"Benim olmalı."dedim sert ve korkunç ciddilikteki sesimle.
Jay gözlerini sonuna kadar açıp şaşkınlıkla bana baktı."Sunghoon saçmalamayı kes sarhoşluk sana fena vurmuş." dedi.
"O kadar sarhoş değilim Jay, abartma. Koskoca Park Sunghoon duruyor karşında."
"Sarhoşluğu azalıyor gibi baksana kendine övmeye başladı bile."Dedi Heeseung alaylı bir dille.
"Size sarhoş değilim dedim!" İçtikten sonra sinirlerime hakim olamıyorum. Büyük ihtimal onlara karşı sert olduğum için yüzyılın tribini yiyecektim ama olsun o güzelliğe değerdi.
Onlar benimle konuşmayı kesip içmeye başladıklarında biraz fazla kaçırıp sarhoş olmuşlardı. E bu işime gelirdi benim. Onlar kendi aralarında takılırken ben de içkimi içiyordum. O güzel çocuğu izlemeye başladım. Fazla iyiydi. Yanına bir adam yaklaştığında sinirle duraksadım. Adamı istemediği çok belliydi. Tamam bunu yapabilirim. Güzel çocuğun yanına adımladım ve ona seslendim.
"Sevgilim, gel gidiyoruz artık!" Kavga çıkartamazdım çünkü dikkatleri üzerime çekmek istmiyordum. Ama o adamı bulup çocuğa dokunduğu parmakları teker teker kırmasını bilirdim.
Çocuk ilk şaşırsada sonra koşarak yanıma geldi ve elimi tuttu. Tanrım öleceğim sanırım. Adama bir bakış attıktan sonra korumalarımdan birine Heeseung ve Jay'i evlerine bırakmasını söyledim.
Elimi tutan güzelliğe göz kırpıp bardan çıkarttım. Hâlâ bir şey dememişti.
"Teşekkür ederim." Dedi çok şirindi.
"Önemli değil bebeğim." Tepki vermedi cazibeme kapıldı tabii.
"Adın ne güzellik?" Diye sordum.
İlk söylemeyecek gibi olsada söyledi.
"Sunoo." Dedi.
"Sunghoon ben de." Dedim ve kartımı uzattım.
İlk önce karta baktı, sonra konuştu.
"Benden ne istiyorsun Sunghoon?"
"Küçük bir iyilik güzelim.
Ara beni konuşuruz."
İstemez karşı çıkar diye düşünmüştüm ama hemen kabul etti.
"Tamam ararım sende söylersin ne istediğini."
"Karşı çıkmadın, şaşırdım." Dedim.
"Neden çıkayım ki bana tahmin edemeyeceğin kadar büyük bir iyilik yaptın senin küçük istediğini kıramazdım." Dedi ve göz kırptı.
Bende dudaklarımı yalayıp ona göz kıptım. Aşırı seksi gözüküyordu.
"Çok yakışıklısın Sunghoon. Kaç yaşındasın sen?" Dedi bana yaklaşarak.
"23. Peki ya sen?" Dedim gözlerimi kısarak.
Gülerek bana daha çok yaklaştı ve cevap verdi.
"16." Dedi, yanağıma yaklaşıp öptü ve kendi kartını elime tutuşturup "Görüşürüz sevgilim." Dedi ve gitti.