İçeriğe geç

DİVALAR 😎🍯🎸❤️‍🔥

Bölüm 7 · 7 dk okuma

DİVALAR 😎🍯🎸❤️‍🔥

Bölüm 7

Apartman çıldırdı

---Misafirlikte bile kitap yazıyorum, değerimi bilin. Sürtük de burada. ---Acaba yeni gelecek komşular kız mı erkek mi? İnşallah kızdır. Bu arada günlerden Çarşamba, evet o kanser gündeyiz. Komşular çoktan taşındı ama daha tanışamadık. Birazdan ikizlerin annesi gelir ve çocukları bana bırakır. Fakat bir sıkıntı var, evde bir bok yok ve aylık alışveriş yapılmalı. Ve canım arkadaşlarım evde olmadığı için tabii ki bu görev bana kaldı. Hazırlanmama gerek yok çünkü zaten market binanın karşısında. Ama yine de kısaca özet geçeyim; üstümde bir eşofman, üstümde ise bol bir tişört var. Hızlıca anahtarı alıp dışarı çıktım. Hızlıca markete girip bir market arabası aldım. Hızlıca listeyi özet geçeyim: Süt Un Cici bebe Domates Mısır Turşu Makarna (klasik) Islak mendil Sünger Sarı bez Çamaşır suyu Bulaşık deterjanı Liste bu kadar. Sanırım biraz saçma bir liste (İrem’in hazırladığı listeden ne beklersin (!)). Hızlıca alınacak şeyleri alıp kasaya geçtim. Aldıklarımın parasını ödedikten sonra marketten çıktım, hızlıca binaya girip olduğumuz daireye doğru çıktım. Anahtarla kapıyı açıp hızlıca içeri girdim. Aldıklarımı hızlıca buzdolabına yerleştirip ikizlerin gelmesini bekledim. Yarım saat sonra 🐣 Zil çalınca hızlıca kapıya koştum, ciddili koştum. Ve ikizler ve anneleri... Oğlum bu ikizler bu kadar küçükler miydi? Ee doğru, uzun zamandır görmedim veletleri. İkisini de kucağıma aldım. Kucağıma aldım dediğim; bir elimde biri, diğer elimde biri. Bu arada isimleri Ahmet ve Mehmet. Ben olsam bir Hasan Hüseyin koyardım... Şaka şaka. Annesi bana mamalarını ve yapmam gereken şeyleri söyleyip gitti. Ha, bir de yanıma kocaman bir çanta bıraktı. O gittikten sonra ben de tam salona geçecektim ki tekrar zil çaldı. Galiba ikizlerin annesi bir şey unuttu diye düşünüp kapıyı açtım. Ama düşündüğümden farklı bir manzarayla karşılaştım. Karşımda tam olarak 5 erkek vardı, gerçi birisi en arkalara saklanmış, kendisini göstermiyordu. Kaşlarım çatık bir şekilde onlara baktım. Deniz: Siz kimsiniz?En öndeki ilk önce bana sonra da elimdeki çocuklara baktı. ?: Kendimizi tanıtacağız ama öncelikle bir şey sormalıyım. Bu çocuklar sizin değil değil mi? Deniz: Yoo benim çocuklarım, isterseniz sizi kocamla tanıştırabilirim. ?: Yok, biz gidelim kalsın. Buradaki işimiz bitti zaten. Deniz: Dalga geçiyorum, benim çocuğum değiller. Üst komşunun çocukları. Da neden benim olup olmadığını sordunuz? ?: Boşverin ama çok önemli bir konu anlatacağım. Bu yüzden ayaküstü konuşulacak bir şey değil, içeri girebilir miyiz? Deniz: Tabii, buyurun.Kapının önünden çekilip onlara yol açtım. Hepsi teker teker içeri girmeye başladı. Sıra en arkadaki kişiye geldi ve bingo! Sizce kim? Tabii ki uçaktaki sapık. Ses etmeden o da geçtikten sonra ben de içeri geçtim. Bu arada hâlâ kucağımda uyuyan iki velet var. Onlar koltukta oturunca ben de ayakta dikilmeye başladım. Deniz: Konuya girecek misiniz yoksa ben sizi evimden kovayım mı? ?: Tabii hemen konuya girelim. Biz sizin yeni komşularınızız. Evet, siz söylemeden ben söyleyeyim, yeni taşındık. Ama şöyle bir sıkıntı var; bizim Mert arkadaşımız sizin yollarınızı