Merhabalar
Yazım yanlışı varsa şimdiden kusura bakmayın iyi okumalar.
(BERDEL-TÖRE)
"Bazı insanlar bize armağandır, bazıları ise ders."
💎💎💎
Sabah gözlerimi delip geçen güneş ışığı ile açmıştım banyoda işlerimi bitirdikten sonra mutfağa adımladım ve tek kişilik bir kahvaltı hazırladım. Bulaşıkları makineye doldurup çalıştırdım salona geldiğimde sehpa da unuttuğum kadehleri es geçtim. Tekrar banyoya adımladım ve dün giydiğim elbiseleri de makineye atıp oradan odama çıkıp hazırlanmaya başladım.
Üstüme siyah V yaka dekolteli omuz detayları olan önünden ipli bir bluz ve altıma mini siyahlı grili kalem etek giydim. Saçımı yukarıdan topuz yaptım ve ayağıma siyah stilettolarımı giydim ve hafif makyaj yaptım. Çantamı aldım, yüzük ve kolyemi taktığıma göre artık hazırdım, çıkabilirim. İş görüşmesine gidecektim çok heyecanlıyım inşallah güzel geçer diye dua ediyordum.
Arabama bindim, çantamı yan koltuğa koydum kemerimi taktım ve arabayı çalıştırdım vitesi D yaptım el frenini indirdim çevreme baktım araba yoktu artık çıkabilirdim. Yarım saatlik bir yolum vardı o yüzden radyoyu açmaya karar verdim ve ilk çıkan şarkıyı söyleyerek yoluma devam ettim. "Serdar Ortaç - mesafe"
Bir zamanlar sevdiğin
Aşkı bildiğin günler oldu mu?
Çok eğlenerek söylüyordum oturduğum yerden de dans ediyordum bu sabah her şey olması gerektiği gibi, sorunsuzdu.
Bana güller verdiğin
Tatlı nameler gerçek oldu mu?
Bir zamanlar sevdiğin
Aşkı bildiğin günler oldu mu?
Bana güller verdiğin
atlı nameler mevsim oldu mu?
Hiç yüzünden darılmak
Her güzel şeye alınmak
Bitik ve mutsuz anılmak
Alın yazımsa, sildim çoktan
Peşimdem gelirsen
Aşk için direnirsen
Nerede yanlış bilirsen
Çözmeyi düşünürsen
Belki bir gün bulursun
Ama sen onu da unutursun
Boş ver, boşver
Nakarata geldiğimde sesim daha fazla çıkmıştı ve ben mutluydum çevremdeki arabaları takmadan yoluma devam ediyordum.
Yüreğinden yaralı, bizim hikayemiz
Kaderimden kalanı, silsem de gitmiyor
İki sohbet aralı, bütün mesafemiz
Geldim anlamıyor
Yüreğinden yaralı, bizim hikayemiz
Kaderimden kalanı, silsem de gitmiyor
İki sohbet aralı, bütün mesafemiz
Sevdim anlamıyor
Şarkının yarısında kapatarak yoluma baktım ne kadar enerjik olsam da sabah sabah başımın ağrımasını istemiyordum.
Artık şirketteydim radyoyu kapattım ve arabayı düzgünce park ettikten sonra kitleyip şirkete adımladım.
Türkiye'nin sayılı şirketlerinden birine iş görüşmesine gelmiştim çok heyecanlıyım evde olduğu gibi burada da görüşme yapacağım odaya adımlarken dua ediyordum bu iş benim için çok önemliydi. Görüşme yapacağım odaya geldim ama kimse yoktu asistan olduğunu tahmin ettiğim kadın Bora beyin birazdan geleceğini söylemişti kafama takılan şey neden kendisi benimle iş görüşmesi yapıyordu? Hiçbir yerde şirketin sahibinin bizzat iş görüşmesi yaptığını görmemiştim. Ayrıca kendisini bir yerden tanıyor gibiyim ama çıkaramıyorum.
Bora beyin odaya girmesiyle odaya erkeksi kokusu yayıldı ve ben sarhoş olmadan kendimi toparladım ve hemen ayağa kalktım el sıkışıp eliyle koltuğu gösterdi kendisi oturunca bende karşısına oturdum eline Cv'yi aldı ve incelemeye başladı ben Bora beyi incelerken o Cv'mi inceliyordu.
Bora bey 29 yaşlarında hemen hemen 1.92 boylarında karizmatik iri bir adamdı. Giydiği siyah takım elbiseyle patron olduğu belliydi. Allah'ı vardı çok yakışıklıydı bu işi kapmam lazımdı.
"Sühandan Hanım" adımı duymamla daldığımı anladım ve hemen cevap verdim.
"Buyurun"
"Cv'nizi beğendim size göre pozisyonumuz da mevcut biz size dönüş yapacağız." dedi umarım dönerlerdi.
