Odasına vuran gün ışığıyla gözlerini açmış ve yatağından kalkıp nevresimi düzeltmişti genç kız. Ayağına geçirdiği terlikle odasından mutfağa gitmek üzere çıkmıştı.
Mutfağa girecekken tökezlemiş ve o esnada mutfaktan çıkan Aras'ın omzuna çarpmıştı. Aras refleksle Yağmur'un kolundan tutunca kendini çekmişti.
"Dikkat etsene, ben olmasam kafa göz dağıtacaktın." dikkate almadan mutfağa girmiş ve abisine dönüp "Günaydın." demişti.
Aras hissettiği soğuk tavırla nefesini dışarı verip geldiği yere geri dönmüş ve kapı pervazına dayanmıştı.
"Günaydın abisinin gülü." deyip Yağmur'un alnına öpücük bırakan Hakan ve Yağmur'un arasında gidip geliyordu gözleri.
"Sana da günaydın Yağmur." dediğinde Yağmur bakmamıştı bile. Abisi tavrını anlamasın diye kahvaltılıklarla ilgileniyormuş gibi yapmıştı.
"Yağmur şuradan domatesi verir misin?"
Tezgahtaki domatesi alıp abisine uzattıktan sonra çay bardaklarını alıp masaya koydu.
"Ekmek bitmiş, ben bakkala gideyim." dediğinde Hakan kafa sallamıştı. Yağmur mutfaktan çıkmak için Aras'ın çekilmesini beklemiş ama çekilmemişti.
Dudaklarını ıslatıp konuşan Aras kıza dikkatle bakarken Yağmur çekilmesini bekliyordu yere bakarak.
"Ben giderim, sen zahmet etme." dediğinde Yağmur itiraz etti.
"Ben giderim. Gerek yok."
"Mızmızlanma, ben gideceğim işte." dediğinde Yağmur sinirlenmişti.
"Başta ben dedim giderim diye, geç otur yerine." tartışmaları uzayacakken Hakan girdi araya.
"Susun artık, çocuk musunuz?" dediğinde ikisi de aynı zamanda konuşmuştu.
"Ben değilim ama o öyle." söyledikleri sözle birbirlerine öldürücü bakışlar atmışlardı.
"Size ceza o zaman. İkiniz de eşek gibi birlikte gidiyorsunuz, poşetin bir ucundan sen diğer ucundan da sen tutacaksın. Yallah." elindeki bıçakla onları işaret ettikten sonra kapıyı gösterdi.
"Bir kere de bir şeye karışmasa ölür." söylenerek çıkan Yağmur'un ardından Aras da çıktı.
Hızlı adımlarla önden giden Yağmur'un arkasından birkaç adımla yetişmişti bile Aras.
"Direk gibi bacaklarım olsa ben de iki adımla giderim her yere!" Aras'ın duyduğunu bile bile söyleniyordu.
"Duyuyorum."
"Duy diye dedim zaten. Ayrıca sen niye geliyorsun ben gidecektim tek başıma." durup Aras'a döndüğünde Aras durdurdu adımlarını.
"Canım öyle istedi, sen niye inat ettin ben gidecektim tek başıma."
"Canım öyle istedi." birbirlerinin kurduğu cümleyle karşılık vermişlerdi.
Yürümeye devam eden Yağmur'un arkasından yürürken içindeki rahatsızlığı dile getirmek istemişti Aras.
"Yağmur, bir saniye durur musun?" dediğinde Yağmur durmamıştı.
"Abim bekliyordur, acele etmemiz gerekiyor." dese de Aras önüne geçip durdurmuştu.
"İki saniye kadar."
"Bitti." dediğinde Aras göz devirdi.
"Mübalağa yaptım."
"Of Aras çekil." deyip yanından geçince elini kafasına attı. Fırına giren Yağmur birkaç ekmek alınca Aras ekmek parasını fırıncıya uzattı. Yağmur dik dik baksa da dikkate almamış ve onu fırında bırakarak çıkmıştı oradan.
Yağmur da arkasından gelince birlikte yürümeye başlamışlardı.
"Ekmeği ben alacaktım bari buna müsaade etseydin."
Aras ellerini cebine sokup yürürken konuştu.
