İçeriğe geç

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 27 · 6 dk okuma

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 27

[Rahip ve Rodos] Seraphine savaşı

Başka bir bölgede yeryüzünün toz ve is kapladığında ordunun başında Cruel vardı, Cael sınırın diğer ucunda çarpışırken Cruel Seraphineliler'in sınır ormanındaydı.

Çatışma sesleri yükseldiği vakit tepelerden okçular hedeflerini buldu. Asker üniformasının içinde koşturan atın üzerinde sınırlarına göz dikmiş ordunun arasında çita belki görünmez bir kılıç ustası gibi hareket ediyor; son anlarında nefeslerini hisseden tek kişi oluyordu. Kalabalık, birbirine girmiş adamların arasında ilerliyor, Starveliler için umutken Seraphineliler için yıkımı getiriyordu. "Dur! Biz prens Fleth'in ordusuyuz." diye bağırdı. Seraphineliler'in arasına sızmaya çalışan birisi.

"Prens Fleth'in ordusunun burada ne işi var?" diye söylenirken önünde kıvranın Seraphine kılıklı askerin göğsü yarıldı.

Gün yüzü kadar açık şekilde Seraphinliler'e destek veren Fleth'in ordusundan zaman zaman bunu öne sürerek kaçmaya çalışanlar oluyordu. Ama Cruel tek bir emir vermişti. "Sınırlarımızı kırmaya çalışan herkesi kılıçtan geçirin." ve Starve ordusuda bunu yetirince iyi yapıyordu.

Üstünlük Starveliler'e geçtiği zaman Cruel çadırına geçip Alberu'ya mektup yazdı.

"Prens Fleth gerçekten Seraphineliler'e destek veriyor. Kendi birliğini orduya karıştırmış. Ay ile iş birliği yapıyor, saray içindeki arkadaşlarımızı size bırakıyorum.

Cruel Starve'den Zerathinliler'in ışığı Velihat Prens Alberu'ya."

Dışarıdan sesler yükseldiği vakit içeri komutadan biri "Komutan Cruel! Seraphine ordusunda değişiklik oldu. Birisi askerlerimizi savuruyor." diye bağırarak girdi.

Cruel çadırından çıktığı gibi önünde birkaç dakika öncesine kadar ayakta olan ordusu yıkılmaya yüz tutmuştu. Drezh isimli Seraphine komutanı askerlerini yararak ilerliyor, ordunun yapamadığı yıkımı o getiriyordu. Cruel düşünmeden ileri saflara kadar ilerledi. Hâlâ kılıçlarını savuran askerlerin ve arkalarında Seraphine'nin en büyük gücü saydığı Drezh'e ulaşmıştı.

Drezh'in etrafındaki kirli aura askerlerin dizlerinin önüne çökmesi için yeterliydi, korkutucu fiziksel güce sahip adam üzerinde "Starve" armasıyla komutan olan yakut saçlı adama bir yumruk savurdu.

Cruel ilk yumruğunu atlatırken gözlerinin önünden geçen kasları inceledi. "Sert bir yumruktu." Drezh geri çekildi.

Cruel kılıcını çektiğinde ışık yansıtıyordu, kabzasını sıktığında parmak boğumları beyazlaşmıştı. İleri atıldı, Drezh Cruel'in diken gibi saptamalarını atlatırken bileğini kavrayıp uzak olmayan bir mesafeye fırlattı. Parmak uçlarında dikilirken çatlayan kılıcını iki eliyle kavradı.

Elleri ısınırken üzerine binen yük arttı, kılıcını çevreyen mana yoğunlaştı, yanmaya başladı. Kaynağı belli olmayan ateş herhangi bir büyücünün ateşinden daha harlanmış, patlamaya yakın volkanın rengi ve sıcaklığına eşdeğerdi.

Kılıcın harlamış ucu Drezh'e değemeden yön değişti. Savaş alanını aydınlatacak ateş kıvrandı, büzüştü en sonunda Drezh'i buldu. Omzuna bir mühür gibi leke almış Drezh, hem aurasını delen kılıcın şaşkınlığıyla hem de onu mühürleyen acıyla inledi.

