İçeriğe geç

Dirty Daisy

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Dirty Daisy

Bölüm 3

Three

Gergince tırnaklarımın etine eziyet ediyor, ayağımı ritimle yere vuruyordum.

Jake ise karşımdaki bekleme koltuğuna oturmuş gayet rahat bir şekilde, sehpanın üzerindeki dergileri karıştırıyordu.

Sekreterin masasının üstünde ki eski zamanlardan kalma çevirmeli telefonun sesisyle hareketlerimi durdurup bakışlarımı oraya çevirdim. Hızla telefonu açmış ve cevaplamıştı.

Telefonu avizesine koyduktan sonra bakışları bana dönmüştü.

"Bay Park, artık içeri geçebilirsiniz. Doktor bey sizi bekliyor."

Dedikleriyle yerime çakılmıştım sanki. İlk defa psikolağa gelişim değildi ama yine aynı derece gerilmeye devam ediyordum.

'Sunghoon hadi.'

Jaeyoonun seslenmesiyle kendime gelmiştim titreyen bacaklarımı engellemeye çalışarak ayağa kalktım ve yavaş adımlarla sekreterin masasının yanından geçip gireceğim odaya çıkan kısa merdivenlere adımladım.

Kapının önüne geldiğimde durdum ve birkaç saniye bekledim. Ve kapıyı tıklamadan içeri girdim.

Bunu yapıyordum çünkü verecekleri tepkilerle bana katlanma sürelerini az çok tahmin edebiliyordum.

İçeri girdikten sonra bakışlarım karşımdaki adama döndü. Beklediğimin aksine neredeyse 32 dişini gösterecek şekilde bana gülümsüyordu. Kaşlarını çatmasını yada daha farklı bir tepki bekliyordum. Bu samimi duran gülümseme ise beklediğim son şey bile değildi.

Bakışlarımı gülümsemesinden çekip bedeninde gezdirdim. Çoğu gittiğim doktora göre gençti. Kumaş bir pantolon, krem rengi salaş bir gömlek giyiyordu. Bakışlarımı ondan çekip bu seferde oda da gezdirmeye başladım, odanın dışı gibi burasıda nostaljik bir şekilde dekora edilmişti ve açıkçası beğenmiştim.

Birkaç dakika süren incelememden sonra ayakta duran adama çevirdim bakışlarımı geldiğimden beri asla konuşmamıştı. Garip birisine benziyordu...

Sonunda sessizliği bozup konuştuğunda derin bir nefes almıştım.

"Hoşgeldiniz bay Park."

Başımı eğmekle yetinmiştim. Gidip kolduğuna oturduğunda, bende daha fazla ayakta dikilmeyi bırakıp masasının karşısındaki iki koltuktan birine oturdum.

Karşımda ki sehpanın üstündeki tatlıyı görmemle şaşırmıştım. En sevdiğim tatlıydı. Tesadüfen mi denk gelmişti. Yoksa beni sevdiğim tatlıya kadar bilecek kadar öğrenmeye mi çalışmıştı. Bunu sonra düşünme kararı alıp rafa kaldırdım.

Biraz sakinleşmek için tatlıdan bir çatal alıp ağzıma attım.

Beni izleyen adam dışında her yerde gözleri mi gezdiriyordum.

Neden bir şeyler sormuyordu? Ya da hastalığım hakkında konuşmuyordu.

Yaklaşık on dakika süren sessizliğin ardından ben konuşma kararı almıştım.

"Neden bana sorular sormuyorsunuz doktor?"

Gülümseyip elinde çevirdiği kalemi masasına bıraktı ve bir elinin avucunu yanağına yaslayıp konuşmaya başladı.

"Sizi sorgulamak için burda değilim Bay Park."

"Kendimi tanıtmamıda mı istemeyeceksiniz?"

Yavaşça oturduğu koltuğundan kalkıp karşımdaki koltuğa oturdu.

"Birisinden birkaç cümleyle kendini tanıtmasını nasıl isteyebilirim ki? İnsan kendini birkaç küçük cümleye sığdıramaz bence, sencede saçma değil mi?"

