İçeriğe geç

doin time • minsung

Bölüm 12 · 3 dk okuma

doin time • minsung

Bölüm 12

𝟏𝟐- 𝐆𝐞𝐫𝐢 𝐃𝐨𝐧𝐮𝐬 𝐯𝐞 𝐘𝐞𝐧𝐢𝐝𝐞𝐧 𝐁𝐚𝐬𝐥𝐚𝐧𝐠𝐢𝐜

Jisung, bir sabah güneşin doğarken Minho’nun mezarının başında bekliyordu. İçindeki karanlık ve acı, ona ne kadar geçmişin peşinden gitse de, hayatına yeniden başlaması gerektiğini söylüyordu. Minho’nun kaybı, ona çok şey öğretmişti. Ama o an, Minho’nun hatırasını veda ederken, bir yandan da ona son bir kez söz vermek istiyordu.

“Seninle geçirdiğimiz her an, kalbimde her zaman yaşacak, Minho,” dedi Jisung, derin bir nefes alarak. “Ama artık seni daha fazla arayışa sürüklenmeyeceğim. Kendi yolumu bulmam gerekiyor. Senin anılarınla, ama kendi kimliğimle…”

Ve o an, rüzgar birden değişti. Gözleri hafifçe aralandı. Ama rüzgarın taşıdığı bir şey vardı. Jisung bir adım geriye çekildi ve kafasını kaldırdı.

Mezarın birkaç metre ilerisinde, karanlık bir siluet belirdi. Jisung, bir an için gözlerinin gerçekten gördüğünden emin olamayarak, şaşkın bir şekilde bakakaldı. Siluet, giderek netleşti. Jisung’ın kalbi hızla çarpmaya başladı. O siluet, o kişi… Minho’ydu.

Jisung’in gözleri, önce şaşkınlıkla büyüdü, sonra korkuyla karışan bir sevgi hissetti. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söyleyemediler. Zaman durmuş gibiydi.

“Minho… bu… bu nasıl mümkün?” Jisung’in sesi titredi.

Minho, yavaşça bir adım attı. Yüzü, zamanın izlerini taşıyor ama hala çok tanıdıktı. Gözleri, yıllar öncesindeki gibi parlıyordu, ama o karanlık dünyadan çıkıp geri dönmek, her şeyi değiştirmiş gibiydi. Minho’nun dış görünüşü değişmişti; uzun saçları biraz daha kararmış, giydiği siyah takım elbisesi onu daha da gizemli kılmıştı. Ama yine de, o Jisung’in kalbini en derinden etkileyen Minho’ydu.

“Beni kaybettiğini düşündün, değil mi?” Minho’nun sesi, Jisung’in zihnini bulandırarak derinlere dokundu. “Ama hala buradayım, Jisung. Bu dünyada kaybolmadım. Sadece, seni korumak için uzaklaştım.”

Jisung, şaşkınlıkla adım atarak Minho’ya doğru ilerledi. “Koruma mı? Ama sen… sen öldü gibiydin. Neden bu kadar uzun süre geri gelmedin?”

Minho, bir süre sessiz kaldı, sadece Jisung’in gözlerine bakarak. Sonra hafifçe gülümsedi. “Çünkü seni korumak için başka bir planım vardı. Benim kaybolmam gerekiyordu. Kimse, senin bu yolculukta yalnız kalmanı istemedi.”

Jisung’in içinde bir karmaşa yaşandı. Minho’nun geri dönmesi, ona bir yandan müthiş bir mutluluk, bir yandan da korku veriyordu. “Ama sen öldün… Seni kaybettim. Her şeyim sensizdi! Şimdi buradasın, her şeyin anlamı ne? Neden geri geldin?”

Minho, yavaşça Jisung’in yanına yaklaştı. “Çünkü seni seviyorum. Çünkü hayatımda seninle olmam gerektiğini fark ettim. Ama bu dünyada, senin karanlıkta yalnız olmanı istemedim. Beni bırakmak zorunda kaldın, ama şimdi seni, seni sevmenin bedelini ödeyecek kadar güçlüyüm.”

Jisung, gözleri dolarak Minho’nun ellerini tuttu. “Minho… gerçekten sen misin? Gerçekten geri döndün mü? O kadar uzun zaman geçti ki, seni kaybettiğimi düşündüm. Hala seni seviyorum ama… korkuyorum, Minho. Ne olursa olsun, kaybetmekten korkuyorum.”

Minho, ellerini Jisung’in ellerine sıkıca sardı ve derin bir nefes alarak, “Kaybetmekten korkmana gerek yok, Jisung. Artık seni kaybetmeyeceğim. Ve sen de beni kaybetmeyeceksin. Çünkü biz birbirimize aitiz. Aramızda geçen her şey, bu geri dönüşün bir parçasıydı.”

Bir süre sessiz kaldılar. Jisung’in içinde, sevdiği adamı tekrar görmek, bir yandan büyük bir mutluluk getiriyordu, bir yandan ise eski travmalarını tekrar yüzeye çıkarıyordu. Ama Minho’nun sıcaklığı ve gözlerindeki derinlik, ona her şeyin yeniden mümkün olabileceğini hatırlattı. Onunla geçirdiği anlar, kaybettiği her şeyin ardından, yeniden doğmuş gibiydi.

“Peki… sonra ne olacak, Minho?” dedi Jisung, hıçkırarak. “Yıllarca seni kaybettim, seni aradım, her şeyden vazgeçtim. Ama şimdi sen buradasın. Her şey nasıl olacak?”

Minho, yavaşça Jisung’i sarıldı. “Bundan sonra sadece seni sevmenin peşinden gideceğiz. Geçmişi geride bırakıp, birlikte yeniden bir yol çizeceğiz. Bizim için her şey yeniden başlıyor. Ve bu sefer, seni bırakmak yok.”

Jisung, Minho’nun kollarında uzun bir süre kaldı. İçindeki acı, korku ve kaybetme duygusu bir anda kaybolmuş gibiydi. Minho’nun geri dönüşü, ona hayatın aslında ne kadar güçlü ve güzel bir şey olduğunu hatırlatıyordu. Kaybettikleri şeyler geri gelebilir miydi? Belki de hayatta en değerli şeyler, geçmişte bıraktığımız anılarda değil, birlikte inşa ettiğimiz geleceklerdeydi.

O gün, Jisung ve Minho yeniden bir araya geldiklerinde, ikisi de birbirlerine yeniden bakarak, her şeyin başlangıcına doğru adım attılar. Karanlıkta kaybolan bir sevda, yeniden parlamaya başlamıştı.

Jisung’in kalbi, Minho’nun kollarında daha önce hiç olmadığı kadar huzurlu ve umut doluydu. Bu sefer, birbirlerinin karanlıklarını birlikte aydınlatacaklardı. Minho’nun geri dönmesi, sadece ona değil, her şeyin yeniden doğmasına, sevdanın her şekilde yeniden yeşermesine olanak sağlayacak bir başlangıçtı.

Ve belki de bu kez, kaybolan hiçbir şey geri dönmeyecek, ama her şeyin en güzel hali, onların ellerinde şekillenecekti. Minho’nun geri dönüşü, ikisinin de hayatını sonsuza dek değiştirecekti.

──★ ˙🍓 ̟ !!

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

13. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.