İçeriğe geç

Dinle Beni Bi' -Texting-

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Dinle Beni Bi' -Texting-

Bölüm 1

0.1

Penceremden içeri sızan ışık yüzümü hapsederken nevresimi başıma kadar çekmiş ve geri uyumaya çalışmıştım ama kaçmıştı bir kere. Yüzümü açmadan bacağımı nevresimin soğuk tarafına salladım, verdiği huzur beni gülümsetmiş ve aşırı rahat hissettirmişti.

Gözlerim kapalı gülümseyerek tekrar uyumaya çalışırken banyodan gelen su sesiyle gözlerim hızla açıldı. Bugün günlerden cumartesiydi ve ilk duş sırası bu hafta bendeydi.

Yatağımdan hızla doğrulup kapıya koşacakken yere düşen nevresim ayağıma takılmış ve yere düşmüştüm. Söylenerek kalkarken abime de saydırıyordum aynı zamanda.

Odadan çıktığımda kapıya dayandım. Elim havada kalırken annemleri düşündüm bir an ama sonrasında onların bu hafta şehir dışına çıktıkları aklıma gelince havadaki elim kapıya indi.

"Abi bu hafta ilk önce benim sıramdı sen niye verdiğin sözü tutmuyorsun kardeşim anlamıyorum ki! Çık lan dışarı!" kapıyı yumruklarken içeriden ses vermiyordu.

"Ya sana diyorum açsana kapıyı! Bak valla girerim ha!"

Girerim dedim de nah girerim.

"Ulan çıksana, ben gireyim sonra kaldığın yerden devam edersin!" bu kız kime bağırıyor demiyordu.

"İki hafta üst üste ben gireceğim önce, duydun mu beni! Pislik!" sinirle yumruk vuracakken açılan kapıyla elim havada kaldı.

Gördüğüm kişiyle ağzım açık kalırken kafasını kurulayarak karşımda dikilen abimin arkadaşı Aras'a donmuş bir şekilde bakıyordum.

"Sana da günaydın Yağmur." aklıma gelenle ellerim gözlerime gitti.

"Çok pardon ya." kekelerken kafamı çevirdim öte yana.

"N'oluyor sabah sabah? Ayrıca çıkmasam içeri girecektin herhalde." dediğinde ona bakmadan elimi ona doğru sallarken cümle kurmaya çalıştım.

"Ne içeri girmesi ya aa? Ayrıca ben bir şey görmedim, gidiyorum." deyip gitmek için kapalı gözlerimle yolumu bulmaya çalışırken arkadan gelen sesle durdum.

"Bir şey görmedin zaten Yağmur, görmedin." sert ve uyarıcı sesiyle yutkundum.

"Görmedim." deyip gidecekken yine konuştu.

"Yağmur sen iyi misin kızım, görmedin zaten çünkü üzerimi fark ettiysen ki etmemişsin giydim de çıktım. Manyak mısın nesin anlamadım." deyip yanımdan geçip mutfağa girdi.

Ağzım ikinci bir şaşkınlıkla açılırken peşinden gittim.

"Pardon da senin bizim evde ne işin var ve neden banyomuzdasın? Bir de bana manyak diyorsun. Abim nerede ayrıca?"

Su içtiği bardağı tezgaha koyarken bana dönüp çemkirdi.

"Kızım nefes alsana önce. Sen her gün böyle misin gerçekten? Huysuz, dengesiz..?" derken cevap beklercesine kafasını salladı iki yana.

"Duşa girmediğim için üzerimdeki gerginliği sorgulama sakın. Valla atlarım üstüne." ben de ona çemkirirken kapının açılmasıyla arkamı döndüm.

"Günaydın millet, sonunda uyanmış bizim besleme." yanımdan geçerken bacağıma vurduğu tekmeyle göz devirirken ona da çemkirdim.

"Neredeydin acaba sen?" dediğimde dönüp bir bana bir de Aras abiye baktı.

"Harbi salak bu kız." dediğinde elindeki poşeti kaldırıp indirdi.

"Neredeydim acaba ben?" dedikten sonra aldığı limonlardan birini kafama attığında refleksle kafamı çevirecekken yüzümün önüne engel olan ellerle doğruldum.

