Aziz onu kırdığını biliyordu. Beraber yarım yıl geçirdiği birinden sır saklamak zoruna gidiyordu ve bu kişi Rodos ise bu gerçekten ağırdı. Rodos geldiği günden beri değişmişti ve kesinlikle temiz bir çocuktu ama gene de imparatorluğa bağlıydı. Kendisi için onu kullanmak, bu duruma süreklemek yapmaması gereken bir şeydi.
Ama.
Bir kere bencil olmaya karar verdi, bunun için Penepole'ye dua edecekti.
"Yakında seni saraydan çağıracaklardır, o zaman açıklayacağım."
Ve evet, haklıydı. Bir hafta geçmeden Rodos'la Welhart için tavsiye mektubu gelmişti.
"Haklıydınız Aziz, mektup gerçekten geldi."
Kilisenin taze kokulu, iç açıcı bahçesindeydiler.
"Öyle olcaktı. Hep bu zamanı beklediler." Rodos'un sorusuna izin vermedi.
"Kendimi bildim bileli bu kilisedeyim. Eski Azize bana bizzat kendisi anne şefkatiyle bakmıştı." Azizeden bahsederken yüzünde gülümseme yayıldı.
"Kilise iki yıl önce başkentteydi. Az sayıdaki mürit sayısına rağmen oradaydık, Azize'nin seveni çoktu. O zaman Azize imparatorlukla uğraşıyordu, ne olduğunu bilmiyordum ama hep onun getir götürünü yapmıştım. Sanırım... yağmurlu geceydi, bazı belgeler için Azize'ye uğramam gerekti. Etraf karanlıktı ama dün gibi hatırlıyorum, Bizzat saray muhafızlarıyla kavga ediyordu. Korkmuştum ve bekledim ama geç olmadan..."
Nefeslendi. Yüzü gözlerinde tekrarlanan o anla ekşidi. "İmparatorluk muhafızlarının önünde can verdi. Bilerek miydi Bilmiyorum fakat bu olay bir kaza olarak duyruldu, kilise kırsal kesime taşındı." Rodos sadece susarak devamını bekliyor, konuşmuyordu.
"Şeytan. Saraydan biri onunla çalışıyor. Azize gerçeği fark etmişti ve Tanrıça Penepole'nin müritleri onlara rahatsızlık vermeye başlamıştı. O gece sadece bizi yok etmek için ilk adımı attılar." Kasabadaki heruleleri gösterdi. "Yakında da son adımı atmaya çalışıyorlar."
"Rodos, Sence Meriette haksızmıydı? Hayır. Biliyorlardı ve biz onlara karşı çıksaydık kesinlikle 'hain' olarak tuzağa çekilecektik."
"Meriette güçlü bir savaşcıydı ve muhtemelen onlar için bir tehditti."
"Bize kalıcı güç vermemek için gönderilen şövalyeler bir yıl kaldı ya da yarım yıl kadar. Bizi izlemek için casusları bazen de sizin gibi toyları kullandılar."
Rodos kelimeleri seçemiyordu, boşaydı. Nefesi kesilmiş sahne arkasındaki gerçeği sindirmeye çalışıyordu. Yemin ettiği zerathinlilerin gerçek yüzü... acı vericiydi. "Hâlâ yanımda durmak istiyor musun?"
Rodos'un çenesi kasıldı, gördüğü dünyadan ile gerçekler farklıydı. "Ben onurlu bir şövalye olmaya yemin ettim."
"Seninle kalacağım."
Rodos tavsiye mektubunu geri çevirdi ve burada kalacağına dair özür mektubu gönerdi. "Rodos gerçekten emin misin?" Welhart ise ona uyup burada kalacaktı.
"Emininim, sen halinden memnun görünüyorsun."
"Evet evet, burayı seviyorum, Emily zaten burada yani sen olmasan bile burda kalırdım."
Rodos mektubu gönderdikten sonra ses seda çıkmamıştı. Bu süre de Azizle çalışmalar yapmıştı.
