İçeriğe geç

DÜĞÜM

Bölüm 15 · 9 dk okuma

DÜĞÜM

Bölüm 15

Ruh Eşin Yanındayken Her Şey Mümkün

Kendimi tutamayıp ağlamaya başlamıştım.Saçma sapan bir miras davası yüzünden kuzenim bile zarar görüyordu.Ya gerçekten öldüyse?Hala Robert'in göğsünde ağlıyordum.Islak saçlarım tişörtünü ıslatıyordu.Yavaşça elindeki havluyla saçlarımı kurulamaya başladı.O kadar hafifti ki hissetmiyordum bile.Ya da hissemedeyecek kadar bilincim bile yoktu.

Benim canım kuzenim.Doğduğumuzdan beri birlikteydik.Hiç ayrılmamıştık.Bir sürü anımız vardı.Hayatım boyunca tek güvendiğim insan oydu.Evet belki çoğu zaman kavga ederdik ama barışmamız bir gün bile sürmezdi.Daha dün konuşmuştuk sanki.Daha dündü dedikodu yaptığımız zaman.Daha yapıcak planlarımız vardı.Disneyland'e gidecektik mesela, Düğünlerimizde birbirimizin nikah şahidi olucaktık...Henüz doğruluğu kesin olmasa bile içimden bir parça kopmuş gibi hissediyordum.

"Biliyor musun?"dedim Robert'a."Bana kalp hastalığı olduğunu söyledi.İlk duyunca yıkılmıştım.Ciddi bir şey sanmıştım.Ben aşırı tepki verince şaka olduğunu söyleyip geçiştirmişti.Sonradan öğrendim şaka olmadığını."Neredeyse ağlayacak gibi olmuştum.Onu kaybetme düşüncesi o zaman bile kötüydü.Sadece sıradan ve mutlu bir hayat istiyordum.Neden herkesin hayatı normalken benimkinin mutluluğu uzun sürmüyordu?

Robert saçlarımı kurulamayı bitirmiş tarıyordu.Robert'in telefonu çaldı.Ekrandan gördüğüm kadarıyla arayan Josh'tu.Kalbim hızlanmaya başladı.Alacağım haber her türlü beni etkileyecekti.Belki de rüyamda bahsedilen seçim buydu.Katilin kimi öldüreceğini seçmesi gerekiyordu.Bir tehdit olması için kuzenimi seçmişti belki de?

Telefonu açtı.Sanki daha o an içime doğmuştu cevap.

Benim kuzenim ölmüştü.

Benim kuzenim öldürülmüştü.

Daha çok ağlamaya başladım.Robert beni sakinleştirmeye çalışıyordu ama işe yaramadı.Gözümden gelecek yaş kalmayana kadar ağladım.En sonunda bedenim kendini bıraktı.Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde uykuya bıraktım kendimi ama zihnimin en derinindeki anılar bana işkence ediyordu.

________________________________________-

Rüyadaydım.Yanımda kuzenim de vardı.Onların evindeydik.Lavaboda ellerimizi yıkıyorduk .Eimdeki sabunu kasıtlı olarak kuzenime attım.O da bana attı.Sonra bu bir su savaşına dönüştü.Her yer ıslanmıştı ve biz de .Annelerimiz bize çok kızmıştı.Ceza olarak bir hafta görüşememiştik.

Başka bir anımızda biraz daha büyümüştük.Sokakta paten sürüyorduk.Kuzenim çok hızlı gidiyordu ona yetişmek için ben de hızlandım.Patenim taşa takıldı ve düştüm.Canım çok acımıştı.Kuzenim yanıma gelip kaldırdı beni sonra gülmeye başladık.Dizim acıyordu ama ben umursamadan gülüyordum.Kuzenime kimseye söylememesi için söz verdirttim.Anneme bile söylememiştim.İkimiz dışında kimse bilmiyordu.

