İçeriğe geç

Düş İçinde Kelebek

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Düş İçinde Kelebek

Bölüm 2

bölüm 1

Serçenin Ağlayan Mektubu

bölüm şarkısı :D ont Give Up On

Güçlüyüm gücüm . Kalbimin kendine biçtiği kefen nefretim kanayan ellerim, ağlayan dizlerim şaşıran insanların sahipsiz çığlılarının bedelini taşıyan gölgem ,kış mevsimini seven tatlı kişiliğim unuttuğum küçüklüğüm ölen Ciklet'im . Kayıp olan adım küçük çelimsiz bedenim.

evim...

altı basamağım.

Ahter'im.

Kapı ölümü hissettirmek adına açıldı. Ölümün sesi herkes için gıcırtılı mı yoksa sessiz sedasız mı?

Korkuyorum ama neyden korktuğumu bilmiyorum içim hep kuşkulu hep acılı.

Yalvarırım tanrım ne benim canımı bu kadar yakan?

Lütfen tanrım yardım edin bana kafam durmak bilmiyor.

Ölüyorum...

Bedenimi hissedemiyorum yada onu boş verin ben kendimi hissedemiyorum.

Kimim ben?

Yalvarırım tanrım bana yardım et.

Lütfen tanrım bu kadar acı sanki çok kalbime.

Ayağımdaki postallar zihnim kadar karanlık. Beyaz tarafımı özledim ne kadar temizim? İyi birimiyim? Bencil miyim? Kıskanç mıyım?

Saf mıyım?

Küçük bir çocuk olmayı hiç mi hak etmedim?

Korkusuzum.

Hayır hayır en korkak benim belki de

Bir gün birisi tarafından dinlenilmemekten çok korkuyorum.

Sevilmeyi hak ediyor muyum hiç düşünmedim.

İki farklı benden hangisi daha sevilesi.

Sevilmek istiyorum.

Sevilmeyi hiç mi hak etmedim?

Gerçekten hangi dünyada yaşadığımı bilmiyorum içinde bulunduğum bu yer yüzü benim düşüncelerime aykırı. Bırakın kendimi hissetmeyi veya sorgulamayı ben daha gerçekten var mıyım onu bile bilmiyorum.

Yaşıyor muyum?

Ne hissediyorum anlamıyorum.

Kötü bir rüya içime sürekli işler.beni korkutur, canıma kıyar. Üzgünüm diyemedim. Ahter'i kurtaramadım. Çaresiz kaldım ,ellerimi bağladılar ruhumu aldılar. Sabaha karşı balkonumda elimdeki sigaramla çare bulmama sebep oldular .

Sevilmek istedim ciklet'i gönderdiler ,şefkat istedim Ahter'i verdiler üniversite kazandım anne demek istedim, annem beni görsün istedim görmediler. Baba demek istedim beni hissetsin istedim,hissetmediler. Açtım yemek istedim kendi başımın çaresine bakmamı söylediler, beni isimsiz bıraktılar kendi ismimi kendime buldurdular suçsuz çocuğumu suçladılar.

Çok şey istedim saf kalbimle ikisini verdiler birini aldılar,sabah saat 02.02 rüyamdaki ölümün saati. Nefret ettiğim ikinin sonsuz döngüsü. Odama doğru yürürken tek düşündüğüm şey başarım, tutkum, zekam.

Zeki sokak çocuğu aferin sana kurtar çocukluğunu

Kafamın tilkileri susmak bilmezler beni yakar beni öldürürler. Kendi içimde bana acı veren her şeyin bedelini dışarıdakiler öder duygusuzluğum en büyük kozum. Adımlarım oldukça yavaş ilerlemeye devam ederken elimdeki sigara tamamen dumana dönüştü. Kenarı kırık eski aynanın karşısında kendimle bir kez daha yüzleştim

Küçük kızım burada başka oğlanımız yok burada kalıvereceksiniz.

İlk kez kızım denilen odanın aynasının önündeyim.

Kendimi kabullendiğim dört duvarın arasındayım.

