İçeriğe geç

Dokuz Kusurlu Hareket

Bölüm 2 · 14 dk okuma

Dokuz Kusurlu Hareket

Bölüm 2

>1<

"Lütiş kahvem nerede?,kaçıncı deyişim"

"AMAN Elfi demeyi unutmuşum hemen personelleri diyorum"

"Prepara un caffè forte per la signora Elfi."(Elfi hanım için sert bir kahve hazırlayın.)

Lütiş'in mutfaktaki personellerin yanına gitmesi ile bıkkınca bir nefes verdim yorulmuştum yedi saattir çekimler için uğraşıyorduk çekimlerden sonra markanın balosuna katılacaktım umarım dayanırım,umarım dayanırım ve umarım dayanırım daha önce daha uzun çalıştığım oldu ama bu markanın çekimleri beni yiyip bitiriyordu çalışanlar çok yavaştı bi kere birde stajyer ayağına bana makyaj yapmayı bilmeyen makyözler geliyordu aslında bu kadar ünlüyüm hemen burayı terk ederdim ama akşamki baloya katılmayı herşeyden çok istiyordum yedi yıldır bu sektördeydim ama katılma fırsatım hiç olmamıştı makyajım bitince döner sandalye ile diğer tarafa aldılar burada saçımı yapacak olmalılar elimdeki telefonu ile ilgilenirken bi an başımı kaldırıp aynaya baktım ve gördüğüm yüz ile gözlerimi kocaman açtım

Alaz... gıcık... pislik... en büyük rakibim...

"Aa seni burada görmek ne güzel e senin mankenlerin nerede"

Alaz başka bir ajansın ceosu beni onun mankenlerinin önüne geçtiğim için sürekli piyasadan silmeye çalışan gıcık herif kendi mankenleride manken olsa bari

"Ihıhım buraya mankenlerim için gelmedim kendim için geldim akşam balo varya"

"Ahah yoksa sen bu senedemi baloya katılmıyorsun?"

"Ah hayır şekerim katılıyorum tabi"

Anında yüzü düştü ve arkasını dönüp gitti

"Le ho portato il caffè, signorina Elfi."(Size kahve getirdim, Bayan Elfi.)

"Grazie"(Teşekkürler)

☆☆☆

Ortam çok kalabalıktı gözümün öarptığı herkeze sahte gülümsemeler sunuyordum yanıma yaklaşan kadın gurubu ile yüzümü ekşitmemek için zor tuttum

"Elfi, siete davvero molto eleganti."(Elfi ne kadar zarifsin)

"Sempre"(Her zaman)

Onlar yanımdan ayrıldıktan sonra bakışlarım çevreyi taradı yeni yüzler görmek istiyordum kariyerime etki edecek insanlarla tanışmak istiyordum kısa saçlı bir kadın ve adam geldi

"CIAO"(MERHABA)

Şaşırmıştım gülümsedim

"Cıao"(merhaba)

"Siamo il team social media dell'Ironfield United e abbiamo pensato che potresti essere il volto della nostra divisa quest'anno. Cosa ne pensi?"(Biz Ironfield United'ın sosyal medya ekibiyiz ve bu yıl formamızın yüzü siz olabilirsiniz diye düşündük. Ne dersiniz?)

Ne mi derdim futbol... bana çok uzak bir terimdi sıkıcıydı hele hele taraftar kavgaları gördüğüm yerde kaçıyordum ama şuanda Red edersem diğer tekliflerinde yolunu kapatırdım içimden geldiği gibi gülümsedim

"Hmm, devo pensarci."(Hmm, bunu bir düşünmem gerekecek.)

Onlarda yanımdan ayrıldıktan sonra çok fazla kişi ile tanıştım mesela Gaia İtalyan bir gazeteci yarın benimle röportaj yapmak istiyordu bende kabul ettim başıma gelecekleri bilmeden...