"Anladım teşekkür ederim." Dedikten sonra kapıya adımladım ve çıktım arayacaklarını sanmıyordum her yerde olduğu gibi burada da arayacağız deyip aramayacaklardı.
Arabama bindim ve direk radyoyu açtım modumun gelmesi gerekiyordu. "Yıldız Tilbe - haberin olsun"
Ben o yâri esasında çok severim
Ben o yâri esasında çok severim
Beni yanlış anlamasın
Yüreğimi dağlamasın
Kalbimi kırsın, gönlü olsun
Haberi olsun
Bu sefer şarkıyı sonuna kadar dinleyecektim Serdar Ortaç'ın şarkısından hiçbir şey anlamamıştım.
Beni yanlış anlamasın
Yüreğimi dağlamasın
Kalbimi kırsın, gönlü olsun
Haberi olsun
Nakarata geldiğimde radyonun sesini biraz daha yükselttim ve arabayı çalıştırdım bağıra bağıra şarkıyı söylerken hiç bir arabayı takmıyordum.
Ben o yâre canımı
Ömrümü, hayatımı
Seve seve her şeyimi
Ben o yâre kalbimi
Yatağımı, döşeğimi
Sererim, haberi olsun
Ben o yâre canımı
Ömrümü, hayatımı
Seve seve her şeyimi
Ben o yâre kalbimi
Yatağımı, döşeğimi
Sererim, haberi olsun
Telefonumu çantamdan çıkarttım ve İrem'i aradım.
İkinci çalışta açmıştı Alo demeden hemen konuştum.
"Bebeğim her zaman gittiğimiz yere gel."
"Sana da merhaba canım ya." dedi gülerek.
"Uzatma bebeğim bekliyorum orda."
"Tamam tamam giyineyim çıkıyorum."
"Tamam öptüm." dedim ve bir şey demesine izin vermeden kapattım.
Onun yüzüne bakınca
Güneş utanır doğmaya
Kalbime girsin, gönlüm olsun
Haberi olsun
Ben o yâre canımı
Ömrümü, hayatımı
Seve seve her şeyimi
Ben o yâre kalbimi
Yatağımı, döşeğimi
Sererim, haberi olsun
Sahilde oturup İrem'i bekledim. Yaklaşık yarım saat sonra elinde çıtır çıtır gevreklerle geliyordu yani simitle çünkü İzmir insanı simite gevrek derlerdi bende alışmıştım artık.
"Hoş geldin canım." dedim kalkasım yoktu yerimi bulmuştum o yüzden oturarak kollarımı yukarıya kaldırdım sarılmak için onunda altında etek vardı o yüzden eğilemiyordu hemen yanıma oturdu ve sarıldık.
"Hoş buldum canım ne yaptın iş görüşmesini."
"Gittim işte Cv'mi beğendiğini ve bana uygun pozisyonunda olduğunu söyledi ama net bir şey yok biz sizi ararız dedi." dedim derin bir nefes alarak tekrar konuştum. "Ama bir patron var şirketin sahibi Allah özene bezene yaratmış mübarek çok yakışıklı." ağzımın suyu akarcasına anlatıyordum.
"Belki işe kabul ederler sonra birlikte." dedi ve işaret parmaklarını birbirine sürterek göz kırptı.
"Saçmalama be o kim ben kim adam şirketin sahibi."
"Aman sanki ben bilmiyorum senin de şirketin var gibi." evet doğru söylüyordu hiç görmediğim bir şirket vardı 3 abim ve 1 kardeşim yönetiyordu benimde hissem vardı ama hiç gitmemiştim. 4 yıl önce İzmir'e üniversite için gelmiştim babam ne kadar izin vermese de bavulumu toplayıp gelmiştim alnımın akıyla da mezun olmuştum.
"Aynen bebeğim hiç görmediğim şirket." dedim kınayarak bakıyordum.
"Gördün görmedin ne fark eder var mı şirketin var." dedi sırıtarak.
💎💎💎
Biraz daha konuştuktan sonra ben eve gelmiştim İrem'de işinin olduğunu söylemiş ve gitmişti. Eve girdiğimde direk kendimi banyoya attım ılık bir duş aldıktan sonra mutfağa gittim kahve yaptım ve telefonla oynamaya başladım.
Saat 1'e geliyordu ama benim gözümde daha uyku yoktu aklıma gelen fikirle İrem'i aradım çünkü o benim sadece arkadaşım değil olmaya kız kardeşimdi.
"Bebeğim Burak'larla kulübe gidelim ya çok sıkıldım uykumda yok." dedim bir çırpıda.
"Olur gidelim Burak zaten yanımda diğerlerini de arar söylerim." dedi tamam diyerek kapattım hemen odama çıkıp giyinmeye başladım.
V yaka derin dekolteli, omuzları balon detay ve bakır pulları olan uzun kollu mini bir elbise giydim, top şeklinde olan küpe ve kolyemi taktım. Saçımı da kalın dalga yaptım, siyah el çantamı aldım hazırdım artık çıkabilirdim.
