-lily yiyeceklerimizi de aldın öyle değil mi ?
-Hepsi tamamdır nadia
Bir süre sonra yola çıktık. Yolculuğun ilk vakitlerinde kendimi çok iyi hissediyordum , uykum hiç yoktu.fakat ilerliyen saatlerde beni de diğer yolcular gibi uyku bastırmıştı.
- Merhaba! Portakal suyu içmek ister misiniz?
Gözlerimi araladığımda siyah ceket sıkı bir kıravat ve mavi bir keple oldukça disiplinli görünen biri karşımda dikiliyordu. Uyku mahmurluğundan kim ve ne dediğini algılayamadım.
- Ahh sizi anlayamadım ne demiştiniz ?
- Diyorum ki bir portakal suyuna ne dersiniz ?
Garipsemiştim. Gece yarısıydı. Henüz güneş bile doğmamıştı. Neden böyle bir soru almıştım ki ?
- sizi anlamıyorum.Henüz güneş bile doğmadı. Ben gece gece portakal suyunu ne yapayım?
- Sanırım bu pek hoşunuza gitmedi. Ben biraz serinlersiziz diye düşünmüştüm.
Neden böyle bir harekette bulunduğuna anlam verebilmiş değildim. Serinlerim diye düşünmüş fakat ben şu an üzerimde bir tane daha pike olsaydı fena olmazdı diye düşünüyordum.
Bir süre sonra kampa ulaşmıştık. Gün Çoktan aymıştı.
-sevgili yolcularımız sonunda GREENGARDEN adlı kampımıza ulaşmış bulunmaktayız. Bizler çadırlarınızı hazırlarken sizler bay William eşliğinde kamp alanımızda küçük bir gezinti yapacaksınız. Tabii bu zorunlu değildir isteyen katılmayabilir.
- Evet geziye katılıyor muyuz?
- evet bu geziye katılmalıyız bu güzel bir fırsat lily.
Gezinin ilk dakikalarıydı. Bay William her adımımızda bizlere kamp hakkında bilgi veriyordu.Doğrusu verdiği bilgilerden çok etkilenmiştim , can kulağıyla dinliyordum. Bay William' ın konuşurken ara sıra arkısına bakıp gülümsediğini fark ettim.Gezinin en arkasında lily vardı. Fakat kendisi yeşillik tiryakisi olduğundan odağını tamamen yeşilliklere vermişti. Buradan anlaşılıyor ki bay William ' ın gülümsemesinin sebebi lily olamazdı . Gezimiz devam ederken bir çığlık sesi duyduk .
- Ahh! bacağım...
Geziye katılanlardan biri yaralanmıştı. Bacağı fena kanıyordu. Hepimiz başına doluşmuştuk. Herkes şaşkınlıkla ne yapacağını bilemeden bakakalmıştı. Başımı bir kaldırdım etrafa bakındım.
Herkes buradaydı fakat bay William ortalıklarda görünmüyordu. Etrafa bakınmaya devam ederken bir anda çantamın titrediğini hissettim. Neler oluyordu . Hemen bir kaç adım öteye koca bir çınarın arkasına gittim. Hemen çantamı açtım. Çantamın titremesinin sebebi bayan Clara'nın verdiği kitaptı.kitabın kapağını yavaşça açtım. Sayfalar bembeyazdı. Ama bir anda bir şeyler yazıldı. Aynen şöyle yazıyordu :
" Kaybolmadı ama bir zaman kaybolacak ebedi karanlıkla yüzleşmenin ilk adımı olacak bu kayboluş ... "

