İçeriğe geç

Düşman Ama Değil

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Düşman Ama Değil

Bölüm 1

1.Bölüm

Her ne kadar kalkmamak için diretsem de, alarm sesi canımı sıktığından uykum kaçtı. Bütün gece Arthur’u düşünmekten uyuyamamıştım. Haklı ve iyi bir sebepti bence. Bir süre sonra, düşüncelerimden sıyrılmayı başardığımda, saate bakmak aklıma geldi. Yine geç kalmıştım. Üzerime beyaz bir bluz ve bej rengi bir etek geçirdim. Saçlarımı hafif dalgalandırdım. Son olarak kemanımı alıp kendimi dışarı attım.

Yolda kahve alıp, metro durağına doğru yöneldim. Aceleyle yürürken uzun bir adama çarptım. Adam haşlanmıştı resmen.

“Gözün varsa, kullan onları. Çeyizine koymayacaksın herhalde!”

“Acelem vardı. Ne dikiliyorsun sırık gibi yolun ortasında!”

“Sırık? Sen fazla kısasın!”

“Git işine ya. Benimle uğraşma!”

Derken yabancıyla göz göze geldim. Siyah saçları ve mavi gözleriyle çekici görünüyordu. Takım elbisesi vücudunu sarmıştı. Ne düşünüyorum ben! Yabancı kahvenin tenine değmemesi için uğraşırken, telefonum çalıyordu. Yardım edeyim diye uzandım.

“Yeterince sıcak olmadığını falan düşünüyorsan, al bunu da dök!”

Deyip bir bardak kahve daha uzattı. Elinden kahveyi aldım, tekrardan üzerine döktüm. Evet, evet. Yaptım.

“Delirdin mi sen!”

“Evet ya, delirdim! Sen dedin dök diye!”

Telefonun çaldığını yeni fark ettim. Victor arıyordu. Tamamen aklımdan çıkmış! Açmadan bir iç çektim.

“Ne o? Pişman mısın yoksa?”

“Ne pişman olacağım. Hem senin yüzünden geç kaldım!”

“Ben mi dedim gel üzerime kahve dök diye?”

O esnada hiç istemeyeceğim bir şey oldu; Victor geldi.

“Naber, canım?”

Diyerek kolunu belime attı. “Canım” mı?! Yavaşça keman çantamı çıkartıp adama uzattım.

“Bir dakika tut şunu.”

Dedikten sonra, Victor’un kolundan kurtulup yüzüne bir yumruk geçirdim. Kalkacağı esnada karnına tekme attım.

“Ben. Senin. Hiçbir şeyin. Değilim!” Dedim ve adama döndüm.

“Sağ olun, Bay Sırık. Mümkünse yolda dikilmeyin. Umarım karşılaşmayız.”

“Birincisi adım Drystan Clist. İkincisi, aynı fikirde olduğumuza sevindim. Amaris CoralHerald.

Oradan uzaklaşınca, bir soru kafamı karıştırdı. Adımı nereden biliyordu? Ben cevap ararken, Victor beni takip ediyordu. Fark etmediğimi sanıyordu. İki kez farklı yollara saptım. Daha sonrasında sahile çıktım. Gözden kaybolmuştu. Lara’yı çaldırdım, sonunda açtı;

“Bugün provaya gelemeyeceğim. İşim çıktı.”

“Peki, Victor’da yok ortalarda.”

“Takip ediliyorum, sanırım o Victor. Sunrise Sahili’ndeyim. Ulaşamazsan merak etme.”

“Ne! Anlamıyorum, neler oluyor!”

“Sadece beni dinle.” Dedikten sonra telefonu kapattım. Sahilin hemen yanındaki kafeye girdim, filtre kahve alıp çıktım. Benim onu far ettiğimi fark etmemeliydi.

Sahilde yürürken yine birisine çarptım. İçimden kahvenin dökülmemiş olmasını diledim. Ama çok geçti.

“Yine mi sen, ne istiyorsun be kadın!”

“Hiçbir şey, sadece yolun ortasında dikilme!”

“Az etrafına bak, sahildeyiz. Tek yol burası mı?!”

“Ehm şey-“

Hızlıca yürümeye devam edecekken, Victor kolumu tuttu.

“Victor? Ne yaptığını sanıyorsun!?”

“Benimle geliyorsun. İstesen de istemesen de!”

“Pardon?!”

Bay Sırık- Yani adının Drystan olduğunu hatırladığım (üzerine tam üç bardak kahve döktüğüm) adam;

“Kafan basmıyor herhalde. O kalıyor. Burada.”

“Sana ne oluyor? Üstüne kahve döktü sadece. Adını bile bilmiyorsundur!”

Dikkati dağılan Victor’u yere sermek benim için daha da kolay oldu. Daha sonra Drystan’a döndüm.

“Harbiden, sana ne oluyor?”

“Düşman mıyız? Sadece yardım etmek istedim. İyilikte yaramıyor!”

“Şimdilik değil, her şeye burnunu sokma yeter!” Diye cevap verip oradan ayrıldım.

O akşam son konuştuğum kişi Drystan olsun istemezdim açıkçası. Lara’yı aradım ve iyi olduğumu söyledim. Günün yorgunluğundan kurtulmak için kendimi uykuya bıraktım. Rüyamda Arthur’u görmeyi bekliyordum. Drystan’ı değil! Nedense fazla dramatik bir rüyaydı.

Bölüm sonu

2 yorum

  • Olaylar hızlı gelişti. Daha ayrıntılı yaprsan hoş olur ama konusu falan güzel devamını bekliyorum

    1Yanıt