İçeriğe geç

Dr. Soulmate

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Dr. Soulmate

Bölüm 4

4

Keyifli okumalar🤍

[Jimin/Jungkook]

Jungkook

Günaydın güzelim

Sana bir şey sorcam

Benim bi ateist arkadaş var da

Meleklere inamıyor

Bi foto atar mısın

Jimin

Bir foto istemek için girdiğin şekillere bayılıyorum biliyor musun

Fotoğraf*

Jungkook

Biliyorum

İnsan haklarının 276. Maddesine göre diğer omegalardan güzel olmanız yasal değil bu yüzden sizi tutuklayıp kabime müebbet etmem gerekiyor 🔫🔫

Jimin

Hdkslshajs

Koskoca adamsın

Utanmıyor musun böyle laflar kullanmaya

Jungkook

Şu iki gram gülüşünü görebilmek için her şey

Jimin

:)

Modundasın bugün

Eğitim için mi heyecanlısın

Jungkook

Öyle de denilebilir

Geleceksin değil mi hastaneye

Söz vermiştin

Jimin

Geleceğim tabiki

Sevgilimin ilk iş gününde onu yalnız bırakmaya niyetim yok ✊🏻

Jungkook

Çok da yalnız değilim

Kahretsin ki Hoseok ile Jin ile aynı hasteneyiz

Jimin

Neden öyle diyorsun

Onlar senin arkadaşların

Jungkook

Maalesef

Jimin

Eğlenceli gözüküyorlardı

Ne yapıyorsun

Jungkook

Hazırlanacağım birazdan

Jimin

:)

Sabah sabah yapılır mı bu Doktor Jeon:)

Jungkook

Ne yapmışım ki .d

Jimin

Hiç ya

İlahi ben

Neyse kaçta çıkacaksın bende geleyim

Jungkook

1 saate çıkarım güzelim

Jimin

Tamamdır Doktor Bey

İlk hastanız benim 🙃

Jungkook

Bende size hastayım savcım

[Doktor Civanlar]

Hoseok

Jin

Olum sen benim arkamdan atıp tutuyormuşsun

Hayırdır

Jin

Ne demişim

Haklıyımdır kesin

Hoseok

Hoseok adam gibi adamdır demişsin ne adamlığımızı gördün lan

Jin

İlk defa haksızmışım

Hoseok

Blabla

Nerdesin

Jin

Kızlaydım ayrıldık az önce

Hoseok

Canını sıkma kanki aşuftenin tekiydi zaten iyi oldu

Jin

Lan piç ayrıldık derken o eve gitti ben hastaneye

Hoseok

Ha

öyle desene

Üzgünüm yenge 🙏🏻

Jin

Beynini sikim senin

Jungkook sen ne yaptın

Jungkook

Çıktım geliyorum

Hangi birimdesiniz bugün

Oraya uğramamayı planlıyorum

Jin

Poliklinikteyim

Hoseok

Bana acil vermişler

Jin

Yazık oldu ya

Hoseok

Dimi ya ilk günden acilde çalışmak zor olacak

Jin

Ha yok

Senin için değil

Hastalar için

Hoseok

Kahpe

Jungkook

Ben cerrahi servisteyim

Chill chill hasta bakacağım

Hoseok

Adamdaki şans bizde olsa

Gökten dilf yağardı

-

"Bende bir sanatçıyım aslında." dedim ve bir elim direksiyonda diğer elim sevgilimin bacağında iken ona bakarak gülümsedim.

"Hadi ya, ne ile ilgileniyorsun."

"Seninle, çok nadide bir esersin."

Kurduğum cümle ile kıkırdamasını durduramadı ve o güzel kahkahasını bahşetti bana. Gülümseyerek ona baktım.

Seviyordum onu. Daha önceki ilişkilerim gibi değil. Her bir zerresine hayrandım. Güzeldi o. Çok güzeldi. Ama ona gereken sevgiyi veremediğimi düşünüyordum. Özellikle de bu son durum. İlişkimizin dinamiklerini çokça zedelemişti. Jimin bunu bana farkettirmemeye çalışsa da anlıyordum.

"Teşekkür ederim." diyip uzandı ve bana doğru uzanıp yanağıma bir öpücük kondurdu.

Süregelen 5 dakikada hastanenin önüne vardık. Hastanenin otoparkına arabayı park ettikten sonra arabadan indim ve kaputun önünden dolaşıp Jimin'in oturduğu tarafın kapısını açtım.

Gülümseyerek bana baktı. Ardından boynumdaki fulara.

Gözlerindeki gülümsemenin kırıldığına şahit oldum.

Nefret ediyordum şu iğrenç çiçekleri taşımak zorunda olmaktan. Ama hayatımın sonuna kadar bunlarla beraber yaşamak zorundaydım.

Arabayı kilitleyip elimi Jimin'in beline attım ve karanlık otoparktan çıktık.

Acil servisin önünden geçerken Hoseok ile karşılaşmamak için dua ediyordum. Çünkü onu tanıyorsam beni biraz olsun rezil etmeden bırakmayacağına adım kadar emindim.

"YENGEE."

Bir duamın daha kabul olmadığı durumdayız.

"Hoseok siktir git hastalarınla ilgilen."

"Olmaz. Yengemi görmüşken selam vermeden olmaz. Ayıp olur."

Ardından önlüğünün cebindeki ellerinden birini Jimin'e doğru uzattı.

"Selam, Ben Hoseok. Jungkook'un en sevdiği arkadaşıyım."

