Çevresindeki yükseltilere nazaran daha düz bir zeminde bulunan uzun cam fanus tribündekilerin bakış açısına tamamen girecek şekilde bulunuyordu.İnsanlar içlerindeki tüm duyguları acımasızca gün yüzüne çıkarmış tüm maskeler rafa kaldırılmıştı.Tribünler insanlığın bambaşka bir yönüne ışık tutuyor güçlünün güçsüze karşı ne kadar acımasızlaşabileceğini acı bir şekilde gösteriyordu.Fanusun içinde zincirlerle bağlı olan ve fanusun üzerindeki küçük bir boşluk dışında her tarafı suyun içinde olan o savunmasız insanın çırpınışları beyhude bir eylemden öteye gitmiyordu bu da onu izleyen her bir insana ayrı bir zevk ve memnuniyet verici olmalı ki tezahürat yaparak gördüklerine kahkahalarla gülmeye devam ediyorlardı.Kimsenin yardım etmemesinin yanı sıra üstüne köstek olan insanlar, onun zincirlerine bir yük daha ekliyorlardı adeta her bir çırpınışta daha çok hırçınlaşıyor ve gücünü kaybediyordu en sonunda tüm ümidini kesmiş bir şekilde sulara kendini bıraktığında zemine bir buse konduran parmakları son kez çabala dercesine yukarı doğru ilerletmişti.Zirveye ulaştığında fanusun tavanını tüm gücüyle itmeye başladı bunu gören izleyiciler daha da coşkuyla izlediler.Birçok kişi yapamayacağını haykırırken birkaç kişi de yapabilir mi diye iddialaşmaya başlamıştı.Zincirlerin arasından tavana ulaşmak bile zordu ama yılmamış ve elindeki zincirleri lehine çevirmiş ve kıracak kadar olmasa da çatlak oluşturmuştu.Her çatlak ufak bir sızıntı olarak başlasa da devamında büyük bir yıkım olabilir bunun farkında olarak çabalamaya devam etmiş ve kaybettiği umudu tekrar kazanmış her şeye rağmen başarmıştı.Kırılan her cam parçası onun için özgürlük adımlarıydı fanustan çıktığında ciğerlerine dolan havayı hissedemeden büyük bir sıçrayışla yataktan fırladı çevresine baktığında ne fanus ne de insanların çığlıkları vardı.Gördüğü rüyanın etkisinden çıkmaya çalışırken bir süre karşısına boş gözlerle baktı.Etrafın yeni aydınlanmaya başladığını fark edince uyumaya devam etme konusunda ufak bir kararsızlık yaşamış ve güne başlamaya karar vermişti.Yatağından kalkıp giyinip günlük işlerini halletmeye koyuldu.Daha alarmın bile çalmaması derse hazırlanmak için erken olduğunu gösteriyordu.Tv'yi ses olsun diye açıp eskiz defterine rüyasında gördüğü şeyleri çizmeye başladı.Aklında net bir şekilde duran çizimler artık somut bir hâle gelirken TV'den gelen ses odağını değiştirdi.Baktığı yerde gıcırdama sesinin kaynağı olan kapı açılmış boş depoda çakılmış sandalyeye bağlı adam ağzı bağlı ve yarı baygın halde duruyordu.Pür dikkat izlediği ekrana siyah eldivenin girişi irkilmesine neden oldu. Yüzü ve cinsiyeti seçilemeyen bu kişi sandalyeye ağır ağır ilerliyordu sandalyedeki adam bu kişiyi fark edince yüzünden geçen korku görülmeye değerdi.O an depodaki tek eşyanın sandalye değil yanında ameliyatlardaki masa ve bir çok cerrahi alet ve içinde ne olduğu belli olmayan şişeler de olduğu görüldü.O eşyaların ne işe yarayacağını anlamak için uzun bir süre düşünmeye gerek kalmadan siyah eldivenli kişi adamın bağlı eline bıçağı geçirdi.Yavaş yavaş çıkartırken oldukça soğukkanlıydı.Ekrana kâl gelmiş gibi bakarken
ne bir çığlık atabiliyor ne de başka bir şey yapabiliyordu gördüğü rüyanın üzerine bir de bunu görmek bir hayli sarsmış olmalıydı.Ekranda düşüncelerinin yavaşlığına tezat olarak hızlı bir şekilde siyah eldivenli kişi işine devam ediyordu.Bıçak yarasına tuz dökerken sandalyedeki adam acıdan kıvranıyor ama çaresizce bakmaktan başka bir şey yapamıyordu.Akla gelebilecek bir çok işkence türünü uyguladıktan sonra adamın dilini kesmiş ve kanıyla alnına şunu yazmış depoyu terk etmiş uzun sürmeden kayıtta kapanmıştı.Yazan yazı latinceydi ve iç ürperticiydi.
"Audi, vide, tace, si vis vivere"
Gördüğünü bir türlü anlamlandıramadan baktıktan sonra bilincini kazanır kazanmaz yazan yazının açıklamasına baktı ve gördüğü şeyler içindeki tüm kanı çekmişti çünkü "dinle, gör, sus, eğer yaşamak istiyorsan"yazıyordu.Anlık bir tepkiyle anahtarı ve telefonu kapıp evden koşarak çıkmıştı.Nereye veya neden gittiğini bile bilmiyordu.Çılgınca koştururken girdiği bir ara sokakta gözleri karardı ve çok geçmeden bilincinin de kapanmasıyla yere yığılması uzun sürmedi.


