Sanki bütün dünya sözleşmişler de benim hayatımı mahvetmek ister gibiydi.Kaç gündür gitmediğim şirket kalmamıştı. Her gittiğimde yerde ismimi, soyismimi duyduklarında işe alamayacaklarını söylüyorlardı.
Mustafa bey gerçektende dedini yapmıştı her yere nasıl haber yolladıysa kimse beni işe almak istemiyordu.
Oysa benim şuan gerçekten işe çok ihtiyacım vardı. Sonuçta 1 yıl sonunda Erkan'dan ayrıldıktan sonra bir düzen kurmam gerekiyordu. Bu 1 yılın sonunda gidecek bir evim bile yoktu. Babam evimizi bile satmıştı.
Ama yok Mustafa bey çalışmama izin vermiyordu.
Resmen bunların kölesi gibi olmuştum.
Sesimi bile çıkaramıyordum. Çünkü ben hiç bir zaman öyle bağırıp, yada kendimi cesaretli bulup, korkusuz bir şekilde kendimi ifade edemiyordum.
Buna en büyük sebep ise babamdı çünkü o her zaman beni ezmeyi terci ettiği için, bende ondan korktuğum için şimdi ne söylense susup kabul ediyordum...
Garip kalmışım içlerin de, kimsesiz Zübeyde olarak yaşıyorum içlerinde.
Tıpkı gurbet düşmüşüm gibiyim.
Çünkü onlarla aramızda gerekten dağlar var ben insanları kırmamak için uğraşırken onlar kırmaktan çekilmiyorlardı.
Babam üç kuruş için beni satıp kendi rahattı için yaşarken benim büyük bir derde atmıştı. Şimdi sudan çıkmış bir balık gibi çırpınıyorum, yaşamak için kedime yol arıyorum.
Bu sabah da umutlu olduğum son şirkete de gittiğimde aynı şekilde alınmayınca artık tamamen umudum kalmamıştı.
Ama daha fazla böyle olmayacak buna bir çare bulacağım sonuçta kendime düzen kurmak zorundayım.
Şimdi ise yolda Erkan'ın yanına şirkete gidiyordum.
Buna bir çare kendisi bulacak sonuçta düşünmesi lazım ayrıldığımız dan sonra benim düzen kurmam gerektiğini bilmesi lazım ve babasıyla konuşmalı. Bu saçma şeye biran önce bir son verdirmeli. Şirkete 10 dakikalı uzaklıkta olan yerde dolmuş durunca indim ve yürümeye başladım.
Zamanında çalıştığımda kendime birazda olsa biriktirdiğim bir param vardı ve onun kullanıyordum. Bu sebeple çok çarçur etmemek için dolmuşa binmiştim sonuçta bu paranın beni 1 yıl götürmesi lazım gerçi 1 yılda değil 2 aylık evli olduğumuz için geriye 10 ay kalmıştı ve bu paranın da bana yetmesi lazım.
Nede olsa Erkan dan para alacak halim yok ne kadar eşim olsada sonuçta anlaşmalı bir evlilik ve benim ondan hiç bir beklentim yok. Olmazdı da zaten bana sürekli paraya düşkün biriymişim gibi davranıyordu.
Şirkete girip Erkan'ın odasının olduğu 10. Kata çıktığımda kapının önünde olan asistanını gördüğümde şaşırmıştım, çünkü asistanın benim yakın arkadaşım Kader di.
Ona doğru gittiğimde benim gördüğünde hemen ayağa kalktı. "Zübeyde hoş geldin"diyip sarıldığında bende karşılık verdim.
"Hoş buldum canım..... seni burada asistan olarak beklemiyordum açıkçası"
"Mustafa bey öyle istedi."dediğinde şaşırmıştım kim bilir mustafa bey gene ne peşindeydi.
"Anladım canım. Erkan odasında mı"
"O toplantı odasında birazdan çıkarlar zaten. Gel birlikte bir kahve içelim zaten o zamana kadarda toplantı bitmiş olur"dediğinde peki diyip bilikte onun masanın orda oturduk.
"Eee neler yapıyorsun evlilik nasıl gidiyor.... alışa bildin mi"diye sorduğunda Kader bir süre öyle durdum. Nasıl bir cevap vermem gerektiğini bile bilmiyorum. Zaten şirkete Erkan'la evli olduğumu bilen tek kişi Kader di oda benim yakın arkadaşım olduğu için. Babamın beni zorla verdiğini biliyordu ama para karşılığında sattığını ve Erkan'la sözleşmeli bir evlilik olduğunu bilmiyordu.
"İyi gidiyor alıştım"diye tam cevap verecekken toplantı odasının kapısının açılmasıyla yalan söylemekten kurtulmuştum. Oda dan ilk Erkan ve arkasında Mustafa beyin sürekli iş yaptığı Zafer bey çıkmıştı.
Birlikte konuşa konuşa gelirken Zafer bey beni gördüğünde gülerek bana doğu geldi.
"Zübeyde uzun zamandır yoktun seni görmek ne güzel"dediğinde hafif bir şekilde tebessüm ettim.
