Artık hava yavaş yavaş kararmaya başlamıştı . Prens :
- Bura da geçirelim geceyi . Eğer dinlenmezsek muhafızlarımız istediğimiz gibi savaşamaz .
Flora :
- Tamamdır . Kamp kuruyoruz bu gece hazırlıklarızı yapın .
Muhafızlar gece yatacak yer ayarlıyorlardı . Ben ise onlardan uzak bir ağaçın dibine oturdum . Kimsenin görmeyeceğinden emin olduktan sonra gözlerimden yaşlar süzülüp toprağı ıslatıyordu .
Ağaç köklerine doğru ilerleyen göz yaşlarım sırtımı yasladığım ağacın konuşmasını sağladı :
- Sevgili Doğa Perim neden hüzünlüsünüz ? Sizlerin üzgün olduğunu tüm köklerime kadar hissediyorum .
Flora bir an olduğu yerden ilkilerek :
- B-ben sizlerin beni duyduğunu biliyordum . Benim üzgün olduğumu nasıl anladın ?
Ağaç :
- Benim köklerime kadar gelen göz yaşınız sayesin de hissettim . Sizleri bu kadar kahreden , üzen şey nedir ?
Flora :
- Ailem . . .
Diyerek sustum . Ağaç anlamış gibi bana yakın olan dalları ile sarıldı . Sanki sen sus ben anlıyorum seni der gibiydi . Ağla ağla ki seni daha güçlü yapsın . Hayata karşı daha güçlü ol der gibiydi . Yaklaşık yarım saat boyunca ağladım . Göz yaşlarımın ağaç köklerine hissettirdiği üzüntü beni daha da üzüyordu . Benim üzüntüm kimseyi üzmesin diye sildim göz yaşlarımı . Ağaç dallarını üzerimden çekmeden :
- Doğa Perim şimdi nasılsınız ?
Flora :
- İyiyim biraz .
Ağaç :
- Peki nedir sizi bu kadar üzen şey ?
Flora :
- Ailem beni bırakıp başka ülkeye gittiler . Tekrardan geleceklerini söylediler ama sanmıyorum geleceklerini .
Ağaç :
- Erken yaşta büyümek zorunda kaldın aynı son bahar da açan bir çiçeğin ömrü kısa olacağını bile bile yaşamak zorun da kalması daha yeni açılışına sevinemeden büyüyen çiçek gibi .
Flora :
- Yani ona benziyor .
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
YENİ BÖLÜM SİZLERLE . . .
KEYİFLİ OKUMALAR . . . .
BEĞENİP YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN . . .





