İçeriğe geç

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 11 · 2 dk okuma

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 11

[Kimlik]

Valrion Köyü, savaşçıların ve yaratıkların yuvası, Lanetler ormanının merkezi. Dünyaya ulaşma umudunu kaybeden tüm o insanların toplaştığı ve yaşam oluşturduğu o yer.

Orada insanlar savaşmak için doğar, doğar ve savaşır en sonundaysa ölür. Dış dünya artık sadece tahminlerden ve hikayelerden duyulurken çoktan o lanetli yaratıklara alışılmıştır. Oradaki zaman dış dünyaya kıyasla daha hızlıdır ve bu üstün zaman farkında savaşcı köyü anormallerle savaşır. Cael, bu köyün en karanlık gecesinde doğmuş ve dedesi olarak gördüğü Remember sayesinde hayatta kalmayı başarmıştı. Normal bir köyü andıran bu yer ona pek iyi davranmamıştı; Valrionlular için güç her şey demekti fakat o güçlü değildi. Cael, savaşı reddeden ve "yeteneksizliğiyle" ün salmış bir çocuktu. Buna rağmen Remember, Cael'in ideallerini savunmuş ve onu dış dünyayı anlatan çeşitli hikâyelerle büyütmüştü.

Günleri diğer savaşçılar gibi eğitimle geçiyor, çeşitli birliklerle ava çıkıyordu. Hâlâ içinde sıcak duygular barındırabilen bu çocuk, o zamanlar on yedi yaşındaydı.

Bir gün tek başına ormana girmiş, artık gözünü korkutmayan bu anormalliklerle savaşıyordu. Sık ağaçların arasından ışık süzülmeye başladığında köye dönüş yoluna koyuldu. Ancak her zamankinden farklı, ürkütücü bir şeyler vardı. Cael köye yaklaşmasına rağmen etrafın sessiz olması, aklına binbir türlü korkutucu fikir getiriyordu. Hızlandı. Hızlandıkça daha önce hiç karşılaşmadığı bir koku burnuna çalındı. İğrenmiş bir ifadeyle yüzünü kapattı; midesine saplanan kramplara rağmen hızını kesmiyordu.

Cael, kasabaya girerken diğer savaşçıların onun endişeli ifadesine bakacağını, Remember'ın ise tek başına ormana gittiği için onu azarlayacağını hayal etti. Fakat bunlar sadece hayal olarak kaldı.

Dalların arasından kasaba göründüğünde yanmış et ve odun kokusu yüzüne çarptı. Gök kırmızıydı ve kapkararmıştı. Oysa daha az önce güneşi görmüştü.

Etraf çamurlu botlarına bulaşacak kadar büyük bir göle dönmüştü. İlerledikçe kalbi hızlandı. Bunun sadece bir kabus olduğunu düşünmek istedi ne yazık ki harap olmuş köy, kabus olamayacak kadar gerçekçiydi.

İlerledi; ilerledikçe demir, kirlenmiş kan ve yavaşça çürüyen bedenlerin kokusu üzerine sindi. İlk önce Remember'ın yanına gitti. Yıkılan kapıların ardında zorlukla nefes alan Remember, Cael'e bir şey söylemedi; sadece odasındaki kararmış kitaplarını işaret edebildi.

Remember son nefesini verdiğinde Cael, kafasını avuçlarının arasına alarak oracığa çöktü; sadece mırıldanabildi. Kitabı yanına aldı. Remember'a son kez bakarak oradan çıktı. Kokunun ve dumanın yoğunlaştığı köyün merkezine geldiğinde sarsılmış bir halde dikildi; çünkü bunu yapanlar yaratıklar değil, insanlardı. Siyah pelerinlere bürünmüş iki kişi. Cael'e her zaman dış dünyadan bahsedilmişti ama buraya başka insanların gelebileceğini hiç düşünmemişti.

--------------

Bölüm uzunlukları nasıl?

Cael temel olarak aşağıdaki gibi, yani çok olmamış ama😞

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.