Cael memnuniyetsiz şekilde zindandan çıkan Cruel'e sessizce yaklaştı. "Konuştu mu?" diye sordu haddini aşmamaya dikkat ederek. "Fazlasıyla. Prens alberu'ya mektup yazacağım."
Cruel'in üzerinde asılan rahatsız ve karamsarlık göze batıyordu. Odasına geçene kadar tek kelime etmemiş, Ron dâhi kimseyi içeri sokmamıştı.
"Yakın zamanda her şeyi bitireceğim. Sizden isteğim kardeşiniz Fleth'i indirin ve tahta geçin. Bu akşam Seraphine doğru yola çıkacağım. "
Cruel dediği gibi yapmış, henüz ne durumda olduğu bilinmeyen Rahip ve Rodos'a bir kilise inşası için Ron'a belgeleri vermişti. Hava kararana kadar tekrar son kontrolleri edilmiş, Meriette için taziye mektubunu hazırlamıştı. Markiz Lyria içinse imparatorluk şövalyelerinin esir olan Laura için geleceğini belirten ve gece çöktüğünde ejderlerle buluşmak için bir mektup hazırlamış, Starve ordusunu hazırlatıp komutan olarak Cael'i atamış, kendi pozisyonu içinse geçici halef olarak Ed'i gösteren vasiyetnâme yazmıştı.
Ay tepeye yükseldiğinde göze çarpmayacak cübbesiyle yola koyuldu, malikanenin uzak tepelerinde Uman, Eruben ve Lyria ile buluştu.
"Yavaş yavaş başlıyorsun sanırım." dedi Eruben.
"Bizi dahil etmek mi istiyorsun?" Uman tamamen karşı olmayan tonla sordu. "Bu fırsattan yararlanarak Ay'la iş yapan ejderleri indirebilirsiniz." dedi Cruel. "Eğer bir bahane istiyorsanız bu yeterli, değil mi? "
"Bahaneye ihtiyacımız yok. Seni haberdar edeceğiz." dedi Lyria kendince emin tavırla. "..."
"Prens Alberu'yu destekleceğim."
"İyi, kazançlı olan sen olucaksın. Nasıl olsa tahta geçecek olan biricik Prensimiz Alberu." Karanlık yollarda kaybolmadan önce yüzünden kaybolmayan gülümsemesini takındı. Cruel uzaklaşınca Uman "Yine tek başına dolaşacak, ona destek çıkalım." dedi, itiraz eden olmadı.
Sabah olduğunda malikanede kayıp efendinin fırtınası koptu. "Yine neyin peşinde bu!" Cruel'in çalışma odasındaki mektup Ed'in eline geçince başına buyruk abisine sinirle bağırmaya başladı. "Yanında duracağımı söylemiştim!"
"Muhafızalar onu görmemiş. Her şeyi önceden planlamış olmalı."
"Çıldırcağım."
...
-Saray-
Alberu mektubu aldığı günün sabahı muhafızları ilk önce Markiz Lyria daha sonra Starve arşidüklüğüne bahsedilen esirleri alması için göndermişti, tabii bu gizli bir operasyondu. Alberu'nun şövalyesi Felix bizzat birliklere eşlik etmişti.
"Starve efendisinin ortadan kaybolduğuna dair söylentiler var. Bölgede karışıklık mevcut, geçici olarak genç efendi Ed'e koltuğu bıraktığını söylemiş."
"Eminim bir planı vardır, şimdilik ona güvenelim." dedi Alberu daha sonra elindeki dosyaları masasına koyarak yerinden kalktı. "O zaman bende taçın garantisi için çalışmalara başlamalıyım."
"İstediğiniz gibi patriciusluklara bizzat sizin adınıza davetiye gönderildi."
"Harika, şenlikle beraber bu iş de son bulacak." dedi Alberu. "O zaman abiciğimi görmeye gidelim."
Alberu karanlığa gömülmüş, stresli hâle bürünmüş Fleth'in çalışma odasına oldukça çoşkulu bir giriş yaptı.
"Oldukça karamsar hâle bürünmüş gibisin, yapmaman gereken bir şey yaptığından endişeliyim abi."
