Yüzüme hafif bir makyaj yapmak istiyordum. Gece çok geç saatte uyuduğum için gözlerim şişmişti tenime bir şey sürmek istemiyordum kapatıcımı alıp göz çevreme sürdüm çok açık bir mavi far alıp göz kapağıma hafif bir şekilde uyguladım ve üstüne rimel sürüp göz makyajımı bitirdim. Galiba makyajda en çok sevdiğim şey rimel ve allık olabilir ikisi de çok güzel çünkü. Kalan makyajımı da bitirip üstüme montumu giydim. Telefonumu elime alıp maviş gözlümü aradım.
Boran'ım. Telefon hemen ikinci çalmasıyla açıldı 'Bal gözlüm günaydın senin sokağın ordayım bebeğim hemen geliyorum' Dedi şapşal çocuk ya daha ben neredesin demeden nerde olduğunu söylüyordu. 'Günaydın aşkım kapının önüne çıktım şimdi bekliyorum seni' Dedim yüzümdeki tebessüm ile 'Hopba girdim bile sizin sokağa bir tanem' Bu cümleyi kurmasıyla arabanın önümde durması bir oldu. Telefonu kapatıp gülerek arabaya bindim. 'Ooo bakıyorum da yine çok güzelsiniz hanımefendi gözlerimi kamaştırıyorsunuz' Dedi beni her gördüğünde böyle mi söyleyecekti.
Yanaklarım al al olurken konuşmaya başladım ' Ya Boran öyle demesene ya utanıyorum' Bizim Boran ile sevgili olalı tam 2 yıl 3 ay olmuştu ve ben hala o bana iltifat ettiğinde utanıyordum. 'Allah Allah nedenmiş o hanımefendi siz çok güzelseniz benim suçum ne' 'Ya Boran' diyerek ellerim ile yüzümü kapattım 'Ahahaa tamam tamam sustum sevgilim hadi bakalım okula gidelim' Dedi ama tabikîde okula gidene kadar Boran iltifat etmeye devam etti bende utanmaya devam ettim. Okulun önüne geldik ve Boran ile sarıldık Boran tıp okuyordu ben ise ressamlık. 'Dikkat et benim bal gözlüm bir şey olursa hemen arıyorsun beni tamam mı' Her gün olduğu gibi yine annelik görevini yapıyordu. Gözlerimi devirip 'Ay tamam aşkım ya ne abarttın bir şey olmaz bana senin sevgilinim ben unuttun mu ' Deyip saçlarımı savurdum Boran'ın yüzüne doğru.
Boran sırıtıp 'Tabikîde benim sevgilimsin' deyip beni şımartmaya devam etti. Yanağına küçük bir öpücük kondurup indim arabadan. Boran kornaya basıp ilerledi okula giderken telefonum çaldı Safiye sultan arıyordu. Bekletmeden hemen heves ile açtım telefonu 'Efendim Safiye sultan emret' dedim cilveli cilveli. Anneme cilve yapmayı seviyordum. 'Hümeyra kızım sana bir şey demem gerek' Annemin sesi gergin mi geliyordu. yoksa bana mı öyle geliyordu anlayamadım 'Dinliyorum Safiye sultan' dedim annem konuşmaya başladı ve duyduklarım karşısında olduğum yerde durdum ve kaldım. Yutkunmayı bile unutmuş olabilirdim. Annem gerçek mi diyordu söylediklerini Ben Hümeyra 26 yaşındayım. Babam öldüğünde kendime bir söz verdim. Hiç ağlamayacaktım. Ama bugün yıllar sonra ilk defa verdiğim bir sözü tutamadım. Gözlerimden akan bir göz yaşına engel olamadım. İlk defa kendimi bu kadar çaresiz hissettim. Ben annemin dediğini nasıl yapacaktım ki..