“Prensesi bulana 100.000 dival” her yerde bu ve buna benzer ilanlar görüyorum kayıp prensesi arayan ilanlar. Saraydan kaçtığım günden bu güne annem ve babam beni aramayı hiç bırakmamışlardı, zavallı prensesleri Alisya kim bilir ne yapıyordu şimdi dışarıda bir başına ikinci kez kaybolmam onlara çok ağır gelmiş olmalıydı, eminim çok dikkatsiz evebeyinler olduklarını düşünüyorlardır ama öyle değiller.
Saraydan kaçmadan dört gün önce gittiğim bir tavernada bir casusun tahminimce kendisine çok büyük miktarda para ödemiş bir adamla iki kırallık arasında gerçekleşecek olan anlaşmalı bir süikas planı hakkında konuştuğunu duydum. Casusun anlattığı plana göre Klevivas kırallığı ile Peneltelin kırallıkları arasında yazılı bir anlaşma gerçekleşmiş ve en güçsüz kırallık kabul edilen Gortes’e bir saldırı düzenlemişlerdi.
Casusların söylediklerine normalde pek inanmam sadece para kazanmak için uydurdukları yalanlar olarak düşünürüm ama bşraz sorguladıktan sonra casusun söylediğinin gerçek olabileceği kanısına vardım.
Gortes kırallığı sihirli bir yetenek barındırmayan tek kırlık olduğu için en güçsüz kırallık kabul edilmişti ve bu onu süikastlara açık hale getirmişti, kırallığı kurul günden beri devirmek isteyen Klevivas ve Penitelin kırallıkları Gortes kırallığının arkasını kollayan ve onun devrilmesine izin vermeyen, uzaya hükmetme gücüne sahip Fertirir kırallığı yüzünden kırallığı birtürlü yıkamamışlardı.
İki hafta önce Fertiri kırallığının genç varisi Lefisi Ulet’in kaybolması kırallığı savunmasıs bırakmıştı, değil Gortes kırallığı kendi kırallıklarını koruyacak halleri yoktu. Bu düşünce beni bu iki kırallığın planlarının Gotega kırallığını devirmekle sınırlı kalmayacaklarını ve yıllardır dost oldukları kırallığın çöküşüyle iyice güçsüzleşen Fertir kırallığını da devirip Alfirma evrenini kaosa sürükleyeceleri fikri kafama dank etti.
Bu fikri aklımdan silmek istercesine soluklanmak için yaslandığım ağaçtan doğruldum ve yürümeye devam ettim. Yaklaşık iki gündür yürüyerek seyahat ettiğim için çok acıkmıştım krallığımızın her yeri ormanlarla kaplı olduğu için su kaynağı bulmak o kadar da zor olmamıştı, adımlarım iyice yavaşlamaya başladığında bir meyve ağacı ve ya bir taverna görmek için yalvarır hale gelmiştim doğalarım kabul olmuş olsa gerek bir iki metre uzağımda bir taverna gördüm burada ne aradığını bilmiyorum ama bira sonra yiyecek olacağım yemeklerin düşüncesi adımlarımı hızlandırmıştı hatta neredeyse koşuyordum. Tavernanın kapısının önünde durup kıyafetimin kapşonunu örtüp içeri girdim ve eski binadaki boş bir masaya oturdum, masaya oturmamla birlikte içeri muhafızların girmesi bir oldu. Şimdi sadece karnımı doyurmak değil aynı zamanda muhafızlara görünmeden burayı terk etmem gerekiyordu.
