İçeriğe geç

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 29 · 6 dk okuma

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 29

[Son Adım]

Cruel'in küçük anma töreni bitişinde ay ışığının altında aydınlanıyordu. İlluster'in malikaneyi terk etmesiyle fırsat eline geçmişti, Seraphine meydanlarında fütursuzca nalların üzerinde koşuşturuyordu. Arkasında yükselttiği toz dumanıyla kaplanırken sınır köşküne geldi.

"Burası olmalı,"diye düşündü, çökmeye yüz tutmuş harabe köşkte ilerleyip yerin en altına indi. Kat kat derinleşen yolların sonunda aktif bir laboratuvar, laboratuvarda eskimiş raflarla kitaplar duruyordu. Atılan ilk adımından itibaren büyü iziyle lekelenmiş tüpleri karıştırdı.

"Tarih:XX

İlk deney başarısız, lanet ormanından bir rehberi bulmalıyım."

"Tarih; XX

Deney başarısız fakat yaklaştığımı hissediyorum. Manam yetersiz."

"Tarih: XX

Bedenim güçsüzleşiyor, deneyin sonucunu görmeliyim. Starve'nin büyük oğluyla anlaşma yaptım, para sorunum olmayacak, deneyime fon sağlayacak."

"Tarih: XX

Zaman zaman kontrolümü kaybediyorum, Drezh yanında bir çocuk getirdi. Adı Osiris sanırım, diğer üyelerle olan tanışmasına katılamadım. "

"Tarih:XX

Anlaşma yaptığım şey bir şeytan. Ona güvenmiyorum, beni ele geçirmesi an meselesi. Mana sorunu onunla azalsa da gücünü kullandıkça bilincim zayıflıyor."

"Tarih:XX

Cruel sayesinde Starve'nin gücünü kullanabiliyorum. "

"Tarih:XX

Cruel Starve bugün öldü."

Cruel raporları ve Bon'a ait günlükleri okurken irkildi. Gördükleriyle hatırladıkları, duyduklarıyla okudukları eşleşiyordu. "Drezh'in dediği gibi." dedi. "O şey bir şeytanmış."

Daha sonra gözü henüz kurumamış mürekkebe ilişti. "Cruel Starve öldü."

"Bu daha yeni... Bekle!"

Cruel bir çırpıda dışarı çıktı, belirsiz sessizliğin arasında gökyüzü kararmıştı.

Bulutlar inmiş gibi yoğun sis etrafı kaplamıştı, göz gözü göremezdi. Starve komutanı Cael Ed'in başkentteki şenliğe gidişiyle hazırlıklara başlamış, Ed ile sözleşmişti. Orada, Alberu herkesin gözü önünde kelimeleriyle savaşırken; Cael, gölgeler çöktüğünde terk edilmiş, kurak arazilerde savaşacaktı.

Velihat'ın askerleri Starve'yi donatmışken Cael birlikleri hazırladı. Bir tarafı Cruel için atsa da şimdilik onun toprağı için savaşacaktı. "Düşes ve leydi May size emanet" diyerek askerleri kontrolüne aldı. Yol için savaş atları çoştururken Ron ve Crox Starve leydilerini koruyacaktı.

Starve'nin güç arması şövalyelelere işlenmişken birlikler Starve'ye yakın, Arcane Düklüğünün boş arazisinde karşılaştı.

-SARAY-

Başkentte olandan bihaberder halk ana caddelerde kutlamalar yapıyor, gösteriler sunuyordu. Soylularsa Alberu'nun davetinde eğlencenin tadını sürüyordu. Orkestra çalıyor, genç leydiler dans ediyordu. İmparatorluk balkonunda görülmeye başlandığında salonda bir tokuşturma sesi yankılandı.

Velihat Prens'e övgüler yağarken arkasında gölgelere kalmış Fleth ise oturuyordu. "Sevgili asil kanlı dostlarım, bugün, imparatorluk balosuna hoş geldiniz. Bağlarımızı güçlendirmemiz dileğiyle." Son vurgusu Fleth'in safındakilere hitap ediyordu. Alberu saraydaki kutlamaya katıldığında Ed hemen yanı başındaydı. "Arşidük'ün kayıp olduğunu duydum." "Evet, nerede olduğunu bilmiyoruz." Biraz düşündü. "Sanırım son perde için adımını attı." dedi. "Sorun olmayacaktır, bize bıraktığı yeri idare edelim, yeterli."

