Keyifli okumalar🤍
[Jimin/Jungkook]
Jungkook
Günaydın güzelim
Sana bir şey sorcam
Benim bi ateist arkadaş var da
Meleklere inamıyor
Bi foto atar mısın
Jimin
Bir foto istemek için girdiğin şekillere bayılıyorum biliyor musun
Fotoğraf*
Jungkook
Biliyorum
İnsan haklarının 276. Maddesine göre diğer omegalardan güzel olmanız yasal değil bu yüzden sizi tutuklayıp kabime müebbet etmem gerekiyor 🔫🔫
Jimin
Hdkslshajs
Koskoca adamsın
Utanmıyor musun böyle laflar kullanmaya
Jungkook
Şu iki gram gülüşünü görebilmek için her şey
Jimin
:)
Modundasın bugün
Eğitim için mi heyecanlısın
Jungkook
Öyle de denilebilir
Geleceksin değil mi hastaneye
Söz vermiştin
Jimin
Geleceğim tabiki
Sevgilimin ilk iş gününde onu yalnız bırakmaya niyetim yok ✊🏻
Jungkook
Çok da yalnız değilim
Kahretsin ki Hoseok ile Jin ile aynı hasteneyiz
Jimin
Neden öyle diyorsun
Onlar senin arkadaşların
Jungkook
Maalesef
Jimin
Eğlenceli gözüküyorlardı
Ne yapıyorsun
Jungkook
Hazırlanacağım birazdan

Jimin
:)
Sabah sabah yapılır mı bu Doktor Jeon:)
Jungkook
Ne yapmışım ki .d
Jimin
Hiç ya
İlahi ben
Neyse kaçta çıkacaksın bende geleyim
Jungkook
1 saate çıkarım güzelim
Jimin
Tamamdır Doktor Bey
İlk hastanız benim 🙃
Jungkook
Bende size hastayım savcım
[Doktor Civanlar]
Hoseok
Jin
Olum sen benim arkamdan atıp tutuyormuşsun
Hayırdır
Jin
Ne demişim
Haklıyımdır kesin
Hoseok
Hoseok adam gibi adamdır demişsin ne adamlığımızı gördün lan
Jin
İlk defa haksızmışım
Hoseok
Blabla
Nerdesin
Jin
Kızlaydım ayrıldık az önce
Hoseok
Canını sıkma kanki aşuftenin tekiydi zaten iyi oldu
Jin
Lan piç ayrıldık derken o eve gitti ben hastaneye
Hoseok
Ha
öyle desene
Üzgünüm yenge 🙏🏻
Jin
Beynini sikim senin
Jungkook sen ne yaptın
Jungkook
Çıktım geliyorum
Hangi birimdesiniz bugün
Oraya uğramamayı planlıyorum
Jin
Poliklinikteyim
Hoseok
Bana acil vermişler
Jin
Yazık oldu ya
Hoseok
Dimi ya ilk günden acilde çalışmak zor olacak
Jin
Ha yok
Senin için değil
Hastalar için
Hoseok
Kahpe
Jungkook
Ben cerrahi servisteyim
Chill chill hasta bakacağım
Hoseok
Adamdaki şans bizde olsa
Gökten dilf yağardı
-
"Bende bir sanatçıyım aslında." dedim ve bir elim direksiyonda diğer elim sevgilimin bacağında iken ona bakarak gülümsedim.
"Hadi ya, ne ile ilgileniyorsun."
"Seninle, çok nadide bir esersin."
Kurduğum cümle ile kıkırdamasını durduramadı ve o güzel kahkahasını bahşetti bana. Gülümseyerek ona baktım.
Seviyordum onu. Daha önceki ilişkilerim gibi değil. Her bir zerresine hayrandım. Güzeldi o. Çok güzeldi. Ama ona gereken sevgiyi veremediğimi düşünüyordum. Özellikle de bu son durum. İlişkimizin dinamiklerini çokça zedelemişti. Jimin bunu bana farkettirmemeye çalışsa da anlıyordum.
"Teşekkür ederim." diyip uzandı ve bana doğru uzanıp yanağıma bir öpücük kondurdu.
Süregelen 5 dakikada hastanenin önüne vardık. Hastanenin otoparkına arabayı park ettikten sonra arabadan indim ve kaputun önünden dolaşıp Jimin'in oturduğu tarafın kapısını açtım.
Gülümseyerek bana baktı. Ardından boynumdaki fulara.
Gözlerindeki gülümsemenin kırıldığına şahit oldum.
Nefret ediyordum şu iğrenç çiçekleri taşımak zorunda olmaktan. Ama hayatımın sonuna kadar bunlarla beraber yaşamak zorundaydım.
Arabayı kilitleyip elimi Jimin'in beline attım ve karanlık otoparktan çıktık.
Acil servisin önünden geçerken Hoseok ile karşılaşmamak için dua ediyordum. Çünkü onu tanıyorsam beni biraz olsun rezil etmeden bırakmayacağına adım kadar emindim.
"YENGEE."
Bir duamın daha kabul olmadığı durumdayız.
"Hoseok siktir git hastalarınla ilgilen."
"Olmaz. Yengemi görmüşken selam vermeden olmaz. Ayıp olur."
Ardından önlüğünün cebindeki ellerinden birini Jimin'e doğru uzattı.
"Selam, Ben Hoseok. Jungkook'un en sevdiği arkadaşıyım."
