İçeriğe geç

DÜĞÜM

Bölüm 19 · 8 dk okuma

DÜĞÜM

Bölüm 19

Ruh Eşin Uğruna Her Şey

Genç oğlan kapıyı çarparak odasına girdi.Hızlıca eşyalarını toplamaya başladı.Bir an önce ayrılmak istiyordu bu evden.Herkesten her şeyden uzağa kaçmak istiyordu.Bu evde artık boğuluyormuş gibi hissediyordu. Bütün ergenler bu dönemden geçse de vampirler için de durum farklı değildi.Evini,şehrini,hatta ülkesini terk etmek istiyordu.Arkasına bakmadan uzaklara gitmek istiyordu.Kendine bir söz verdi.Bir gün intikam için geri dönecek,hakkı olanı alıcaktı.Doğup büyüdüğü bu ev,her zaman yanında olan ailesi...Hepsi bir yalandı.Bu zamana kadar bir yalanın içinde yaşamıştı.Tek doğru ise hakkı olan mirastı.Kendi öz babası sandığı adamın ,kendi öz annesinin ihanetine uğramıştı.Babasının ideallerine uymasına rağmen yine de mirası küçük erkek kardeşi almıştı.Ona sunulan gerekçe ise gerçek bir Peters olmamasıydı.Babası öldükten sonra vasiyetinde öğrenmişti her şeyi.Howell Peters annesinin başka bir adamdan çocuğuydu.Gerçek bir Peters gibi yaşamış ama mirası alamamıştı.

Öz kardeşi gibi sevdiği Albert Peters ise mirasın sahibi olmuştu.Evini,şehri,ülkesini terk etti.Herkesin onun öldüğünü düşünmesine izin verdi.Bu sırada intikamı için plan yapmaya başladı.Vampirler arasında çok konuşulan,her şeyi gördüğü ve bildiği söylenen bir falcı vardı.Dedikodulara göre bu falcı geçmişte,bugünde,gelecekte neler olduğu bilir ve görürdü.İntikamına yardım etmesi için falcıyı buldu.Nihai intikamı için üvey kardeşi Albert'in çocuklarından birinin ruh eşini kaçırmak ve sonrasında ruh eşiyle tehdit ederek mirası geri almaktı planı.Oldukça basit görünen bu plan göründüğü kadar kolay olmayacaktı.Bu onun son planıydı.Daha önce Albert'i birkaç kez tehdit etmişti.En sonunda bu planı bulmuştu.Albert ona cevap vermeyince seçim ona kalmıştı.Falcıdan Robert'ın ruh eşinin doğacağı günü ve yerini öğrendi.Bekar bir anneden doğan Laura Park.Doğar doğmaz annesi tarafından terk edilmişti.Bebeğe zehir vererek onu ölü gibi gösterdi.Böylelikle ruh eşi onu hisseddemeyecekti.Bu kız onun intikamını almasına yardım edecekti.22 yaşına kadar bir hapiste yaşayacak sonrasında kafesinden kurtulan kız ona istediği mirası verecekti.En azından o buna inanıyordu.

Planı tıkır tıkır işliyordu.Kız yıllardır hapisti.Ruh eşi de ondan habersizdi.Falcının ona yalan söylediğini anlayana kadar umutluydu.Ancak falcı ona yalan söylemişti.Bu kız Robert'ın ruh eşi değildi.Yıllardır sakladığı bu kız ona istediğini veremezdi.Ama bu yine de onun faydasız olduğu anlamına gelmezdi.Kızı dışarı salıp Robert ve diğerlerinin yerini bulmak için kullanıcaktı.Aynı bir kuş gibi kafesinden uçup evinin yolunu ona göstermesini istiyordu.

________________________________

Laura Park

Bugün bir şeyler her zamankinden ters gidiyordu.Beni tutsak eden vampir her gün içmek zorunda olduğum yeşil sıvıyı bugün getirmemişti.Neden bir anda vazgeçmişti?Yoksa planı beni öldürmek miydi?Daha hiç dışarı çıkmamışken ölmek istemiyordum.

Odamın kapısı yavaşça açıldı.Her gün gördüğüm tanıdık yüz içeri girdi.Ne zaman içeri girse korkardım.Bana yıllardır işkence ediyordu.Son zamanlarda artmıştı işkenceleri.Vampirlerden nefret ediyordum.Benim kanımı hiç içmemişti.Bunun yerine daha kötüsünü yapmıştı.Her gün ruhumu çürütmüştü.Ruhumu yavaş yavaş öldürmüştü.Keşke kanımı içseydi de ruhumu kirletmeseydi.

