İçeriğe geç

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Dük Cruel'in Anıları{Düzenleniyor}

Bölüm 1

[Yeniden Doğuş]

Çökmüş ve kararan bir gökyüzü... Havayı kaplayan yoğun kan ve ter kokusu... Kulakları tırmalayan çığlıklar ve acı dolu bağırışlar... Askerler; hayatlarını birbirine emanet etmiş, sırtlarını yaslamış o insanlar, hepsi gözler önünde can verdiler. En kötü, en ızdıraplı ve en acılı şekilde...

Ceset meydanına düşmüş, toprağa karışan kanla son kez etrafına bakındı. "Sonunda böyle mi ölecektim?" Sesi boğazında düğümlendi. Önünde bir gölge uzadı; ne yüzünü gördü ne de sesini duydu. Sadece elini savuruşuyla her yer karardı.

Etraf karanlıktı, hiçbir şey hissedilmiyordu. Boşlukta süzülen ruhu, bedeni olmayan hissiz bir cesetti. Yavaşça parıldayan bir ışığa dokunmaya çalıştı; elini uzattığı ışık bir nebula gibi genişledi.

"Bu da ne?"

Gözlerini açtığında, cızırtılı bir sesle lüks tavana bakıyordu. Altın işlemeler ve desenlerle parıldayan odaya doğru doğrulmaya çalıştı.

"Abi!"

Düzgün giyimli, kahverengi saçları iki yandan örgülü genç bir kızın bağırışıyla kalabalık bu geniş odaya toplandı. Kalabalığı yararak içeri giren kadının ifadesi okunmuyordu. Herhangi bir duygu belirtisi göstermeden yanına gelip oturdu. İkinci bir hayatla şenlenmiş Grek'in ellerini yüzüne götürdü. O an tüm katı ifadesi kırıldı; kısık bir sesle gözyaşı dökerken titreyen ellerini durdurmaya çalıştı. Odanın köşesindeki aynada yansımasını görünce irkildi. Kadın da bunu hissetti.

"Oğlum, Cruel... Ne oldu?"

Bu Grek değildi. Bu kırmızı saçlar, sarı gözler ve pürüzsüz, açık ten onun değildi. Kadının "Cruel" dediği kişi o değildi. Grek'e keskin bir acı saplanırken soğuk terler dökmeye başladı. Başı zonkluyor, göğsü daralıyordu. Zihni zehirli kokuyu zihninde oynatırken aklına zorla sokuluyormuş gibi birkaç görüntü hücum etti: Savaş ve savaşın ürkütücü gerçekliği, kendisi için canlarını verenler, yüzleri görünmeyen askerler.

Acı yavaşça dinerken etrafına anlamsızca bakıyordu. Kadın Cruel'in bakışları içerisinde kendi son ışıltısını da kaybetti. "Cruel! Benim, annen, neden öyle bakıyorsun? Beni korkutuyorsun oğlum!" Kadının yıkılan dünyası sesine yansımıştı.

"Böylesi daha iyi," diye düşündü. Vicdanı sızlasa da Cruel olmadığını söylemek sadece işleri zorlaştırırdı.

Yatalak zaman Cruel için yavaş geçti, bu sürede kız kardeşi May -o gün saçı iki yana örgülü olan kız-onunla vakit geçirmek için her gün oradaydı, araya ince bir duvar örse dâhi buradaydı. Zamanla toparlanan Helia ise Cruel'e inanmışlıkla eskiyi anıyordu.

Önceki günlere nazaran sakin odada dikkat çeken şey Starve paderşahıydı. "Oğlunu görmeye dâhi gelmedi mi?" Düşüncesi asılsızdı. "Arşidük... O burada değil mi?"

Yüzlerinde acı ama rahat bir kabulle göz göze geldiler. Annesi kızın sözünü keserek "Sen beş yıl savaşlarındayken baban, Arşidük, vefat etti." dedi.

Odaya ıssız sessizlik çöktüğünde içini bir ürperme sardı. Yine de bir yabancının ölümüne üzülebileceği kadar üzülmüştü. Onun babası değildi nasılsa; Cruel'in babasıydı ve o başkasının babasının yasını tutacak kadar bağlı değildi. Dahası, önceki yaşamında gördükleri duygularını köreltmişti. Sessizliğin sonunda annesi son kez iyileşmesini dileyerek odadan çıktı.

-------------------------------------------------

Cruel'in Bol savaşlı bol kılıç savurmalı macerası başlıyorrrr

Resmi ben elimden geldiğince çizmeye çalıştım. Base kullandım tabii ki çünkü yoksa bu ortaya çıkmazdı. Bir tavsiye üzerine bölüm sonlarına cizimlerimi koyacağım. Ama bazı yerler boş kalabilir, belirli yerleri çizdim çünkü kusura bakmayınn.

İnsta: Meriiselly

Bölüm sonu

1 yorum