İçeriğe geç

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 24 · 5 dk okuma

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 24

[Rahip ve Rodos] Adanmış mürit

"İmparatorluk Muhafızı 5. Komuta, 2. Bölük Rodos!"

"Emredin Albay!"

Rodos, o gün Ölüm Tanrıçası Penelope'nin Kilisesi'ne atandı. "Çıldıracağım, saçmalık! Bir imparatorluk muhafızını neden kiliseye atanır ki?"

"Şansına küs Rodos. İyi tarafından bak; etrafında güzel rahibeler olacak, günlerin sakin geçecektir," dedi Welhart.

"Kes sesini Welhart! Yeteneklerimi neden burada harcayayım? Benim şövalyelik onurum var, senin gibi 'güzel rahibeler' ilgimi çekmiyor."

"Çok sıkıcısın dostum. Her neyse, yarın kiliseye varmış olacağız. İyi dinlen."

Welhart kamp ateşini söndürdüğün de gecenin soğuk karanlığı geri gelirken Rodos haksız atamalara lanetler okuyordu. Gece boyu karanlıktaki tek yol göstericileri olan yıldızlara bakarken, tenini kesen rüzgâra sırtını dönüp sabahı bekledi.

...

"Siz yeni muhafızlar olmalısınız. Lütfen şu taraftan buyurun, Aziz Liunes sizi bekliyor."

"Harika! O bir elf mi?" diye fısıldadı Welhart. Rodos, onları karşılamaya bile gelmeyen Azizi düşünerek elfi takip etti. "Şu azizi görelim bakalım," diye geçirdi içinden.

Yol boyunca kilisenin koridorları ıssız bir yapıdan farksızdı. "Burası fazla ıssız değil mi?" Welhart'ın sesi soğuk koridorda yankılandı. İlerledikçe hava daha da kararıyordu. "Ve kesinlikle kasvetli."

Elf kadın hak vererek kıkırdadı. "Haklısınız, diğer kiliselerden daha az müridimiz var. Bunun sebebi, Tanrıça Penelope'nin kutsamasını herkesin taşıyamaması."

"Ne demek istiyorsun?" Rodos'un sesi sertti.

"İnsanlar ölümü kabullenemezler. Daha iç açıcı şeyleri tercih ederler, değil mi? Sebebi bu. Genelde insanlar kilisemizi uğursuz görüyor ve Ölüm Tanrıçası'na inanmak istemiyorlar. Ama kendini buraya adayanlar, bir süre sonra kutsanabilirler."

Biraz duraksayıp düşündü.

"En azından çoğu... Aziz, bunun en iyi örneği."

Welhart ürkekliğini atamamış olsa da bu sözler Rodos için anlamlıydı. "En azından ölümü güzellemiyorlar" diye düşündü.

Bir süre daha yürüdükten sonra elf kapıyı açtı. "Muhafızları getirdim, Aziz Liunes."

Aziz, çöktüğü yerde mırıldanmalarını yarıda kesti ve ayağa kalktı. "Teşekkürler Meriette. Çocukların yanına git, birazdan geleceğim."

Rodos ve Welhart içeri adım attıkları anda değişen atmosferi hissettiler. Dışarıdaki soğuk ve yalnız havadan farklı, garip bir sıcaklık vardı. Aziz, Penelope'nin heykelinin üzerine bir örtü çekti ve muhafızları davet etti. "Evet, lütfen yaklaşın. Tanışalım, daha sonra çocukların yanına gideriz."

"Ben Welhart. İmparatorluk Muhafızları 5. Komuta, 2. Bölük."

Aziz kendi kendine tekrar etti: "İmparatorluk muhafızı... Hm."

"Ben Rodos. Onunla aynı komuta ve bölüktenim." Sesi tersler tonlamaya sahipti.

"Haha, sanırım istemeyerek geldin." Aziz'in çekik gözleri aralandı ve Rodos'a dikildi.

"Öyle," dedi Rodos. İçinde bir irkilme hissetti.

"Tanıştığımıza memnun oldum. Ben Aziz Liunes; ya da bazı arkadaşlarımızın hitabıyla Piskopos Liunes."

Aziz'in şüpheci ve onları tartan bakışları vardı. İnce, insanın içini irdeler gibi bakan, kişiyi sanki çıplakmışçasına ortaya seren bakışlar... Rodos, Aziz'den rahatsızlık duyuyordu. Onun muzhip gülümsemesinin bile ruhunu çekip aldığını hissediyordu. Onun önderliğinde kiliseyi turlarken Rodos onu süzüyor; hareketlerini inceleyip gücünü tartıyordu. Ancak Aziz, bakışların üzerinde olduğunu hissedebiliyordu.

"Burası kilisenin arka kapısı." Kapıyı açtığında beklenmedik bir kalabalık Azizi selamladı. Küçük çocuklar ve gençler, Aziz'e çizimlerini ve notlarını göstererek övgü bekliyorlardı.

"Kilise kırsal kesimde olsa da kasabadan oldukça rağbet var," dedi Welhart, bariz olanı dile getirerek. Aziz onaylarcasına başını salladı.

...

Günler birbirini kovalarken Rodos buraya alışmaya başlamıştı. Aziz'in düşüncelerini hâlâ tam olarak kavrayamıyordu fakat ona alışmaya ve iyi biri olduğuna inanmaya başlamıştı.

Bir keresinde şöyle bir olay yaşanmıştı:

Kilisenin haftalık toplu duası sırasında dışarıda bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Müritlerle birlikte dua edilirken, kaza yapmış bir kervan kiliseye sığındı. Aziz, duayı bir şeyler mırıldanarak sonlandırdı. Ağır yaralı kervancılara hemen müdahale etti ve yaralarını iyileştirdi. O gün Aziz'in inanılmaz kutsamasına şahit olan Rodos, onu tamamen kabullendi.