"Nasılsın benim küçük tutsağım"diyen sesi tüylerimi diken diken ediyordu.Yatakta geriye doğru çekildim.Ne kadar kaçmak istesem de bu küçük odada ondan kaçamazdım.

"Neden geldin?Yine mi bana işkence edeceksin?"dedim.

"Artık sana işkence etmekle ilgilenmiyorum."dedi.Bunca yıl işkenceden sonra neden bir anda ilgilenmez olmuştu?

"Çünkü yarın ölüceksin"diyen sesi odamın duvarlarında yankılandı.

"Ne,Ölecek miyim?Neden"dedim sesim titrek çıkıyordu.Konuşamıyordum bile.

"Artık senin tutsak olmana değil ölmene ihtiyacım var"dedi.

Odamın kapısını kapatıp üstüme kitledi.Tir tir titriyordum.Ne demek yarın ölecektim.Daha hiç gün ışığı görmemiştim.Daha önce hiç gökyüzüne bakmamıştım.Öylece ölüp gidemezdim ya.Bir yolunu bulup kaçmam gerekiyordu.Kaçıp kendimi kurtarmam gerekiyordu.Daha önce bir çok kez kaçmayı denemiştim.Her seferinde daha güneş yüzü görmeden beni bulmuştu.Bu sefer kaçabilecek miydim?Odamın içinde bir yatak ,dolap sandalye ve masadan başka bir şey yoktu ki.En ufak bir sivri şey bile yoktu.Saatlerdir odamın içinde volta atıp ne yapacağımı düşünüyordum.Her seferinde çıkmaza giriyordum.Belki de artık ölümü kabullenmeliydim.Ben bunların hiçbirini haketmemiştim.Gözlerimden yaşlar akmaya başladı .Ağlamam şiddetlendi.Kendimi kaybetmek üzereydim.Sayısız kaçma girişimi ve sayısız başarısızlığa rağmen içimde hala umut ateşi yanıyordu.Söndüremiyordum o ateşi.Her geçen gün daha da körükleniyordu içimde.Artık daha fazla bu yükü taşıyamaz olmuştum.Sinirle sandalyeye bir tekme savurdum.Sandalye gürültüyle kapıya çarptı.Daha sonrasında ise bir klik sesi duydum.Ben mi yanlış görüyordum yoksa kapı aralık mıydı?Yaşlı gözlerim beni yanıltıyor muydu? Yoksa ölmek üzere olduğum için delirmiş miydim?Buğulu gözlerimi sildim.Görüşüm yeniden netleşti.Kapıya doğru yavaş adımlarla yaklaştım.Acaba Howell orda mıydı?Belki de kapının önündeydi ve beni izliyordu bilerek.Ama Howell burda yoksa bu şansı kaçıramazdım.Kapıyı yavaşça açtım.Koridor karanlıktı.Yukarı çıkan merdivenlere yürüdüm.Tam 5 adım atmıştım.5 adımlık bir özgürlük...Odadan çıkmıştım.Bu kaçıncı deneyişimdi?Uzun süre önce saymayı bırakmıştım.Merdivenlerden çıktım.Dış kapıyı açmaya korkuyordum.Belki o da kitliydi?Belki de özgürlüğüm buraya kadardı.Daha önce bir çok kez bu kapının önüne kadar gelmiştim kapıyı açamadan yakalanmıştım.Hiç açmadım bu kapıyı.Elimi kapı koluna koyduğumda sanki tekrar yakalanacağımı hissettim."Burdan kaçış yoksa küçük tutsağım"diyen sesi zihnimde yankılandı.Kafamın içindeki bütün fısıltıları susturdum.Bugün özgürlük senfonisi benim için çalacaktı.

Derin bir nefes alıp kapı kolunu aşağıya doğru ittim.Kapıyı yavaşça kendime doğru çektim.Ve işte özgürlüğüm ordaydı.Kapı açıldı.Dışarda kimse yoktu.Şaşkın gözlerim etrafı incelerken bir yandan da Howell'i arıyordum.Kalbim ilk kez dışarı çıkmanın heyecanıyla yerinden fırlayacak gibi çarpıyordu.Her zaman koşmak istemiştim.4 duvar arasındaki küçük odamda bu mümkün değildi.Önümde sonunu göremediğim kadar uzun bir yol vardı.Arkama bakmadan koşmaya başladım.Rüzgar saçlarımı savuruyordu.Gökyüzündeki yıldızlar bana göz kırpıyordu.Dünya benim özgürlüğümü kutluyordu.Daha da hızlandım.Benim gibi insanlar bulmak istiyordum.Saatlerce aralıksız koştum.En sonunda dayanamayan bedenim yere düştü.En son hatırladığım şey düşmeden önce gördüğüm bir insandı.Sonrası karanlık...