Cruel Drezh'in sarsılan aurasına ve kasılan kaslarına akış noktalarını hedef alan saldırılar yaptı. "Kürkün mü var be adam!" Drezh'in kalın derisi kolayca aşılamıyordu ve bu sinir bozucuydu.

Cruel tekrar boşa çıkan saldırısına huysuzca mırıldanırken Drezh boşluğa doğru eğilirek göğsünü gösteren güç dolu yumruğunu savurdu.

Yumruk Cruel'e ulaştığında yürek kalkanı aktifleşmişti fakat Drezh'in yumruğuna dayanamayıp geri parçalandı ki Cruel'e temas eden yumruk alev aldı.

Drezh'in yumruğu tutuşurken Cruel savruldu, nefesi kesik kesik alıyor, kemiklerinin içine kadar acıyı hissediyordu. "Seni adi!" Drezh tutuşurken söndüremediği yumruğu Cruel'e savurdu. Cruel kontrolu elindeki ateşi harladı, yavaş yavaş kolları sonra üst bedeni yanan Drezh, lanet edemez hâle geliyordu.

Cruel yerinde çökmüş, elleri yanmış, Drezh önündeyken gözleri kararıyor, rahatlamaya başladıkça acısını ve yorgunluğunu daha iyi hissedebilir hâle geliyordu. Drezh ise sürünerek uzaklaşma çabasıda Starve ordusu tarafından boşa çıkarılmıştı.

Drezh esir alınırken Seraphineliler'in sayısı yarıya inmiş, kayıplarını kabullenerek geri çekilmişlerdi. Yoğun is kaybolmaya yüz tutmuşken Cruel'in sızlayan kemikleri hareketlerini kısıtlıyordu. Starveliler geri çekilmeden Cruel tedavi gördüp bir süre beklediler. Tam bir hafta sonra sınır sessizleşmiş, Cael'den Seraphine ordusunun yıkıldığına dair mektup gelince ordu kampı toparlanmaya başlamıştı. Sınırda birkaç birlik bırakılıp ana eve dönüldüğünde Cruel'in gözü Rahip ve Rodos'u aradı. "Bir sorun var. Çoktan gelmiş olmaları gerekiyordu." diye düşündü.

Starve ailesinin hekimi Ben, Cruel'i gördüğü gibi onu tedavi altına almış, savruk bandajları yenilemişti. "Hareket edebilmenize şaşırıyorum, daha dikkatli olmalısınız. Bu gerçekten kötü bir yara." dedi tedaviye devam ederken. "Hareketlerimi kısıtlamıyor." Cruel'in kaburgaları sarılmıştı.

"Abi!"

"Efendi Cruel!"

Ed ve Cael'in dönmesiyle onu ziyeret etmesi bir oldu. "Yaralandığını duydum, doğrusu şaşırdım ama sanırım rakibin Ebedi Ay'ın üyesiymiş."

"Ebedi ay'ı nerden biliyorsun? Sana bundan bahsettiğimi hatırlamıyorum."

"Cael bahsetmişti..."

"Aranızdan su sızmıyor bakıyorum da." dedi Cruel. "Önemli değil fakat içime sinmeyen şeyler var. Prens Alberuyla görüşmem gerek."

Cael'i "Ona ne kadarını anlattın." der gibi süzdü. "..." Cael gözünü kaçırdı. "Çoğu şeyi."

"Harika." Cruel'in iç çekişinden sonra sessizlik geldi.

"Bizim çarpıştığımız birliktede Ay'dan biri vardı." dedi Ed.

"Nox denen adam, şu an zindanda. Efendi Cruel."

"İyi, kontrol etmem gereken şeyler var zaten."

Drezh'in savaşcı kimliği işe yaramaz hâle gelmiş, soğuk esen karanlık zindanda hapsedilmişti.

"Buradasın." Drezh göz ucuyla ona baktı. "Ne istiyorsun, konuşmamı bekliyorsan anca göklere yükseldiğin vakit dinlersin."