kolluyor. Evet, evet, sapık gibi sizin evden çıkacağınız zamanı hesaplamaya çalışıyor. Deniz: Mert umarım düşündüğüm kişi değildir. ?: Hemen söyleyeyim, sizin daha önce hem otelde hem de uçakta karşılaştığınız o sapık. O uçakta ve otelde biz de vardık ama sizinle tanışmadık. En yakın zamanda arkadaş grubunuzla tanışmayı da isteriz. Şahsen arkadaşlarınız gerçekten çok samimi duruyor, özellikle sarışın olan. Deniz: Tabii ben size evden çıkış saatimi de söyleyeyim, beyninize not alın, söylüyorum: Çıkmaz ayın Çarşambası oldu mu? Dalga mı geçiyorsunuz lan benimle? Daha doğru düzgün tanışmadan evden çıkış saatimi soruyorsunuz. ?: Çok doğru, bizim öküzlüğümüz. Hemen tanıtayım kendimi; ben Ege. 2 ?: Ben de tanıtayım, ben Efe. Ege’yle kardeşiz, abim olur kendisi. 3 ?: Sıra bende değil mi? Ben de Can. 4 ?: Kerem ben. ???: Ben de Mert. Deniz: Pekâlâ, ben de Deniz. Sizinle tanıştığıma memnun olmadım çünkü çünküsü yok. Neyse, eğer arkadaş grubumla tanışmak istiyorsanız bir iki saat kadar beklemeniz lazım. Kendileri şu an ya date ya da alışveriş ile meşgul. Ege: Ayıp olmazsa arkadaşlarınızın ilişkileri mi var? Deniz: Evet, hepsinin değil ama ikisinin ilişkisi var. Bunları duyunca yüzlerinde bir hayal kırıklığı oluştu. Bu esnada zil çaldı ve kapıyı açmaya gittim. Ama elimde çocuklar olduğu için açamadım. Tekrar içeriye girip çocukları Efe ve uçaktaki sapığın kucağına bırakıp kapıya doğru ilerledim ve karşımda Bitto’yu gördüm. Sanırım biraz sinirli çünkü yüzü kızarmış ve kulakları bembeyaz. (Tam tersi olması falan gerekmiyor, sus.) Hızlıca içeri girdi, ben de peşinden girdim. İçeri girdi ama daha yeni komşuları görmemişti. Elindeki ceketi hızlıca asıp bana döndü. Bitto: Umut vermişim ya, umut vermişim! Ya uzak mesafe ilişkisi olmaz dedim diye egolu dedi ya bana! Olmaz dedim, uzak mesafe olmaz dedim. Ben senin için tatilimi bitirdim dedim, bana "napayım" dedi. Piç! Neymiş, gittikten sonra 3 ayda bir gelebilirmiş buraya. Ben de dedim ki sen daha 2 saatlik yolu gelemiyorsun, bir de 3 ayda bir geleceksin. Ben senin için arkadaşlarımın tatilini bitirdim dedim, geldi bana "banane" dedi. Piç, yemin ederim piç! Umut vermişim ya, umut vermişim. Daha doğru düzgün bir ilişkimiz olmamış, bana umut verdin dedi. Şerefsiz! Umut dediği de "aşkım" dedim bir kere, o da ağzımdan kaçtı. Ya flörtlükten nerelere geldi... Bir de ne dedi biliyor musun? "Ara verelim ya, biz daha olmamışız, ara verelim" dedi. Ya ara verelim dedi şerefsiz! Ben de "aramızda ilişki bile olmamış, ne arası?" dedim. O da arkasını dönüp gitmeye başladı. Sonra bağırdı "bitti" diye. Ben de hızlıca arkasından gittim ve önüne geçtim, sonra suratına tükürdüm. Sonra hızlıca eve geldim. Zaten bitmişmiş, sanki bir şey vardı da bitti. Ohh rahatladım! Hızlıca arkasına dönüp içerideki görüntüye baktı. Bitto: Deno, neden evimde birden fazla erkek var? Deniz: Yanlış soru, ben sana böyle mi öğrettim? Bitto: Doğru, hemen düzeltiyorum. Deno, neden evimde erkek var? Ve bir de uçaktaki sapık? Deniz: Tanıştırayım, bunlar yeni komşularımız. Ege, Efe, Can, Kerem ve Sapık Mert. Bitto hepsiyle tanıştıktan sonra tekrar zil çaldı. Bitto’yla kapıyı açtık ve bingo, bu sefer de Crzy. Yüzünde sinirli ve rahatlamış