"Görevlileri gönderdiğini duydum."
"Evet bu karmaşaya süreklenmelerini istemiyorum." dedi Aziz. Yakında gerçekleşecek olanlara hazırlanıyor, Kiliseden ayrılmaları için bazılarına fon sağlayarak merkeze gönderiyordu. "Azize'nin bağlantılarını takip ettim."
"Mektuba karşılık vermediler. Ne planlıyor olabilirler?"
"Kasabada askerler artmaya başladı, halk da huzursuzlaşmaya başladı. Yakında harekete geçeceklerdir."
"Yeterli asker gücümüz yok."
"Biliyorum, zaten imparatorluğa karşı kazansak da yine ihanetten suçlanırız."
"Ne yapmayı planlıyorsun?"
"O karmaşa başladığında buradan kaçacağız, Azize antik kalıntılardan bahsetmişti. Onlardan biri Kilisenin ilk kurucusuna ait bir kutsama olduğunu düşünüyorum. Starve bölgesine doğru yola çıkacağız."
"Savaştan sonra bölge Lord'unun uyanmadığını duydum. Ayrıca buraya uzak."
"Zaten ilk hedefimiz değil, yavaş ama sağlam adımlarla ilerleyeceğiz." Aziz Starve'ye kadar müritlerini belli bölgelere yerleştirmiş, kendilerine bağlantılar hazırlamıştı.
...
İmparatorluk askerleri kırsalın taze havasını demir kokusuyla değiştirmiş, Çocukların seslerinin yerini savrulan kılıç ve feryat sesleri almıştı.
"Hadi gidelim! Çabuk ol Aziz Liunes." Kilise kirli ayakkabılarıyla işaretlenmiş, kalplerine haset ve yıkım dolmuş askerler tarafından basıldığında Aziz kalan son müritleride gönderdi. Kilise sessiz ve tek Liunes'i duasıyla kaldığında yakıldı.
Welhart ve az sayıdaki muhafızlar Aziz'in emriyle kasabayı korumaya görevlendirilmişti, kiliseden habersiz tabii. Liunes'e göre karmaşa sırasında kaybolduklarında isimleri kayıp ya da ölü olarak çıkacaktı lâkin "İmparator elinden adam kaçırdığını duyurmayacaktır, ölü olarak anarak bizi ihanetle suçlayacak."
Rodos ve Aziz kilisenin sessiz kapılarından uzaklaşırken Rodos'a yabancı olmayan bir yüz, Albay. "Rodos'umuz çok değişmiş. Şimdiyse bir soysuzla beraber kaçıyor." derken önlerine canlarını aldığı bedenleri hiçbir şeymiş gibi attı.
"Albayım siz!" Sinir ve iğrenme duygusu Rodos'a şiddetlice vurdu. İkisi yakalandı ve meydanın ortasına sürüklendi. "Rodos!" Welhart arkasında Emily ve diğer halkla yaralanmış Rodosla yanında duran Aziz'e bağırdı.
Albay Aziz'in saçlarından sertçe çekiştirerek "Yaptığın şeye bak" ya da "Planınız zavallıcaydı." diyerek yanan kasabayı gösteriyordu. Aziz'in midesine mide krampları giriyor, mırıldanmaya ve dua etmeye başlıyordu.
Albay onu görmezden gelen ikisine kılıcını çekti, tam boynunu yerinden alacağı zaman Welhart albayını durdurdu. "Albayım siz de o şeytanlar için mi çalışıyorsunuz?" İkisi konuşurken konuşmalarının son kısmına yetişmişti. Rodos arkadaşının direnişinden cesaret alıp etrafındaki askerleri savuşturdu. "Welhart!" Rodos yetişemeden arkadaşı albayının kılıcında kaldı.
Aziz suçlulukla ilk defa lanet etti. Welhart'ı kucağına çekip yarasını kapamaya çalışıyordu ki karnına güçlü bir darbe yedi, geri savrulurken kafasını sertte vurdu. Acı, suçluluk ve yediği darbe onu tiksindirici bir iğrençlikle midesinde karıncalanmalar oluşturdu.