Bir bayramda köydeydik.Köyden nefret ederdim ama kuzenim yanımdayken eğlenceli oluyordu.Evin aşağısındaki marketten abur cubur almak için dedemden para almamız gerekiyordu.Bir süre kim isticek diye tartıştıktan sonra kuzenim beni dedemin yanına ittirdi.Ben de ondan intikam almak için "Dede kuzenim para istiyor markete gidecekmiş"demiştim.Bunu söyledikten sonra parayı alıp koşmaya başladım kuzenim hemen arkamdaydı.Markete inen yokuş yolda koşarken kuzenim beni yakalamaya çalışıyordu.Markete girip bir sürü abur cubur aldık.Yokuş yukarı çıkarken peşimize bir köpek takıldı.İkimiz de korkuyorduk köpekten.Koşmaya başladık.Köpek bizi yakalamadan eve gitmeyi başarmıştık.Ama bir sorun vardı.Biz koşarken poşet yırtılmış ve içindekiler yola dökülmüştü.O an köpekten kaçmakla ilgilendiğimiz için fark etmedik.Ama tekrar o yokuşu inip çıkmak istemediğimiz için geri dönüp almadık.

Yazın havanın çok sıcak olduğu bir sabah.Biz delirmiş gibi saat 9'da kursa gidiyorduk.Hem de güneşin altında yürüyerek.Kursta ilk dersten sonra mola verildiğini hatırlıyorum.Ancak biz moladan sonra da dersi kırmıştık.Çıkışa kadar hiçbir derse girmeyip bahçede takılmıştık.Dönüşte de kırtasiyeye gidip gereksiz şeyler almıştık.Neredeyse her gün yaptığımız şeylerden biriydi.

Başka bir günde kuzenim sırf takma tırnak almaya gitmek için beni aramıştı.Saat akşam 7'ydi ve biz 8'e kadar izinliydik.O bir saatte tramwayla avmye gittiğimizi hatırlıyorum.Bu da yetmemiş gibi yanlış yerde olduğumuzu söylemişti.Bense yakalanmaktan daha çok korkuyordum.Annem bunu bilse canıma okurdu.Sonra ise tramwaya binmek yerine salaklık yaparak caddede yürüyerek doğru mağazayı bulmuştuk.Tam ezan okunduğu anda eve girmeyi başarmıştık.O zamanlar çok aksiyonlu geliyordu.

Başka bir günde kuzenim bir markette suşi satıldığına ikna ederek çevremizdeki tüm marketleri gezdirmişti.Üstelik o kadar uzak yerlere gitmiştik ki.Hem de yürüyerek .Neredeyse 3 saat aramıştık ama sonunda yine sushi bulamamıştık.

Bir gece saat 3 civarı kuzenim beni aramıştı.Sevgilisiyle çok saçma bir nedenden dolayı ayrılmışlardı.O kadar saçmaydı ki.Ama ben yine de kuzenimin tarafını tutmuştum her zaman ki gibi.Zaten ona hep "Ayrıl kanka"diyordum.Cidden ayrılmasını istiyordum. O kesinlikle otistik asosyal çocuğu haketmiyordu.Ona o kadar dil dökmeme rağmen sonraki gün sevgilisiyle barıştı.

Kuzenimden kitap ödünç almıştım.Ancak okuldayken çantamın içine su dökülmüştü dolayısıyla kitap ıslanmıştı.Berbat durumdaydı kuzenimin tepkisinden çok korktuğum için ona bunu söylemedim ve kitabın aynısını alıp yeni olanı ona verdim.Asla farketmedi.Islanan kitap hala evimde unutulmuş bir köşede duruyor.

Daha hatırlayamadığım bir sürü anımız vardı.Bu gece hepsi bana işkence etmişti.Daha da kötüsü sanki hala yaşıyor gibi hissettiriyordu.Anılar canlıydı sanki kuzenim ve ben onların içinde yaşıyorduk.Ama artık o anıların içinde hapsolmuştu.

_____________________________________________________________

Uyandım.Bir kabustan uyanmış olmayı diliyordum.Sanki uyandığım zaman biri gelicek ve "her şey rüyaydı.Gerçek değildi"diyecekti.Ama kimse demedi çünkü bu bir rüya değildi.

Benim sonsuz bir hayatım olucaktı.Sonsuz bir hayatı yaşarken aklım ölülerde kalamazdı.Kendimi toparlamalıydım.Bu sefer ölen kuzenimdi ama bir dahaki sefere hedef ben olacaktım.Dün gece tüm yasımı tutmuş vedamı etmiştim.Yeterince üzülmüştüm.Ama artık bunun intikamını alma vaktiydi.

