İçeriğe geç

Düşen Meleklerin Çığlığı(for -ninix)

Bölüm 19 · 2 dk okuma

Düşen Meleklerin Çığlığı(for -ninix)

Bölüm 19

Yeni bir yolculuğa çıkarken, kasabanın dışında, uzaklarda bekleyen bilinmezliğe doğru adım atmak içimde bir huzur uyandırıyordu. Kasaba halkının, kaybolmuş olan her şeyi bulma yolunda geçen zamanla kazandıkları bilgelik, bana da derin bir güç veriyordu. Yolda her kayıp, bir başka başlangıca, her acı, bir başka öğrenmeye dönüşüyordu. Geçmişin yükleri hafifleyip, geleceğin parlak umutları daha net görünür oluyordu.

Ormanın derinliklerine doğru ilerlerken, adımlarımda eski patikalara duyduğum yabancılıkla birlikte bir tanıdıklık da vardı. Birçok kez yürüdüğüm bu yollar, artık beni daha farklı bir şekilde çağırıyordu. Her bir köşe, her bir ağaç, her bir taş, bana bir mesaj veriyordu. Kaybolmuş olan her şeyin yerini bulması, sadece geçmişin değil, geleceğin de huzur içinde yerli yerine oturması anlamına geliyordu.

Bir gün, ormanın derinliklerinde, eski bir taş köprünün üzerine oturduğumda, yanımda bir figür belirdi. O kişi, çoktan tanıdığım, bir zamanlar kaybolmuş olan bir dostumdu. Yüzü zamanla şekil değiştirmiş, yaşlanmış ama gözlerinde eski bilgelik hala varlığını sürdürüyordu. Gözlerindeki ışıltıyı fark ettiğimde, kalbimde derin bir his uyandı. O dostum, kaybolmuş olan bir parçamdı; kaybolmuş, ama sonunda geri dönmüştü.

“Geri döndün,” dedim. “Kaybolmuştun, ama artık buradasın.”

Dostum gülümsedi. “Gerçekten kaybolduğumu düşündün mü? Kaybolmuş olan her şey, kendi yolculuğunun bir parçasıdır. Belki ben, bir zamanlar seni bulman için kayboldum, belki de sen beni tamamlamak için kaybolmuştun.”

Bu sözler, içimde derin bir yankı uyandırdı. Gerçekten de, kaybolmuş olan her şeyin, bir zamanlar eksik olan parçaları tamamlamak için kaybolduğunu fark ettim. Geçmişin gölgeleri, sadece karanlık değil, aynı zamanda birer rehberdi. Her kayıp, bir keşfe, bir içsel büyümeye yol açıyordu.

Dostumla birlikte uzun süre ormanın sessizliğinde oturduk. Her şeyin zamanla geri döneceği, her şeyin tamamlanacağına dair inancım daha da güçlendi. Biliyorum ki, kaybolan her şey, geri dönerken kendini yeniden keşfeder ve bir bütün olur. Dünya, bu sonsuz döngüde, kaybolan her parçayı yerli yerine koyuyor ve bu sürecin bir parçası olmak, büyük bir huzur getiriyordu.

Yolculuğumun devamında, kasabayı bir daha geride bırakacağımı ve yeni keşiflere yelken açacağımı biliyordum. Ama bu kez, kaybolmuş olan her şeyin ardında bir anlam olduğunu, her kaybın, kendi yolculuğumun bir parçası olduğunu kabul ederek ilerliyordum. İçimdeki huzur, artık sadece kasaba halkının değil, tüm dünyanın kaybolan parçalarını kabul edip, onları bir araya getirme sürecinin bir yansımasıydı. Her kayıp, bir dönüşüm, her kaybolan şey, bir tamamlama ve her eksiklik, bir tamamlanma yolculuğuydu.

Bir gün, kaybolan her şeyin yerine oturduğu o büyük tamamlanma anını bulacağımı biliyordum. O an, tüm evrenin bir araya gelip, her şeyin bir bütün olduğu an olacaktı. Kaybolmuş olan her şey, bir gün geri dönecek ve tüm eksiklikler tamamlanacaktı. O zaman, her şeyin gerçek anlamı netleşecek ve bizler, kaybolmuş olan her şeyi tamamlayan yolcular olarak, huzur içinde yaşayacaktık.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.