"Teşekküre ederim Zafer bey.... işten ayrıldığım için yoktum"
"Önce bana Zafer bey dememen konusunda çokça seni uyardım bana Zafer amca de"dediğin de tekrar gülmüştüm Zafer bey Mustafa beyle aynı yaştaydı ama her zaman şirkete geldiğinde beni görür ve kızı gibi sevdiğini ve ona bey demem yerine amca demem konusunda çokça uyarırdı.
Gerçi Mustafa beyde bana her zaman iyi davranırdı ama onu amacı oğluyla evlenemem içinmiş.
"Açıkçası işten ayrılmana sevindim biliyorsun her zaman seni kendi şirketim de görmek istemişimdir. Eğer bir yerde çalışmıyorsa şirketim de çalışmanı isterim"dediğinde sevinçten gözlerimin parladığına eminim. Ben onca yere gitmiştim kimse beni işe almazken Zafer bey bana iş teklifinde bulunmuştu.
Ve ben bu fırsattı tabikide kaçıramazdım.
"Eşim çalışmayı düşünmüyor Zafer bey"diye konuştuğunda Erkan şaşkın gözlerle ona baktım ne demek düşünmüyor ben kaç gündür iş bulmak için çabalarken Eşim çalışmayı düşünmüyor diyordu.
"Eşin derken Erkan"diye şaşkın bir şekilede sordu Zafer bey. E haklı olarak sorar kimse Erkan'la evlendiğimizi bilmiyordu ki.
"Evet eşim.... Zübeyde'le 2 ay önce evlendik"
"Baban çok zeki bir adam Erkan.... tebrik ederim"dediğinde anlamaz şekilde Zafer beye baktım baban çok zeki demişti ama neden.
"Zübeyde canım sen odama geç ben Zafer beyi geçirip geliyorum"dediğinde ona kızgın gözlerle baktım. İşi almama engel olduğu yetmezmiş gibi bir de yalandan kibar adam rollerine giriyordu.
Bir şey söylemeden odaya girdiğimde kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Bu adam neden böyle yaparak işe gitmeme engel oluyordu ki.
Erkan odaya grip beni görmeden gelip sandalyesine geçip oturdu.
"Erkan kaç gündür iş aradığımı biliyorsun"diye çok sayılmayacak şekilde sesimi yükselterek direkt konuya girerek konuştum.
"Eee yani"diye umursamaz bir şekilde konuşup bilgisayarıyla uğraşıyordu.
"Ne demek ee baban her gittiğim yere nasıl haber yollamışsa kimse beni işe almıyor.... şimdi ise Zafer bey bana iş sunarken sen buna izin vermedin"
"Zübeyde çok işim var konuşman bittiyse çık artık"dediğinde sanki başımdan aşağı kaynar su dökülmüş gibi hissettim. Bu nasıl bu kadar umursamaz ve rahat olabiliyor.
"Şaka gibisin beni duymuyor musun? Babana söyle engel ol iş bulmama izin vermiyor"diye bu kez bağırmıştım. Beni. Bağırmamla Erkan sinirle hemen ayağa kalktı.
"Yeter bağırmayı kes. Ne bu şımarıklık böyle.... kaç gündür iş, iş, iş.... sen ne almaz bir kadınsın kiminle evli olduğunu ve kimin soyismini taşıdığının farkına var. Ne sanıyorsun bu soyismini taşıdığın sürecek gidip bir yerde çalışabileceğini mi? Senin gidip bizi rezil etmene ne ben izin veririm nede babam"dediğinde yutkunmaktam zorlanmıştım. Neden böyle yapıyor ki bu adam. Benim işe ihtiyacım var bu 10 ayın sonunda kendime düzen kurmam gerekiyordu ve bunu oda biliyordu.
"Ben sizi rezil edecek bir şey yapmadım, yapmamda. Ama sende şunu anla sende ayrılıktan sonra benim kendi düzenimi kurmam için işe ihtiyacım var"dediğimde sanki yanlış bir şey söylemişim gibi Erkan üzerime doğru gelmeye başladı o geldikçe ben geri geri gitmeye başladım çünkü gözleri gerçektende korkunç bakıyordu ve beni korkutuyordu.
Sırtım duvarla birleşince daha fazla kaçacak yerim kalmamıştı. Erkan beni duvarla kendi arasına sıkıştırıp bir süre öylece yüzüme baktı.
"Sabrımı zorluyorsun.... gerçekten sabrımı zorluyorsun böyle bakma... gerçekten mahsumuşsun gibi bakma... bu beni çıldırtıyor.... sanki ben değil de sen bu evliliğe mecbur bırakılmış gibi bakma.... mahsum gibi görünmeyi kes artık.... kes sana olan nefretimi daha fazla büyütme "dediğinde gözlerim dolmuştu. Ben Erkan'ın nefretini hakedecek ne yapmış olabilirim ki bana böyle söylüyor. Hem bu evliliğe ben mecbur bırakıldım. Ben satıldım nefret etmesi gereken ben ken o benden nefret ediyordu. Daha fazla konuşup ondan canımı yakacak sözler duymak istemediğimden yanında geçip çıktım şirketten.
Ben mecbur bırakılmıştım bu evliliğe ben. O nasıl mecbur bırakılmış olabilirki. Tabi ya babası kesin mirasından men edeceğini söylemiştir oda parasını kaybetmemek için evlenmiştir.... bir de bana para çözmüşüm gibi davranır asıl o para göz