____________________________

İrina Venela

Hastanenin havasından bunalıp biraz dışarı çıkmak istedim.Hastanenin bahçesinde çiçeklerin arasında yürüdüm.Hastanenin çiçekleri çok güzeldi.Her yerde renk renk güller,papatyalar,çiçekler vardı.Burda yatan hastalar bahçeyi gördükleri zaman hemen iyileşirlerdi.Çok farklı bir havası vardı bu bahçenin.Yavaş yavaş hastane dışına çıkan yoldan ilerledim.Tam hastanenin çıkış kapısından geri dönecekken karşıdan karşıya geçen bir kız gördüm.Sağ taraftan hızlı bir araba geliyordu.Hızlıca yola koşup kızı kolundan tutup çektim.Kıl payı kurtulmuştu.Kız fark etmiyor muydu arabayı?Neden bir anda yola atlamıştı?Bunları sormak için ona döndüğümde çoktan bayılmıştı.Yakınlarda da kimse geçmiyordu.Onu içeri kadar taşımam gerekecekti.Bedenini doğrultup kolumu belinin altından geçirdim.Onun kolunu da kendi omzuma yasladım.Taşırken biraz zorlansam da içeri kadar götürmeye çalıştım.Ayrıca kız çok zayıftı.Yaşına göre bu kadar zayıf olmak normal miydi?

"Sedye getirin acil"diye seslendim içeri girer girmez.Kızı sedyeye bıraktım.Hasta yataklarına götürüp yatırdım.

"Noldu bu hastaya"diye sordu bir stajyer arkadaşım.

"Yolda karşıdan karşıya geçerken bayıldı.Serum takıp ,kan tahlili yapalım"dedim.Bir Hemşire serumu hazırlamaya,diğeri de kan tahlili için gerekli malzemeleri almaya gitti.Ben de hastayı muayene etmeye başladım.

Elimdeki feneri göz bebeklerine tutup inceledim."Göz bebeği normal"dedim yanımdaki arkadaşım da söylediklerimi rapor ediyordu.

Steteskopu alıp kalbini ve nefeslerini dinledim."Kalbi hızlı atıyor.Muhtemelen koştuğu için.Nefes düzeni normal"

Hemşire kan tahlili için geldiğinde geri çekildim.Bir kolundan kan alınırken diğer kolundan da serum taktılar.

"Hastanın üzerinden kimlik çıktı mı?"diye sordu stajyer arkadaşım.

"Hayır .Hiçbir şey çıkmadı."dedim

"İsimsiz hasta diye girelim sisteme"dedi.Başımı sallayıp bilgisayara gittim.10 dk sonra geri döndüğümde hasta uyanmıştı .

"Merhaba nasıl hissediyorsunuz ?" Diye sordum . Güler yüzlü olmaya çalıştım. Hastalarla iletişim kurarken güler yüzlü olmak önemliydi.

"Neredeyim ben ?" Dedi . Daha önce hiç hastaneye gelmemiş miydi? Yoksa yeni uyandığı için mi şaşkındı?

"Şehir merkezindeki hastanedesiniz . Karşıdan karşıya geçerken bayıldınız ben sizi getirdim.

"Bu kolumdaki şey ne?" Diyip elini serum kablosuna uzattı.

"Hayır hayır. Dokunmayın ona." Dedim

"Baygın olduğunuz için serum taktık içinde vitamin var . Bitmeden çıkamazsınız." Dedim

Gözleri diğer kolundaki yara bandına kaydı. " Bu ne?" Dedi gözleri fal taşı gibi açıldı." Beni mi kestiniz?" Dedi

" Kan tahlili için kan aldık. " dedim

"Kanımı mı aldınız? Neden? Siz vampir misiniz? Kanımı mı içeceksiniz ?" Dedi

"Hayır vampir değiliz . Kanında anormal bir şey olup olmadığına bakmak için aldık. " dedim

"Üzerinizde kimlik bulamadığım için isimsiz hasta diye girdim sisteme. Adınız söyledin değiştireyim." Dedim

" Adım Laura Park. " dedi

"Peki Laura. Ben İrina Venela. Ulaşabileceğimiz bir akraban ya da tanıdığın var mı?" dedim

"Yok. Kimsem yok."