----------------------------------------------------------

Robert bunu kolayca atlatmam için bana destek oluyordu.Kuzenimin ölümünden 1 hafta geçmişti.Bu 1 hafta boyunca yasımı tutmuş ,üzüntümü yaşamış,vedamı etmiştim.Artık normal hayatıma dönmem gerekiyordu.Belki de bir yandan kuzenim adına sevinmeliydi.Sonuçta bu kötü dünyadan kurtulmuş ve sonsuzluğa kavuşmuştu.Arkasında bıraktığı pek bir şey yoktu.Elimden sadece onun şu anda daha iyi bir yerde olduğunu umut etmek geliyordu.

--------------------------------------------

Casey'in doğumgününe çok az kalmıştı.Ama son anda planlarını değiştirmişlerdi.Josh'un dediğine göre Jules ve yandaşlarının hepsi şehri terk etmişlerdi.Kalıcı mıydı yoksa geçici bir şey mi olduğu belli değildi.Neden bir anda terk ettiklerini de bilmiyorduk.Belki de fırtına öncesi sessizlikti ya da bir planları vardı.Jules'in mirastan böyle kolayca vazgeçeceğini sanmıyordum.Öte yandan Casey de düşmanımızdı artık.Casey'in ihanetini atlatmak Robert için çok zor olmuştu.Merdivenleri inip Robert'in yanına gittim.Koltukta oturmuş elindeki fotoğrafa bakıyordu.Casey ve Jules'le birlikte oldukları bir fotoğraftı.Jules ve Robert'in ortasındaki Casey kollarını ikisinin de sırtına dolamış sarılıyorlardı.Jules ve Robert tahminen 10lu yaşlardaydı.Arkalarındaki binada "PETERS KOLEJİ"yazıyordu.Onların okullarından biri olmalıydı.

Elimi Robert'in omzuna koyup başımı da diğer omzuna yasladım.

"O benim için bir anneden daha fazlasıydı.Öz annem gibiydi.Bizi hiç ayırt etmemişti.Onun yüzünden annelerin aslında birer melek olduklarını sanıyordum.Gerçek bir melek."

"Bazen insanlar tanımadığımız insanlara dönüşür.Bizim elimizde olan bir şey değil.Kendileri değişmeyi seçiyorlar.İlk başta kabul etmek istemeyiz değiştiklerini.İnanmayız gerçeğe.Hatta bir gün geri döneceklerine bile inanırız.Ama asla geri dönmezler."dedim.Daha iyi hissediyor gibiydi.Elindeki fotoğrafı bir kitabın arasına koydu.Bu sefer o başını omzuma yasladı.Casey'nin onun için ne ifade ettiğini biliyordum.Ben de daha önce sevdiklerim tarafından sırtımdan bıçaklanmıştım.Ama bu kişiler annem değildi.Bir anne nasıl böyle bir şey yapabilirdi?Öz olmasa bile...Bir miras davası insanları değiştirebiliyordu.

"Hadi dışarı çıkalım"dedim.İkimizin de bir süreliğine kafa dağıtması gerekiyordu.Hem Jules ve yandaşları da artık şehirde değildi.

"Bahçeye mi?"dedi

"Hayır şapşal.Baya dışarı çıkalım mesela şehre gidelim."Dedim

"Tamam gidelim.Nereye gitmek istersin?"

"Hmm.Disneyland'e gidelim"dedim.Kuzenimle gitme planımız vardı ama hiç gidememiştik.

"Olur gidelim"dedi

"Bir fikrim var "dedim hevesle..Her zaman yapmak istediğim bir şey gelmişti aklıma

"Neymiş"

"Disney prenses ve prensleri gibi giyinelim"dedim

"Pren ve prenses mi olucaz"dedi

"Evet.Güzel ve çirkin olalım"dedim

"Peki leydim nasıl isterseniz"dedi ve önümde reverans yaptı.

