Kozasından Çıkan Kelebek
bölüm şarkısı:arcade ducan laurence
04:53
Ağızından küçük beyaz bir yalan çıkmıştı sokak çocuğunun, korkuyordu.Yanlış olduğuna emindi,fakat yeni öğrendiği günah terimiyle bağdaştıramıyordu. Gözleri dolu dolu gökyüzüne bakarken...
Tanrım dedi.
Tanrım ben çok üzgünüm...
Küçük bedeni kırılgan kalbi ve gözünden düşen bir serçeninki kadar değerli göz yaşı, etrafı uzun binalarla çevrili bu daracık sokakta ona ait olan tek şeylerdi.Öyle sanıyordu elindeki sakızlara baktı kehribar gözlerinin doluluğundan bulanık bulanık görüyordu .
sizlerden de özür diliyorum tatlı sakızlar,ama sizi atmak zorundayım.Bana ait değilsiniz. Önce sıkı parmaklarını gevşetti sonra tekrar gökyüzüne bakarak
''Umarım beni affedersin tanrım'' dedi.
Yağan yağmurun altında şafak sökmek üzereyken sakızları bir bir ulaşamayacağı yerlere fırlattı.Yakında olsalar tekrar gidip alacağını biliyordu küçük yaşının küçük imtihanıydı onun için.
Gece karası lüle lüle olan saçları artık tamamen ıslanmışken bir apartman girişindeki altı basamaklı merdivenlere çömeldi. Pantalonunun paçalarına tüm yaşama isteğiyle tutunurken sokağın başından ayak diplerine doğru aynı saçları gibi kara bir kedi geldi.Çocuğun gözleri az önceki acısını unutmuş parlıyordu.Önce ayaklarını uzattı, kediyi korkutmamak için oldukça yavaş hareket ediyordu sanki onu duyacaklarmış gibi fısıldadı.
''Selam küçük dostum yanıma gelmek ister misin?''
Elini uzatarak sanki mama varmışçasına kedinin dikkatini çekmeye çalışıyordu .Küçük eli dolgun parmakları ve küçük bedeni dışardan bakılınca fazla tatlıydı.
Ağzından çıkardığı pisi pisi gibi seslerle kedinin tamamıyla ilgi odağı olmaya başarmıştı.Önce uzattığı bacaklarına tırmandı kedi,sonrada çocuğa bencilce olan sevgisini sundu.Sokak çocuğu kediyi bir battaniye gibi sarmıştı.Havanın soğukluğundan kendini koruyamazken kendini ona sunmuştu.Kalbi çok saftı.
''Ah sen ne güzelsin çok yumuşaksın adın ne bakalım sana ciklet diyelim mi?
Bir ciklet gibi yumuşaksın.''
Kedinin huzur ve sıcaklıkla çıkardığı mırıltıları onaylamış gibi kabul etti.
''Yani sen benim adımı sorsan bir şey diyemem ,ben o gün kim olmak istersem o oluyorum. Mesela dün bir Bulut'tum.Bu gün ise Deniz'im sen bana istediğin gibi davranabilirsin canımın içi.''
canını acıtmaktan korkan elleri boynundan beline kadar okşuyor sonrada biraz kafasını seviyordu.Gözlerini kapatmış kısa bir süreliğine uykuya dalmış kedisine baktı önce,bende uyusam güzel olur diye düşündü.
Kalçasını biraz hareket ettirerek tamamen rahat bir konuma geldi ve kafasını duvara yaslayarak gözlerini kapattı.Dua etmeyi bilmediği için suçlu hissediyordu bir kaç kelime konuşmak istedi.
''Teşekkür ederim tanrım.Bana bu gece cikleti verdiğin için teşekkür ederim.İyi geceler diliyorum.''
20:08
Hadi Ciklet gidiyoruz güzel kedim.Beni takip et istenmediğimiz yerde durmayız biz.
''Öldü işte anlasana.''
