İçeriğe geç

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 14 · 3 dk okuma

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 14

[Kimlik] Başkent

Başkente Starve kovboyu büyük bir kalabalıkla girmişti; süslemelerle çoşmuş meydan, her türden insanı sahiplenmiş, elçiler dâhi eğlencenin keyfini çıkarıyordu.

Bu kalabalığın arasından velihat Prens Alberu'nun sarayına-ikinci saraya- ulaşan Cruel üstünü kapatamadığı gerginliğiyle birlikte giriş yaptı.

"Starve Arşidüklüğü, Dük Cruel Starve huzurunuzda geleceğin umut ışığı, kıtanın güneşi Velihat Prens Alberu" abartılı bir selamlamayla dikkati üzerine çeken Cruel, Alberu'ya atıfta bulunmuştu.

Sessizliğin hüküm sürdüğü bu odada Cruel kendinden emin şekilde onunla göz göze geldi. Alberu'nun çıkarcı yüzü soğuk irkilmeyi hissetmesine sebep oldu.

"Etrafımda bu tipten çok var." Aklına Ron ve onun sabit gülümsemeleri geldi. Yinede ayak uydurabileceğinden emindi, ona karşılık verdi.

"Teşfik etmeniz ne hoş." Alberu iğneler gibi bir tona sahip olsa da sıcakkanlı görünüşü onu ele vermiyordu. "Geleceğin güneşinden bizzat davet almışken gelecektim." Alberu Cruel'in bu uzun betimlemesinden rahatsız olmuş gibi hâli vardı. Ne âlâ Cruel zamanında yalakalık yapmaya alışmıştı.

"Buna devam etmeyin lütfen, sizi iyi niyetle çağırdım." Velihat Prens, abisi Fleth'in aksine güler yüzlü ve kibarlığıyla yerini almıştı. "Eski Cruel onu destekliyordu." Cruel'in zihnine çalınan bazı anılar ve duyumlarla eski Cruel'in Fleth'i desteklediğini biliyordu ki Fleth'in gücünün çoğu Starve bölgesindendi yine de taç ona verilmemişti.

"Fleth bana yarar sağlamaz," Şimdiki Cruel'in düşüncesiyse Alberu'yu desteklemekten yanaydı.

Beş yıl savaşlarından önce yarışır güce sahip olan Zerathin prenslerinde güçlenen Alberu olmuştu. Hayal kırıklığıyla Starvenin desteğini kaybedense Fleth idi ve Alberu bunu fırsat bilmişti.

Çünkü Starve ailesi Zerathin imparatorluğunun Şirou döneminden varlığını sürdürmüş köklü bir aileydi, dahası İmparatorluk sermayesiyle yarışır güce ve paraya sahip bu aile tam kapasite zaferi getirecekti.

"Ormandaki taşkını duydum, amacım size 'sağlınızı' sormaktı fakat Obsidiadaki kazaya rağmen gelmeniz şaşırttı." Alberu bozulmayan tonuyla oldukca endişeli görünüyordu. Cruel bu güç savaşının arasında kalmaktan rahatsız olsa da ayak uydurdu, nasılsa onunda Prensin gücüne ihtiyacı vardı.

"Şanslıyım küçük kardeşim Ed bununla ilgileniyor." Alberunun içinde oynaşan sinir yüzüne vurmadan Cruel ona desteğini vereceğini söyledi.

"Desteğim sizinle olacak geleceğin parlayan güneşi; fakat bugünlük gidiyorum, anlarsınız biraz yorgunum. Baloda görüşmek üzere." Onu eğlendiren bu adamı kesinlikle hatırlayacaktı.

Grek, Cruel'den aldığı yetkiyi sevmişti. Cael ve birliklerle kimliğini saklayarak çarşıda dolaşıyordu. Kendini ortaya sunma gibi düşüncesi yoktu. Gün batımına yakın ona işaret veren yolu buldu. Cael ona yakından eşlik ederken malikaneye gitmeyi hedeflemişti fakat Kalabalığın arasından başka bir cübbeli adam yanından geçti, nefes kesici havasıyla soğuk terleyerek dondu Cruel. İpek saçlı adam onu görmemişti fakat Cruel sadece onun sessiz adımlarından kaskatı kesilmişti. Anılarında yeri olmayan bu kişiyle başına kısa süreli bir ağrı girdi.

Cael onun gerginliği fark ederek birliği durdurdu. Etrafı kolacan etti, onun gibi güçlü birini kaskatı kesen kişiyi aradı gözleri ama olağandışı biri yoktu.

"Artık gidelim." Cruel'in kırılan sesiyle Cael dikkatsizliğini kendine günah buldu.

Cruel başkentteki malikaneye vardıklarında içindeki bu histen kurtulmayı denedi.

Fış!

Kılıcını sallarken elleri çoktan nasırlaşmıştı. Huzursuz hissettiği her vakit kabzasındaki kılıcıyla çalışırdı. İster Grek olsun ister Cruel, iki türlü de bunu yapardı.

Rüzgar tenini kesmeye başladığında soluklandı Cruel, içindeki huzursuzluk geçmemişti aksine zayıf hissettiği için sinirlenmişti. Ve o adam "Eskiden onu hiç görmedim." İpek saçlı adamı aklında taradı ne grek gibi yaşarken ne Cruel gibi yaşarken anılarında onu hatırlamıyordu yine de bedeni ondan korkuyordu. korkmuştu.

Cael yanına geldiğinde beraber çalışmak istedi. "Senden beklentim var." İkisi yerleştiğinde ilk savruluşu Cruel yaptı, sert vuruşu Cael'i geri savurdu. Cael onun sert gücüne şaşırsa da eğlencesini saklamadı. Sonraki saldırısını hızlıca arkasından yaptı, Cruel atletik vuruşu durdurdu. İkisi kılıç tokuşturmaya devam ederken toplaşan şövalyeler inanılmaz hareketleri kolaylaştıran iki adamı izledi.

Birisi kabaca rüzgarı kesip onunla dans ederken diğeri sert ve hızıyla ateş atar gibi kılıcını savuruyordu. İkisi de nefes nefese kalırken Cael hissettiği zayıflıkla hayal kırıklığına uğradı. Kesinlikle Cruel'den çok tecrübesi vardı ama o yıkılmazdı. Yine de ikisi sonuca varamadan kabzalarını indirdiler.

Saf kılıç yarışından oluşan bu çalışmayla Cruel zorlandığını hissetmişti. İlk defa biri ona - Kuzeyin Paralı Asker Kralı Grek'e- karşı bu kadar dayanmıştı. Cael'in beklentilerini aşan bu gücüne hayranlık duymaması elde değildi.

-----------------------------

Diğer bölüm biraz uzundu. Bu 600 küsur oldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.