İçeriğe geç

Dolunay Gecesi

Bölüm 7 · 4 dk okuma

Dolunay Gecesi

Bölüm 7

Bölüm 6 ~işaret~

-sabah-

Uyandığımda kolum hala sızlıyordu. Diğer mahkûmlar gardiyanlar ile konuşuyordu. Dün olanların bir rüya olduğunu biliyordum! Diye geçirdim içimden. Sol koluna özgüven ile baktım fakat simge hala duruyordu. Görür görmez gözlerim fal taşı gibi açıldı. “Nasıl olur!?” diye bağırdım. Zindandaki herkes bana bakmaya başladı. Nasıl olurdu çektiğim onca acı gerçek miydi?

Hızlı bir şekilde elimi alnıma götürdüm. Herhangi bir sıcaklık yoktu. Ellerime ve vücuduma baktım. Hiçbir yerimde yara veya iz yoktu. Her şey aynıydı. Tek farklılık elimin üzerindeki işaretti. Gerçekçi hatlara sahipti, ürkütücüydü. Simgenin etrafında küçük çatlaklar oluşmuş ve cildim kurumuştu.

Kahvaltı saati geldiğinde her zamanki gibi lezzetli yiyeceklerden yoksun bir tabak getirdiler. Gardiyanlar garip bir şekilde elime bakıyordu. Kısa süre sonra sol tarafımdan bir ses geldi. Sesin geldiği yöne döndüğümde seslenen kişinin Miray olduğunu anladım.

“İyi misin?” Diye sordu. Bunu neden sormuştu ki? “iyiyim de neden sordun?” dedim. “Dün ceset düştükten sonra çılgına döndün. Yandığını düşünmeye ve değişmeye başladın. Ellerine bakıp durdun.” Bir an için duraksadım. Dönüşürken gariplikleri sadece ben mi görmüştüm? “o konu hakkında, iyiyim” diye cevap verdim. Gülümsedi ve önündeki kahvaltıya döndü. O da tabaktan pek memnun değil gibiydi.

Yine de açlığını daha fazla bastıramadı ve iştahsız iştahsız yemeye başladı. Artık alışık olduğum tabağa döndüm ve yemeye başla

dım.

Kahvaltıdan sonra kraliçe yanında birkaç muhafız ve sağlıkçı ile mahkumları ve sağlıklarını kontrol etmeye geldi. Malûm dün yaşanan olaylardan sonra kontrol etmeliydiler. Bence bu olaylardan en çok Miray etkilenmişti. Sırayla tüm zindanların içerisine bakmaya başladılar. Sıra Miray’a geldiğinde korkmuş bir kedi gibi sıçradı. Miray’dan sonra kraliçe bana döndü. Her yerime göz gezdiriyordu ki ellerimi arkamda bağladım. Kraliçe ellerime bakmak istedi. “Ellerinde bir şey mi var?” dedi. “Y- yok ne olabilir ki?” diye cevap verdim tedirgin bir şekilde. Gerçekten bastırmış gibi hissediyordum. Kraliçenin buna inanmayacağını biliyordum. İnanmadı da zaten. Geriye doğru 1-2 adım attım. Kraliçe artık daha da şüphelendi. Muhafızlardan birisini içeri gönderdi. Muhafız zorla sakladığım ellerimi görünür hale getirdi. Kraliçe ellerime baktı ve şaşkınlığını gizleyemedi. Gözleri kocaman açıldı ve zindandan içeri girdi. Kolumdaki işarete baktı. Gerçekliğini kontrol etti. Daha sonra önümde eğildi. “Çok üzgünüm efendim...” dedi. Tüm muhafızlar önümde eğildi. Diğer mahkûmlar bana baktı. Sıra sıra hepsi eğildi. Zindanda ayakta duran tek kişi bendim. Buna bir anlam veremedim. “Ha?” Dedim. Sesim tüm zindanda yankılandı. Çok yüksek ve sesli bir şekilde söylemiştim. Bir süre sonra bir mahkûm kıkırdadı. Kraliçe kaslarını çattı ve mahkuma döndü. Zindan kapısını açıp “öldürün şu edepsizi!” dedi. Daha da şaşırdım ve “Hayır!” diye bağırdım. Kraliçe duraksadı. “Onu duydunuz.” Beni zindandan çıkardı ve bir hizmetliyi çağırdı. Hizmetli genç ve sevecen duruyordu. Mavi gözleri ve kahve saçları vardı. “Bu Amelia dedi kraliçe.” “peki fakat sizin isminiz ne?” diye sordum kraliçeye. “Doğru ya! Ben Akira.” Dedi. “Amelia, Marla hanım için bir oda hazırlar mısın?” “elbette”. Bir anda kafamda soru işaretleri oluştu. İlk geldiğim ve sorguya çekildiğim gün ismimi kraliçe Akira’ya söylememiştim. İsmimi nereden biliyordu?

