Odaya vardığında ilk işi orman hakkındaki kayıtlara göz gezdirmek oldu. Paralı askerken çok şey duymuştu lâkin ne kadarı safsataydı bilmiyordu. Barındırdığı mana ile tehlikeli mutasyona uğramış yaratıkların yaşadığı bu yere, "Lanetli Orman" denmişti.
İlk başlarda temizlik için şövalyeler ve maceracı grupları gönderilmişti fakat geriye dönebilen olmamıştı. Zamanla ormanı denetleyen aileler değişmiş. Beş Yıl Savaşı'ndan sonra bu görev Arşidüklüğe yükselen Starve Düklüğüyse ormanın yeni sahibine verildi.
"Efendi Cruel, ben ormana hiç girmemiştim. Orada yaşıyordum; o anormalliklerin arasında."
"Kanıtlayabilir misin?" Cruel pür dikkat dinliyordu. Dedikleri imkansız değildi ya da sadece bu çocuğa bir şans vermek istiyordu.
"Ben Valrion Kasabası'nda yaşıyordum. Orada birçok asker vardı."
"Ormanda kaybolmuş gruplar bir kasaba kurmuş olabilir." Kafasıyla onayladı. Cruel avuçlarında daireler çiziyordu. "Sanırım emekliliği erteleyeceğim." diye düşündü.
"Sana yardım edeceğim, ne istiyorsun?"
Rahatlamış şekilde nefes verdi. "İntikam... İntikam efendim. Köyümü katledenlerden intikam istiyorum."
"Söz ağızdan bir kere çıkar." "Şimdi Ron'a git, sana bir oda hazırlatsın."
Cael'in yaraları ve birkinliği uçup gitmiş, sağlığı yerine gelmişti. Cruel ise hikayesinin bir kısmını dinlemişti, ona yardım edeceğini söylemişti fakat sorunu nerden başlaması gerektiğini bilmemesiydi.
Gün boyu bölgenin işleriyle uğraşmış, raporları ve eski kayıtları gözden geçirmişti. Ay tepeye varmış, odasını aydınlatırken Cael karşısında ilk izni bekliyordu.
"Köyünü katledenlerden intikam almak istiyorsun," dedi sonunda, sessizliği kıran Cruel oldu.
"Öyleyse bana bir ipucu vermelisin. Aziz ya da kurtarıcı değilim." Bir an durdu. Ardından kolunu saran sargıyı çözdü. Kumaşı açtığında birkaç parça önüne düştü.Biri ince gümüş işlemeli, altı köşeli bir yıldız motifiyle çevriliydi. Diğeri ise farklıydı.
Parmakları kumaşın üzerinde gezindi.
"Bu, yüksek kalite bir kumaş." Parçaya dokunduğu anda içinde hafif bir sızı hissetti.
"Mana mı?"
Bu bedende bile hissedebiliyordu. Ve kesinlikle... kötü kokuyordu.
"Köye döndüğümde her yer yakılmıştı," dedi Cael.
"Hâlâ orada olan birkaç kişiyle savaştım. Bunları onlardan aldım. Güçlüydüler, fazlasıyla." Sesindeki öfke ve hayal kırıklığı gizlenemiyordu. Hikâyeyi tamamen anlatmıyordu fakat önemli değildi. "Bilmem gerekeni biliyorum," diye geçirdi içinden. Anlatamadıkları onun suçu değildi.
Ne de olsa hâlâ bir çocuktu.
"Anladım." dedi sakin bir sesle.
"Kendine fazla yüklenme. İstersen Arşidüklüğün kendi biriminde çalışmaya devam edebilirsin. Seni çağırırım." Sesi istediğinden sert ve emrivaki çıkmıştı fakat bu önemli değildi, göz boyamak gibi bir amaçı yoktu. Bir süre günler tekrar birbirini kovaladı, Cruel dâhi araştırma yaptı.
"Bu beden önceden bir kılıç ustası olsa da mana kalıntıları hissediyorum." Ellerini ovuşturdu.
"Belki bunu kullanabilirim" Etrafı incelerken Starve ailesinin özel kütüphanesinde bir yol bulmuştu. Yenilmezlik gibi bir dileği yoktu, sadece güvenliğini sağlayacaktı.
Aydınlatılmış yolun sonunda eski karanlık bir oda ve tozlu raflar vardı. Rafları sonrasında yıkılmaya yüz tutmuş masayı kontrol ediyordu ki beklentilerini aşan bir hazine buldu.
"Antik kalıntılar mı?" Aşınmayla yazıları dökülmeye başlayan kitap, tarih de yeri olmayan katıntılardan bahsediliyordu.
İNANÇ
Yürek kalkanı, kalpte depolanan mana kullanıcıyı korumak için aktifleşir. Kullanıcı gereğinden fazla veya bastırmaya çalıştığı güç üstün gelirse kalp mührünün ters tepmesi kullanıcıya zarar verebilir.
Ortalama bir saldırıdan onu koruyacak basit bir yetenekti, ki bu istediği şeydi. Şansı yaver girmişti ve Starve sınırları içinde bir tepedeydi.
---------------------
Ayaklan kardeşim akşam oldu.
Cael sonraki bölüm guyss, siyah saçlı.
Napayım, bölümleri uzatayım mı yoksa uzatayım mı?