"Ne istiyorsun Alberu, defol." Alberu Fleth'in ifadelerini yorumlamakta uzmandı. "Bir Prens için çok kabasın abi, bu yüzden taçta ki yerini kaybetmek üzeresin. Ama bunun için gelmedim, sadece imparatorluk şenliğinde beraber vakit geçirmemizi umuyorum."
"Soyluları bizzat senin davet ettiğini duydum. Ne planlıyorsun bilmiyorum fakat oltana düşmeyeceğim."
"Gerçekten kardeşini ne sanıyorsun? Herneyse iletişimde kalalım abicim."
Alberu Fleth'in odasından çıkarken "Zavallı abicim, çoktan oltama takıldın bile." diye düşünürken Cruel'in sıradaki hamlesini merakla bekliyordu.
...
Seraphine evine varmıştı. Ordusu yıkılmış ve desteği kesilmiş Seraphine Lordu İlluster, başına üşüşen haraçların derdine düşmüştü ki, imparatorluk şenliği için bizzat Alberu tarafından çağrılan illuster bunu fırsat bilerek hazırlıklara başlamıştı.
"Buralarda olmalı" diye düşünürken malikanenin kaçak girişini bulması zor olmadı. "Kaçak girişleri bulmakta iyiymişim, ne yapsam bunun üzerine mi ilerlesem?"
Yol uzundu, sonu görünmeyen labirenti andıran koridor kararmaya başlıyor, büyülü meşaleler tarafından aydınlatılırken soğuk teni kesmeye devam ediyordu.
Cruel karanlık yolun uçunda bir oda gördü, tavanı alçaktı. İçeri girdiğinde burnunu rahatsız eden küf kokusu vardı, eski ve yıpranmış ahşap masanın çekmeçelerini karıştırırken eline bazı belgeler geçti. "Kahretsin!"
Cruel alelacale odadan uzaklaşırken kapının çok uzağında olmayan iki beden duruyordu. Sanki birbirini ısıtmak için dolanmış gibi duran iki beden. Cruel zorca yutkundu, umduğu şey olmaması için her şeyi yapabilirdi. Yaklaştı, yaklaştıkça fark edilen gerçekle içinde bir ürpermeyle titredi.
"Hayır hayır hayır." Son adımları hızlanırken beyazlaşmış, göz altları morarmış, dolanmış bedenleri kuçakladı. "Rahip, hey hey, Rodos, Liunes! Ayağa kalkın! Kabul etmiyorum! Kabul edemem! Hey!" Parmakları soğuktan çürümeye bile şansı olmamış, don kesilmiş bedenlere battı.
Cruel uzun zaman sonra fiziksel olmayan acısına, kalbine batan, içini yakan bir haykırışla ağladı. Sonu yokmuş gibi dökülen yaşları gözlerini yakmaya başlamıştı. Uzanan iki buz kesmiş bedenin yanına çökmüş, düşünme kabiliyetini kaybetmiş gibi amacsızça oturmuş, bir şey düşünmeden sadece onlara bakıyordu.
"Söz veriyorum bunu boşa çıkarmayacağım." Dizlerine gömülmüş kafasını kaldırdı. "Rahip, dediğin gibi Tanrıça Penepole gerçekse umarım yanında mutlusunuzdur."
Kendince bir söz verdi. "Bon'un işini sizin davanızla beraber bitireceğim. Şanım, adım;Cruel,hayır Grek adına size söz veriyorum."
Tekrar atmaya başlamış bir kalp gibi dirildi Cruel. Ellerinde çıkardığı dosyalar, Rahip ve Rodos'un bedenlerini örttü.
"Sizi kiliseye gömeceğim. Yoksa yüzünüze bakamam, değil mi?" Gözlerinin önünde ikisinin huzura ulaşmış ruhları canlandı.
Cruel ikisi için Tanrıça Penepole'ye dua ettiğin vakit bir postacı güvercinle Uman'dan bir mektup geldi.
"Başlıyoruz." Cruel Lyria için güvercini kullandı. "Seraphine düklüğünde, Rahip ve Rodos'u size emanet ediyorum. Onları kiliselerine gömün. Ayrıca sizinle gönderdiğim belgeleri Prens Alberu'ya ulaştırın. İşimizi kolaylaştıracak belgeler."
Cruel son kes selam verip son
ve en güçlü rakibi için ilk adımı attı.
_____________

Çizemedim ama Targus buna benzer bişe daha kaslı halı