Dedikleriyle oldukça şaşırıyordum. Dediğim gibi gerçekten garip biriydi. Şaşırdığımı belli etmemeye çalışarak boğazımı temizledim.

"Garipsiniz doktor."

Ufak bir kahkaha attığında şaşırmıştım komik bir şey mi sözlemiştim bence hayır, ama sebepsizce senfonik kahkası bende de gülme hissiyatı yaratmıştım.

"Ah herkes öyle olduğumu söyler. Bu kadar çabuk söylemeniz hoşuma gitti. Siz de çok açık sözlüsünüz Bay Sunghoon."

Adının Jay olduğunu öğrendiğim jaeyoondan öğrendiğüm doktoru garip bir yüz ifadesiyle izlemeye devam ettim. Dedikleriyle kısık bir sesle teşekkür etmiştim.

Beklediğimden oldukça farklı geçiyordu bu seans ve bu beni istemsizce geriyordu.

Gülümseyen suratı yavaşça ciddileşmeye başladığında oldukça yumuşak bir ses tonunda konuşmaya başladı.

"Gerilmenize gerek yok Bay Sunghoon. Siz hazır hissetmediğiniz sürece bir şeyler anlatmak zorunda değilsiniz.

Sizi zorlamak gibi bir amacım yok. Sizi iyileştirmek içinde burda değilim çünkü siz hasta değilsiniz. Sadece bazı şeyleri değiştirmenizde yardımcı olabilirim belki."

Dediklerinin duymamla ilk defa bakışlarımı gözlerine çıkardım.

Buzlaşmış kalbimi azda olsa ısıtmıştı sanki. İlk defa biri hasta olmadığımı söylüyordu diğerlerinin aksine.

İyi hissettirmişti bu kendimi ve bakışları bana acıyor gibi değildi.

Birkaç dakika gözlerimi gözlerinde dolaştırmaya devam ettim.

Hafifçe gülümsediğinde, kurumuş dudaklarımı ıslattım.

"Teşekkürler doktor."

"Ne için teşekkür ediyorsun sunghoon."

Resmiyeti elden bıraktığında gülümsedim.

"Diğerleri gibi olmadığın için."

"Bunun için teşekkür etmene gerek yok sunghoon."

Gözlerini bir müddet yüzümde dolaştırdıktan sonra oturduğu yerden kalkıp masasına ilerledi.

Çekmeceden bir şey alıp tekrar karşıma oturduğunda elindeki müzik çaları önüme bırakmıştı.

Soran gözlerle ona baktığımda açıklama yapmaya başladı.

"İçinde en çok sevdiğim şarkılar var. Ne zaman yorgun ve kötü hissetsem dinlerim. Sakinleşmemi ve daha iyi olmamı sağlar."

"Neden bana veriyorsun."

"Belki sende seversin."

"Teşekkürler ama sana nası geri vereceğim."

"Buraya tekrar geldiğinde verirsin."

Dediğiyle istemsizce gülümsedim.

" Tekrar geleceğimi nerden biliyorsun."

Oturduğu koltuktan yavaşça geri kalktı ve yanıma doğru yaklaştığını hissettiğimde biraz gerilmiştim. Fark etmiş olacak ki bir adım geri uzaklaştı.

"Bilmiyorum, ama geleceğine inanıyorum."

Asla yüzünden eksik hissetmediği gülüşü hala dudaklarındaydı. Bu kadar çok gülebilmesini kıskanmıştım.

Artık gitmem gerektiğini hissettiğimde bende oturduğum yerden kalktım

"Artık gitmem gerek doktor."

Kapıya doğru ilerlediğimde başıyla onlaylamıştı.

"Peki sonra görüşürüz sunghoon."

El sallamasıyla kaç olduğunu saymadığım şankılığı yaşadım.

Kapıyı açıp dışarı çıktığımda meraklı gözler ile beni izleyen jaeyoonu görmüştüm.

Belkide o haklıydı. Belkide bu doktor diğerleri gibi değildi.

Belkide bazı şeyler artık değişirdi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.