"Yıllardır yediğimiz içtiğimiz ortak, paranın lafını yapacak değilim."
"İyi." deyip sustuğunda ekmek poşetinin bir ucunu çekiştiren Aras'a Yağmur kaşlarını çatarak baktı.
"Ne yapıyorsun?"
"Hakan'ın dediğini unuttun herhalde."
"Ciddi değilsindir umarım." gözlerini kısarak Aras'ın suratına bakıyordu.
Poşetin ucunu havaya kaldırırken konuştu.
"Gayet ciddiyim."
"Bazen sizi anlamıyorum." kendi kendine söylenirken Aras asıl meseleyi hatırladı.
"Yağmur." deyip adımlarını durdurduğunda Yağmur da durmak zorunda kalmıştı çünkü poşet ikisinin de ellerindeydi.
Dönüp düz bir suratla Aras'a baktığında Aras devam etti.
"Sana o şekilde kızmak istemezdim ama üzerime gelince ters tepki vermek durumunda kaldım. Biliyorsun normalde o kadar kızmam ya da zorbalamam ama bu aralar biraz keyfim kaçık. Özür dilerim, hatalıydım."
"Önemli değil, ben biraz hadsizlik ettim. Kızman çok normal. Bir daha karışmam sana da telefonuna da. Bundan sonra yenge lafı da yok, bundan da hoşlanmıyorsun."
"Bana karışabilirsin, bu sorun değil. Biz birbirimize bulaşmadan yaşayamayız bunu en iyi sen bilirsin. Yenge konusuna gelince ortada yenge yok ama olursa söz ilk senin haberin olacak."
"Öyle diyorsan." dediğinde Aras kafasını yana yatırıp Yağmur'un yüzünü inceledi.
"Barıştık mı, hâlâ eskisi gibi miyiz?" dediğinde Yağmur tebessüm etti.
"Elbette öyleyiz." dediğinde Aras ekmek poşetini sağ eline alırken sol elini Yağmur'un omzuna attı.
"Sevindim, sabahtan beri içimdeki kurt beni kemirip duruyordu."
"İtiraf et bensiz hayatının keyfi yoktu."
"Tabii kızım, bakıyorum bizim her işimize burnunu sokacak kız yok acayip eksiklik yaşadım."
"Ayağını denk alırsın artık." dediğinde Aras göz devirirken cevap verdi.
"Aynen, mutlaka." kapının önüne geldiklerinde Yağmur anahtarını bulup kapıyı açarken Aras etrafına bakıyordu.
Babasının arabasını gördüğünde yönünü çevirip sinirle bekliyordu kapının açılmasını.
Yağmur kapıyı açtığında içeri girdiler.
"Ben ellerimi yıkayacağım, sen al ekmekleri götür mutfağa." kaşlarını çatarak kurduğu cümleyle Yağmur anlamazca süzdü yüzünü.
"Bir şey mi oldu?" dediğinde hayır anlamında kafa sallarken ekmeği Yağmur'un kucağına tutuşturup lavaboya girdi.
Yağmur mutfağa girdiğinde Hakan ekmekleri alıp dilimledi. Hâlâ gelmeyen Arasla abisine döndü.
"Abi." sesi sorgulayıcı çıkarken Hakan cevap verdi.
"Hı?"
"Aras abinin neyi var, iyi değil gibi." dediğinde Hakan ekmeği sepete koyarken kala kaldı. Acaba işletmelerinden mi bahsediyordu kardeşi?
"Bir şeyi yok, iyi." dese de inanmadı Yağmur.
"Var gibi, eve girdik tepkisi değişti bir an."
"Bir şey olsa söylerdi."
"Yok yok, ben soracağım. Gelsin bi'." ikisi de masada yerini alırken Hakan karşı çıkacaktı ki Aras girmişti mutfağa.
"Afiyet olsun." derken yerine geçip önüne koyulan çaydan bir yudum aldı.
"Sana da."
Hakan'ın cümlesinden sonra Yağmur girdi.
"Aras abicim, senin moralin bir bozuldu sanki. Neyin var?" dediğinde kısa bir bakış atıp önüne döndü tekrar.