Kıvırcık uzun saçlarımı tepeden bir topuz yaptım. Yüzüm tamamen ortaya çıkmıştı. Küçük bir çocuğun her türlü anısını tutan odada, yavaş adımlarımı sürdürerek ilerlemeye devam ettim. Bu eski köşkün yirmi bir basamağı vardı, evin en nefret ettiğim yeriydi basamaklar.

Hepsi eski ve gıcırdar haldeydi. Son basamağa geldiğimde tekrar bir üst basamağa çıkıp tekrar indim yirmi ikiye ulaşmıştım.

Tek sayılar yaşamım için ölüm demekti. Sevmezdim nefret ederdim.

Tekrarlı adımlarım bittiği gibi bu sefer hızlı şekilde çıkmıştım girişten alt kat görmek istemediğim bir yerdi benim için acı barındıran tüm anılarım demekti. Kapının önündeki eski model olan arabama binip sürmeye başladım bir yandan da elimle radyoyu yokluyordum. Sonunda güzel bir parça geldiğinde tekrar bir sigara yaktım. Arkadaki yavaş şarkıyla beraber bugün için yandı sigaram. Sadece benim için değil herkes için döktü külünü.

Evimize doğru sürdüm arabayı ev dediğime bakmayın sadece Ahter için sürüyorum arabayı ölmeyi çok istiyorum.

Eski yaşanmışlıkları bir mezara gömmemek adına ilk tanıştığımız yerde 2+1 ev bulup onu kiralamıştık. Ahter başarılı biri olmuştu şimdinin önde gelen dedektiflerinden biriydi. Bense neyim bilmiyorum bir çok başarımın arasında en aciz kendimim gibi hissediyorum kendimden nefret ediyorum.

Tüm suç tilkilerimin ve sokak çocuğunundu büyük ihtimalle, büyüğünce demir gibi olan adımlarını yumuşatan sokak çocuğunundu.

Evin önüne geldiğimde saat altıya yaklaşıyordu Ahter uyanmış iş için hazırlanıyor olmalıydı. Yirmi dört basamağı da resmen ruhumu süründürerek çıktım. Sonunda kapının önüne geldiğimde önce sağ eşiğine sonra sol eşiğine dokunarak kendimi güvende tuttum bedenimin gücü ve tutkusu tamamen totemlerimdi. Zile iki kez basmamla kapıyı üstünde bornozuyla açtı Ahter, anında suratımda ekşi bir ifade oluşmuştu.

''Bu konuyu konuştuğumuzu sanıyordum şöyle açma kapıyı.''

İfadesi her zaman güler yüzlüydü asla esirgemezdi benden gülümsemesini ama ben büyüdükçe çok şey kaybetmiştim. Benim tamamen zıt kutbuma dönüşen bu çocuk tek varlığımdı.

''Gene heyheylerin tepende ama senin can bahçem ne olmuş bornozla geziyorsam hem bak krep yaptım git ye.''

Beni mutlu etmeyi biliyordu. Canım sıkkın olduğunda beni sorgulamaktan hep kaçınırdı, gece eve gelmedim mi bana krep yapar saat altıda mutlaka kapıyı bornozuyla açardı bende ona hep aynı tepkileri verirdim. Ahter işte demek geliyor içinden insanın. Onu anlamak zordur ama size hep güler, sizi hep mutlu eder. O zaman size bir şey deme fırsatı bırakmaz zaten. Gene öyle oldu ayakkabılarımı çıkarıp mutfakta benim için hazırladığı krepleri yemek için yürümeye başladım. Darmadağın ettiği mutfakta onun şaşırmadığım davranışlarındandı çıkmadan toplayacağını biliyordum. En sevdiğim tabağa dört krep koymuştu üstüne hafif bal döküp küçük kaselere kahvaltılıklar yerleştirmişti, ben yemeye başladığım sırada üstünde üniformasıyla tam karşımdaki sandalyeye oturdu^, elinde her zaman içtiği çaydan vardı. Gülümseyerek sordu

''Nasılsın balım?''

Kötüyüm diyemedim aklım kötü olmama izin vermedi Hayal kötü olduğum her an beni daha kötü etti.

''Her zamankinden daha iyi.''

