İçeriğe geç

Düş

Bölüm 6 · 7 dk okuma

Düş

Bölüm 6

Bölüm 6: İyileşme

İki yıl sonra

Artık popüler bir grubuz. Grunge rock efsaneleri denince akla geliyoruz.

Dinleyicilierimiz 2 milyonu geçti bile. Hatta bazı ünlülerle sosyal medyada takipleşiyoruz.

Ortak singleımız çok beğenince Sea Creatures’la bir albüm çıkartmaya karar veriyoruz. Daha sonra albüm kitlesi bizi çok uyumlu görünce YouTube’ta yayınlanan küçük bir program yapıyoruz ve hala devam ediyor.

Beşinci turnemize çıkacağız ama bu sefer çok daha fazla ülke var.

River’ın memleketi sayıldığı için sık sık Türkiye’de konser vermey çalışıyoruz çünkü orada da dinleyicimiz var.

Türkçe şarkıların olduğu ve River’ın seslendirdiği (evet, sesini asla bize göstermezdi ama değişti.) bir albümümüz bile var ve çok beğenildi.

Bu arada, River demişken dün çok garip birşey yaşadım.

Her zamanki gibi provadayız. Başlamak için hazırlık yapıyoruz.

Ben tamamen hazırım ve Sarah’ta mikrofon ayarlarını yaptığı için sohbet ediyoruz.

River ve Ash te ensturmanlarını akort ediyor. River’ın işi bitince Ash’e sesleniyor.

-“Şu kabloyu uzatır mısın aşkım?”

Sarah ve ben aynı anda şoka girdik. Sarah gülümseyerek ve ağzı açık şekilde onlara bakıyor. Ash ve River da bize endişeyle bakıyorlar.

-“YAŞASIN BE YAOI!”

Sarah neşeyle zıplayarak bağırıyor. Ash eliyle alnına vuruyor. İkis de fena şekilde kızardı.

Bu noktadan sonra iki haftalık ilişkileri olduğunu öğreniyoruz. Sarah bu durumdan aşırı memnun. Benim için ise nötr. Gerçekten fazla umrumda değil ama mutlu olmalarına sevindim.

Artık buluşmalarımız 4’lü date tadında geçecek desene.

——————————————————————

Bu aralar aslında Sarah’la ilişkimizi resmiyete taşımayı düşünüyoruz.

Geçen haftalarda ailesiyle tanışmıştım ve beni sevdiler. Çoktan çocukları olarak kabul görüldüm.

Beraber yaşamak iyi olur diye düşündük. Zaten birlikte geçirdiğimiz zaman oldukça kaliteli.

Gergin geçen bir konserden sonra bu stresi atmak için Sarah’la yürüyüş yapıyoruz.

-“Sosyal medyada benim yada sizin hakkınızda saçma sapan söylemler görüyorum. Ben seni River’la aldatıyormuşum ve bunu da ona sarıldığım bir fotoğrafla kanıtlıyorlar.”

Çok yüksek bir kahkaha patlatıyorum.

-“Liam otçuymuştan iyidir ama”

O da gülüyor.

-“Pazartesi günü yayınladığımız bölüm aşırı tutacak gibi hissediyorum. Gerçekten muhteşem şeyler yaşadık. Özellikle Camila ve River’ın mutfağı ateş vermesi.”

Yine gülüyor.

-“Mutfağı kurtarabildiğimiz için çok şanslıyız yoksa oracıkta ölecektik.”

Bir süre muhabbet ediyoruz. Hayatımın en kötü anlarından birini yaşayacağımı tabii ki bilmiyorum.

Uzakta bir silüet görünüyor. Benim miyopum var ama Sarah onu görüyor.

-“Liam, bu Athena değil mi?”

Kanım dondu. Sarah şaşkın ve şüpheci bir şekilde bana bakıyor. Onun bir daha bana yaklaşmaması lazımdı.

-“Ona gitmesini söyledim ve o da onaylamıştı.”

Aşırı endişelendim. Sarah çok kızgın görünüyordu.

-“Onunla konuşacağım.”

Ne kadar engellemeye çalışsam da inadı tuttu.

Athena’ya doğru ilerliyor.

-“Vay, bu sefer kaçmasını sağlamadın.”

Korkusuz görünen sarah konuşmaya başlıyor.

-“Sen ne istiyorsun? Çocuğu harabeye döndürdün zaten.”

-“Bilmem.”

Ani bir hareketle benim yere düşmemi sağlıyor ve cebinden bir bıçak çıkarıp Sarah’ın karnına saplıyor.

Acı dolu bir çığlık atıyorum ama Sarah çıt çıkarmıyor sadece dehşetle karnındaki bıçağa bakıyor.

Aniden ayağa kalkıyorum ve rüzgarı kontrol ederek Athena’yı olabildiği kadar ileri savuruyorum.

Koşarak Sarah’ın yanına ulaşıyorum. Gülümseyerek bana bakıyor.

-“Sarah ölmeyeceksin lütfen dayan. Ambulansı arayacağım.”

Dayanmaya çalışıyorum. Orada kendimi kaybedebilirdim ama direniyorum.

