İçeriğe geç

Dünya Hayvanlara Kaldı.

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Dünya Hayvanlara Kaldı.

Bölüm 4

1. Tahıl savaşı

Yuvamda oturmuş 3.5 ay önce olan kurt ve çakal savaşının analizini yaparken gözcü birliğinden bir natrix geldi ve acil bir durum olduğunu söyledi, noldu oğlum ne bu telaş dediğimde bana ayrıntılar anlattı:

-Metin Kaptan, doğu tarafından saldıran bir yaban tavşanı sürüsü var, birazdan burda olurlar.
-Tavşanlar ne istiyor olum bizden, ne alakamız var?
-Tavukların sahip olduğu tahıl stoğunu istiyorlar kaptanım. Aralarında çok iri olanlar da var. Keskin dişleri hem bizler, hem de kanatlılar için büyük risk.
-Tamam çabuk Çıngıraklı Sabriye söyle anadolu engereklerini tavşanların geldiği yöne dizsin, tavşanlar koşarken ısırık atıp zehirlesinler. Kanatlıları tek bir sığınağa toplayın, anakonda Tufan ve boa Selim etraflarını sarıp korumaya alsınlar. Nigrita Engin de ne kadar asker varsa tahılların çevresine toplasın.
-Emredersiniz Metin kaptan, hemen gidiyorum.

Tavşanların başındaki pofuduk Kazım'dı, birbirimize bulaşmayacağımıza dair söz vermiştik, ama açlıktan gözleri döndü, tahıl stoğuna gidip kazımı bekledim, diğerleri onunla baş edemezdi.

Tavşanlar bölgeyi bastı, bir çoğu yılanlarla göz göze geldikten sonra korkup geri döndü, kalanların da yarısı zehirlendi, bizden yara alan bir kaç asker oldu, 2 tane natrixi de kaybettik. tahılların orda beklerken, Kazım'ın bağırarak koştuğunu gördüm, bana şöyle diyordu:

-Metin! sizin zehriniz beni öldüremez, bunun iki katı kadar yoldaşım da ormanın içinde var, etrafınız sarıldı, tahılımızı ver biz de gidelim
-Seninle zamanında bir anlaşma yaptık. Eğer saldırırsan acımayacağımı söyledim, bu kadar çok yavrulamanın bir alemi yoktu, kalabalığınız başınıza bela oldu. Şimdi eğer yuvanızın yerini kurtlara söylememi istemiyorsan burayı terk et. Bu son uyarım.
-Olan oldu Metin, başka çarem yok!
-O zaman benim de başka çarem yok.

Bu son konuşmamızdı, Kazım üzerime doğru atladı, yaklaştığı anda onu yakalayıp yuttum. Ormanın etrafındaki tavşanlar da diğer yılanlara yem oldu. Bazen "keşke kazımı o sihirbazın kafesinden hiç kurtarmasaydım" diyorum içimden. İthal bir dev yaban tavşanıydı. Gücü sayesinde lider olmuştu ama zekası buna yetmedi. O sırada Engin yanıma geldi ve son durumu söyledi:

-Metin geriye kalan 50 tane tavşan var, bunları ne yapalım, teslim oluyorlar.
-Sakın kimse yemesin, içlerinden 3 tane dişi temsilci gönder bana, konuşalım bakalım, nesilleri tükenmesin.
-Hemen gönderiyorum.

Ardında 3 tane dişi tavşan yanıma geldi:

-Efendi Metin lütfen bizi bağışlayın, çaresiz kaldık, çok açtık.
-Sus kızım sus, birincisi; ben sizin efendiniz değilim, ikincisi; ben size demedim mi sayınızı fazla arttırmayın diye ama avanak erkekleriniz dinlemiyor ki, kalabalık nüfusunuz yüzünden besininiz yetmedi. Bakın kızlar, ben size şimdi yetecek kadar tahılı sağlayacağım ama eğer tavşan köyünün nüfusu 150'yi geçerse yaşlı genç demeden köyün yarısını aç yılanlara yem ederim, anlaşıldı mı?
-Anlaşıldı efendi Metin.
-Lan başlatma şimdi efendine, çık dışarı çık! ENGİN SEN DE GEL YANIMA BİR.
-Buyurun kudretli efendi Metin
-Lan olum dalga geçme şimdi benle, Bu tavşanlara 1 hafta yetecek kadar tahıl verin, 3 ay boyunca da haftalık ihtiyaçlarını karşılayın, köylerine de kedi gözü yılanlardan ajan yerleştirin, anlık nüfusları bize bildirsinler, 160'ı geçerse kırmızı alarm moduna geçilsin.
-150 demiştin az önce.
-150 dedim de bunlar 1 seferde 1 ordu doğuruyor, 3-5 tane fazlalık yapabilirler kontrol dışı, 10 tane fark için köyü dağıtmaya gerek yok
-Anlaşılmıştır patron, gerekeni yapıyoruz.

Tavşanlarla olan savaşı da böylelikle sonlandırmış olduk. Daha barışçıl bir yöntemle çözmek isterdik ama hayat bazen yılan yavruları kadar sevimli olamayabiliyor maalesef.

Bölüm sonu

1 yorum