Cruel, Cael’e değerli bir Ejder Kabuğu hediye ettiğinde, Cael onun kendisini sadece bir intikam ortağı olarak görmediğini anladı. Uzun zamandır süregelen yalnızlığı, bir jestle yüzüne vurmuş; ona asıl idealini hatırlatmıştı.
Cruel’in yanından ayrıldığında şaşkındı: "Bunun ne kadar değerli olduğunu bilmiyor mu?" Yüzünde uzun zamandır hissetmediği bir gülümseme yayıldı, gamzesi belli oldu.
...
İmparatorluktan davet geldiğinde Cruel; Ron ve gerekli birlikleri toplamaya başladı. Özellikle Ron. İkisi yan yanayken boğazına hançer çekilmiş gibi huzursuzlaşıyor, o adamın kokusunu sevmiyordu. Valrion köyünü hatırlatıyordu, o günü.
Cruel, Cael'i başkente olan yolculukta yanına almamıştı. Yola çıkmadan önce Cael Cruel'in önüne dikildi. kaşları huzursuzluka çatıkken siyah gözleri Cruel'i izliyordu. "Efendi Cruel sizin eşlikciniz olmak istiyorum." Cruel ani isteğe tepkisi kaldı, biraz mırıldandı ve düşündü. "Onu daha iyi tanıyabilirim." diyerek kabul etti, amacı başkentte ilk günde keşif yapmak diğer gün ise Antik kalıntıyı sahiplenmekti. Ron ve diğer şövalyeler de Cruel'i yalnız bırakmayacaktı.
"Tabii Cael yanımda olursa işler değişir." Onun gücüne şahit olmuşlardı. Cael, kendini Cruel'e borçlu hissediyordu. Kesinliklike bunun hakkında konuşmayacaktı.
Başkente yolculuk başlarken Ron ve Cael Ona, Cruel'e eşlik ediyordu. Cruel'in bilgi kaynağı kara Tılsım loncasıda paralı askerler ile destek sağlıyor, Ron onları adeta bir komutan gibi yönetiyordu. Hâlâ Ron'un kimliğini bilmeyen Cruel ise onun sadece yetenekli olduğunu düşünmüştü.
"Ron'u getirmekle iyi etmişim." Cruel Sallanan at arabasında kalabalık ağaçlara göz gezdirirken aniden at arabasının çevresi biriliklerle kapandı.
"Ne oluyor?"
Ön saflara ilerlerken yaralı uzanan iki çocuk ve başlarında onlardan daha büyük kısa, gümüş saçlı genç bi adam duruyordu." Lütfen yardım edin!" tekrarlayıp durdu. iki yanında taşıdığı akrabası sanılan çocukları Cruel'in önüne serdi. Arkasında Huzursuz, acıyan gözlerle onlara bakan Cael'i süzüp İşaret etti."Şifacılara söyleyin onlarla ilgilensin." dahası, gümüş saçlı genci yanına çağırdı.
İkisi baş başa kaldığında genç kendini tanıttı."Ben Cage." kelimeleri seçerken dudaklarını büzdü." Kardeşlerim ;Nau ve Xi için teşekkürler." saygıyla önünde eğildi. Cruel kollarını doladı, ayağa kalkması için işaret etti.
"Kasabadan ayrıldıktan sonra saldırıya uğradık." Cage anlatmaya başlarken Cruel sessiz kaldı. Yardım ettiği kişiyi tanımak ister gibi inceliyordu.
Cage ve kardeşleri kasabadan ayrılalı çok olmamıştı, her zamanki gibi ava çıkmışlardı ki bir şeyler ters gitti. Altın gibi renkli, uzun saçlı, siyah ve gümüş işlemeli cübbesi olan yakışıklı adam yollarını kesmiş. Kaçmaya çalışan bu zavallı çocukları katletmeye çalışmıştı ta ki yanında siyah saçlı, yorgun ve kasvetli adam gelene kadar. Siyah saçlı adamın kırmızı gözleri Cage bulmuş daha sonra belli olmayan bir huzursuzlukla diğerinin mor gözlerine dalmış ve ikiside uzaklaşmıştı. Cage bilincini kaybetmeye başlayan küçükler içinse yardım ararken Starve ailesini kovboyuna denk gelmişti.
Cruel hikâyeyi üstün körü dinlemişti. "Siyah ve gümüş işlemeli cübbe..." Cael'in verdiği kumaş aklında canlanırken ayağa kalkıp derin nefes aldı. Aynı gruptan olduklarına emindi fakat kanıtlayamıyordu. "Sinir bozucu" Cruel'in büzüşen gözleri rahatsızlıkla aralandı.
At arabasının rahat süslemelerinden inerken Cage'i belirsiz bir duyguyla bıraktı.
Çok zaman geçmemişti, Cage onları kasabasına davet etti. "Zaten mola verecektik." Ron Cruel'e yardımcı oldu, o sırıtışıyla beraber.
"Şu yaşlı adam" Cruel ona uydu. Kasabaya yaklaşırken etrafın havası değişmişti. Gergince kasılan Cael, Cruel'in gözünden kaçmamıştı ama bir şey demedi. Ne demesi gerektiğini seçememişti.
Çok geçmedi, hava netleşti. Cael soğuk terler akıtırken Cage de değişen atmosferi fark etti. Ağaçların arasından köye girerken Cael'in Valrionda karşılaştığı anılar gözlerinin önünde belirdi, tekrar ve tekrar titrerken nefes alışverişi hızlandı. Orada Cruel, Cael'i şiddetlice sarstı. Bir şeylerin onu korkuttuğunu biliyordu, onu sakinleştirmeyi denedi. "Bana bak! Sakin ol ve nefesini düzene sok." Buz kesmiş Cael unutmaya çalıştığı o anları hatırladıkça ona sarılan Cruel'in desteğini aldı. Kasabadan gelen seslerle şimdiki zamana döndü."Teşekürler efendi Cruel..."