Cruel adamın hırçın tavrını sinir bozucu buldu. "Osiris" dedi sadece. "Önemli bir astın olduğunu varsayıyorum." Adamın yüzü öfkeyle kabarıyordu. "Kes sesini! Onun adını ağzına alma." Cruel zindan demirliklerine yaklaştı. Işık arkasından vuruyor, yüzünün bir kısmı karanlıkta kalıyordu. "Onu ben öldürmedim. İster inan ister inanma ama Bon denen adam gözünü bile kırpmadı."

Drezh beyaza büründü, kanı donup Osirisi Bon'un ellerinde hayal etti. "Sana neden inanmalıyım?"

"Yani reddetmiyorsun." dedi sadece. Bon'un bunu yapma olasılığı vardı, önünü kapatan bir taşı kaldırmak onun için zor değildi. "Ona ne olduğunu anlat, yoksa anca öbür dünyada konuşurum."

Cruel kazanmış gibi rahat bir nefes verdi. " İntikam için gelmişti, yeteri kadar güçlü değildi ama çabaladı.Seni önemsiyor olmalı." dedi ve tepkisini kontrol etti. Drezh bir nefes tutmuş, bekliyordu. "Onu esir almayı bekliyordum fakat birden savaş makinesi gibi bilincsizce hareket etmeye ve bedeninde siyah lif benzeri izler belirdi."

"Savruk hareketlerini engellemek zor değildi ama kesinlikle daha da güçlenmişti. Onu esir alıp Nox'un yanında tutuyorduk fakat sonra o adam yani, Bon, ortaya çıktı." Cruel anılarında onu gördüğü kısmı atlamaya karar verdi. "Biz yanına ulaştığımızda Osiris çoktan kan kusmuştu. Nox ise... Bonla beraber gitmişti."

"Nox! Şu adi! kahretsin," Drezh bir süre öfkesini kustu. Cruel acısını ve kaybını anlıyordu ama onu öldürmeye çalışan birine ne demesi gerektiğini seçemedi.

"Sıra sende."

Drezh öncekinde daha sakin bir tavır almış, nerden başlaması gerektiğini seçiyordu. "Bon, aslında Cloudus, kendisi Bon'un anlaşma yaptığı bir şeytandı. Zaman geçtikce Bon'u tüketti ve kontrolu ele aldı." Cruel'in anıları gözünün önünden geçti.

"İlk başta böyle biri değildi, şeytanın kutsama diye sattığı şey aslında bir lanet. Bon'la anlaşma yapan ve sözde gücünü kullanmak isteyenler bu lanete konak oluyor. İlk başta avantajlı geliyor fakat lanet kullanıldıktan sonra sizi sömürüyor,Cloudus yaşadıkca bundan yararlanıp gücünü arttırabiliyor. Kullandıkca kontrolu kaybediyor ve Osiris gibi bilincsizce hareketler ediyorlar. Aptal! Ne olursa olsun bunu almamasını söylemiştim, onun gücü buna dayanmaz. Laneti alan kişi zayıfsa kolay ele geçirilebilir..."

"Seraphine düklüğüne girmiş Rahip ve yanında bir muhafız, onlar hakkında bişeyler duydun mu?"

Drezh ne demesi gerektiğini seçemiyordu. "Neden Bon'u korumaya devam etmeliyim, eski Bon bile değil hatta Osirisi bile..." diye düşünürken günahlarını kabul etti. "Emin değilim, Targusla karşılaştılarsa çoktan ölmüşlerdir."

"..."

"Aslında evet, duydum. Penepole'nin eski müritlerinden birinin geldiğini duymuştum."

Cruel ile göz göze gelmedi, Cruel içinde kıpırdaşan uğursuzluğun doğru çıkmasından korkuyordu. "..." Drezh susmuş kendince bir şeyler mırıldanırken Cruel olduğu yerden uzaklaşırken "Sonraki hayat varsa umarım tekrar onunla karşılaşırsın." dedi. "Son isteği büyük ihtimalle seni görmek olurdu."

Drezh Cruel'in beklenmeyen kapanışından sonra kendini soğuk zindanın karanlığında yapayalnız ve pişman hissediyordu. "Tanrı yanında olsun Cruel." dedi sessizce.

_____________________________

OFOFOFF SIN

AVLAR GELİO

kimya lalla kimya

Tiktok: Meriiselly

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.