Mükemmelim demenin uzun hali sanırım.

Yalanlarımla beni anlayacak tek insan tek varlığım.

Yüzü düştü iyilikle yüzü düşen tek insandır Ahter çünkü yalan olan gerçekleri okuyabilen tek insandır biriciğim.

Çok bir şey yemedim içimde gene büyük bir acı var bugün ilaçlarımı almıyorum belki bu yüzden acımı gene dindiremiyorum.

Sadece canım acıdığında kendim gibi hissediyorum.

Kahvaltı en sevmediğim öğün olmuştur her zaman nefret ederim ama gene de her sabah önümde bulurum.

Bu kadar iyiliği hak etmeyen içimdeki benliğe acıyorum.

Yıllardır yaptığım gibi Ahter'in çayını bitirmesini bekledim benim için seni seviyorum demekle aynı şeydi, ona söyleyemediğim her şeyin gözümde temsiliydi.

Anlar mı bilmiyorum sadece anlamasını umuyorum.

Çayını bitirdi yüzüme bakıp tekrar gülümsedi mutlu oldum ama hissettiremedim.

Eline sağlık diyerek kalktım masadan ne yavaş ne hızlı odama ilerlerken mutfaktan tam çıkmak üzereyken seslendi

''hey bugün bir yere gidecek misin?''

Mesajlarına bakmadığım için soruyordu veya sadece ona bir şeyleri söylemem için

'

Bu sefer konuşmayı kesmiş sadece kafa sallamıştı bende odama gidip üstüme siyah bir pantolon ve kazak giyip saçlarımı salık bırakarak köpüklemiştim.

İlk dersime olan bir buçuk saat için tek planım biraz kitaplarıma bakmaktı. Sevdiğim klasik müziklerden birini açıp çalışmaya başladım.

Çalışmak ve sürekli bir şeyler kafamı durdurmamın tek yolu sanırım. Çalışmadığım her an düşüncelerimle kendimi bitiriyorum.

Kırk dakikanın sonunda artık bırakmam gerektiğini belirten alarm çaldığında tüm eşyalarımı toparlayıp postacı çantama koymuştum. Adımlarım acelesiz bir şekilde askılığın önüne geldiğinde kafamı içeriye doğru uzatıp baktım Ahter çıkmıştı.

Uzun gri kaşe montumu alıp siyah botlarımı giydim. Evden çıkıp arabama bindiğimde dersimin başlamasına yarım saat kalmıştı. Arabayla on beş dakikalık yolu müzik dinleye dinleye zevkle bitirdiğimde sonunda Bursa Üniversitesi'ne gelmeyi başarmıştım tıp okuyordum çocukluk hayallerimden birini daha gerçekleştirmek için çabalıyordum. Kafeden sade bir kahve alıp derslikte en sevdiğim yerlerden birine oturdum. Hocanın gelmesiyle tabletimi çıkarıp her şeyi iyice not almaya başladım. Yaklaşık seksen dakikanın sonunda dersim bitmişti. Diğer dersime biraz zaman olduğu için adımlarımı kafeteryaya doğru ilerlettim. Bir yandan da şarkı mırıldanıyordum.

Kafeteryaya ilerlemeye devam ederken tanıdık bir ses duymamla önce sorguladım tüm anılarımı zihnimden geçirmişti. Emin olmak için bir iki adım o tarafa gidip baktığımda buradaydı Feza Ayman benim çocukluğum. Benim biricik yaşam sevgim. Hafif kirli sakal bırakmıştı. Büyümüştü epey büyümüştü. Ona doğru gelen bir kıza sarıldığında içim parçalandı. Sevgilisi miydi? Vücudum kala kalmış bir şekilde durmaya devam ederken sonunda gözleri benimle buluştu başta es geçerek öylesine değen gözleri hemen şaşkınlık ifadesine bürünmüştü. Kolları gevşedi kıza sarılmayı bıraktı ve dudaklarından ilk döken şey

''kelebek'' oldu kelebek ıslandı kelebek ölüyor kantlarını çalanların eşyalarını çaldı.

