Yazardan
Hakan ve Aras karşılarında Yağmur'u görünce her şeyin sonuna geldiklerini anlamışlardı.
Yağmur ağlamamak için zor dururken yavaş adımlarla yaklaştı ikisine.
"Bunu yapmadık deyin bana." sesi cılız çıkarken karşıdan gelecek cevabı bekliyordu ama boşaydı bu bekleyiş çünkü susuyorlardı.
"Cevap ver!" abisini göğsünden iterken bağırdı.
Hakan ellerinden tutmak isterken yönünü hızla Aras'a dönüp tokat attı.
"Sen benim abimdin be! Bana nasıl bu ihaneti yaptın?!" sesini asla alçaltmazken bağırmaya devam ediyordu.
Aras'ın başı sağına düşerken dönüp de bakamadı genç kıza.
"Söyleyin bana, çok eğlendiniz mi bari?! Güldünüz mü mesela bana? Zevk aldınız mı, salak dediniz mi?! Söyleyin!" abisinin göğsüne aralıksız yumruk indirirken ağlıyordu. Hakan yaptığı şeye binbir pişman olurken hiçbir şeyi geriye alamayacağını biliyordu.
"Lütfen sakin ol." kollarını kardeşine sardığında Yağmur hızla itti kendinden.
"Çek ellerini üzerimden!" delirme evresine gelirken tekrar bağırdı.
"Ben âşık oluyordum az daha! Birini sevecektim ilk defa ya! O kadar mutluydum ki! Meğer... Meğer benimle oynamışsınız! Ben bunları tesadüfen duymasam asla tek kelime etmeyecektiniz değil mi?! Neydi amacınız, neden yaptınız bunu neden?!" sinirle saçlarını çekiştirirken Aras ellerinden tuttu.
"Yapma." dediğinde Yağmur yaşlı gözleriyle alayla güldü.
"Niye, çok mu düşünüyorsunuz beni?! Ondan mı oynadınız benimle?!" Aras'ın ellerini üzerinden ittiğinde Aras başını eğdi.
"Bir dinle lütfen, her şeyi anlatacağım güzelim." Hakan'ın cümlesine sinirle dönüp hiç kısmadığı sesiyle devam etti.
"Güzelim deme bana!" Aras karşısında duran artık âşık olduğu kızın hâlini görünce kalbine hançer saplanıyordu.
"Siz benim insanlara olan güvenimi yerle bir ettiniz! Ben bundan sonra asla gönül rahatlığıyla birine güvenemeyeceğim!" sesinin kesik kesik çıkması ağlamanın gelip gitmesindendi.
Üzgündü, hazmedememişti, güveni kırılmıştı.
Aras'a dönüp,
"Ne güzel yalan söyledin bana! Ne de güzel beni sevdiğini söyledin öyle! Anlamalıydım, salak kafam!" kafasına birkaç küçük darbe indirirken Aras bileklerinden tuttu bu defa.
"Bırak beni, dokunmayın diyorum! Çek ellerini benden!" Yağmur çırpınsa da Aras bırakmıyordu.
"Her şeyi anlatacağım, kendine zarar vermeyi kes ve lütfen beni dinle." Aras gözlerini Yağmur'un gözlerine dikerek fısıldadı. Ama Yağmur takmamıştı bile.
"İkinizin de yüzünü görmek istemiyorum! Tek kelime dahi etmeyin! Defolun evden!" ellerini kurtarmaya çalışırken bağırmasıyla Hakan da yaklaştı kardeşine.
"Sakin ol, lütfen konuşalım önce." Yağmur'un yüzünü elleri arasına alırken Yağmur bu defa Aras'ın ellerinden kurutulup abisini de itmişti tekrar.
"Sen başında kaybettin konuşma hakkını! Çık git bu evden! Bu gece benim olduğum yerde olmayacaksın!" abisine hitaben konuşmuş ama abi dememişti.
"Bu gece gitsem ne olacak, biz birlikte yaşıyoruz Yağmur." kardeşine yaklaştığında Yağmur geriye gitti.
"Çünkü ben bu geceden sonra bu evde olmayacağım! O zaman gelir yaşamaya devam edersin!" deyip arkasını dönüp giderken Hakan ve Aras duydukları karşısında dona kalmıştı.
"Yağmur!" peşinden gidecekken Aras kolundan tuttu. Durgun ve neye uğradığını şaşırmış bir şekilde cümlelerini toparladı.
"Üzerine gitme artık, baksana her şey daha kötü oluyor. Biraz yatışsın." dediğinde Hakan duvara yumruk attı.
"Aras, beni ya döversin ya da ben kendimi şimdi döveceğim!" duvara vurduğu eliyle Aras'a giderken kurduğu cümleden sonra ansızın yüzüne yumruk indi. Hakan bu kadar çabuk olacağını düşünmediğinden sendelemişti.