Hızlıca telefonumu çıkarıp ambulansı arıyorum.

-“Tamam, lütfen dayan bırakma kendini.”

Bir elimle omzundan tutuyorum bir elimle saçını okşuyorum. O ise gülümsemeye devam ediyor.

Dudaklarından zorla birkaç kelime dökülüyor.

-“Liam, seni seviyorum ve hep seveceğim.”

Gözümden yaşlar boşalmaya başlıyor.

-“Hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır öyle birşey olmayacak lütfen.”

Sesim titriyor. Sarah’ın çabaladığını hissediyorum.

Hastane yakınlarda olduğu için ambulans hemen geliyor. Sarah’ı sedyeye alıyorlar. Ben de Athena’nın şansı olamayacağı için Ambulansa biniyorum ve doktorlara bilgi vermeye çalışıyorum.

Ash ve River’ı aradım. Hastaneye gelecekler.

——————————————————————

Sarah’ı ameliyat ettiler. Hepimiz yıkılmış halde sonuçları bekliyoruz ve tek kelime edemiyoruz.

Ameliyat odasından bir doktor çıkıyor. Hemen koşarak durumunu soruyorum.

-“Doktor, Sarah iyi olacak mı?”

-“Yara hayati bölgesinde değil hatta hayatta kalma olasılığı oldukça yüksek bir yerde. Yani aslında iyi diyebilirim. Ameliyat ta sorunsuz geçti.”

Rahatladım. İyi olabileceğine çok sevindim.

Bir süre herhangi bir sahne almıyoruz veya şaekı falan çıkarmıyoruz. Prova bile almadık.

İki haftayı doldurduk. Sarah çok daha iyi. Bir hafta sonra taburcu olabileceğini söylüyorlar. Bu süreçte sık sık beraber takılıyoruz ki kafamız dağılsın.

Yine iki hafta geçti. Uzun zaman sonra ilk sahnemizi alacağız ve bugün bir şey yapacağım. Yapacağım şeyi kimse bilmediği için size de söylemeyeceğim.

Çok fazla seyircimiz var ve normalde olduğundan daha fazla eşlik ediyorlar.

Sarah’ın en sevdiği şarkıyı söylemek üzereyiz. Ben sahneyi durduruyuyorum. Kimse ne olduğunu anlamadığı için kalabalıktan sesler yükseliyor.

Sarah’ta bana şaşkınlıkla bakıyor. Yanına gidyorum ve diz çöküyorum. Herkes sanırım anladı. Cebimden yüzüğü çıkartıyorum ve dün ezberlediğim bazı sözleri söylemeye başlıyorum.

-“Senin yanında olmak bile dünyalara bedel Sarah. Sen beni hayata bağlayan şeysin ve seni asla kaybetmek istemiyorum. Çaldığımız onlarca şarkı, geçirdiğimiz onca zaman boşa gitsin istemiyorum. Sarah Sterling, hayatım boyunca bana yol arkadaşı olur ve benimle evlenir misin?”

Ağlamaya başlıyor. Bunu yapacağından kesinlikle emindim. Kalabalık çok ses çıkarmaya başlıyor. Sonunda Sarah şoku atlatıp konuşuyor.

-“Evet Liam, evlenirim.”

Şarkıyı çalmaya başlıyoruz.

——————————————————————

Konserden sonra Sarah’la bende bukuşmaya karar veriyoruz. Bu gece bende kalacak.

Evime girdik.

-“Eeee napıyoruz?”

Düşünüyorum biraz.

-“Belki pizza yapabiliriz?”

Gözleri parlıyor ve gülümsüyor.

-“Hemde kalpli yapalım!”

Mutfak darmadağın oluyor ve pizza pişerken topluyoruz. Daha iyi görünüyor.

Pizzayı yapıp beraber yiyoruz. Daha sonra salona geçiyoruz ve televizyon izliyoruz.

Ben koltuğa yattım. Diğer koltukta da Sarah oturuyor. Bir süre böyle geçiyor.

Daha sonra Sarah sıkılıyor ve üstüme yatmaya karar veriyor. Biraz garip ama onun için rahat.

Çok zaman geçmeden uyuyakalıyor. Ben de uyuyakalıyorum.

——————————————————————

Üç ay sonra

BUGÜN EVLENİYORUM!

Kesinlikle normal bir düğün yapmayacağız. Aklımda birkaç şey var ve size sürpriz olsun diye söylemeyeceğim.

Benim evimdeyiz. Ceketimi az önce gitdim ve şu anda Rex kravatımı bağlıyor çünkü ben fazla beceremiyorum.

-“Gerçekten AC/DC tişörtüyle mi evleneceksin?”

Soruyu soran River’dı. Küçük bir kahkaha atıyorum.

-“Evet.”

-“Makarayız ya kanka marjinaliz ya oçuz ya kanka”

Küçük bir şaka yapıyor. Daha sonra tamamen hazır olduğumu fark ediyorum.

Ash’in gözü telefonda. Çıkmak için onlardan haber bekliyoruz.

Kısa süre sonra beklediğimiz haber geliyor.

-“Hazırlanmış çıkalım.”