☆☆☆

Eve geldiğimde oldukça yorgundum giyinme odama geçtim üzerimdeki mor stan elbisenin fermuarını indirdim elbise tek hamlede yere düşerken derin bir nefes verdim ne kadarda çok sıkıyordu işte işimin zorluklarına bir tanesi 38 bedendim ama genelde biz mankenler için olan elbiseler 36 yada 34 beden oluyordu aslında bu tamamen ajansa bağlıydı o kadar sıkıcıydı ve disiplinliydiki bazen istifa perileri geliyordu hayır yani hadi diğer mankenlere öyle kurallar koyuyorsunuz benim gibi büyük bir ismi ne diye bu kadar sıkıyorsunuz! sıcak bir duşun ardından üzerime şortlu saten bir pijama takımı giydim ve odama adımladım başımı çevirip gecenin büyüsünü izledim italya denilince akla taş müstakil binalar gelsede hayır İtalya'nın her yeri öyle değil benim yaşadığım yerde cam kaplı gökdelenler var ve bende bunlardan birinde yaşıyordum yatak odası ve salonun bir duvarı boydan başa camdı ve bu burada yaşamak için gerekli bir sebepti dışarıdan içerisi haliyle görünmüyordu yani bu sorun değildi soğuk yatağa girdiğimde yüzümde bir gülümseme meydana geldi işte bu! uyku beni yavaş yavaş esir aldı ve kendimi tatlı uykunun kollarına bıraktım. Alarmın rahatsız edici sesi ile gözlerimi araladım bu gün çekimmi vardı komidinin üzerinden telefonumu aldım ah hayır çekimimi unutmamalıydım yataktan doğruldum aptal ben,bir kaç saat önce benim arayan patronum Lorenzo'ya döndüm

"Buongiorno signor Lorenzo"(Günaydın Bay Lorenze)

"Buongiorno Elfi, dille di venire nel mio ufficio oggi."(Günaydın Elfi, bugün ofisime gelin)

"Ma c'è un servizio fotografico per il marchio."(Ama marka için bir fotoğraf çekimi var.)

"signor Lorenzo?"(bay Lorenzo)

"Signor Lorenzo?"(bay Lorenzo)

Huh yüzüme kapatmıştı gıcık şey marka çekimini bir mesajla iptal edip giyinme odama girdim en sevdiğim! saniyeler dakikalara dakikalar saatlere dönüşmüştü ama hala ne giyeceğimi seçememiştim sürekli hediye gelen karton poşetlerini birini açtım ah tanrım! renk renk tenli çoraplar vardı elime toz pembe bir tane aldım güzeldi iş görür peki bunun üzerine ne giyecektim? mini eteklerime göz gezdirdim krem rengi hayır hayır en son koyu renk bir kot şort seçtim işte bu amanın yaramaz bir çocuk gibi görünüyorum onlarıda üzerimden çıkarttım üzerime lacivert polo yaka bir elbise giydim birde uzun çizmeler bu çizmeler resmen bir servet değerindeydi bebeklerim benim saçlarım zaten düzdü ama saçıma şekil vermeden gitmek istemiyordum muhtemelen çalışanlarım eve gelmiş olmalıydı her neyse bunları sefer kendim halledebilirdim saçlarıma bir kaç bakım yağı sürdüm ve uçlarını dalgalandırdım yüzümde hayrı sayılır bir makyaj yaptım tabi ki yapacaktım bu sektörün kraliçesiyim ben elime çalışanlarını önceden hazırladığı çantayı aldım ve odadan çıktım mutfakta tıkırtılar geliyordu umursamadan evden çıktım kapımın önünde bir tane korumam vardı zaten oda Türk'tü annem seçmiş...

"Günaydım Elfi hanım"

Başımı sallayarak onayladım

"Nereye gidiyoruz"

"Şirkete Lorenzo bey çağırıyor"

"Pekala"

Asansöre binmek yerine merdivenlerden inmeye başladım çok uzun sürecektir ama sabah sporu!

"Aç mısınız bir şeyler söyleyimmi yol üstünden alırız"

Açmıydım

"Aslında"

Arkamı döndüm ve durdum benim durmamı fark etmeyince az kalsın bana çarpıyordu

"Afedersiniz"

Başımı salladım

"Şöyle sağlıklı bir kahvaltı olabilir biliyorsun çok yağlı şeyler oluyor ve onlar bana kilo olarak dönüyor"

Gülümsedi bense önümü döndüm binadan dışarıya çıktığımızda Boran-korumam-arabanın kapısını açtı bende oturdum kapıyı kapattıktan sonra oda ön tarafa geçip kendi koltuğuna oturdu normalde asla çalışanlarım ile sohbet etmezdim ama bu gün canım sıkılıyordu

"Hayatında biri varmı?"

E yuh ama o ne biçim soru ya başka konuya girmek sorusunu yoktu aptal ben

"Efendim?"

