İçeriğe geç

Dr. Soulmate

Bölüm 10 · 8 dk okuma

Dr. Soulmate

Bölüm 10

10

Keyifli okumalar 🤍

"Evet Hoseok... Tamam... Evet diyorum ya sadece biz. Hayır açık ameliyat değil ayrıca kamera kaydına almak da ne? Hastanın izni- Hoseok! Ameliyata nasıl hemşire olarak katılmayı planlıyorsun tam olarak?! Kapat telefonu tanrı aşkına beynimi siktin sabah sabah."

Karşı taraftan cevap gelmesini beklemeden telefonu kapatıp dağılmış yatağın üzerine fırlattım. Hoseok bu ameliyat için benden daha çok heyecanlıydı. Sebebini tam olarak algılayamasam da az çok neden olduğunu tahmin edebiliyordum.

Ben ise... Ameliyatta karşı karşıya kalacağım durumların senaryolarını kuruyordum kafamda. Şu sıralar kontrolünü sağlayamadığım kurdumun sıkıntı çıkaracağına adım kadar emindim. Alfa onun en ufak temasına bile muhtaçken sadece onun ve benim bulunduğum bir ortamda hem kurdumu dinginleştimek hem de ameliyata odaklanmak benim için operasyonu ekstra zorlaştıracaktı.

Yatakta oturup biraz bunlar üzerine düşündüm. Acaba reddetmeli miyim? Ama bu beni savunmasız duruma düşürür ki onun bunu nasıl yorumlacağını tahmin edebiliyorum. Acaba hastanemi değiştirmeli miyim? Ama bu durumda yeniden ondan kaçtığımı düşünecek ve benim çabalarım resmen bir kağıt gibi buruşturulup çöpe atılmış olacak.

Yatağa fırlattığım telefonun ekranından saate baktım. Hazırlanmak için 40 dakikam var. Bu 40 dakika içerisinde ayılıp, yemek yiyip, duş alıp, hastaneye geçmem gerekiyor.

Ayağa kalkıp birkaç esneme hareketi yaptıktan sonra ve mutfağa geçerek işe koyuldum.

_

"Kim Hocaya söylesek beni scrub olarak alır mı ameliyata?"

"Kesin alır Hoseok."

"Niye ya bence alır."

"Ben de alır dedim zaten Hoseok."

"Ama dalga geçer gibi söyledin."

"Yok Hoseok. Yeter Hoseok. Sus Hoseok."

Masadaki kahvesini eline alarak konuştu Seokjin.

"Gergin gibisin."

Ameliyatta olacakları düşünmeden edemiyorum. Bilgimi sorgulamıyorum. Eğer o odada başkası olsaydı operasyonda başarılı olacağımdan eminim. Eğer başkası olsaydı... Başkası...

"Jin."

"Efendim?"

Karşımda oturmuş benim ne diyeceğimi pür dikkat bekleyen arkaşımın gözlerinin içine baktım ve konuştum. Bunu kabul etmesi gerekiyordu.

"Bu hastanede eğitim alabilmek için ne kadar uğraştığımı biliyorsun. Şu Kim Hocanın benim öğrenim sürecimi ne kadar kötü etkilediğinin de farkındasındır."

Seokjin kaşlarını çattı. Ne demek istediğimi anlamamış gibiydi ama sanırım en mantıklı çözüm buydu.

"Ekipleri değiş-tokuş mu etsek? Yani, ben senin yerine sen benim yerime. Nasıl olur hm? Hem ikimiz de öğrenim görmek için gelmiş doktorlardanız ikimizin değişmesi ekip için hiçbir şey değiştirmeyecek."

"Olmaz."

Cevabı Seokjin'den bekliyordum fakat bu ses Seokjin'in değildi. Hoseok'un hiç değildi. Kaşlarımı çattım. Kurdum ayaklandı ve burnuma portakal ve tarçın kokusu geldiğinde bana cevap verenin ne Jin ne Hoseok olduğunu anladım.

Gözlerimi devirdim ve oturduğum sandalyede geri dönüp onun yüzüne baktım. Esmer teni, dalgalı siyah saçları, beyaz gömleğini içine soktuğu siyah kumaş pantolonu ve beyaz önlüğüyle itiraf edemesem de güzel duruyordu.