"Peki. Buraya nasıl geldiğini hatırlıyor musun?"

"Buraya kadar durmadan koştum. En sonunda dayanamayıp bayıldım." Dedi

"Neden bir anda yola atladın? Arabayı görmedin mi?"

"Araba mı? "

"Evet araba. Sana korna çaldı ama sen yine de yola çıktın ben seni çekmesem çarpıyordu sana "

Bu kız gerçekten normal miydi yoksa kafası mı güzeldi bilmiyorum. Kan tahlilleri çıkmıştı. İncelerken bir şey fark ettim. Kana karışan yabancı bir sıvı vardı. Dozuna bakılırsa uzun süre boyunca her gün alınmış.

"Laura her gün düzenli olarak tükettiğin bir şey var mı?" Diye sordum

"Evet . Her gün yeşil bir sıvı içiyorum. Tadı iğrenç." Dedi.Yüzünü ekşitti.

"Ne zamandan beri içiyorsun?"

"Hatırlamıyorum . Çok uzun zamandır. Galiba doğduğumdan beri tüketiyorum."

"Doğduğundan beri mi? Ama neden?"

Bebeklerde özellikle yeni doğanlarda anne sütü hariç vücuda başka bir şeyin alımı çok kötü sonuçlara yol açabilirdi.

"Bilmiyorum. Beni tutsak eden vampir bunu içmek zorunda olduğumu söyledi. İçene kadar başımda bekliyordu ." Dedi

"Vampir mi?" Dedim şaşırarak.

"Evet bir vampir. Beni doğduğum andan beri tutsak ediyordu. Yeni kaçtım onun elinden." Dedi

Duyduklarıma inanamıyorum. Neden bir vampir bir insanı tutsak etsin ki ? Yoksa Laura'nın ruh eşi bir vampir miydi?O vampirin kim olduğunu öğrenip Robert'a söylemeliydim.

"Laura şimdi sana bir şey söylicem ama bunu kimseye söyleme tamam mı?" Dedim

"Tamam söylemem."

"Ben bir insanım ama benim de tanıdığım vampirler var.Ancak günümüz dünyasında vampirler dünyadan saklanıyor. Yani çoğu insan vampirlere inanmıyor. Çok az bir kesim biliyor. Sen ve ben gibi . O yüzden kimseye bir vampir gördüğünü söyleme .Sana inanmazlar ve seni deli sanarlar." Dedim

"Tamam ama neden bilmiyorlar vampirleri?"

"Çünkü vampirler insanlardan saklanmayı tercih etti.Çok uzun bir hikayesi var bir ara öğrenirsin." Dedim

"Seni kaçıran vampirin adını biliyor musun?" Diye sordum

"Biliyorum. Howell adının Howell olduğu söyledi."

"Howell mı?" Robert'ın amcası mıydı onu kaçıran? Ama neden bunu yapmıştı ki?"

Telefonumu çıkarıp Robert'ı aradım. Telefon çok beklemeden açtı

"Robert hemen hastaneye gelmelisin " dedim

" 5 dkya ordayım"

Robert gelene kadar Laura'ya ruh eşi bağını anlatmaya karar verdim .

" Laura vampirler hakkında bilmen gereken bir şey daha var. Vampirler kendi aralarında 'Düğüm' denilen bir bağ ile bağlanıyorlar. Buna ' Ruh eşi' deniyor. Normalde vampirler kendi içlerinde düğümlenirler ama bazı istisnalar sonucu bir insan ve bir vampir de düğümlenebilir. Ben ve ruh eşim Robert istisnayız. "

"Yani diyorsun ki ben de bir vampirin ruh eşi olabilirim."

" Evet olabilir . Ama seni başka nedenlerle de kaçırmış olabilir. Mesela senin kanını içmek için . Hiç kanını içti mi ?"

"Hayır hiç içmedi kanımı."

"O zaman daha farklı bir amacı var ."

Robert ve Josh kapıdan içeri girdi.Robert'ın yanında Josh afallamış görünüyordu. Gözünü bile kırpmadan Laura'ya bakıyordu.

"Sen benim ruh eşimsin." Dedi Josh Laura'ya.

____________________

Ruh eşin uğruna her şey

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.