Yukarıya çıktım ve sarı bir elbise seçtim.Şansıma gerçekten de Belle'nin elbisesine benziyordu.Elbiseyi giydim saçlarımın önlerden arkada toplayıp gül şeklinde bir tokayla sabitledim.Elbiseyle uyumlu bir kaç tane de takı taktım.Elbiseyle aynı renkte topuklu ayakkabılar giydim.Ayakkabılar elbiseden görünmüyordu.Gözkapaklarıma elbiseyle uyumlu renklerde far sürdüm,yanaklarıma pembe tonlarında allık sürdüm,dudaklarıma da gül kırmızısı bir ruj sürdüm.Vanilya kokusunda bir parfüm sıktım.Aynada kendime baktım.Şu an Belle'den hiçbir farkım yoktu.Aşağıya indim.Elbise uzun olduğu için merdivenlerden inmek biraz zor olmuştu ama başarmıştım.Robert koltukta oturmuş beni bekliyordu.Üzerindeki takım filmdeki prensin kıyafetine oldukça benziyordu.Lacivert bir takım giymişti,üzerinde sarı düğmeler vardı.Altındaki siyah kumaş pantolon ve siyah ayakkabılarla uyumluydu.Gerçekten bir prense benziyordu.

Benim geldiğimi görünce oturduğu yerden kalktı.Baştan aşağı süzdü.Gözlerinden anladığım kadarıyla etkilenmiş görünüyordu.

"Gerçek bir prenses olmuşsun"dedi

"Siz de çok yakışıklı olmuşsunuz prensim"diyip referans yaptım.

Elimi tutup dudaklarına götürdü ve öptü,sonra elimden tutup beni etrafımda döndürdü.

"Prensesler önden "diyip kapıyı tuttu.Evden çıkıp arabaya doğru ilerledik.Arabanın kapısını benim için açtı.Kendi tarafına geçip emniyet kemerini bağladı.Ben de bağladım.Gerçek bir prenses gibi hissediyordum.

Yaklaşık bir saat sonra Disneyland'e varmıştık.Hafta içi olmasına rağmen biraz kalabalıktı.Girmem için kolunu uzattı.Koluna girdim ve gezmeye başladık.Yanyana gerçekten prens ve prenses gibi duruyorduk.Yanımızdan geçen insanlar bizden gözlerini alamıyordu.Muhtemelen burda çalışanlar olduğumuzu düşünüyorlardı.Hatta birkaç kişi gelip bizimle fotoğraf çektirmek istedi onları kırmadık ve izin verdik.Sırayla her yeri geziyorduk.Kendimi küçük bir çocuk gibi hissediyordum.İçimde çocuksu bir heyecan canlandı.Disney ile büyümüş bir çocuktum.O zamanlar bir disney prensesi olmak isterdim.Şimdiyse gerçek bir disney prensesiydim.

"Robert bak Rapunzel'in kulesi"diyip elimle yan tarafımızdaki kuleyi gösterdim.

"Evet çok güzel "dedi ama bakmadı bile

"Bakmadın ki"dedim

"Kendi manzarama bakmakla meşgulüm "dedi

"Hangi manzaraymış o?"

"Çok güzel bir prenses"dedi

"Kimmiş o prenses"

"Belle kıyafeti giymiş bir prenses"dedi.Etrafımıza baktım benden başka Belle kıyafeti giyen kimse yoktu.Disneyland'in büyüsüne o kadar kapılmıştım ki benden bahsettiğini anlamamıştım bile.Uzanıp yanağına bir öpücük kondurdum.

Neredeyse her yeri gezmiştik.Çok yorulmuştum.Prenses olmak kolay değildi.

"Robert çok yoruldum biraz şurda oturalım"dedim yan tarafımızdaki bankı gösterdim.Bankın yanında pamuk prenses heykeli vardı.Pamuk prensesin etrafında yedi cüceler de vardı.Banka oturdum.

"İrina burda biraz bekle hemen gelicem"dedi Robert

"Tamam ama çabuk ol "dedim

"Prensesimi çok bekletmem "diyip elimi öptü ve gitti.

Neredeyse akşam olmak üzereydi ilk geldiğimiz zaman kadar kalabalık değildi.Küçük bir erkek çocuğu gördüm.Gözgöze geldik.Tahminen 7 yaşındaydı.Bana bakıyordu hatta benden gözünü alamıyordu.Ona hafifçe gülümsedim.Ona mı gülümsedim diye etrafına baktı.Yavaş adımlarla yanıma geldi.

"Merhaba "dedim

"Siz prenses Belle misiniz?"dedi

"Evet ben Belle.Senin adın ne?"dedim

"James.Adım James"dedi

"Tanıştığımıza memnun oldum James"dedim ve elimi uzattım.Elimi sıkmasını bekliyordum ama beni şaşırttı ve elimi öptü.