Heh aynen

"Yani sevgilin falan varmı hep benimlesin ya ona nasıl vakit ayırıyorsun diye sormuştum,neyse ya boş ver sormadım say"

"Yok"

Dikiz aynasından bakışlarımız buluştu ne?

"Efendim?"

Sorma sırası bendeydi kıkırdadı

"Hayatımda birisi yok diyorum"

Hee

"Aa neden ki yakışıklı çocuksunda"

Yine dikiz aynasından bakışlarımız buluştu ama bu sefer o biraz şaşkındı e şaşkın olmasında ne olsun Allah'm ben ne yapıyorum

"Bilmem ben istemedim dediğiniz gibi iş ve sevgiliyi yürütmek zor olabilir"

"Yaa birisi ile tanışırsan bana söyle ama ben sık sık izin veririm sana"

Yine kıkırdadı ay o kadar uzun süredir insanlarla oturup normal bir sohbet etmedim ki etmeye çalışınca komik duruyordu daha fazla konuşmamaya karar verip cam kenarına geçtim onunla daha rahat konuşmak için orta kısımda oturuyordum kollarımı bağlayıp camdan akıp giden yolu izledim. Şirketin önünde durunca arabadan indim içeriye girince o değişik kokuyu hissettim hemen biraz ilerideki asansöre adımladım önünde durduğumda arkamdaki qdım sesleri yaklaşmıştı arkamı döndüm

"Sen gidebilirsin Boran"

"Eminmisiniz Elfi hanı-"

"Eminim git"

Başını salladı ve kafeteryaya gitti bende gelen tık sesi ile asansöre bindim ve tuşlara bastım...

☆☆☆

:L'offerta che hai ricevuto ci farà guadagnare molti soldi"(Aldığınız teklif bize çok para kazandıracak)

Hangi teklif? Ne yani onadamı teklif etmişlerdi

"Ma non ho ancora accettato l'offerta"(Ama henüz teklifi kabul etmedim)

Eymeyecektimde inanın marka topuklularımı o çim sahada yıpratamazdım ne kadar süreceğide belli değildi 1 hafta 1 ay hatta 1 yıl!

"Sappiamo entrambi che lo accetterà"(İkimiz de onu kabul edeceğini biliyoruz)

Ahh Allah'm şu adamı boğsam ne kaybederim ki

"Non ho ancora preso una decisione"(Henüz karar vermedim)

Kararım belliydi ama her neyse odadan çıktığımda bana doğru gelen Boran'ı gördüm

"Elfi hanım,anneniz sizi bekliyor"

Annem...

"Peki"

Asansörden indikten sonra derin bir nefes verdim şu asansör her seferinde beni korkutuyordu nedeni olmasa bile döner kapıdan çıktıktan sonra rüzgar saçlarımı okşadı valenin getirdiği arabaya bindim

"Annem beni neden çağrıyormuş"

"Bilmiyorum sadece gelmeniz gerektiğini söyledi"

Başımı salladım araba tanıdık orman yoluna girince ellerimi sıktığını fark ettim. Evin ziline bastım

"Oh, signorina Elfi, informerò subito sua madre"(Ah, Bayan Elfi, annenizi hemen bilgilendireceğim)

"Non ce n'è bisogno, lo sa già"(Gerek yok, o zaten biliyor)

Başını salladı içeriye girince istemsiz gerildim ve mermer merdivenlerden çıkmaya başladım annemin kapısnın önünde durunca iki kaz kapıyı tıklattım

"puoi venire"(gelebilirsin)

İçeriye girdiğimde arkası dönüktü geniş camın önündeki çalışma masasında bir şeyler karalıyordu

Başını çevirdi

"Gel Elfida"

O an kalbimin sıkıştığında duydum

"Anne bir daha bana böyle seslenmeyin"

Yüzüne alaycı bir ifade takıldı

"Neden hayatın gerçekleri canınızı acıtıyor"

Acıtıyordu...