Aras limonu tutup tezgaha geri koydu.

"Nimetle oynanmaz oğlum, sana bunu öğretemedik mi biz?"

Abim gülerken kahvaltı hazırlamak üzere işe koyuldu. Aras da bir ona yardım ediyor bir telefonuna bakıyordu.

Hazır benimle uğraşmayı unutmuşlarken ben de masaya oturmuş elma yiyordum.

"Şşt, lan Aras abi. Yenge mi yaptın bize?" attığım lafa kaşlarının altından keskin bir bakış atmasıyla göz devirdim.

"Yağmur yıllardır ya abi ya da Aras diyorsun çocuğa. Karar ver artık." diye isyan eden abime elmanın çöpünü fırlattım.

"Onca zaman bu dengesizliğine alıştık Hakan, bırak ne derse desin." kafasını kaldırmadan konuşan Aras'a burun kıvırırken yalan gülümsemeyle konuştum.

"Arascım çok haklı, zaten aramızda iki yaş var abi de derim ismiyle de seslenirim. Değil mi Arascım?" dediğimde bana yan bakış atıp yanıma gelmiş ve kafama vurmuştu.

"Aynen kankacım. Şunu da belirtmek isterim ki insanlar kalktığında elini yüzünü yıkar ama görüyorum ki sen yıkamadan elmaya gömüldün." deyip abime yardım için gittiğinde aklıma gelenle kaşlarım çatıldı.

"Sen ne demeye çalıyorsun, insan değil miyim ben?" çemkirmeme aldırış etmeden omuz silkti.

"Ağzımdan öyle bir şey çıkmadı, nasıl yorumlarsan." deyip sırıttığında aklıma gelenle güldüm. Elime düşmüşlerdi.

"Bu arada ben uyumadan önce evde yalnızdım, neredeydiniz lan siz?"

"Sana ne kardeşim?" diyen abime karşı ofladım.

"Annemlere diyeceğim sizi." dediğimde abim hızla bana döndü.

"Her halta o fındık burnunu sokma, koparırım." derken elindeki bıçağı havada sallıyordu.

"Ben de seni çok seviyorum abi. Evet, sizi dinliyorum." dediğimde sırıtarak bakıyordum.

"Konsere gittik, oradan da bizim çocuklarla kafa dağıttık." diyen Aras abiye gözlerimi kısarak baktım.

"Nasıl kafa dağıtmak bu, abim biraz saklıyor gibi?"

"Beklediğin gibi mekânlarda değil seni küçük. Denize açıldık biraz." dediğinde arkadan abim baktı.

"Bilmek zorunda değildin! Aras'ı da böyle şeylerde kullanma, fena olur." sahte tehdidiyle yan sırıttım.

"He he aynen." dediğimde Aras abi, abime döndü.

"Sussun diye, yoksa tüm gün soracaktı." derken çayı masaya koydu.

"Haklısın." diye masaya oturan abimle Aras abiye sinirle baktım. Gıcıktı ikisi de, al birini vur ötekine.

Aklıma gelenle Aras abiye döndüm.

"Arascım, sen neden burada kaldın gece?" ismiyle seslenmeme ilk zamanlar kızardı ama zamanla bu karışık hitaplarıma alışmıştı. İsterse alışmasın, umurumda olmazdı.

Gözümü açtığımdan beri yanımızda olan biriydi, ailemizden biriydi o artık o yüzden abime nasıl davranıyorsam ona da öyle davranıyordum. Çoğunlukla gıcık ve hep kavgacı bir kardeş ama en çok da seven kardeşiydim onların.

"Bizimkilerle kavga ettim, ondan." derken yüzü ciddileşti yine.

"Sen her şeyi sormak zorunda mısın?" diyerek ağzıma kocaman ekmek tıkan abime baktım göz ucuyla. Ağzımdaki ekmeği çıkarıp konuştum.

"Pardon ya ne bileyim ben kavga ettiklerini, yine sıradan birbirinizde kalma olayı sandım da sordum."

İkisi de bir şey dememiş ve yemeklerine dönmüşlerdi. Telefonuma gelen bildirime baktığımda sırıtarak karşı tarafa yanıt veriyordum.