"Ne kadar da centilmensin"dedim

"Annem prenseslere centilmence davranılması gerektiğini söyledi" dedi

"Annen nerde"diye sordum

"Bana pamuk şeker almaya gitti.Senin prensin nerde?"dedi

"Hemen geleceğini söyleyip gitti"dedim

"Ya gelmezse"dedi

"Hmm.Gelmek zorunda o yoksa başına çok kötü şeyler gelir"dedim

Güldü.Yaşına rağmen tavırları çok kibardı.Gerçekten ailesi onu iyi yetiştirmişti.Bu yaştaki çocuklar özellikle erkek çocukları çok yaramaz olurdu.

"Neyse prenses ben gidiyorum annem geldi"dedi

"Güle güle "dedim önümde reverans yaptı ve annesinin yanına gitti.

Robert hala gelmemişti.Beklemeye devam ettim.Önümden siyah giyinimli ve siyah şapkalı bir adam geçti geçerken cebinden bir kağıt düştü.Yerden kağıdı alıp "Pardon bunu düşürdünüz"dedim ama adamı göremedim.Etrafıma bakındım ama yoktu.Kağıdı açıp ne olduğuna baktım.Bir fotoğraftı.Fotoğraf bir mezarlıkta çekilmişti.Mezar taşının üzerinde kuzenimin adı yazıyordu.Altında doğum ve ölüm tarihi vardı.Kuzenimin mezarına gidememiştim,bu saatten sonra gitmek de istemiyordum.Ama elimde fotoğrafı vardı.Kağıdın arkasında hiçbir şey yazmıyordu.Bu neydi şimdi?Yine mi bir tehditti?Korkutmak için gözdağı mı veriyordu?"Bu kuzeninin mezarı yakında yanındaki mezarda sen olucaksın"mı demeye çalışıyordu?Her neyse bir önemi yoktu.İstediğini alamayacaktı onun yerine o mezarın yanında kendisi olucaktı.Yemin ederim ki onu o mezara kendi ellerimle koyucaktım.Fotoğrafı yırtıp çöpe attım.Banka geri oturdum.Robert da nerde kalmıştı?

Arkamdan bir el gözlerimi kapattı kucağımda bir ağırlık hissettim.Gözlerimin önündeki ele dokundum.Robert'in eliydi.Elini gözlerimden çekip arkama döndüm.Sonunda gelmişti.

"Sonunda geldin ağaç oldum burda "dedim

"Özür dilerim prenses bunları almaya gitmiştim"diyip saçımdan öptü.Yanıma oturdu.Kucağıma baktım.Bir buketin içinde kırmızı güller vardı.Tam 22 tane yaşım kadar gül almıştı.Gülleri kokladım çok güzel kokuyorlardı.Teşekkür edip Robert'a sarıldım.

"Artık gidelim mi geç oldu"dedi

"Gidelim"dedim.Ayaklarım ve bacaklarım felç olmuştu.Onu beklerken oturmama rağmen hala ağrıyorlardı.Neredeyse tüm heryeri gezmiştik ve bedenim isyan etmekte haklıydı.Ayağa kalkınca acıdan yüzümü buruşturdum.Robert yorulduğumu anlamıştı.Bi anda ayaklarım yerden kesildi.Beni kucağına almıştı.

"Prensesim yorulmuş.Ben onu taşırım"dedi

"Robert insanlar bakıyor"dedim.Az insan vardı ama yinede dikkat çekiyorduk.

"Baksınlar daha önce prensesini taşıyan prens görmemişler mi?"dedi

"Muhtemelen görmediler "dedim

"O zaman biz ilkiz"dedi.Benim ellerimde gül buketi ve Robert'in kucağında ben.Tam şu an peri masallarından fırlamış gibiydik.Gerçi Disneyland gibi bir yerde bu çok normadi.Arabaya kadar beni kucağında taşıdı.Çok güzel bir gün geçirmiştik ve bir fotoğraf bunu mahvedememişti.Her şeye rağmen mutluydum ve sonuna kadar umudumu koruyacaktım.Şimdilik Robert'a fotoğraftan bahsetmedim.Umrumda bile değildi o lanet olası fotoğraf.

___________________________________________

Ruh eşin yanındayken her şey mümkün

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.