Bakın ben de neden böyle olduğunu bilmiyorum. Her şey gayet iyiydi. Hayatım harikaydi! Neden bir anda böyle bir şey oldu ki?
Azıcık sabredin be. Anlatacağım. Önce bir kendimi tanıtayım.
Benim adım Semih. Yani. Eskiden öyleydi. 17 yaşındayım ve istanbulda lise okuyorum. Başıma bu garip olay geldiginde ise her zamanki gibi okula gideceğim bie günün sabahıydı. Yaşadıklarımı anlatmama izin verin.
Sabah uyandığımda hafifçe gerindim. Erken kalkıp okula gitmeyi hiç sevmezdim. Kollarimi gerebildigim kadar gerdikten sonra hafifçe kendimi saldım. Nedense garip hissediyordum. Hasta mi olmuştum acaba?
Yavaşça ayaklarımı sarkıttim yataktan. Gözlerimi hala açamamıştım. Yavaşça doğruldum ve banyoya ilerledim. Kapıyı yavaşça açtım ve musluğa egildim yüzümu yıkamak için. O sırada önüme gelen saç tutamini sorgulamadan yana atmıştım.
Yüzümü yıkayıp gözlerimi sonunda açmayı başardığımda kafamı kaldırdım. Karşımda gördüğüm güzel kızla bir anda utanmıştım. Acaba annemin bir arkadaşı mi gelmişti eve?
"Ah- pardon. Görmedim.."
Karşımdaki görüntü aynı şekilde ağzını oynamıştı. Buna ince bir ses eşlik etmişti. Kafam karışmıştı. Uykuluydum hala. Düşünemiyordum. Yavaşça elimi uzattım kiza dogru uzattım. Elimin ne kadar zarif olduğu ise sadece garip hissetirmisti.
Elimin cama çarpması ile donakalmistim.
Elim cama çarptığında yavaşça algim açılmaya başlamıştı. Ellerimi önce yüzüme sonrasında ise saçlarıma götürdüm. Aynadaki kız da aynısını yapıyordu. Kalbim hızlı hızlı atmaya başlamıştı ve gözlerimi kocaman açmıştım.
Aynadan bana bakan, uzun kahverengi saçlara sahip, yeşil gözlü acayip güzel bir kız vardı.
Panikle ellerimi yüzüme götürdüm ve çığlık attım. Sesim.. sesime nolmustu? Çok ince çıkmıştı. Hafifçe yere çöktüm ve nefes almaya çalıştım.
Yerde oturmuş panikle titriyordum. Sürekli olarak ellerimle yüzümü, vücudumu yokluyor. Aşina olduğum seylerden farklı bir şeyle karşılancs tekrar çığlık atıyordum. Kendimi sakinlestirmeye çalıştım bir süre.
"Bu bir rüya. Bu bir rüya. Ruya goruyorsun semih. Uyan semih! UYAN!"
Banyonun kapısınin sertçe vurulması ile susmustum bir anda. Kalkıp kilitledigim kapıyı açtığımda annemin endişeli yüzüyle karşılaştım. Beni gördüğünde endişesi şaşkınlığa dönüşmüştü.
"Anne? Anne?"
Bakımlı tirnaklara sahip olan yeni ellerimi anneme uzattim ancak geri çekilmişti. Şaşkın şaşkın bakıyordu.
"Sen de kimsin?"
Dedi. Korkuyor gibiydi bir yandan.
"Benim anne! Benim! Semih?"
Bu bir rüyaysa devam etmesini istemiyordum. Korkunçtu. Ve fazla gercekciydi. Aklıma o anda rüyada olduğumuzu anlamamiz için yapılmış bir teknik gelmişti. Parmaklarımı kullanarak ona kadar saymaliydim. Rüyada olduğum için bazı parmaklrimi eksik göreceğim. Ellerimi yüzümün hizzasina getirdim ve tek tek saydım
"1,2,3,4,5,6,7,8,9,10.."
Ellerimi indirdim. Anneme baktım tekrar.
"Anne..?"
Yavaşça anneme doğru yürüdüm. Yüzümde yaşlar birikmişti.
"Anne.. noluyor?"
Annem yüzündeki ifadeyi bozmadan geri geri gitmeye devam ediyordu.
"Semihin kıyafetleri onlar. Neden onları giyiyorsun? Sen kimsin? Semih seni eve mi aldı?"
Ellerimi göğsümun ustune koydum.
"Benim anne! Semih! Biliyorum çok inandırıcı durmuyor.. ve bende kafayı yiyorum. Ama lütfen bana inan!"
Ellerimi göğsüme koydugumda normalde hissedeceğim düz kısım yerine yumuşak şeylere değmisti ellerim. Yüzüm kızardı istemsizce.. ancak annem bana artık farklı bir şekilde bakıyordu.
Annemin o günkü söylediği şeyler hala aklımda. Unutmadım.
"Oğlum olan semih olsan bile seni böyle asla istemiyorum! Git burdan! Çık git evimden! Şeytan!"
Ne yapacağımı şaşırmıştım. Anneme şaşkın şaşkın bakıyordum sadece.
"An..ne..?"
Beni iteklemeye başlamıştı. Sonrasında kapıyı açıp dışarı itmişti beni.
Kapıdan dışarı itilmemle ve üstüme kapının kapatılması ile ne yapacağımı bilmeden ortada kalmıştım. Hafifçe yere oturdum ve dizlerimi kendime çektim. Çok daha zayıf ve narin bir vücudum vardı eskiye göre. Başımı bacaklarımın arasına koydum ve ağlamaya başladım.
"Neler oluyor.. annem.. neden?? Ne yapacağım.."
Bir süre geçmişti. Ne kadar bilmiyorum. Ancak babam eve geldiğinde bana garip garip bakmış, defolup gitmemi söylemişti.
"Baba.. ben semih!" Şeklindeki yakarışlarimi umursamamisti bile. Bende binanin bodrumuna inmiştim. Eski bir koltuk vardı. Orada yatıyordum. Sakinlesmistim biraz. Tekrar volta atmaya başladım. Ayakkabi gibi bir şey giyememistim. Pijamalarimlaydim hala. Tabi eski bedenime uygun oldukları için 2 katımdilar. Ve sürekli omzumdan aşağı elbise gibi sıyrılıyordu. Bir kere daha düzelttim tişörtü. Sonrasında aklıma bir fikir gelmişti.
"Asude! Tabi ya! Asudenin yanına gitmeliyim. Arkadaşlarim arasında en açık fikirli olan o! Bana inanır. Inanmali.."
Bodrum katından çıkmak için merdivenleri tırmandım ve dışarıya çıktım. Hava biraz serindi. Artık kolumda kaba duran buyuk saate baktım.
"Eğer böyle.. sacma sapan bir şey olmuş olmasa okulda olacaktım şimdi.."
Başımı iki yana salladım. bunları düşünmemem gerekiyordu. Asudenin adresini biliyordum. Çıplak ayakla yürümek canımı acıtsa da buna mecburdum.
Eveet öyle boş zamanimda yazidigm bir şeyler. Umarım beğenirsiniz..