Aziz'in gözleri bulanıklaşırken Rodos'un sesli feryatı kulaklarını çınlattı. Öyle sessliydi ki askerlerin bile onun acısından içi yandı. Aziz'in gördüğü son şeyse Rodos'un ona doğru koşması oldu.
...
Sokak gazetelerinde "Hainlerin kellesi alındı." haberleri yayılmaya başlayınca küçük bir hana yerleşmiş Rodos, uyanmaya çalışan Aziz'e bakıyordu.
"Aziz nasıl hissediyorsunuz?" Güneş alan ahşap kokulu odada Aziz'in karşında dikiliyorken üst gövdesi sargılıydı.
"Ben... net göremiyorum." Aziz gözlerini kırptı, ovdu. Gözlerindeki o buğ gitmedi, sanki dünya ile arasına perde çekiliyormuş gibiydi. Yine de lanetler okumadı, ağlamadı sadece bunu onun cezası olduğunu kabullendi.
Rodos hâlâ hareket edemeyen Aziz için ıslak havlular hazırlayarak birkaç gün daha ona baktı. "Kafanızı vurduğunuzda yaralanmış olmalısınız, daha erken gelmeliydim. Özür dilerim." Rodos çok övündüğü yeteneklerinin değersizliğini anlamış oldu. "Senin hatan değildi, seni, hatta sizi bu duruma ben getirdim. Özür dilemesi gereken kişi benim. Welhart için üzgünüm."
"Bunun için kızgın değilim, ikimiz de doğru olduğunu düşündüğümüz yolu seçtik." Rodos birini suçlayacaksa sarayı suçlaması gerektiğini biliyordu.
"Şimdi ne yapacağız?" Aziz yerinden zorca doğruldu. "Biraz daha burada dinlenelip yola çıkalım." Etrafına hızlıca göz gezdirip "Han için parayı nerden buldun?"dedi.
"Han'ın şefi yaşlı bir adam, bizi görünce izin verdi. Yine de ona yardım ediyorum."
"İyi yapmışsın, şiimdilik bunu sürdürelim."
İkisi yaklaşık beş gün daha handa durdular, han sahibi onlara çalışmalarının karşılığını vermişti.
Kasaba yanmış, kilise yıkılmıştı. Geri dönüp sakladıkları parayla Rodos için gerekli eşyaları aldılar.Yolculukları beklendiği gibi zorlu geçmişti ama Aziz'in planı işe yaramıştı, yerleştirdiği eski müritler zaman zaman onlara yardım ediyordu. "Aziz, şimdi Starve Arşidüklüğüne mi gidiyoruz?"
"Bana Aziz deme, kilise artık kapatıldı."
"Ne demeliyim, İsminizi kullanmak garip hissettiriyor."
"Sen bilirsin, çok kararsızsan Rahip diyebilirsin. Sadece Aziz benim için yüksek bir rütbe." Rodos yolculuklarında yeni yetenekler öğrenmiş, farklı stillere karşı savaşmıştı. Rahip ise bilgisine bilgi katmış, çeşitli bilgi localarından yeni şeyler öğrenmişti.
"Starve arşidüklüğün de aradığımız şey yoksa ne yapacağız?"
"Önemli değil, asıl hedefimizi biliyorsun."
"O şeytanı alt etmek." İkisi kaybettikleri her şey için savaşacak, hayatta kalacak, en önemlisi intikam alacaklardı. Rakipleri güçlüyse eğer Rahib'in kutsaması Rodos'un gücüyle birleşecekti.
-----------------------
Kurban bayramınız mübarek OLSUN
Ben kurban olarak kardeşimi kesicwm 🤙
YA arkadaşlar tamam ben çizemedim, referans falan yoktu da sanki Rodos gerektiği değeri alamıyor mu?😞
😞😞
Rahip de öyle hani ben mi fazla sevdim kiii
Tiktok: Meriiselly