02:02 geçmiş...

sokak çocuğu ağlıyor, apartmanın son basamağında çökmüş göz yaşlarını dizlerine akıtıyor.

Yazık güzel kalpli çocuk topla kendini üzmesin kem gözler seni.

Sokak çocuğu büyümüş biraz okuluna giriyor, eğitmiş kendini başarmış. Sırasında oturup cılız bedenini taşıyamazken gülüyorlar kalk tahtaya cılız kız diye bağırıyor arkadan birisi. O küçük bir çocuk ama yük gibi hissediyor, bize gerçekleri anlat hadi durma konuş nasıl bir bırakıldığından bahset.

Sokak çocuğu ölmek istiyor.

Sokak çocuğu evde olmak istiyor ama evi yok.

Sokak çocuğu ağlıyor.

Gözyaşları temiz akıyor.

Sınıfa öğretmen geliyor, soruyor, ceza vermiyor.

Sokak çocuğunu kenara çekiyor ''neyin var Hayal anlat bana'' diyor. Kalbi kötü istekle söylemiyor ama iyilikte yapamıyor.'' Bana gerçeklerini söyle ne seni böyle ağlatıyor yardımım olur inan bana.'' inanıyor.

Sokak çocuğu anlatıyor. Öğretmen susup gidiyor. Sokak çocuğunu sınıftan çıkarıp sınıfla iyilik adına konuşuyor.

Cehennem oluyor.

Sokak çocuğu yanıyor yakmak istiyor.

Sınıf gülüyor.

Çocuklar acımasız.

Hayal kaçmaya başlıyor gidebildiğince uzağa gidiyor. Okul onu üzüyor ayakları onu milyonlarca kum tanesiyle tonlarca suyla buluşturuyor, denize bakarak ağlıyor. Kumdan kale yapıyor, hayal kuruyor, içine kedisini yerleştiriyor.

Küçük bir kedi koyuyor, onu seviyor rahatça seviyor. Baskı olmadan okşuyor saatler geçiyor hava kararıyor eve gitmesi lazım çocuğun.

Kendini toparlayıp dört duvarın arasına doğru yürüyor, kapıyı çaldığında bağırıyorlar ona iteliyorlar okulda sorun çıkartıyor diye aşağılıyorlar.

Adam sinirleniyor kadın karışmıyor.

Vücudunu ele geçiren öfkeyle Ciklet'i ayağıyla tekmeliyor, bağırıyor, kedi acısıyla inliyor.

Adam öfkesini kediden çıkarmaya devam ediyor.

Sokak çocuğu hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor. mutfağa koşup eline bir bıçak alıp adama doğru yürüyor, uzak dur ondan diye inletiyor evi.biraz daha yürümüşken kedi son nefeslerini veriyor ölüyor. Sokak çocuğunun kediye baktığını fırsat bilen adam kızı iteleyerek uzaklaşıyor.

Sokak çocuğunun dizleri parçalandı sevgiye ihtiyacı var. Kedisine sarılarak ayağa kalkıyor.

''Sokak çocuğu kalk büyüdün gidebilirsin al ve git kurtar bizi buradan'' sesi ilk o zaman konuşuyor.

Ölü bedenle beraber evi terk ediyor sokak çocuğu.

Saat 20.02 Ciklet öldü.

Sokak çocuğunun gidebileceği tek bir kişi var Feza. Adımları eskiden kaldığı yeri buluyor. Feza hâlâ orada, Feza kelebeği için hep orda. Ağlaya ağlaya yanına gidip sarılıyor küçük kız. Karşılıklı bulduğu sevgiyi bir kez daha anlıyor sokak çocuğu.

Acınası sokak çocuğu sevgiyi bilmez onun kalbi. Feza biricik küçük çocuk, sev kıvırcık saçlı.

karakterlerin instagram hesapları

instagram:hayalergem

instagram:fezaayman

benim hesabım

instagram:bookhopee

herkese selam evet ilk ana bölümümüzle karşınızdayım umarım seversiniz

konu hakkındaki düşünceleriniz?

sizce ana karakterimizin adı ne?

bol bol yorum atmanız dileğimle umarım seversiniz öpüyorum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.