"Haklısınız majesteleri fakat nerede olduğunu biliyor gibisiniz." Alberu ifadesini bozmadan cevap verdi. "Tahminim var, asıl size bahsettiğim gibi birlikleri sınıra yerleştirmiş olmalısınız."

"Dediğiniz gibi yaptım, planladığımız gibi giderse Cael ve diğer birlikler bu gece Seraphine işgal edilecek."

"Her zamanki gibi harikasınız Velihat Arşidük Ed,"

Alberu yavaş adımlarla salonun ortasına doğru çekilirken, İlluster yemini bekleyen bir fare gibi yanına atıldı.

"Sıhatınız yerinde görünüyor geleceğimizin güneşi, prensimiz Alberu." Alberu konuşması için izin verdi. "Yakın zamanda sizinle iletişime geçemediğimi fark ettim, umarım kırılmamışsınızdır."

"Starvelilerle olan çatışmadan sonra ağır hasar almış olmalısınız." İlluster iğneleyici kelimelerden sarsılmamış gibi devam ediyordu.

"Evet...Görüyorsunuz, küçük yanlış anlaşılmalar nelere sebebiyet verdi."

"Eminim abicim size destek olacaktır." Yavaş adımlarla uzaklaşırken İlluster irkilerek takip etmeye başladı. "Ah, evet evet. Bekleyin lütfen, aslında neden beraber çalışmıyoruz?" Ellerini ovuştururken Alberunun ifadesi gözünden kaçtı. "Ne harika olur, Seraphinelileri kim istemez. Fakat Fleth bunu iyi karşılamayacaktır." Maskesinin altındaki tiksinmiş ifadesi belli olmuyordu. "Ah, sorun olmayacak. Bazı anlaşmazlıklar oldu."

"Bizim için iyi haber, neden yukarı çıkmıyoruz?"

İlluster aklınca oynadığı oyunu kazanmıştı, ki oynatıldığından habersiz bir kukla gibiydi.

Kurak, Arcane yıkıntılarının yakınında Zerathinlilerle birleşmiş Starve'nin birlikleri Ebedi Ay'ın müritleriyle karşılaştı. Komuta Cael'deyken ilk önce birlik önderleri çıktı, Cael ve Hestia.

Hestia , o kadın, Valrion kasabasında Cael'in dokunamadığı kadın. Gece kadar karanlık saçları savruldu, gözleri Cael'e döndüğünde yüzünde beklenmedik bir değişimle ifadesi değişti. "Sen." dedi, "Ormandaki çocuksun," biraz onu süzdükten sonra devam etti. "Güçlenmişsin, ormandan çıkabilmen bile mucize. Zaman atlamasının kırılma noktasını bulmuş olmalısın."

"Kırılma noktası, biliyordunuz."

"Tabi ki biliyorduk ama Cruel'le karşılaşman beklenmedik bir şey."

"Efendi Cruel'li önceden tanıyormuydun?" Hestia kelimelerini seçerek konuştu. "Çok iyi tanıyorduk, yani eskiden. Şimdi bambaşka biri."

Cael kafası karışmış şekilde Hestia'ya doğru bir adım attı. "Ne demek istiyorsun?"

"Hayal kırıklığına uğrayacak gibi duruyorsun, neden ona sormuyorsun? Ebedi Ay'ın biricik sponsoruna." Cael'in göz bebekleri genişlerken kalp atışları hızlandı. Nefesi düzensizleşti. "Başından beri biliyor muydu?" diye düşündü fakat beraber yaşadıkları onca maceraya karşın Cruel'e inanmaya karar verdi.

Kılıcını doğrulttu. "Efendi Cruel'e inanacağım." dedi. Hestia ise ona bir adım daha yaklaşıp üzerinde yükseldi. "Ne istersen onu yap."

Kılıcı boyun hizasına dayandığında Cael'e karşı hızlıca adımladı, kaşla göz arasında şiddetlice karın boşluğuna yumruk yemişti. "Aptal."