Sokak çocuğu sinirlenmişti,bağıra bağıra yanındaki gri kediyi gösterdi.
Burada ya Ciklet ne ölmesi,ağızını hayra aç.Ölmedi benim kedim.Ölemez o söz verdi bana.
''Ya deli misin sen acaba? Az önce kendi ellerinle gömmedin mi sen kedini? Ne yaşamasından bahsediyorsun acaba sokak çocuğu.''
Fark etmeden sesini biraz daha yükselterek
''Yalan söylüyorsun gömmedim ben kedimi.Asıl sen kör müsün? Ciklet burada diyorum sana bak yanımda .''
Hâlâ yanındaki gri kediyi gösteriyordu.
Sinir kat sayısı artarken arkadaşını iteledi.
''Sokak çocuğu değilim ben.Yeşim benim adım anlıyor musun? Yeşim!''
Çocuklar artık şaşkınlıkla bakıyordu .
''Dün senin adın Elif değil miydi? şimdi nasıl Yeşim oldun anlamıyorum.Hem Ciklet siyahtı gri değil kendine gel.''
Sokak çocuğu artık oturmuş ağlıyordu.
Neden anlamıyorsunuz beni? Ciklet gri bir kediydi ve şimdi yanımda işte.Dimi ciklet? Hadi annenin kucağına gel,bir gün benden gidemezsin. Ben seni bu kadar çok seviyorken beni bırakamazsın.Sen beni çok seviyorsun.
Sadece etraftaki çocuklar değil tüm insanlar durup izlemeye başlamıştı.Önce arkalardan ağlamaklı sessiz bir cümle duyuldu.
''Anne deli var burada yardım et anne. ''
Diye koşuyordu çocuklardan biri.Onu duyan diğer çocuklar telaşlı telaşlı kaçışmaya başlamıştı .
''Ne delisi ne diyorsunuz siz ben deli değilim.Beni istemiyorsanız git demeniz yeterdi,böyle yapmanıza gerek yok gidiyorum.''
Yalan söylemişti gitmiyordu.Dizlerinde kalkabilecek güç yoktu.Cikleti' bulduğu o dar sokağın hemen alt mahallesinde yere çökmüş kucağında Ciklet olduğunu iddia ettiği kediyle ağlıyordu.Kediye tekrar sarılarak fısıldadı.
Ciklet ben senin annenim ama benim annem yok,bana nereden anne alabiliriz biliyor musun? Sanırım o yüzden bizi istemiyorlar.Kimse bir anneyle oynamak istemez, üzgünüm ama bu senin suçun.Bana anne olabilirdin .
Az önceki yadırgayan herkes dağılmış,küçük bir kırık kalp bırakmayı umursamadan sıcak evlerine gitmişlerdi.
Sokak çocuğunun gözünden bir damla yaş daha aktı gökyüzüne bakarak
''Tanrım yardım et lütfen,yalvarıyorum bana yardım et''
Kalkmış derilere sahip dizlerini,toz taş içindeki yerden kucağındaki kediyle beraber yalpalayarak kaldırdı.Yıllardır yaptığı gibi tekrar kendine altı basamaklı bir apartman girişi buldu.Sabah fırından rica ederek aldığı ekmeği hâlâ yanındaydı.Önce en üst basamağa oturdu kediyi yanına oturtarak bir parça ekmeği kopardı.
''Ne güzel bir yemek öyle değil mi Ciklet?''
Ekmekten bir ısırık alarak beğendiğini düşündüren homurtular çıkartıyordu.
''Sanırım hayatımda yediğim en iyi yemek bu olabilir.Sende ister misin?''
Elindeki ekmeğin içini küçük parçalara ayırarak kedinin önüne ufaladı.Bir aslanın ceylana saldırdığı gibi ekmeği hızlı hızlı yemeye başlamıştı,sokak çocuğu da aynı şekilde iştahla ekmeği yiyor bir yandan da kendi kendine yorum yapıyordu.
