"Efendi Cruel bunu size vermemi istedi, hanımefendi May." Ron elinde bir kutuyla kendini dünyadan soyutlamaya çalışan May'a yaklaştı. May oturduğu yerden kalkarak kitabını kapadı.
Ortalama boylarda olan süslü kutuyu açtığında May'ın gözleri büyüdü, kutudaki cübbeyi eline alarak inceledi. Abisine büyüyü sevdiğini söylemişti ve beklemediği bir hediyeyle karşılaşmıştı.
"Bu çok güzel! Abim nerede? Onunla bizzat konuşmak istiyorum." May, lacivert üstünde işlemeli cübbeyi takarken cübbe ona göre ayarladı. İmparatorluk büyücülerini andıran bu cübbeyle yüzünde parlayan gülümsemesi durmadı.
Ron'un sonraki hedefi Ed idi.
İçeri girdiğinde kasfetli odada ses yankılandı."Abim mi?" Bilmemezlikten gelerek inceledi. Soğuk ifadesi onun merakını bastırdı. Abisinden aldığı hediyeye heyecan duysa da ne sesindeki tını ne de yüzündeki sert ifade bozuldu.
Kutuyu aldıktan sonra Ron'u gönderdi. Uzun kutuyu inceleyip açtı. Hep takındığı yüzü kırıldı, nefesini tutarak dudağını ısırdı. "Hah, gerçekten bunu yapmış." Kutuda başka örneği bulunmayan siyah parıltılara sahip olan bir kılıç çıktı.
Yutkunarak kılıcını sallayarak ışığa tuttu. "Çok hafif." mırıldanırken içinde burukuklukla pişmanlık hissetti.
Ed kılıcın taşıdığı enerjinin içine işlediğini fark etti. Memnun ifadesiyle iç çekerek mırıldandı. Parmakları kabzanın siyah işlemeleri üzerinde gezindi; metal, canlıymış gibi nabız atıyordu.
Siyah çeliğin yüzeyinde loş ışık dalgalanırken Ed’in zihninde bir düşünce belirdi: Bu, yalnızca pahalı ya da nadir bir silah değildi. Bu ince hesaplanmış, onun stiline göre dengelenmiş, ağırlığı milimi milimine ayarlanmış bir hediyeydi.
Ed kılıcı yavaşça yerine bıraktı. Gözleri sertleşti ama o eski soğukluk yoktu artık; yerini huzursuz bir sorgulama almıştı.
“Değişmedin diyordum,” diye mırıldandı. “Belki de ben görmek istemedim.”
Aynı saatlerde malikanenin ağır demir kapıları kapanırken Cruel çoktan ormanı yarılamıştı. Ay ışığı ağaçların arasından süzülüyor, gölgeler uzun ve parçalı düşüyordu. Soğuk hava ciğerlerini yakarken adımlarını durdurmadı.
Bu hayat bir ödüldü ama ödüller sahiplenilmezdi, kullanılırdı. Ve Cruel de bunu yapacaktı.
May’ın gülümsemesini düşündü. Ed’in masadaki suskunluğunu. Ron’un arkasında duruşunu. İçine ince bir sızı saplandı; kıskançlık mıydı, özlem mi, yoksa sahip olamayacağını bilmenin getirdiği öfke mi? - Ayırt edemedi.
“Onları korurum,” dedi kendi kendine. “Ama onlara ait olmam.” O zaman Cruel Starve'nin anılarını fark etti.
----------------------------------------------
Bu bölüm biraz daha Cruel ve Starve ailesi adınaydı, sonrakide öyle olacak.
nasıldı peki?
Bu sahnelere çok resim koyamadım😓 Spesifik sahnelere çizim yaptım.kusura bakmayın