İki tarafın ordusu Hestia'nın saldırısıyla birbirine girdi, Cael sendeleyerek de olsa tekrar dikildiğinde Hestia'nın karanlığı üzerine doğru yükseliyordu. Arkasından Cael'e kadar uzanan büyülü parcacıklar hızlıca şekil değiştiriyor, kesilmiyordu. Hestia elini hafifçe kaldırdığında, havada asılı kalan büyü parçacıkları aniden uzun, simsiyah iğnelere dönüştü. Cael daha hamle yapamadan, bu iğneler etrafında dönerek onu bir kafes gibi kuşattı.

Cael, kılıcını Hestia'nın karanlığına doğru savurdu. Metal, yoğun enerji dalgasına çarptığında kıvılcımlar saçıldı. Karanlık kıvılcımları yutarken Hestia avuçlarından yükselen büyü topları Cael'i kovalıyordu. Cael hızlı adımlarla uzaklaştıktan sonra aklına Meriette ile olan çalışmaları geldi. "Tüm vücudunla savaş Cael, en büyük eksiğin bu." Son adımını genişce attı, kılıcından destek alarak bir taklayla dönüp büyü toplarını savuşturdu. Adımları kuru toprağa değdiği gibi zikzaklarla ordan oraya koşuşturmaya başlamışdı. "İyi hareket ama sadece acemi büyücüler buna düşer." Cael'in zikzaklarından Hestia yeterli büyü gücünü toplaması ve Cael'i hedeflemesi zorlaşmıştı. Hestia'nın karanlığı onu kovalamaya devam ederken üzerine çöken mana ile adımları kesildi. Hestia'nın bu alan büyüsü rakibinin hareketlerini zorlaştıyor, ivmesini yavaşlatıyordu. Cael omuzlarındaki ağırlıkla bedeni titremeye başlamıştı. Kılıcı ellerinden kayıp düştüğünde yavaşca gözlerini kapadı. Etraf karardığında çevresindeki büyü tozlarını takip etti, tozların kaynağı hemen yanına vardığında ona uzanan elleri büktü. Ani şekilde kılıcını kapıp Hestia'nın kolu boyunca bir yarık bıraktı.

Geri çekildiğinde Hestia acıdan kıvrılıyordu. "İyileşmiyor," diye düşündü Cael. Hestia lanetli iyileşmeye sahip değildi. Bir adımda yanına kadar yaklaştığında Hestia'yı çevreyen mana ile bir kozayı andırarak kapandı, açılışı ise bir kelebeğin uyanışı kadar görkemliydi.

Gökten yıldırım benzeri ışıltılar çarpmaya başlayınca Cael bölgeyi bastıran birlikleri geri çekti. "Güvenli bölgelere geçin, destek büyücüleri birlikleri korusun!"

Cael gökle ses arasında yaylanıyor, kılıcı hestia'yı gösteriyordu. İki adımını sabitleştirdi, kabzasını iki eliyle kavradı. Yavaş adımları alanı yerle bir ederken Hestia'nın büyüleri isabetsizdi. Kara büyücü kanayan yarasıyla kıvranmaya devam ederken Cael'in intikamı çoşuyordu. Etrafta uçuşan büyü partikülleri etrafında ışık gibi parlayıp birleşiyordu. Karanlık kesilirken Hestia da Cael'in sivri ucu altında kalmıştı. "Dur," dedi Hestia.

"O adam, Cruel, nerede olduğunu biliyorum."

"Sana inanmıyorum," Cael'in tonu meraklı aynı zamanda terddütlüydü. "Seraphine sınırlarında olmalı,"dedi, Cael'in kılıcı boğazına dayanmıştı fakat gözünde korkudan çok yıkılmışlık vardı. "Cruel, şu an Efendi Bon'la karşılaşmış olmalı."

Cael'in tutuşunun gevşediğini fark etmemişti, Hestia'nın ona dokunduğu yer kömür gibi kararmıştı ki geriye sendeledi. Karnına işlenmiş mühür damarlarında farklı bir nefes attırıyordu. "Sen!" diye bağarmak istedi Cael lâkin önündeki Hestia çoktan lanetin esiri olmuş, kara büyünün karanlığında yatıyordu.

___________________

DÜN 7NUTMUSUM BEN ATTIM SANİYODUM

OF AGAGAGAG

sınava çalışıyordum 😭

Tiktok: Meriiselly

KKWDBDCWBVFEFKCNDWKJCBDFEHCBRJEHCNKJWDNCJFVUEHBD

şunu yapmasını istemiştim...

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

30. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.