''Ben bu kadar güzel tatlı yemedim.Ciklet tatmak istemediğine emin misin bak son şansın.''
''Bence yarın daha şık bir restoran ta gitmeliyiz.Hem bize de değişiklik olur ne dersin ?''
Kediyle cevap veriyormuşçasına sohbetine devam ederken boş sokakta birkaç adım sesi duyuldu.Sokak çocuğunun önce içi ürperdi,fakat yılların yadigarıyla bu adımların büyük bir anneye veya babaya sahip olmayacağını biliyordu.Sesler onun gibi küçük bir çocuğa aitti.Ağzındaki lokmasıyla beraber kafasını hafif aşınmış duvardan dışarıya uzattı, sokağın başında kendi yaşlarında sarışın bir çocuk vardı.Önce Ciklet'e baktı
''Yeni bir arkadaş ister misin Ciklet ?''
Homurtularını bir kez daha onay olarak kabul etmişti.
''Haklısın bence de güzel olur.Hadi onu çağıralım.''
En üst basamaktan,ağzındakini lokmasını yutarak zıplaya zıplaya indi.Önce etrafına bakınarak araba olmadığından emin oldu,sonrada sanki yıllardır tanışıyorlarmış gibi elini sallamaya başladı.Sesi epey yüksek çıkıyordu.
''Hey çocuk! Merhaba buraya gel ve biraz oturalım.Hem yemeklerimizde var.''
Çocuk şaşırmıştı,uzun süredir aç olan karnı bile gitmesi için yeterli bir sebepti.Adımlarını hızlandırarak sokak çocuğunun yanına gitti,karşısındaki atılgan yüze karşı oldukça içine kapanık bir çocuktu.Henüz kalınlaşmamış sesiyle oldukça çekingen bir şekilde araladı dudaklarını
''Merhaba ben Ahter.''
''Ay bu ne biçim isim be? Neden kendine Ahter diyorsun anlamadım. İsim mi kalmadı sanki.''
Patavatsız sokak çocuğu ,acınası saf kalpli sokak çocuğu ,sevgiye muhtaç sokak çocuğu.
Hepsiydi küçük kız günahı bilmezdi ama hatasına gözlerini doldururdu.Belki de sokağa ilk bırakıldığında ona hediye edilen şeytanın öpücüğünün suçuydu hepsi.
''Neden öyle dedin ki ? Annem böyle koymuş benim adımı gayet güzel.Hem senin adın ne ki böyle eleştirebiliyorsun?''
Düşündü bugünlük rolü Yeşim'di fakat ona karşı Yeşim olmak istemedi.Biraz daha güzel olmalıydı.Bir güne hangi yalanı daha ekleyebileceğini bulamadı.
''Üzgünüm ama benim bir adım yok.Ne olmak istersem o oluyorum ben.''
Karşısındaki gözler haliyle anlamsız bakıyordu.
''Anlamadım ben.Annen sana ne diye sesleniyor?''
Sanırım kalbi kırılmıştı sokak çocuğunun.
''Bir annem yok.Ama ben anneyim sayılır mı?''
Sayılmıyor küçüğüm senin de bir anneye ihtiyacın var.
''Bir anne olmak için çok küçük değil misin?''
Yanındaki gri kediyi gösterdi önce,sonrada kendi bedenini.
''Görmüyor musun? Ondan büyüğüm yani annesi olabilirim.Onun adı var o Ciklet ''
Okyanus gibi gözleriyle inceledi.
''Çok tatlı bir kediymiş fakat sen bugün kim olmak istiyorsun?''
''Bilmem sabah Yeşim'dim.Fakat artık Yeşim gibi hissetmiyorum.''
Çocuk önce kızı baştan aşağıya süzdü.
''Bence de sen Yeşim değilsin. ''
Sahipsizlik çullandı çocuğun bedenine, ağır geliyordu yükü.