"İyi tavsiyeler vermem ama istersen burada olacağım." Kulağına doğru fısıldarken ses tonu halen ulaşılmaz gibiydi ama Cael ondaki iyi niyeti sezmişti.
Nahiyede sesler yükselirken Cage haraketliliğe merakla yaklaşmıştı."Muhtar, sorun ne?" Cage kısa boylu yaşlı adama yaklaştı."Cüce mi?" Cage minnettar şekilde Cruel'e dönerek
"Burası şekil değiştiricilerin kasabası. Uç kasabasına hoş geldiniz!"
Etrafta farklı birçok şekil değiştirici ırk dolaşıyordu, önceki hayatında az bucuk şeyler duymuştu fakat beklediğinden daha farklı olan bu köye, farklı türdeki ırkların ve maceracıların saygıyla iletişimde oluşuna hayranlık duydu.
Cage muhtara başından geçenleri özetlerken Cruel,Cage ve muhtarın ifadesinden sorunu sezebilmişti."Ne oluyor?" Bugün gerçekten bu kelimleri çok dile getirmişti.
Cruel- Ron ve Cael ile birlikte yanlarındaki şövalyelere yaklaşan iki kişi konuştu. "Sanırım köyün deposuna yağma olmuş." Tilki gözlü adam kasıntı olmayan bir sırıtmaya sahipti.
Arkasındaki ise daha sessiz ve aptala benziyordu.
"Oh, kusura bakmayın kendimi tanıtmadım. Ben ölüm Tanrıçası Penepole'nin müridi Liunes yanımdaki ise eşlikcim Rodos, kendisi bir savaşcıdır." Cruel ikisini de sessizce süzerken pozisyona giren askerleri durmasını emretti. "Ben Cruel Starve," Kısa tanıtıma adam çekik gözlerini araladı. Cruel'i gözleyip önünde yavaşca eğildi, yüzündeki sırıtma bir şekilde sinir bozucuydu. "Saygısızlığımı affedin Lord Cruel, görüşüm çok iyi değildir." Cruel sorun olmadığını işaret ederek formaliteleri görmezden geldi ama o adama inanmamıştı. "Arşidük'ü kim tanımazki?"
Cruel huzursuzlanarak kaşlarını çattı. "Ölüm Tanrıçası dedin, o kilisenin müritleri dağıtılmıştı." Cruel buna savaşdan sonra gelişmeleri incelerken dikkat etmişti. Penepole'nin müritleri beş yıl savaşları sonrası isyan ile suçlanıp unutulmaya yüz tutmuştu.
"Kiliselerimiz kapatılsa bile bazılarımız Tanrıçamızı içinde yaşatıyor, Lord Cruel." Arkasında saçının küçük parçası örgülü adam sıkılmış gibi bakınıyordu ki Cael ile göz göze geldi. Aralarındaki bakışmayı Cruel umursamadı, savaşcıların birbirini ölçmesi normaldi.
Cage Cruel'in yanına gelip "Efendim, sizi ağırlamak isterdim lâkin işler karışmış gibi duruyor."dedi istemeyerek. Cruel ise biraz hayal kırıklığına uğrasa da şu lanet yolculuk daha kısa süreceğinden mutluydu.
Cruel yola çıkmaya hazırlanırken köyün yıpranmış çocuklarına kıyamadı. Şekil değişticiler gelen maceracılardan para karşılığıyla tedavi görüyor, köyün kendi doktoru ise göreve çıktığında uzun süredir yoktu. Deponun yağmalanması da maddi ve gıda açısından köyü zor duruma sokuyordu.
Cruel içinde yaşadığı vicdan karmaşısından galip geldi. "Ron, şimdilik köyün çocuklarıyla yaşlılarını Starve bölgesine götür."
"Ama efendim o zaman siz..." Cruel için koca bir orduya gerek yoktu, Cael ona yeterdi.
Cael ve Cruel hazırlıklar başlatılırken baş başa kaldılar. "O yaşlı adam- yani Ron- Yeterli mi?" Cael güvensizliğini saklamıyordu.
"Ron güçlü; ne kadar iyi biri bilemem fakat normal bir kâhya olmadığını anlayabiliyorum, sen de öyle değil mi?"
Cruel dudaklarındaki müstehzi bir tavırla "Sen mi gitmek isterdin?" dedi. İkisinin arasındaki bu tempoyu seviyordu, eğlenceliydi.
Aziz Liunes ve Rodos başkente yolculuğunda Cruel'e katılmıştı. Kasabada göze batan adamların arasında dikkatini çeken kişi genç bir Aşidük efendisiydi.
"Rahip o adamda ne vardı da yanına gittin?" Rodos kollarını kavuşturmuş dışarıyı gözleyen Rahibe harmanlanmış ilgiyle baktı. "Onu daha önce görmüş olabiliriz." Sırıttı ve bunu yaparken güneşte parlayan iki sarı safir taşı gibi gözlerini Rodos'a dikmişti." Yaklaştıkça bu gözlerle gördüğüme yemin edebileceğim bir şeye sahip." Rodos, rahibin bu hâllerine tasasız şekilde göz devirdi.
Rahip görmüştü, o adamın omuzlarına çökmüş hayatıyla belli belirsiz uzuvlar.
Mürit olmayan adamın ölüm Tanrıçasının kutsamasına sahip olması asıl ilgi çekici şey buydu. "Sizden beklentilerim var, Lord Cruel."
----------------------------------------------
Bölümü diğerlerinden daha uzun attım, iyi mi sizce?