"Babamı gördüm dışarıda." dediğinde Yağmur anlamamıştı. Hakan da diğer mevzu olmadığından biraz olsun rahatlamıştı.
"Tarık amcayı ilk defa görmüyorsun ya. Asıl mesele ne onu söyle sen."
"Tartıştık demiştim ya mevzu sadece tartışmadan ibaret değil. Ben evi terk ettim." dediğinde Yağmur şaşkınlıkla bakıyordu.
"Temelli mi?"
"Birkaç gün bizde kalacak sadece." Hakan'ın açıklamasından sonra tekrar Aras'a baktı.
"Hem babam hem de ben sakinleşene kadar en azından."
"Sebep neydi peki?"
"Çok soru soruyorsun Yağmur, sence de öyle değil mi?" abisine bakıp dudaklarını büzmüştü.
"Afedersiniz, merak ettim sadece. Tekrar gerilim sebebi olduysam özür dilerim." derken çayından yudumladı.
"Sorun yok ya alışmadık mı zaten birkaç yıldır buna?" deyip ağzına birkaç lokma aldı.
Hakan çalan telefonla masadan kalktığında Aras devam etti.
"Sebebini sormuştun, bildiğin mevzular."
"Anladım. Yani hâlâ şirkete çağırıyor seni." dediğinde kafa salladı.
"Ben okuduğum bölümün mesleğini yapmak istedikçe üsteleyip duruyor."
"İkisini aynı zamanda yapmayı düşündün mü hiç?"
"Tamamen kendi alanıma konsantre olmak istiyorum Yağmur."
"Aslanım ama bak eğer bir yerden tutmazsan Tarık amca yakanı bırakmayacak. En azından boş zamanlarında ilgilen şirketle. Böylelikle ikinizin de dediği olur."
"O boş zaman kısmına babam ne der bilmiyorum."
"Teklif et, diğer türlüsünün hiç olmayacağını söyle bak o zaman nasıl kabul ediyor." dediğinde Aras gözlerini kısarak Yağmur'a baktı.
"Sen evdekilere çaresiz bırakma politikası mı uyguluyorsun yoksa? Böyle akıl verdiğine göre."
"Yani, sayılır. Aramızda kalırsa sevinirim. Kalmazsa da mühim değil ağzının ortasına yapıştırırım." sahte tebessümle konuşunca Aras yüzünü buruşturdu.
"İnan seninle uğraşmak istemem. Ne yaparsan yap özgürsün benim açımdan." cümlesinin ardından peynir katmıştı ağzına.
"Eyvallah aslanım." deyip arkasına yaslandıktan sonra çayından yudumlarken aklına anonim çocuk gelmiş ve telefonunu eline almıştı.
Yağmur: Günaydıın (08.30)
Yağmur: Hâlâ uyuyor musun yoksa?
Yağmur: Gelip seni öpücüklerle kaldırmak isterdim ama malum sayende telefondan mesaj çekebiliyorum :(
Yağmur mesaj attıkça yanında oturan Aras'a her defasında bildirim gitti. Göz ucuyla Aras'a bakarken bir yandan da telefondaydı gözleri.
Aras tedirginlikle telefonunu eline alıp ve sessiz moda geçirmişti. Aras'a sıkıntı basarken kaşlarının altından Yağmur'a bakarken yakalanmıştı.
"Hayırdır, kim o?" derken göz kırptı. Aras biraz düşünüp boğazını temizledi.
"Seni alâkadar etmez."
"Memati misin sen oğlum?" dediğinde kayıtsız kalmıştı Aras.
"Bir an sana mesaj atıyorum sandım, ben attıkça sana geldi gibi oldu." dediğinde Aras sahte tebessümle baktı.
"Zamanlamalar işte. Hayranlarım çok olunca sabah sabah sıraya dizilmişler."
"Oo yengemiz de vardır herhalde içlerinde."
"Var var." dediğinde Yağmur'un ağzı beş karış açıldı.
"Oha harbi mi?" tepkisine göz deviren Aras 'salak mısın' bakışları atıyordu.
"Ciddi gibi mi duruyorum?" dediğinde Yağmur yan bakış atıp telefonuna döndü.
"Bir gün illaki yengem olacak bak gör sana karşı nasıl dolduruyorum onu." mırıldandığında Aras sırıtmıştı.