''Çocuk de yeter sen bana.Arkadaşımda olabilir hangisini istersen.''
''Tamam.'' Demişti sadece çocuk, etraf sessizliğini korurken,yolun ortasında devam eden sohbetlerine ara vermek istedi kız.Çocuğun elini tutarak onu altı basamaklı evine götürdü.
''Bak Ahter burası benim evim.Buda akşam yemeğimiz hadi otur da yiyelim.''
İkisi de en üst basamakta oturarak ekmeklerini yemeye başladılar.Arada bir Ciklete ekmek kırıkları veriyorlardı.Garip sessizliği bölen Ahter olmuştu.
''Neden buradasın çocuk?''
Sokak çocuğu düşündü,bunu hiç sorgulamamıştı.Kendini bildi bileli sokaktaydı aval aval bakmaya devam ederek
''Bilmiyorum''dedi.
Ahter'in şaşırmaları son bulmuyordu.
''Hiç mi bilmiyorsun annenleri?''
Ya salak bu diye geçirdi içinden. Bilsem neden söylemiyim tekrar sinirlenmişti.
''Salak mısın ? Bilsem söylerdim herhalde.''
Aptal sokak çocuğu, dobra sokak çocuğu.
''Salak kötü bir kelime kullanmamalısın. ''
Kırılan bir kalp tüm kötülükleri taşırdı.
''Beni kırarsan kötü şeyler yapabilirim.''
Ahter'in kalbide bir o kadar narindi.
''Seni kırmak istemedim ben,özür dilerim.''
Yok saydı sokak çocuğu,özür istemiyordu.
''Sen neden buradasın Ahter ? Evine gitsene.''
''Bende bilmiyorum.Babam evde yerde yatıyordu uyanmayınca annemi çağırdım.Fakat bana gitmemi ve gelmememi söyledi bende buraya geldim.''
Acaba neden diye düşündü kız çocuğu.
''Üzülme belki çok yorulmuştur baban:Annende sana küsmüş olabilir yarın gelip seni alacağından eminim.''
Çocuk yere bakarken konuştu.
''Gitmek istemiyorum ben. Canım acıyor orada benim.''
Sokak çocuğu garipsemişti, neden annesinin yanında canı acısın ki dedi içinden.Yoksa cikletin de mi canını yakıyordu?
''Anneler çocuklarının canını yakmazlar.''
Çocuk hâlâ yere bakıyordu.
''Demek bazı anneler yakabiliyorlar. ''
Sokak çocuğunun büyük bir kalbi vardı üç kişiye yetebilecek gibiydi.
''Ben senin annen olurum. ''
O an ilk defa kafasını kaldırdı çocuk.Ağlamaklı gözleri çocuğa bakarken
''Gerçekten mi?'' diye sordu.
''Gerçekten benim annem olur musun?''
Sanırım büyük saf bir kalp her şeyin çözümü olabiliyordu.
''Tabi ki.Ben ikinizde annelik yaparım sen üzülme yeter ki.''
Sarıldılar,uzun uzun sarıldılar içleri huzur bulurken bir süre daha yemek yiyip Ciklet'le oynadılar.Saat artık ilerilere gelirken Ahter çoktan kafasını sokak çocuğunun omzuna koymuş uyuklamaya başlamıştı bile.Küçük kızda kucağındaki kedisinin başını okşayıp yanındaki çocuğa sarılarak gözlerini kapattı.
''Teşekkür ederim tanrım.Beni duyup yardım ettiğin için minnettarım.İyi geceler diliyorum.''
23.35
Küçük sokak çocukları güzel sokak çocukları ,sevgiye aç sokak çocukları ayakları yara içinde olan sevgi pıtırcıkları çok mu kırdılar sizi? tuzla eşelediler mi yaralarınızı?
küçük saf kalpler kirlendi mi artık?
küçük masum eller kana mı bulandı ?