"O da sizden bu şekilde bahsediyor." dedi ve gülümseyerek Hoseok'un uzattığı eli tuttu.
Hoseok'un bu dünyada duyup duyabileceği en değerli şeyi duymuşcasına gözleri parladı ve bana uzanıp sarıldı.
"Biliyordum. Belli etmesen bile beni sevdiğini biliyordum."
Bunun vicdan azabını sonra çekeceğim.
"Tamam Hoseok ben servise geçiyorum sen hastalarınla ilgilen hadi."
"Tamam."
Onu ardımızda bırakıp ilerlerken arkamızdan bağırdı.
"Seni Türkiyenin dış borcu kadar çok seviyorum!"
Salak çocuk.
-
Jimin duruşması olduğundan dolayı erken ayrılmak zorunda kalmıştı. Bu yüzden tamı tamına iki saattir yalnız başıma yatışı verilmiş hastaların kontrollerini sağlıyordum.
Şimdi ise elimde kayıt dosyasıyla 123 numaralı odanın kapısını iki kere tıklatıp içeriye girdim. Hasta yaşlı bir hanımefendiydi.
"Merhabalar, nasılsınız?"
"Amanın, Seojun öldüm mü ben? Bir melek bana nasıl olduğumu soruyor." yanında eşi olduğunu düşündüğüm amcaya dönüp sordu.
Başta ne demek istediğini anlayamayıp kaşlarımı çattım, daha sonrasında da söylediklerinde samimi olduğunu anlayıp gülümsedim.
"Hayır teyzecim, ölmediniz. Şimdi izninizle sizi muayene edebilir miyim?"
"Bekar mısınız Doktor Bey?"
Çattık.
"Hayır değilim teyzecim. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz bugün?"
"Elinde yüzük yok. Benim çok güzel bir kızım var. Seojun kalk kızın fotoğrafını göster. Seninle de çok yakışır."
Elimdeki dosyanın kapağını kapatıp hasta yatağının yanındaki masaya koydum. Belli ki kolay kolay muayene edemeyecektim.
"Teyzecim bekar değilim dedim ya. Şimdi lütfen kalkın akciğerlerinizi dinleyeyim."
Kadın çok ikna olmamış gibi gözüküyordu.
"Sen kızımı görmedin o yüzden böyle konuşuyorsun. SEOJUN HIZLI OLSANA." hasta yatağının hemen önür tarafında bulunan tekli koltuğa oturmuş adam sağ elinde tuttuğu telefonunun ekranını sol elinin işaret parmağıyla sürüklüyordu. Ölüm yavaşlığında...
"Teyzecim, görsem de bir şey değişmeyecek. Benim güzeller güzeli bir sevgilim var zaten. Şimdi daha fazla uzamadan sizi muayene edebilir miyim? Diğer hastalar da bekliyor malum."
"İyi tamam, ama müsait olduğun bir vakitte gel şu işi bir konuşalım."
Yok. Kurtuluş yok.
"Tamam teyzecim. Oturur pozisyona gelin lütfen. Bugün nasılsınız?"
"İyiyim ama şurama ağrı saplanıp duruyor." Elinin ayasını iki göğsünün arasına koyup konuştu.
Bir yandan steteskopu kulaklarıma taktım ve diyafram kısmını (yz: steteskopun ucundaki yuvarlak kısım) hastanın sırtında gezdirdim.
"Ağrınızı 1-10 arasında puanlar mısınız?"
"6"
"Tamamdır. Nefes alamayacak gibi hissediyor musunuz gece?"
"Bazen."
"Başka bir rahatsızlığınız var mı?"
"Yok evladım."
Masanın üzerine bıraktığım dosyayı elime aldım ve kapağını açıp sorduğum soruların cevaplarını önlüğümün cebinde bulunan kalemle not aldım.
"Tamamdır teyzecim eğer bir rahatsızlığın olursa çağır beni."
"Tamam evladım, müsait olduğunda gelmeyi unutma."
Gülümsedim ve kafa sallayıp kapıya doğru ilerledim. Fakat kapıya doğru ilerlerken bir şeyler yerinde gitmiyormuş gibi hissettim. İçime bir huzursuzluk dolmuştu. Kurdum ayaklanmıştı. Umursamadan kapıya hızla ilerledim. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkamam gerekiyordu acilen.
Koşar adımlarla kapıya doğru ilerleyip kulbu tuttum ve kapıyı açıp direkt dışarı çıkmaya yeltendim. Fakat her şey umduğum gibi gerçekleşmemişti. Kapıyı açtığım gibi birinin sert göğsüne çarptım.
Çarpmanın etkisiyle elimdeki dosya yere düşmüştü. Elim refleksle acıyan kafama gitti ve sertçe gözlerimi kapadım.
"Odadan bu kadar hışımla çıkmanızın sebebini sorabilir miyim?"
Oldukça derin bir ses tarafından gelen cümle ile kurdum resmen tepinmeye başlamıştı. Sanki vücudumu parçalayıp açığa çıkmak istercesine canımı acıtıyordu. Bir anda bu kadar agresifleşmesinin tek bir sebebi vardı.
Ruh eşim.
Gözlerimi açtım ve karşımdaki adama baktım.
Evet.
Korktuğum başıma gelmişti.
-
Okuduğunuz için teşekkür ederim 🤍
Bu fici yazarken eğleniyorum gerçekten.
Umarım siz de okurken eğleniyorsunuzdur.
Kaju kaçar~