"Sebebini sorabilir miyim?"

"Kendi ellerimle eğitmek istediğim doktorlardan birisin."

"Ama ya ben sizden eğitim almak istemiyorsam?"

Alayla gülümsedi.

"Şansına küs derim o zaman Jeon."

Gözlerimi ondan ayırmadım. Cevap vermedim. Birbirimize meydan okurcasına bakıyorduk. Sanki gözlerini ilk kim ayırırsa oyunu kaybeder diyerek anlaşmış gibiydik. Kurdum onun kurduyla iletişime geçmek istiyordu. Heyecanlanmıştı. Alfayı görmek, hissetmek istiyordu. Ama buna izin vermeyeceğimi de biliyordu.

"Hocam bölüyorum ama, beni ameliyata suction olarak alır mısınız?"

Hoseok'un seslemesiyle gözlerini benden çekti ve arkamda oturan Hoseok'a baktı.

"Anlamadım? Suction* mı?"

(Yz: Ameliyatlarda sıvıyı çekmek için kullanılan boru gibi bir alet.)

"Evet hocam bu ameliyata bende katılmak istiyorum." Ellerini önünde birleştirdi ve yalvarırcasına bakışlarla Kim Hocaya baktı.

"Hoseok, ameliyata katılmak istiyorsan suction olmana gerek yok. Bu senin için çok yararlı olmaz gibi?" Sonrasında kaşlarını çattı ve biraz düşündü.

"Ama açık ameliyat yapabiliriz."

"NE!"

Hışımla sandalyeden kalktım. Kalkmamın etkisiyle sandalye geriye doğru düştü.

Şaşkın gözlerimi onun gözlerine çevirdim. Açık ameliyat olmaz. Zaten benim için yeterince yorucu ve zor geçecek olan bir ameliyatı daha da zorlaştırır bu durum. Eğer ellerim titrerse, feromonlarımı bastıramazsam, odağım bozulursa ve yanlış bir şey yaparsam tüm ekiplere rezil olurum.

"Ne o, sadece ikimizin mi olmasını isterdin? Hem diğer doktorlar da teknikleri öğrenmiş olur."

Yüzündeki muzip gülümsemeye baktım. Şu kurduğu cümleden sonra ona istediğini vermeyeceğim. Ukala...

"Aksine, sizinle tek olmayacağım için sevindim. Her şey daha eğlenceli olacak."

"Sen de haklısın, sadece sen ve ben olsaydık ameliyata odaklanman daha da zorlaşırdı değil mi Jeon?"

Üste nasıl çıkacağını çok iyi biliyor.

"Hayır, yeteneklerimi sadece sizin görebilmeniz üzücü olurdu o kadar."

Kaşlarını yukarı kaldırdı ve gülümsedi.

"İddialıymışsın."

Yaklaştım ve gözlerinin en derinlerine baktım. Onun gibi gülümsedim. Geri vites yapmayacağımdan emin olmasını istedim.

"İddialıyımdır."

Yakınlaşmamı beklemiyor olmalı ki başta afalladı. Birkaç dakika gözlerimde kaldı. Feromon salgılamamak çok güçtü şuan. Onun da aynı durumda olduğuna eminim. Bu üstünlük savaşını kimin kaybedeceğini çok merak ediyorum. Benim kaybetmeyeceğim kesin.

Kafasını aşağı yukarı salladı ve konuştu.

"İyi o zaman, görelim."

"Hocam geliyoruz biz yani dimi?"

Duyduğum cümleyle gözlerimi sabır dilercesine kapattım.

"Geleceksiniz, sen neden bu kadar heveslisin bu ameliyatı izlemeye?"

Hoseok yüzüne far tutulmuş tavşan gibi donup kaldı. Ne diyeceğini düşünüyor gibi duruyordu. Açıkçası ben de merak ediyorum. Sabahtan beri nedir bu ameliyat aşkı?

Seokjin onu dürttü. "Oğlum konuşsana."

"Şeyden ya hocam, şeyden şey oldu ya şey olunca bende şey ettim şey edince de şey oldum şey olunca-"

"Hoseok bi sikim anlamadım kanka siktir et."