"O da sizden bu şekilde bahsediyor." dedi ve gülümseyerek Hoseok'un uzattığı eli tuttu.

Hoseok'un bu dünyada duyup duyabileceği en değerli şeyi duymuşcasına gözleri parladı ve bana uzanıp sarıldı.

"Biliyordum. Belli etmesen bile beni sevdiğini biliyordum."

Bunun vicdan azabını sonra çekeceğim.

"Tamam Hoseok ben servise geçiyorum sen hastalarınla ilgilen hadi."

"Tamam."

Onu ardımızda bırakıp ilerlerken arkamızdan bağırdı.

"Seni Türkiyenin dış borcu kadar çok seviyorum!"

Salak çocuk.

-

Jimin duruşması olduğundan dolayı erken ayrılmak zorunda kalmıştı. Bu yüzden tamı tamına iki saattir yalnız başıma yatışı verilmiş hastaların kontrollerini sağlıyordum.

Şimdi ise elimde kayıt dosyasıyla 123 numaralı odanın kapısını iki kere tıklatıp içeriye girdim. Hasta yaşlı bir hanımefendiydi.

"Merhabalar, nasılsınız?"

"Amanın, Seojun öldüm mü ben? Bir melek bana nasıl olduğumu soruyor." yanında eşi olduğunu düşündüğüm amcaya dönüp sordu.

Başta ne demek istediğini anlayamayıp kaşlarımı çattım, daha sonrasında da söylediklerinde samimi olduğunu anlayıp gülümsedim.

"Hayır teyzecim, ölmediniz. Şimdi izninizle sizi muayene edebilir miyim?"

"Bekar mısınız Doktor Bey?"

Çattık.

"Hayır değilim teyzecim. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz bugün?"

"Elinde yüzük yok. Benim çok güzel bir kızım var. Seojun kalk kızın fotoğrafını göster. Seninle de çok yakışır."

Elimdeki dosyanın kapağını kapatıp hasta yatağının yanındaki masaya koydum. Belli ki kolay kolay muayene edemeyecektim.

"Teyzecim bekar değilim dedim ya. Şimdi lütfen kalkın akciğerlerinizi dinleyeyim."

Kadın çok ikna olmamış gibi gözüküyordu.

"Sen kızımı görmedin o yüzden böyle konuşuyorsun. SEOJUN HIZLI OLSANA." hasta yatağının hemen önür tarafında bulunan tekli koltuğa oturmuş adam sağ elinde tuttuğu telefonunun ekranını sol elinin işaret parmağıyla sürüklüyordu. Ölüm yavaşlığında...

"Teyzecim, görsem de bir şey değişmeyecek. Benim güzeller güzeli bir sevgilim var zaten. Şimdi daha fazla uzamadan sizi muayene edebilir miyim? Diğer hastalar da bekliyor malum."

"İyi tamam, ama müsait olduğun bir vakitte gel şu işi bir konuşalım."

Yok. Kurtuluş yok.

"Tamam teyzecim. Oturur pozisyona gelin lütfen. Bugün nasılsınız?"

"İyiyim ama şurama ağrı saplanıp duruyor." Elinin ayasını iki göğsünün arasına koyup konuştu.

Bir yandan steteskopu kulaklarıma taktım ve diyafram kısmını (yz: steteskopun ucundaki yuvarlak kısım) hastanın sırtında gezdirdim.

"Ağrınızı 1-10 arasında puanlar mısınız?"

"6"

"Tamamdır. Nefes alamayacak gibi hissediyor musunuz gece?"

"Bazen."

"Başka bir rahatsızlığınız var mı?"

"Yok evladım."

Masanın üzerine bıraktığım dosyayı elime aldım ve kapağını açıp sorduğum soruların cevaplarını önlüğümün cebinde bulunan kalemle not aldım.

"Tamamdır teyzecim eğer bir rahatsızlığın olursa çağır beni."

"Tamam evladım, müsait olduğunda gelmeyi unutma."

Gülümsedim ve kafa sallayıp kapıya doğru ilerledim. Fakat kapıya doğru ilerlerken bir şeyler yerinde gitmiyormuş gibi hissettim. İçime bir huzursuzluk dolmuştu. Kurdum ayaklanmıştı. Umursamadan kapıya hızla ilerledim. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkamam gerekiyordu acilen.

Koşar adımlarla kapıya doğru ilerleyip kulbu tuttum ve kapıyı açıp direkt dışarı çıkmaya yeltendim. Fakat her şey umduğum gibi gerçekleşmemişti. Kapıyı açtığım gibi birinin sert göğsüne çarptım.

Çarpmanın etkisiyle elimdeki dosya yere düşmüştü. Elim refleksle acıyan kafama gitti ve sertçe gözlerimi kapadım.

"Odadan bu kadar hışımla çıkmanızın sebebini sorabilir miyim?"

Oldukça derin bir ses tarafından gelen cümle ile kurdum resmen tepinmeye başlamıştı. Sanki vücudumu parçalayıp açığa çıkmak istercesine canımı acıtıyordu. Bir anda bu kadar agresifleşmesinin tek bir sebebi vardı.

Ruh eşim.

Gözlerimi açtım ve karşımdaki adama baktım.

Evet.

Korktuğum başıma gelmişti.

-

Okuduğunuz için teşekkür ederim 🤍

Bu fici yazarken eğleniyorum gerçekten.

Umarım siz de okurken eğleniyorsunuzdur.

Kaju kaçar~

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.