bir ifade vardı. O da hızlıca içeri girdi ama o da arkasını dönüp oturma odasına bakmadı, hızlıca ceketini asıp bize döndü. Crzy: Uzatmayacağım, ayrıldık. Ama öyle üzgün falan değilim, bir şerefsizden kurtuldum. Ayrılma sebebimiz anlaşamadık. Bu arada bir de sizin sinirinizi bozacak ama şerefsiz size laf etti. Neymiş, sizinle görüşmeye devam edersem ilişki bitermiş. Siktirsin gitsin amına koyayım! Sizinle konuşmayı keseceğime gerekirse yedi sülalemi satarım. Bu arada bekârlığa dönüş partisi vermeliyiz çünkü ben bu bekârlığı gerçekten özlemişim. Kafamda sevgili stresi yok, ne güzel, çok mutluyum. O da salona döndüğü anda şaşırmış şekilde konuştu. Crzy: Neden evimde erkek var? Bitto’ya dönüp konuştum. Deniz: Utan, utan, nasıl da konuştu. Bitto: Özür dilerim, bir dahakine doğru cümleyi söyleyeceğim. Crzy de komşularla tanıştıktan sonra üçümüz de oturduk. Daha sohbet açılmadan yine kapı çaldı. Bu sefer kapıyı yine üçümüz açtık ve bingo, bu sefer de İrem geldi. O da hızlıca içeriye doğru ilerledi ve ayakkabısının bağcığını açmaya başladı. Bir de durmadan söyleniyordu. İrem: Siktirsin gitsin! Ben senelerce onu seveyim, o gitsin Ceren salağıyla olsun! Ya bildiğin bana bağırdı, piç! Ergen dedi ya bana! Kendisi animeci, bana ergen dedi! Sanane lan, orospu! Dinleyeceğim işte, sen ERA7’ye kurban ol bir kere! Bir daha senin adını ağzıma alırsam ne olayım. Şu devri kapandı arkadaş! Yedi ceddimi kâinat siksin, yine ona dönmem ulan! Orospu! Madem Ceren vardı, benimle niye oldun he, piç? Kızlar, artık "Su" falan yok! Onun adını ağzına alanla yemin ederim konuşmam! Bana ergen dedi piç! Ayakkabısını çıkartıp içeriye geçecekti ki gördüğü manzara ile şaşırdı. İrem: Evimde neden birden fazla erkek var? Deniz: Yanlış soru. İrem: Pardon, evimde neden erkek var? Kerem: Ne evmiş arkadaş, amma da abartıldı. Yemedik evinizi. İrem: Sana konuş diyen olmadı zaten. İrem de hızlıca hepsiyle tanıştıktan sonra koltuğa oturduk. Deniz: Tek bir şey soracağım, dürüst olun. Nasıl oldu da bizim olduğumuz apartmana taşındınız? Can: Bak, bu gerçekten tesadüf. Biz de bilmiyorduk. Yarım saat sonra 🐣 Yarım saattir biz gerçekten Kerem Aktürkoğlu’nu mu tartışıyoruz? Gerçi biz değil, İrem ve Kerem tartışıyor. İrem, "para için gitti" diyor. Kerem, "zaten Fenerliydi" diyor. (Kerem Fenerli bu arada.) İrem, "olsun, Galatasaray’ın ekmeğini yedi, şimdi o yemeğe tükürüyor" diyor. Kerem, "herkes bir gün Fenerli olacak" diyor. Yarım saattir bunu tartışıyorlar fakat benim tek odağım elimdeki bebekte. Bu velet çok küçük ya, aşırı küçük. Ha bir de fazla aç; yarım saattir ağlıyor. Acaba altına mı yaptı diyorum, altına da yapmamış. Mert: Acıkmışlar, mama yapman lazım. Deniz: Ben mama yapmayı bilmiyorum ki. Mert: Gel, ben sana öğreteceğim.Elimdeki veleti Bitto’nun kucağına verdim, Mert de Ahmet’i Ege’nin kucağına bıraktı. Mutfağa geçip mamayı nasıl yapacağımı anlatmaya başladı. Hızlıca mamaları yapıp içeri geçtik ki geçmez olaydık. İçerisi cehennem gibi. Tekli koltuk devrilmiş, yastıklar ise yerde. Bitto ve Ege, elinde çocukla köşede öylece durup çocukları seviyor. Can, Crzy, İrem ve Kerem ise elinde yastıklarla bize bakıyor. --- Bölüm sonuuuu 💋❤️‍🔥🔥🔥❤️‍🔥🍯🍫❤️‍

Bölüm sonu

5 yorum