Neredesin adaletin hükmü? Nerede son sözün karar kıldığı dudaklar? Nerede küçük aklın verdiği yemini veremeyen büyük akıllar.
Kırılmış her sokak çocuğu bir gün büyür ve kararlar alır çok canları yandı yakmak isterler.
Yakmak üzereyim.
Yanmak üzereyiz.
İki küçük beden büyüdü. Kısa yaşamlarına birbirleri ile yaşam kattılar. Kalpleri, aile sıcaklığını birbirlerine sunarken içten içe sünepelik yedi kemirdi onları. İsimsiz sokak çocuğu ,sarışın intihar gözlü bir çocuk imkansızı başarıp hayatta kaldı. Sonbaharın çekilesi çilesi yağmurdan korunuyorlardı. Hava kararmıştı.
Çocukların eve gidişini haber veren ezan okunalı çok oluyordu bir evin altı basamağında hayatlarının izlerini taşımadan oturup gülüşüyordu iki çocuk ,soğuk hava bedenlerine işlemişti. Sokak her zamankinden daha sessizken dikkat çeken sakin bir şarkının mırıldanışı yankılandı sokakta ince ıslıklarla eşlik ediliyordu.
Kız çocuğu baskın merakıyla kalkıp baktı bir adam vardı eskimiş kıyafetleri kafasında kırmızı bir şapka ve kahve postallarıyla çektiği kağıt arabasını buraya ilerletiyordu. Kız çocuğunun arkasından inen sarışın çocuk hafifçe çekelemişti kızı korkuyordu zıt kutupların cesaretini sergilemişti kız sokakta olandan korkulmaz dedi çocuğa küçük adımları ve küçük bedeniyle paspal gözüken adamın karşısında emin adımlarıyla durdu dönen araba tekerleklerinden gelen ses kesilmişti.
''Merhaba efendim.'' dedi sesi adımları kadar toktu.
''Arabanızdan işimize yarayabilecek bir şey verme şansınız var mı?''
Paspal görünüşlü adam kafasını eğerek önce çocuğu incelemişti yüzündeki gülümsemesi ödün vermeyen cinstendi.
''Merhaba çocuk bu saatte dışarıda ne işin var bakalım senin?'' Yumuşak ses tonu herkese huzur verecek gibiydi kızın emin adımları bozulmadı gülümseme yerleştirdi yüzüne.
''Biz burada kalıyoruz efendim arkadaşım ve kedim var bir iki bir şey verirseniz çok mutlu oluruz.''
Adamdan anlayışlı homurtular çıkıyordu. ''Anlıyorum ama aileniz nerede?'' Haklı soruyu soruyordu cevabı yoktu iki küçük bedenin kaçtığı tek yaşam hikayesiydi.
''Yok. '' Dedi kız sadece. ''Biz uzun zamandır buradayız.''
Paspal görünüşlü nazik adam biraz düşündü önce kafasında bir şeyleri yerine oturtmak istiyordu.
''Size sizin gibilerin olduğu bir aile sunabilirim.''
Aile bir çocuk için her şey demek olabilirdi. Bu kavramı bilmeyen iki sokak çocuğu için ölümü temsil edebilirdi .Kurumuş bir fidan tekrar su bulur canlanırdı ,kanatları ıslanmış bir kelebek yuvasına uçabilirdi.
Sokak çocuğunun kanatları çok ıslanmıştı ,susuz kalmıştı ağlamaktan. Onu büyütebilirlerdi.