Düğün yerindeyiz. Seyircilerin yerleşmesini falan bekliyoruz.

Sarah’a bakıyorum.Beyazlar içinde o kadar güzel ki onu hak etmediğimi geçiriyorum içimden.

-“Aşırı güzelsin. Bazen seni hak etmediğimi düşünüyorum.”

Gülümsüyor.

-“Beni en çok hak eden kişi sensin merak etme.”

Giriş şarkımız çalıyor. System Of A Down’dan Lonely Day seçtik.

Yürürken Sarah sessizce şarkıya eşlik ediyor ve bana bakıyor.

-“And if you go, i wanna go whit you”

Devam ettirmeyi kendime vaziye biliyorum.

-“And if you die, i wanna die whit you”

Gülüyoruz.

Nikah masasındayız. Sonunda beklediğim an geldi

Nikah memuru soruyor:

-“Liam Vance, Sarah Sterling’i eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?”

Hiç düşünmeden kirli fry scream tekniğiyle diğer adıyla “böğürme” yle bağırıyorum

-“EVEEEEET”

Sarah ta dahil olmak üzere herkes şaşırdı. Nikah memuru biraz korktu.

-“Sarah Sterling, Liam Vance’ı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?”

O da bana ayak uydurarak aynı şekilde bağırıyor

-“EVEEEEET”

Bu sefer herkes alışık.

Nikah memuru baa dönüyor.

-“Gelini öpebilirsin”

Oturmayı reddettiğimiz için kalkmamıza da gerek kalmıyor. O yüzden biraz eğilerek Sarah’ı öpüyorum.

Alkışlar arasında River ve Ash kalkarak bateriyi tam önümüze taşımaya başlıyorlar. Ben de bir koşu gidip gitarımı ve mikrofonu alıyorum. Kısa süre sonra sahneyi oluşturmuş oluyoruz.

Kısa bir konser verecektik!

——————————————————————

Biraz yorulduğumuz için Sarah’la oturmaya karar veriyoruz. River’ın zoruyla erik dalı açtık.

Ziyaretçilerin kim olduğuna bakmaya karar veriyorum.

Bir masada tamamen hayranlarımız oturuyor çünkü bir çekiliş sayesinde yirmi hayranımızı düğünümüze davet ettik.

Yan masalarında hiç tanımadığım bir grup insan oturuyor. River’ın yada Rex’in arkadaşları olamazlar çünkü aralarında bizden çok büyük insanlar da var.

Gidip bakmaya karar veriyorum.

-“Hayatım ben iki dakikaya geliyorum”

Sarah başını olumlu anlamda sallıyor.

Masaya doğru ilerliyorum. Kısaca hayranlamıza da selam veriyorum ve onların da yanına geleceğimi söylüyorum.

-“Merhaba, sizi tanıyor muyum gözüme yabancı geldiniz de.”

Yaşlı bir adamla konuşuyorum. Saçları ve sakalları beyaz ve çok uzun.

-“Hayır, davetsiz geldik.”

Biraz şaşırıyorum.

-“Davetsizseniz nasıl girdiniz?”

Bu sorum yanıtsız kalıyor.

-“Sen Liam’san Athena’yı tanıyorsun ve onu öldürdüğünü düşünüyorsun değil mi?”

Ölmemiş miydi ki?

-“Evet, ölmedi mi?”

Başını iki yana olumsuz anlamda gülümseyerek sallıyor.

Biraz dehşete düşüyorum. Beni cezalandırmaya mı gelmişlerdi?

-“Hayır, senin öldürdüğün kişi onun kılığına giren bir düşmanımızdı. Kılık değiştirme özelliğine sahipler ve genel olarak elflerin seçtiği insanlara musallat olup soyumuzu kurutmaya çalışırlar. Klonladıkları kişinin hafızasını da kopyaladıkları için önceki yaşadıklarınla seni tuzağa düşürebilirler.”

Şaşırıyorum. Peki şimdi ne olacak?

-“Demek istediğim, bize çok büyük bir yardımda bulundun. Öldürdüğün kişi o yaratıkların kralı gibi bir şeydi. Onu öldürerek büyük bir kısmından kurtulmamızı sağladın.”

Cebinden birşey çıkararak bana uzatıyor.

-“Bu bir tılsım. Kolye olduğu için takman gerekiyor. Seni kötülüklerden korur ve bir özelliği var, ihtiyacın olduğunda eline alıp rüzgarı kontrol ettiğinde benim tılsımıma ulaşır ve tehlikede olduğunu bilip sana yardıma gelirim. Dene.”

Tılsımı boynuma takıyorum. Daha sonra iki elimle avcumun arasına alıp parmaklarımın arasından rüzgarın akmasını sağlıyorum.

Yaşlının boynundaki tılsım hareket ediyor ve parlamaya başlıyor.

-“Size ne kadar teşekkür etsem az.”

-“Benim için hiçbir şey çocuğum. Ayrıca dikkat et, yaratıklar peşinde olabilir. Yarı elf olduğun için seni de klonlayıp karşına çıkarlarsa hemen beni çağır.”

Bölüm sonu

1 yorum