Otuz iki diş gülerken masaya koyduğum telefondan sonra kafamı kaldırmamla bana bakan iki erkekle gülümsemem yüzümde dondu.

"N'oluyor be?" dedim şaşkınlıkla.

"Hayırdır kim o?" diyen abime baktım.

"Sana ne canım abim?" derken yanımda duran telefonu kapan Aras'a baktım sinirle.

"Verir misin telefonumu?" derken masadan kalkıp tepesine bindim.

"Hayır kankacım, veremem. Bakalım kimmiş?" deyip açtığı ekranda kilitle karşılaştığında telefonu abime attı.

Sinirden gözlerim dolarken abime yürüyecekken belimden tutan Arasla kala kaldım.

"Bırak beni, abi sen de ver şunu bana!" bağırsam da dinlememişlerdi. İkisi de bundan hoşlanmadığımı çok iyi biliyordu, normalde yapmazlardı ama bugün üzerlerine fazla gittiğim için bir nevi intikam amaçlı yapıyorlardı bunu.

"Şifreni düşünelim bir." şifremi denerken ben de Aras'tan kurtulmaya çalışıyordum.

"Ya bıraksana beni!" karnına vursam da bırakmıyordu. En sonunda elini ısırmamla beni bırakmıştı. Abimin üzerine atladığımda sandalyeden ikimiz de düşmüştük.

Fırlayan telefonumu sürünerek aldığımda abime bir tane yumruk çakıp orayı terk etmiştim.

Sinirle odaya girdiğimde yerdeki toplamadan çıktığım nevresimi tekmeledim.

Balkonuma çıkıp derin nefes alıp verirken kendime gelmeye çalışıyordum.

Ne diye kurcalamak istersiniz ki telefonumu, yavşaklar!

İçeri girip yatağımı toplarken kapım tıklandı. Ses etmedim.

Tekrar tıklandığında yine seslenmedim.

"Yağmur, aç konuşalım." diyen abimdi.

"Defol git." dediğimde yine açmamı istemiş ama açmamıştım. Tekrar tıklandığında sinirle kalkıp kapıyı açmıştım ama bu sefer karşımda duran abim değil Aras'tı.

"Ne var?!" çemkirirken içeri girmiş ve kapıyı kapatmıştı arkasından.

"Konuşalım." derken yatağıma oturdu.

"İzin verdim mi gir diye?" tek kaşımı kaldırırken yüzüne bakmış ve bir cevap beklemiştim ama beni dikkate almamıştı.

"Az önce eşeklik ettik, sabahtan beri bizimle uğraştığın için biz de seninle uğraşmak istedik. Kusura bakma, sinir olacağını bile bile yaptık." dediğinde kapıyı gösterdim.

"Tamam, çık." dediğimde ayağa kalkıp kapıya yürümüştü.

Çıkacakken durup bana baktı.

Topuz yaptığım saçımdan tutup çekiştirdi.

"Kuru kuruya özür yok hanımefendi." deyip çıktığında peşinden koşup sırtına atladım.

"O öyle yapılmaz aslanım!" deyip çekiştirdim saçlarını. Abim beni üzerinden alırken odama bırakıp kapıyı üzerime kapattı.

Keyifle gülerken masama gidip tarağımı aldım elime. Saçlarımı taradıktan sonra bornozumu alıp duşa girdim.

*

Nasıldı ilk bölüm?

Umarım beğenmişsinizdir.

İçerik kısmında bahsettim ama yine belirtmek istiyorum. Klişeler olacak o yüzden rahatsızlık duyanlar olacaksa bilgisi olsun. Eğlencesine yazdığım bir kitaptır.

Görüşürüz.

23.07.24 Güncellemesi

Normalde Wattpadde yayımladığım ve 253 bin küsur okunmaya ulaşmış ve henüz finali olmamış tamamlanmaya doğru giden bir kitaptı fakat yaşanan aksaklıklardan dolayı buraya taşıdım kitabı. Finale ulaşmamış kitabımı geri dönene kadar, umarım, buradan devam ettireceğim.

Bölüm sonu

5 yorum