Heyecanla kafasını salladı çocuk, içindeki umut yeşermişti. Köşede saklanan arkadaşını çekeleyerek getirdi mavi gözlü çocuk duymuştu biliyordu .Yıkılan küçük bir güveni vardı, bir aile kaybetmişti yenisini ister miydi bilmiyordu. İhanet eder miydi kalbi ,üzülür müydü ailesi. Dolgun dudakları aşağıya düşmüş kafası eğik bir şekilde durdu kızın yanında cesaretini ondan alıyordu. Onun tam tersi özelliklere sahipti sokak çocuğu, ihanet edebileceği bir aile tanımamıştı. Kendini mutlu etme derdindeydi, kocaman açtığı gözleriyle adama bakarak ''Çok isteriz dimi? '' diye sordu arkadaşına çocuk sadece kafasını sallamıştı, paspal görünüşlü nazik adam yüzündeki sırıtışı devam ederken ''Peki benimle gelin'' dedi ve arabasını çekerek sessiz sokakta ilerlemeye devam etti. Peşinde küçük ayak izleri, bir buruk kalp, bir umut çekeliyordu. Arabasının yükü artmıştı. Biraz uzun bir mesafe yürümüşlerdi arada yorulan küçük bedenleri için durakladıklarından varmaları daha uzun sürmüştü.
Sokak lambaları yanmaya devam ederken eski bir köşkün önüne geldiler, çaprazında büyük bir depo vardı. Köprünün altından geçen denizin yakınlarında bir yerlerdeydiler. Adam dört merdiveni tırmandıktan sonra kapıyı anahtarıyla açıp içeriye geçti, çocuklar ilk basamakta durmaya devam ediyorlardı. Bedenleri biraz gerilmişti adam kafasını çevirerek
''Bizim çocuklar uyuyordur büyük ihtimalle biraz sessiz olalım ben size yatak vereceğim sabah konuşuruz tekrar.''
Diyip sessiz adımlarıyla içeriye geçti. Kapı hafif gıcırdamıştı, küçük kız önde olacak şekilde tırmandılar basamakları kapıdan geçip büyük bir odaya kadar takip ettiler adamı. Bir kat yukarıya çıkmışlardı kapı eşiğinde durduklarında adam fısıldayarak konuşmaya başladı
''Küçük kızım burada başka kız çocuğu yok boş odamızda kalmadı bu odada kalıvereceksiniz oğlanla iki boş yatak var seçersiniz birini hadi iyi geceler.''
Cümlesi bittiği gibi kızın kafasını severek alt kata doğru gitmişti. Mavi gözlü oğlan hala kapının eşiğindeydi kız sevinçli adımlarıyla hızlı hızlı oda girip yataklara baktı cam kenarı boştu.
Pervazı eskimiş demirleri olan bir camdı, önünde solmuş papatya vardı bir saksıda. Hızlıca yatağın üstüne çıkıp oturdu. Eliyle işaret yapıp mavi gözlü çocuğun yanına gelmesini söylüyordu, oğlan çekingen adımlarıyla içeri girip kapıya yakın olan yatağa oturup biraz etrafı süzdü ,sonra küçük ayaklarını yatağın örtüsünün içine sokarak ''iyi geceler kelebek'' diye fısıldadı ve arkasını döndü.
Buruk kalbi düzelmemişti üzüntüsü uykuya vuruyordu. Küçük kız heyecandan uyuyamayıp camdan dışarıyı izleyerek hayal kurmaya başladı. Deniz ve kumdan kale, bir ev onun için kaleydi .Ormanın ortasında onu koruyacak bir kale. Bir süre daha devam etti dışarıya bakmaya kendi dünyasında takıldı durdu en son sokak lambaları sönmek üzereyken arkadan birinin onu dürtüklemesiyle döndü dünyasına. Arkasındaki kara saçlı kara gözlü çocuğa baktı gülümsedi inci tanelerini sundu herkese
''Merhaba'' dedi çocuk ''Feza ben.'' tatlı sesi hafif kalınlaşmıştı. Boyu kızdan uzundu, kız yüzündeki gülümsemesiyle devam etti.
''Merhaba ben sokak çocuğuyum''
tanıtım bölümü için o kadar heyecanlıyım ki uzun süredir kurguladığım bir kurgu düş içinde kelebek ilk bölüm ilk duygular umarım seversiniz
04.12.2021