Bu pek garip değildi. Garip olan herkesin bir anda bana itaat etmesiydi. Her ne kadar bu iş birazcık hoşuma gitse de evimde olmayı tercih ederdim.

Çok geçmeden Amelia geldi. Önden yürüyerek bana eşlik etti ve merdivenlerden çıkmaya başladık. 1. Katta durduk. Amelia koridora girdi. Sarayın ne kadar çok odası varmış diye geçirdim içimden. Biraz sonra merdivenlerden çıkmaya başladık. 2, 3, 4 derken çok yoruldum. Bacaklarım tutmaz hale gelmişti. Bu sarayın bu kadar katlı olması berbattı. Amelia hiç yorulmamış gibiydi. Yorulduğumu fark ettiğinde duraksadı. Koluma girdi ve az kaldığını söyledi. 5. Kata geldiğimizde bu katın diğerlerine göre daha küçük olduğunu fark ettim. Çünkü burada sadece kraliçenin ve eski kardeşinin odaları vardı.

Amelia kapının üzerinde “Lav” yazan kapıyı araladı. İçeride erkek eşyaları vardı. Büyük ihtimal ile kraliçe kardeşinin ölümünden sonra odaya hiç dokunmamıştı. Bir süre sonra birkaç hizmetli içeri girdi ve harıl harıl toz almaya başladılar. Ben ise o süre boyunca bir koltukta oturdum.

Oda tamamen temizlendiğinde Amelia beni içeri davet etti. Büyük bir odaydı ve bol bol ışıklandırması vardı. Amelia’ya gidebileceğini söyledim. Odada yalnız kaldığımda rahatça bir nefes aldım. Tüm bunların anlamı neydi? Bu elimdeki işaret de neyin nesiydi? Belki de düşünmeyi bırakıp odayı incelemeliydim. Şu an tek sözümle Miray’ı o lanet yerden çıkarttırabilirdim. Bu doğru muydu? Bir karar vermeme gerek var mıydı? Belki de işleri akışına bırakmalıydım. Yataktan kalkıp güzelce tozu alınmış rafın yanına gittim. Rafta pek bir şey yoktu. Sadece Lav’ın tacı ve satın aldığı birkaç kitap vardı. Kitapları merak edip aralarından bir tanesini aldım. Oldukça iyi duruyordu. Kapağı fazla sade olsa da önemli olan içeriğiydi. Kitabı alıp Lav’ın çalışma masasının yanına gittim. Masanın üzerinde çeşit çeşit kalemler vardı. Kitabı masanın üzerinde bırakıp gidecektim ki yığın yığın bir köşeye özenle koyulmuş kağıtları gördüm. Yanlarına gidip birazını elime aldım. Üzerlerinde oldukça iyi çizimler vardı. Bir çizim buldum. Miray’ı çizmişti. Sanırım onu gerçekten seviyordu. Yada rol yapıyordu? Kağıtların üzerinde biraz daha göz gezdirdikten sonra onları yerlerine geri koydum. Yatağın yanındaki şifonyere yöneldim. İlk çekmecesini açtığımda bir günlük buldum. Günlüğü elime alıp inceledim. Okumak isterdim fakat ölü bile olsa birinin günlüğünü okumam doğru değildi. Yine de ilk sayfanın tarihine baktım. Lav bu günlüğü yazmaya 7 yaşında başlamıştı belli ki. Günlük gayet okunur bir el yazısıyla yazılmıştı ve hiç yıpranmamıştı. Çok temiz kullanılmıştı. Çekmeceyi açıp günlüğü yerine bıraktım. Sanırım daha fazla yere bakmam kabalık olurdu. Yatağa uzandım ve bir anlığına gözümün önünde Aaron’u gördüm. Tabiki bu gerçek Aaron değildi sadece bir hayaldi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.