"Bu anı bekliyordum! Senin mallığın nelere yol açtı bak gör! Sana yapmayalım dedim ama sen ne dedin? Bir şey olmaz iki gün sonra konuşmazsın olur biter dedin, nah bitti! Her şey daha da boka sardı! Ben dedim ama sana!" Aras'ın bağırmasıyla Hakan başını ovdu.
"Birinin bize aynı şeyi yaptığını düşünmek bile istemiyorum." Aras mırıldanırken ellerini salonda bulunan yemek masasının sandalyesine dayadı.
"Ben nasıl düzelteceğim tüm bunları?" Hakan koltuğa oturmuş başını elleri arasına almıştı.
"Kalk, bir gören olmadan çıkalım evden." Aras Hakan'ın kolundan tutup kaldırırken kapıya yürümüşlerdi.
Kapı aralığından bakıp sokakta kimsenin olmadığını görüp hızla çıktılar evden.
Mahalleyi terk ederken Aras konuştu.
"Bu gece bize gelirsin." Hakan başını iki yana salladı.
"Bu hâlde kimseye görünemem."
"Ne halt yiyeceksin gelmeyip?" Aras terslediğinde Hakan gözlerini etrafta gezdirdi.
"İşlerim çıktı der eve gitmem bugün."
"Sorun nerede kalacağın zaten Hakan, salaksın gerçekten." Aras sinirle konuştuğunda Hakan sallamamıştı bile. Caddeyi atlayıp sahile geçtiklerinde Hakan mırıldandı.
"Holdinge geçerim işte, sanki hiç yapmadığım bir şey." dediğinde Aras ellerini teslim olmuş gibi kaldırdı.
"Ne halt yersen ye. Zaten şu an seni avutuyor ve kolluyor olmam bile tam bir saçmalık!" denize yakınlaşırken bağırarak kurduğu cümleyle Hakan sinirlenmişti.
"Beni avut ya da bana kollarını aç demedim Aras! Memnun değilsen defolabilirsin şimdi. Nasıl olsa senlik bir durum ortada pek yok!" son cümlesiyle Aras'ın gözleri denizde takılı kalmış ve tam olarak nasıl bir duruma düştüğünü bilmeyen Hakan'ın yaptığı yorumla tepesinin tası atma noktasına gelmişti.
Ellerini cebinden çıkarırken sinirle üzerine yürüdü Hakan'ın.
"Senin beni nasıl bir şeyin içine attığından henüz haberin yok! O yüzden o çeneni kapat!" derken parmağıyla göğsüne baskı yaptı.
"Anlat da haberim olsun o zaman!" Hakan ellerini etrafa sallarken bağırdığında Aras etrafına baktı.
"Kes sesini, dikkat çekme!"
"Kimse umurumda değil!" hâlâ bağırıyor olması Aras'ın canını sıkarken Hakan üzerine yürüyüp aradaki mesafeyi sıfıra indirdiğinde burun buruna gelmişlerdi.
"Anlat bakalım, seni nasıl bir durumun içine attım?" gözlerini kısarak sorduğu soruya cevap bekliyordu.
Aras dişlerini sıkarken aynı zamanda ellerini de yumruk yapmıştı. Ağzından çıkacak cümlelerden korkarken konuşma kararı aldı.
"Bilmesen de olur!" deyip geri çekildiğinde Hakan kolundan tutup çevirdi kendine.
"Derdin ne senin?!"
"Bak, şu an sinirli ve üzgün olabilirsin anlıyorum. Bir abi olduğunu şu an hatırlıyor da olabilirsin ve bunun için geç kalmış olsan da benim de bir sabrım var. O yüzden üzerime gelme, anlatılacak bir şey varsa anlatırım zaten ama yoksa seni ilgilendirmez!" iğneleyici konuşmasından sonra kolundaki elleri ittiğinde Hakan sinirden kudurmak üzereyken uzaklaştı birkaç adım öteye.
Aras çalan telefonunu cebinden çıkarırken karakoldan aradıklarını gördü.
Acil bir durum olduğu haberini alınca Hakan'a yürüdü.
"Karakolda bir sorun çıkmış, acil gitmem gerekiyor." dediğinde Hakan tepkisizce suratına bakıyordu. Aras da Hakan'ın suratına dik dik bakarken mırıldandı.
"Kime diyorsam?" harekete geçerken Hakan'a omuz atıp arabasını almak üzere mahalleye yürüdü.
*
Zortingen arkadaşlar
Başlasın Yağmur'un süründürme politikası
Yandınız erkolar.
05.08.26 (Wattpad yayım tarihi: 12.10.23)