"Anne neden beni çağırdınız"

Gelen hırıltılı ses ile bakışlarımı geniş yatağa çevirdim huh annemin köpeğiymiş

"Aa miniğim uyandınmı anneciğim gel"

Gerçekten bir köpeğe bile bu kadar değer verip benden nefret etmesinin sebebi neydi gerçi ben onun yerinde olsaydım bende benden nefret ederdim

"Öncelikle artık hayatına müdahale etmrm gerek 24 yaşımda ünlü bir mankensin ama bir çocuktan farkın yok bi kere hayatında birisi bile yok"

Göz devirmemek için zor durdum birşey isteyecektim olmalıydı genelde bir şey istediği zaman böyle yapıyordu

"O teklifi kabul et Elfida"

Sinirle soludum adım... annemle babamın mutlu bir evliliği varmış,varlıklı değillermiş aksine yoksullarmış ama çok mutlularmış babam ben doğduktan hemen sonra nüfusa kayıt ettirmek için götürmüş aslında ismim Kiraz olacakmış babam annemi terk ederken -elveda- diyemeyeceği için adımı -Elfida- koymuş bunuda bir notla anlatmış ve o sabah annemin bırakıp gitmiş annem bana hep Elfida der yaşadığı acıları unutmamak içinmiş ama bu... çok rahatsız ediciydi ben bu olayı 12 yaşında duymuştum o zamanlar kimseye sözümü getiremediği için ses etmezdim ama 15 yaşına bastığımda bunu bastıra bastıra anlatmıştım tabii o zamanlar arkadaş çevrem çok yoktu hatta bir çevrem yoktu

Şimdi asıl konuya dönelim o teklifi kabul et Elfi

"Pekii ama neden?"

"Bak Kiraz ben senin iyiliğin için diyorum biliyorum küçüklüğünden beri futbolu sevmezsin ama bu işte ne kadar para olduğunun farkında olmalısın"

Farkındaydım ama ben ne yapacaktım nasıl yüzü olacaktım futbolmu oynayım!

"Düşüneceğim anne"

Gülümsedi ve dikleşti

"Bak yeni çizimleri yaptım"

Genişçe gülümsedim ve yanına doğru yürüdüm annem ünlü bir tasarımcıydı çizimlerini asla kimseye göstermezdi bende dahil ama bu sefer gösteriyordu muhtemelen gönlümü almak için,çizimlerine baktığımda mürdüm rengi bir elbise gördüm bu elbiseyi ilk ben giymeliydim bunu dilede getirince kibarca kıkırdadı elbise boydandı tek omuzluydu omuzlarından kibarca çiçekler serpiliyordu kibar bir yırtmacı vardı açıkta kalan kolundan bir kaç çiçekler sarkıyordu

"Bunu beğendiysen bunu daha çok beğenirsin"

Kağıdı kaldırdığında onu onayladım cidden hayal gibi bir elbiseydi dizlerin üzerindeydi arkasıda dizine kadar uzundu lacivertti

"Anne elbiseler dikilince kaybolursa ben görmedim"

"Delisin sen"

☆☆☆

Çekimden sonra eve geldim ve herkez şu teklifi konuşuyordu neden bu kadar önemliydi? Makyaj masama oturdum ve makyajımı çıkarmaya başladım arkadan gelen Lütiş-asistanım- birşeyler not alıyordu

"Elfi bu teklifi bir daha düşün adamlar 150.000€ teklif ediyor"

Göz devirdim

"Lütiş yarınki porgramımı oku"

"Yarın şu gazeteci kız ile röportajın var"

Başımı sallayarak onayladım

"Ben yatıyorum başka bifşey istemiyorsan"

"Yok yatabilirsin"

Makyajımı çıkarttıktan sonra yanda bir müddet kendime baktım derin bir nefes alıp verdim içimde büyük bir sıkıntı vardı umursamadan yatağa girdim Lütiş alarmları ayarlamış olmalıydı. Sabah kalktığımda Hızlıca çekime gittim dün akşamki dışını hala devam ediyordu

"Elfi, metti la mano sotto il mento"(Elfi elinizi çenenizin altına koyun)

Dediğini yaptım

"Facciamo una pausa"(Biraz ara verelim)

Kimin söylediğini bilmediğim cümle ile başımı sallayarak onayladım üzerimi değiştirmek için stüdyodan çıktım

"Elfi bende geliyimmi?"

"Yok sadece üzerimi değiştireceğim"

Odaya girdiğimde çekim için olan kıyafetlere baktım turuncu bir elbise vardı kabine girdim ve hızlıca üzerime geçirdim arkamdan gelen yüksek ses ile hızla arkamı döndüm gözlerimle etrafa baktım ama hiç kimse veya hiç birşey yoktu korku ile kabinden çıktım etrafa bakınırken yerde bir kağıt buldum ve elime aldım kağıdı açtığımda

'Il tempo sta per scadere AiA.'(zaman kısalıyor AiA.)

