İçeriğe geç

Dokuz Renk

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Dokuz Renk

Bölüm 1

Giriş

ATLAS ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME GEMİSİ İÇİN SON ÇAĞRI

Dünyada çıkan salgın sonucu insanlar hayatlarını birer birer kaybediyorlar. Hastalık gözlerinizin rengini değiştirene kadar farklı bir belirti göstermiyorsunuz ve gözlerinizin rengi mora ve tonlarına dönünce ise her şey için çok geç oluyor.

Gözleriniz hangi renk ise artık o rengi görmüyorsunuz. Hastalık ilerledikçe renkler değişiyor, görmediğiniz renkler artıyor ve en sonda siyah (karanlık) da sizin için bir renk olmaktan çıkıyor ve ölüyorsunuz.

Hastalığın bulaşmadığı bölgelerde bulunan ve virüsün süregelen araştırmasını yapan bilim insanları ile okyanuslara açılacak olan Atlas Araştırma ve Geliştirme Gemisi için son çağrı. Herhangi bir temaslı bölgede bulunmadıysanız, riskli değilseniz ve aşağıda bırakılan linkteki alanlardan birinde eğitim aldıysanız/alıyorsanız bize ulaşın.

=> Gerekli eğitim alanları

=> Risk altında olmayan bölgeler(Güncellenecektir.)

Hastalığın ilerleme aşamaları: Mor Pembe Kırmızı Turuncu Sarı Yeşil Mavi Beyaz Siyah

***

20 yaşındaki genç kız çantasının önüne sıklıkla kullandığı vitamin tabletlerinin kutusunu yerleştirdi ve hazırdı. Kapıda beliren babası ve ikiz kız kardeşi ile derin bir nefes aldı. Babası ona doğru ilerlerken sırtını dikleştirdi.

"Aklından ne geçiyorsa umurumda değil," dedi babası ona eğilerek. Kardeşi hiçbir şey duymuyordu. Her zaman ne olduysa o ve babası arasında kalmıştı. Sırt çantasının kolunu sırtına takmak üzere tuttu. "İzin vermeyeceğim. Hayatta kalmamız için ne gerekiyorsa o olacak." Buz mavisi gözler, genç kızın yeşil gözlerine kilitlenmişti. Kız derin bir nefes daha aldı. Yoksa gözlerinden saçtığı öfke elle tutulur hâle gelecekti.

Babası elinde tuttuğu çantasını dikelerek sırtına taktı. Arkasını döndüğünde kapıdaki diğer kızına odaklanmıştı. "Tatlım, annenizin ani ölümünden kimseye bahsetmek yok. Unutma olur mu?" dedi. Kapıdaki kızı başıyla onaylarken çantasını tutan diğer kızı ayağa kalktı ve çantayı sırtına geçirdi.

Babasının arkasında yer alan kızı kendini tutamayarak mırıldandı: "Herkesin hayatını tehlikeye atmak bu kadar kolay mı?"

Babası hışımla arkasını döndü ve kız daha yeni kalkmışken hissettiği tokatla kendini yerde buldu.

"S*ktiğimin karakterine ihtiyacım yok. Kendi yarattığıma ihtiyacım var. Koruyucu'ya ihtiyacım var. Duyuyor musun beni?" Adam eğilmiş kızın kulağına bağırırken ikiz kardeşin tek yapabildiği olduğu yerde kalmak ve nefesini tutmaktı. Yerdeki kız kardeşine yardım etmek için çok korkak ve savunmasızdı.

Yerdeki ellerini kulaklarına bastırarak sesten uzaklaşmaya çalıştı. Gerilemeye ve babasından daha uzağa kaymaya çalıştı. Sırtındaki çantası onun ilerlemesini engellerken yumularak cenin pozisyonunu aldı.

Koruyucu'ya ihtiyacım var.

Koruyucu'ya ihtiyacım var.

Koruyucu'ya ihtiyacım var.

Koruyucu'ya ihtiyacım var.

Adam hâlâ bağırıyor muydu yoksa zihni yankı mı yapıyordu, bilmiyordu. Ama yankı son bulduğunda, toparlanıp ayağa kalktığında artık kendinde değildi. Kontrol ondaydı. Koruyucu'da.

"Koruyucu," diye fısıldadı adam. Nutku tutulmuştu. Ancak kızı ona oldukça düz ve duygusuz bir surat ifadesi ile bakıyordu. Kızı dudaklarını araladı:

"Evet, efendim."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.