"Aynısını enişteye yaparım." dediğinde Yağmur gülerek konuştu.
"Hangi enişte?"
"Şu sırıtarak baktığın mesajlardaki enişteden bahsediyorum." sözleriyle köşeye sıkışan Yağmur olayı çevirmeye çalıştı.
"Her sırıttığım kişi enişte mi oluyor?"
"Her gelen bildirimin sahibi yenge mi oluyor?" aynı şekilde çarptığı lafla Yağmur masadan kalkıp aynı zamanda söylenmişti.
"Aman be toz da kondurmuyor, odama gidiyorum ben." deyip mutfaktan çıkarken balkondan içeri Hakan girmişti.
Kahvaltılarına devam ederlerken Yağmur da yatağına uzanmıştı.
053**: Günaydın
053**: Uyanmıştım, oldu biraz
Gelen mesajla Yağmur'un yüzü düşmüştü.
Yağmur: Ve sen bana günaydın demedin
053**: Demedim değil, diyemedim
Yağmur: Neden?
053**: Evde başıma bela biri var onunla uğraşmaktan ilgilenemedim seninle yavrum
Yağmur: Kimmiş o seni benden alıkoyan yaratık
053**: Yaratık dediğimizi duyarsa bizi keser
053**: Bir kız çocuğu desek daha doğru
Yağmur: He küçük yani
053**: Yani en azından benden küçük
Yağmur: Bir ara tanıştırırsın herhalde 🙃
053**: Ondan önce başka mevzular var gibi sanki?
Yağmur: Doğru, biz 🥺
053**: Hıhım
Yağmur: Buluşsak?
053**: Ama olmaz demiştim
Yağmur: En azından ses atsan
Yağmur: Ya da herhangi bir fotoğraf
Yağmur: Merak ediyorum seni anla işte
Yağmur: Tamam şimdi fotoğraf istemem görüşmekle aynı gibi görünebilir ama ne bileyim saçın olur göz rengin olur ulan ne bileyim at işte çatlatma adamı
053**: Dikkatle baktım ve sinirlendiğini gördüm öfğqçxpaös
Yağmur: Gülme ciddi bir şeyden bahsediyoruz -_-
053**: Tamam, bunu düşüneceğim
Yağmur: Kaç yıl kadar?
053**: Kaç yıl istersin?
Yağmur: Dalga geçme
053**: Tamam tamam, akşama atarım
053**: Aman düşünürüm işte
Yağmur: ATARIM DEDİN
Yağmur: DEDİN BANA NE
Yağmur: ATAVAKSON
053**: Yav sakin ol
Yağmur: SÖZĞNDE DUR
053**: Tamam ya hay Allah benim cezamı versin
Yağmur: Deme öyle aşko yoksa seninle tanışamam
053**: Doğru
053**: Benim küçük bir işim çıktı, sonra konuşalım mı?
Yağmur: Tabii, sorun yok
053**: Dikkat et kendine
Yağmur: Sen deee
053**: Öptüm
Yağmur: Bwndt
053**: Mfğaçxşaösö
Görüldü...
Telefonu yatağa fırlatıp yastığını ağzına tıkmış ve bağırışını bastırmaya çalışıyordu. Tepinme seslerini duyan Hakan ne olduğunu anlamaya çalışırken Aras'a baktı.
"Ne yapıyor bu kız?"
"Ne bileyim neye kuduruyor?" bilmezlikten gelen Aras masadan tabakları alıp makineye dizerken Hakan arkasından yaklaştı
"Az önce kime yazıyordun?"
"Abi kardeş size hesap mı vereceğim ben ya? Benim özel hayatım yok mu?"
"Tamam oğlum gerilme hemen. Konuşmaya mı öyle tepki gösteriyordu onu merak ettim."
"Neyse bugün dışarı çıkıyor muyuz onu söyle sen."
"Bilmem, var mı bir programın?"
"Yok."
"Şurayı halledelim bakarız." deyip masayı elbirliğiyle toplamaya koyulmuşlardı.
*
Aferin aslanlarıma, kızlara bırakmayın bu işi hadi bakiiim
Bakalım Aras kıza ne atacak ya da atamayacak ehehe