Ne zamanı? Aia kim? Nefesimi dışarıya verdim birden kapı açılınca kağıdı buruşturup elimde sakladım

"Elfi çekim başlıyor hadi,e sen daha hazırlanmamışsın"

Saçındaki tokayı çıkarttı ve saçlarım serbest kaldı kabinde asılı duran turuncu şalıda boynuma attı cidden güzel olmuştum ama aia kimdi? Muhtemelen takıntılı bir fanımdı evet birşey yok odadan çıktığımızda dalgındım acaba Alaz'mıydı? evet... o olabilir stüdyoya geldiğimde etrafıma inceledim etrafa dilimlenmiş portakallar serpiştirmişlerdi beğeni ile gülümsedim benim için ayrılan beyaz küpeleri şeklindeki tabureye oturdum ve dediklerini yapmaya başladım hala aklımda soru ile,o kimdi? Çekim bitince şirketten ayrıldık Boran'ı görmem ile ona doğru adımladık Lütiş ön koltuğa oturdum bense arabaya geçtim yorulmuştum o an aklıma not geldi çantamdan aldım ve tekrar okumaya başladım belki bir şey bulurdum öyle değilmi? Ama yoktu sadece aptal bir yazı vardı önemsememeye çalıştım küçük bir kafeye geldiğimizde arabadan indim ve içeriye girdim şu gazeteci kızda buradaydı ona doğru adımlayıp masanın önünde durdum gazeteci kız ayağa kalkıp elimi sıktı gülümsedim ve bende yerime oturdum

"Benvenuto"(Hoş geldiniz)

Başımı sallayarak onayladım bir kaç soru sordu sorularını küçük cevaplarla karşılık verirken karşı masadan gözüme birisi ilişti vay be... içime sıcak birşeylerin aktığını hissettim siyah şapka ve gözlüğü ile bir adam oturuyordu yüzünün yarısını kapalıydı ama bu halde bile yakışıklı olduğunu fark edebiliyorum üzerinde beyaz bir tişört vardı altında acı kahve buradan keten gibi görünen bir pantolon vardı eşofmanla olabilirdi üzerinde ise açık kahve bir ceket vardı ben onu hayran hayran sürerken birinin beni öağurması ile hemen o tarafa döndüm

"Sta bene, signorina Elfi?"(İyi misiniz, Bayan Elfi?)

Göz devirdim

"Sì, sto bene. C'è qualcosa che non va?"(Evet, iyiyim. Bir sorun mu var?)

"Me ne vado adesso"(Şimdi gidiyorum.)

Ona bakmadan başımı salladım ki şuan adam ortadan kaybolmuştu ve bu benim sinirimi bozmuştu normalde hayatımda ciddi bir ilişki dışında kimseyi istemezdim ki sevgili olduğum kişi ile sonunda evlenmek isterdim ne kadar güzel olurdu... belkide o adam bu adamdı dudaklarımda saf bir sırıtıp oluştu heyecan ile yerimden kalktım ve tuvaletlerin olduğunu tahmin ettiğim yere adımladım tahminim tutmuştu uzun ve tablolarla donatılmış koridorda yürürken tuvaletlerin önüne geldim oyalanıyormuş gibi boy aynasından önünde kendime baktım ay kendimi sapık gibi hissediyorum bu düşünce ile arkamı dönüp gidecekken kapı sesi geldiğinde ve arkamı döndüm oydu gözlüğünü ve şapkasını çıkartmıştı dudaklarımı birbirine bastırdım ciddi anlamda yakışıklıydı

"Cıao"(selam)

Kaşları çatıldı ve nefesini dışarıya verdi ben ne yapıyordum böyle!

"Ci conosciamo?"(Birbirimizi tanıyor muyuz?)

"Oh no, volevo solo conoscerti."(Hayır, sadece sizinle tanışmak istedim)

Başını salladı

"Non voglio incontrarti"(Seninle görüşmek istemiyorum.)