-

Ameliyathanenin kapısının hemen yanında duran yıkama eyvesinin önünde ellerimi yıkıyordum. Ellerim stresten buz gibiydi. Kafamda binbir türlü düşünce vardı. Fakat gerginlik sebeplerimden birini çözecek bir hamlede bulundum. Bastırıcı aldım.

Geçen günki ameliyatın sonu bastırıcıdan dolayı hiç iyi bitmese de bastırıcısız bu işin daha da zorlaşacağından eminim. Bunun yüzünden Hoseok ve Jin'den dayak yiyeceğime de öyle ama bu işi oldukça başarılı bir şekilde bitirmem gerekiyor. Hem diğer doktorlara hem de ukala Kim Hocaya kendimi kanıtlamam gerekiyor. Aksi taktirde beni kaçmakla suçlayacağını biliyorum. Bu onu fazlasıyla eğlendiriyor. Ama onu eğlendirmeye niyetim yok.

"Düşünceli gözüküyorsun."

Kafamı yana çevirmedim. Şu an onu göresim yoktu. Ne kadar bastırıcı kullansam da o benim ne yazık ki ruh eşimdi.

"Çiçeklerin fular ile hapsedilmediğinde ne kadar destansı bir güzelliğe sahipler."

Karşılık vermeyeceğim. Şu an kafamın dağılmasını istemiyorum.

"Onları benden sakladığın için suçlu olmalısın Jeon."

"Sen de bunlara sebep olduğun için suçlu olmalısın doktor."

Yüzüne bakmadım. Ameliyathanenin kapısından içeri girdim. O kendine has metalik ve steril koku burnumu sızlattı. Ameliyat hemşiresinin bana steril önlüğümü giydirmesini bekledim. Yüzümdeki maske içimde kopan fırtınaları gizlemek için yetersiz bir kalkandı.

Ona karşılık vermeyecektim ama benim bakarken iğrendiğim çiçeklere bu şekilde cümleler kurmasına dayanamadım. Yine tutamamıştım kendimi.

Masada yatan hastaya doğru ilerledim.

"Hastayı entübe ettik Doktor Jeon."

Kafa sallamakla yetindim. Aklıma gelen şey ile kafamı arkama çevirdim ve ameliyathanenin bir kat yukarısında bulunan, doktorların rahat izleyebilmesi için boydan boya camla kaplı duvara baktım. Hoseok da dahil olmak üzere 5 doktor vardı ve bana bakıyorlardı. Jin'in acil serviste işi olduğundan dolayı gelememişti.

Hoseok gerginliğimi anlamış gibi ellerini yumruk yaptı ve havaya kaldırdı. Diğer eliyle duvarın kenarında bulunan, ameliyathane ile iletişim kurmak için kurulan hoparlörün düğmesine bastı.

"Fighting Jungoo." Yumruk yaptığı eli salladı.

Gülümsedim ve önüme döndüm. Taehyung da ben yukarı bakarken gelmişti.

Hastanın sağ tarafına ben, sol tarafına da o geçti.

"Hazırsan başlayalım Jeon."

Gözlerine bakmadan kafamı salladım.

"Gözlerime bak."

Gözlerimi karın bölgesi açıkta kalacak şekilde mavi cerrahi örtüyle sarılmış hastadan ayırmadım. Şu an onun ne sesini duymak ne de yüzünü görmek istiyorum.

"Asistan Jeon Jungkook. Gözlerime bakıp bu ameliyatı başarılı sonuçlandırabileceğinize dair bir güven vermeniz gerekiyor."

Otoriter bir ses tonuyla konuştu. Beni kışkırtıyordu. Altta kalmayacağımı da biliniyor bu yüzden kelimelerini ona göre seçiyordu.

Kafamı hastadan kaldırıp soğuk ama kararlı bakışlarımı Taehyung'a çıkardım.

"Başlayalım Hocam."

Kafa salladı.

"Hasta entübe, genel anestezi altında. İnzisyon (kesi) bölgesini batikonla temizle Jeon. Hata payımız sıfır."

Gerginim. Sırtımdaki gözler, karşımda bana görevler veren hocamın otoriter sesi beni daha da geriyor. Ama bunu belli etmemek için direniyorum.