Başka bir zaman ise Aziz, günlük ibadetinden sonra yine Penelope'nin heykelini örtüyordu. "Neden bunu sürekli yapıyorsunuz Aziz?" diye sordu Rodos. Artık Aziz'in sadık bir muhafızı gibi yanından ayrılmıyordu.

"Çünkü öyle istiyor," dedi Aziz sadece. Rodos anlamadı ama aklına Meriette'nin sözleri geldi: "Tanrıça'nın kutsamasını en iyi o kullanabilir. Şu ana kadar her şey hislere dayalıyken, Aziz Tanrıça'nın izlerini bizzat görebiliyor."

Rodos zamanla buraya iyice alıştı, hatta daha da güçlendiğini hissetti. Hem bedenen hem de zihnen doyuma ulaşıyordu. Tabii buna Aziz'in zaman zaman ona yaptırdığı ağır taşıma işleri de dahildi.

Meriette ile kılıç tokuşturmak ise hem eğlenceli hem de eğiticiydi. Onun gibi hem savaşçı olup hem de büyü kullanabilen birine karşı, bir şövalye olarak yetersiz kaldığını görüyordu.

"Anlamıyorum, neden burada rahibelik yapıyorsun? Adını tarih kitaplarına yazdıracak bir kılıç ustası ya da büyücü olabilirdin."

"Çünkü Aziz Liunes'i takip edeceğime dair kendime söz verdim. Aslında sadece ben değil; buradaki diğer rahibeler, rahipler ve müritler de öyle. Sence hepimiz Tanrıça'nın kutsamasına mı sahibiz? Hayır. Bizi bir arada tutan Aziz. Hayatımızı ve ilmimizi borçlu olduğumuz kişiyi takip etmeye karar verdik, o kadar."

Günler haftalara, haftalar aylara döndü. Altı ay geride kaldığında kilise her zamankinden daha hareketliydi.

"Meriette, gerçekten o heriflere saldırdın mı?"

Meriette sessiz kalıp suçunu kabullendi.

"Sebepsiz olduğunu düşünmüyorum. Ne oldu? Anlat." dedi Aziz.

Prens Fleth'in gönderdiği paralı askerler fazlasıyla hırpalanmıştı ve imparatorluk ailesinden Meriette'nin aforoz edilmesi için resmi bir dilekçe gelmişti.

"Biliyorsunuz Aziz... Onlar Tanrıça Penelope hakkında ağza alınmayacak şeyler söylediler."

Aziz yutkundu ve devam etmesini bekledi. Rodosda oradaydı, dikkatle dinliyordu.

"Ve en sonunda size hakaret edince kendimi tutamadım. Özür dilerim."

Aziz, yüzünün yarısını sanki bir acıyı siliyormuş gibi avucuyla kapattı. "Hayır, senin hatan değil ama durumu biliyorsun." Aziz içinde oynaşan uğursuz duyguları bastırmaya çalıştı. Rodos ise gerçeklerden habersiz, bu gerginliği biraz abartılı buluyordu.

Meriette afaroz edilmişti. Aziz Liunes kendini bir şeylere hazırlıyormuş gibi daha yoğun işlere gömülmüş, ibadetlerini arttırmıştı.

"Tanrıça'm, Penopele'm, yolumuzu saptıranları kınıyorum ve senin gücüne inananlarında güveniyorum..." Rodos istenildiği gibi güvenliği arttırmıştı. "Şövalyeleri dediğiniz gibi yerleştirdim fakat bu sıralar endişeli görünüyorsunuz." Aziz ilk defa maskesini görebilen adama karşı şaşırdı.

Aziz; imparatorluğa,doğrusu, Zerathinliler'e güvenmiyordu ve Rodos kendini onlara adamaya yemin etmiş biriydi. "Sadece endişelerim var..." diyerek geçiştirdi. Rodos'un yanından geçerken onun için endişelenenleri görmemeye başlamıştı.

Bölgenin güvenliği arttırıldığında normalde ıssız kilisenin çevresi herulelerle ve maceracılarla dolmuş, Rodos ise bir şeylerin ters gittiğini hissetmeye başlamıştı. Aziz'in hazırlığı ona ağır gelmeye başlayınca kendisine güvenilmediğini görmek canını yaktı.

"Aziz neden bir şeyler söylemiyorsunuz? Neler olduğunu biliyorsunuz, değil mi?"

Dua'ya hazırlanan Aziz'e , istemeden, onuru kırılmış gibi bağırdı.

Aziz sustu ve yumrukları beyazlaşmış Rodos'a her zamankinden daha sert baktı. Rodos üzerinde baskıyla irkildi. Yutkundu.

"İmparatorluğa kendini adamış birine kilisenin sırlarını dökmeme gerek yok, değil mi?"

Rodos'un hayal kırıklığıyla gölgelenen yüzüne baktı. "Ah, üzgünüm seni kırdım mı? Ama kusura bakma."

"Neden... Sadece şövalye olduğum için mi bana güvenmiyorsun?" Boğuluyormuş gibi çırpınıyordu. "Altı aydan fazladır buradayım ve sizi tanıyorum, en azından öyle sanıyorum. Lütfen bana bir şans verin. Sizin için elimden geleni yapacağım."

___________________________

Ofofo geldikkk ya çok güzel yerlere geliyoruzz 🤙🤙

Tiktok: Meriiselly

Rahibi bir kere daha koyucam helelelelel

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.