O anki şok ile dondum bu sefer kısa yaptırdığım tırnaklarım ile parmağımın kenarına batırmaya başlamıştım bile ben Elfi Kiraz Özgün ilk defa red edilmiştim daha önce lisede ergenlik hevesi ile sevgilim olmuştu ve çoğu zaman red edilen değil red eden olurdum eminim benim kim olduğumuda bilmiyordu son kez onu sürdüm ve oradan ayrıldım eğer bende Elfi'sem intikam alacaktım çoğu kişi için küçük hatta sık yaşanan bir durum olsada hayatımda ilk defa gerçekten aşık olmam ile sinirlerim bi hayli gerilmişti oradan sinirle çıkınca gözlerim Boran'ı aradı doğru ya onlara izin vermiştim etrafa bakındım ve bir taksi aradım yanıma gelen ayak sesi ile başımı o tarafa çevirdim onun görmem ile kaşlarımı olabildiğince çattım ve bir adım geriledim onun bana baktığını hissediyordum ama ona göz ucuyla ile bile bakmadım

"Non dirai a nessuno cosa è successo dentro"(İçeride olanları kimseye anlatmayacaksın)

Kaşlarımı daha çok çattım sadece konuşmuştuk sanki çok ünlü biri asıl o anlatmamalıydı ki ünlü olan bendim

Göz devirdim ve gelen taksiye bindim evin adresini söyledim ve başımın ağrısı ile şakaklarımı olmaya başladım acaba olayları çokmu büyütüyordum evin önüne geldiğimizde adama gerekli parayı verdim

"Tenga il resto"(Üstü kalsın)

Adam teşekkür ettikten sonra koşar adımlarla binaya girdim ve merdivenlerden çıkarmayacağıma için asansöre adınladım tuşlara bastıktan sonra beklemeye başladım bu gün fiziksel olarakta mental olarakta yorulmuştum mesela o not neydi veya ilk defa red edilmem aslında çok kaba davranıştır sadece tanışmak istediğimi söylemiştim 'tık' sesi ile geldiğimizde anladım ve bir adım önce çıktım asansör açılınca hemen çaprazda kalan kapıya bir kaç adımda ulaştım zile basınca kapıyı Maria açtı üzerimdeki kafanı ve çantayı aldı bende kendimi koltuğa atıp sert bir kahve istedim içeriye tedirgin adımlarla Lütiş girdi elindeki tableti kendine bastırıyordu

"Ne var Lütiş"

"Şu gazeteci kız..."

Sesimi istemsiz yükselttim

"Ne olmuş ona Lütiş"

Tableti elime verince sorduğu soruları ve cevapları gördüm başımı kaldırıp Lütiş'e baktım yani?

"Alta kaydır"

Alta kaydırınca bir fotağraf gördüm ben ve şu kaba adam gözlerim şok ile büyürken yazıyı okumaya başladım

'La famosa modella Elfi Kiraz Özgün è stata avvistata in compagnia del nuovo giocatore dell'Ironfield United, Pamir Matteo Serter, il che ha portato molti a credere che tra i due ci sia qualcosa'(Ünlü model Elfi Kiraz Özgün, Ironfield United'ın yeni oyuncusu Pamir Matteo Serter ile birlikte görüldü ve bu durum, ikisi arasında bir ilişki olduğuna dair birçok söylentiye yol açtı)

BİR DAKİKA NE lronfield United takımımı? Bana teklif gelen takım değilmi bu BİNGO intikam alma yolunu buldum

"Lütiş şu takımdan gelen teklifi kabul ettiğimi söyle"

Gözleri kocaman açıldı ve odadan çıktı sosyal medyada gezinmeye karar verdim ve bu haberden sonra en çok beğenilen şey ise Bizim Pamir Matteo Serter'in açıklamasıydı

'Non sono nemmeno amica di quella modella; ci siamo incontrate per caso, quindi tutta questa storia della relazione è una bugia'(O mankenle arkadaş bile değilim; tesadüfen tanıştık, yani bu ilişki meselesinin tamamı yalan)

Arkadaş bile değiliz ha hemen bende bir açıklama yazmaya başladım

'Cari tifosi e sostenitori del calciatore, prima di tutto, non c'è assolutamente nulla tra noi; ci siamo semplicemente incontrati lì, ma non sapevo nemmeno chi fosse. Ora ho scoperto che è un giocatore della squadra con cui lavorerò'(Sevgili hayranlarım ve futbolcunun destekçileri, öncelikle aramızda kesinlikle hiçbir şey yok; sadece orada tanıştık, ama ben onun kim olduğunu bile bilmiyordum. Şimdi ise onun, çalışacağım takımda oynayan bir oyuncu olduğunu öğrendim.)

Evet bu iş görür paylaştığımız anında telefonuma bildirimler dolmuştu bile

Alayla gülümsedim ben istediğimi alırım...

>Son<

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.