Derin bir nefes aldım.

Elime klempi aldım. Buz gibi soğuk bir tonda konuştum.

"Hata yapmaya niyetim yok Doktor."

İlk kesiği attığımda, mönitördeki kalp atış hızı ritmik bir şekilde odayı doldurdu. Taehyung laparoskopik kamerayı karın boşluğuna yönlendirirken ellerime dikkatlice baktı. Hareketlerimi inceler gibiydi. En ufak bir hatamı gözetiyordu sanki.

"Trokar girişlerini yap. Karaciğer ekartasyonu (kenara çekme) için alanı genişlet. Nefes al gergin olma."

"Gergin değilim siz sadece suction ile alanı temiz tutmaya bakın görüş alanım daralıyor."

"Görüş açını daraltan şey kan değil Jeon. Terliyorsun. Kurdun feromon salgılamaya çalışıyor."

Kaşlarını çattı ve bir elinde suction ile alanı temizlerken bana baktı.

"Sen yine bastırıcı mı aldın?"

Göz kapaklarım bile titremedi o an. Kurdumun Taehyung'a ulaşabilmek için can attığı aşikar. Ama bilincimi sadece önümdeki hastaya kitledim. Dışarıdaki hiçbir uyarıcı şu an hata yapmama sebep olamazdı. Salt profesyonellik yansıtacaktım.

Tabi yersen.

Tam o sırada mönitörden keskin bir uyarı sesi yükseldi. Sistik arterde (safra kesesi damarı) beklenmedik bir sızıntı vardı.

Ses tonumu yükseltmeden emir verircesine konuştum. Sakin kalmalıyım.

" Sızıntı var. Hemostatik pensi verin. Koter (yakma cihazı) seviyesini arttırın."

Cümlemi bitirdiğimde görüş açıma Taehyung'un eli girdi. Elini benim elimin üzerine koydu. Bakışlarımı kaldırmadım ama bu adam beni daha da zor durumda bırakmak için elinden geleni ardına koymuyor gibiydi.

"Panik yapma. Önce irrigasyon (yıkama) yapalım, odağı görmem lazım. Ellerimi bırakma."

Taehyung'un elleri beni cerrahi eldiven üzerinden bile yakacak gibiydi. O an portakal ve tarçın kokusu, baskılanan tüm o gerginliğe rağmen sterilizasyon kokusunu delip geçerek odaya hafifçe sızdı. Yine de ellerimi çekmedim. Aksine Taehyung'un ellerinin altındaki elimi daha da sabitledim.

Kafamı kaldırıp gözlerine baktım. Sesimde en ufak bir korku krıntısı bile yoktu.

"Panik yapmıyorum Doktor. Elinizi üzerimden çekin. Ben alanımı gayet net görüyorum. Çekilin ve klibi yerleştirmeme izin verin."

"Hastanın tansiyonu düşüyor Jeon! Eğer klibi doğru yere yakamazsan bu odadan sadece birimiz doktor olarak çıkarız. Kurdunu sustur ve parmaklarına hükmet, yoksa ben sana hükmedeceğim."

Taehyung'un o ezici alfa baskısından gram etkilenmedim. Gözlerimi bir an bile kaçırmadım. Hâlâ Taehyung'un elinin altında duran elimle, hamlemi yaptım. Ekrana baktım. İşte bu.

Klips damarın üzerine tam milimetrik bir şekilde oturmuş.

Kanama anında durmuştu.

Taehyung'un elini yavaşça ittim.

"Bitti. Kanama kontrol altında. Gördüğünüz gibi kimsenin bana hükmetmesine ihtiyacım yok. Şimdi diker misiniz yoksa izlemeye devam mı edeceksiniz?"

Geri çekildi. Derin bir nefes aldı.

"Sütürleri (dikişleri) sen atacaksın. Madem bu kadar iddialısın, kusursuz bir kapatma bekliyorum. Ameliyattan sonra odama gel Asistan Doktor. Seninle 'tıbbi' olmayan bir konuşma yapacağız."

Okuduğunuz için teşekkür ederim.🤍

Düz yazı yazmak biraz zorlayıcı, umarım hoşunuza gider.

Seviliyorsunuz.

Kaju kaçar~

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.