Kulübe gelmiştik Burak beni almaya gelmişti Esma, Yiğit, İrem arkadan gelmişlerdi. Hepimiz boş olan locaya doğru ilerledik ve oturduk yanımıza gelen çocuktan içki istedik ne zamandan beridir böyle bir mekana gelmemiştim ister istemez heyecanlanmıştım bol bol dans edecektim bugün benim en eğlenceli en mutlu günüm olacak tabii efendim diyen iç sesimi kınadım sohbete dahil oldum.
İçkiler geldi çocuk kadehlere doldururken ben kafamda dans teorileri kuruyordum. Herkes eline kadehleri alıp tokuşturdu bende tokuşturduktan sonra içkimden büyük bir yudum aldım. Kulübün ışıklarından dolayı elbisem parlıyordu herkesin dikkatini çekiyordu bana bakanlar vardır diye düşünüyordum ki vardı geldiğimizden beri birkaç kişi ile göz göze gelmiştim bile.
Ayağa kalktığımda başım dönmüyordu daha hâlâ sarhoş olmamıştım İrem'in eline yapışarak kaldırdım birlikte ortaya geldik ve dans etmeye başladık arkada çalan şarkı "Stefano Veccehia - Jag vill bara dansa". Bu barın olmazsa olmazı bu şarkıydı gide gele ezberleniştim.
Birlikte dans ederken herkes bize bakıyordu gözlere aldanmayıp güzelce dans ediyorduk sağ elimizde kadehler vardı sol ellerimizi tutuşuyor değişik hareketlerle dans ediyorduk.
Başım dönmeye başlamıştı sarhoş oluyordum artık ve arkadaşlarımın dediğine göre sarhoşluğum hiç çekilmezmiş o yüzden masaya geçtiğimizde kalkmak istediğimi söyledim ama Burak izin vermemişti ve beni eve bırakıp geri gelecekti.
Eve geldiğim de başım çok dönüyordu kendimi direk koltuğa attım adım attığımda düşecek gibi oluyordum. Yavaş yavaş gözlerim gidiyordu sızmaya başlamıştım kendimi daha fazla yormadan gözlerimi rahat bırakarak sızmaya karar verdim.
💎💎💎
Kapının hayvan gibi çalmasıyla gözlerimi açtım başım çok ağrıyordu hemen ayağa kalktım ama adım atamadan koltuğa geri düştüm, kapı hâlâ hayvan gibi çalıyordu ağzımdan küfür savura savura tekrar ayağa kalktım ve kapıya yeltendim hızla kapıyı açtım karşımda yıllardır görmediğim yüzler vardı burnuma dolan kokularıyla karışmış içki kokusu burnumun direğini sızlatıyordu bu özlem miydi? Yoksa yalnız kaldığım için miydi?
Hepimiz birbirimize şaşkınca bakıyorduk arkalarında genç bir kız vardı tanımıyordum, ilk defa görüyordum siyah dağınık topuzuyla çıtı pıtı bir kızdı kara gözleriyle oda şaşkınca bana bakıyordu. Zorda olsa 5 sene sonra ilk defa o kelimeyi kullanmıştım.
"Abilerim." dedim bana bu kelimeyi söylemek o kadar zor geliyordu ki herkesin aklına abi kelimesi ikinci baba, koruyan, kollayan insan olarak gelir ama bana hayatımı mahveden, baba olamayan koruyamayan, abi bile olamayan, arkamda duramayan biri olarak geliyordu.
"Sühandan-" dedi Azad abim, ilk defa beni gece elbisesiyle ve sarhoş görmüştü hem şaşkın hem kızgın gibiydi.
"Bu halin ne senin içkimi içtin sen." diye bağırmıştı, ona neyse 5 senedir düşünmemişte bugün mü düşünesi tutmuştu.
Boyu uzun olduğundan dolayı kafamı kaldırarak konuşmak zorunda kalıyordum. "Ne varmış halimde, ayrıca evet içki içtik." dedim.
Mirzan abim hemen lafa atladı "sorunda bu zaten halinde hiç bir şey yok yani elbisenin alt kısmı gibi mesela." diye bağırdı ürkmüştüm ama belli etmeden hâlâ dik dik bakıyordum. "Neyse içeri girelim mahalle bizi dinliyor sabahın 6'sında." deyip "hem önemli konumuz var o yüzden geldik buraya." dedi son cümlesini Azad abime bakarak söylemişti. Ben hiç buyurun geçin demeden hemen içeri girdiler salona geçtiklerin de iki tarafa atılmış topuklu ayakkabılarım, çantam, sehpanın üstünde 2 gün önceden kalma iki kadeh ve içki şişesi vardı.
Abilerim yerdeki ayakkabıma, çantama ve sehpaya bakıp ardından bana kaşları çatık şekilde bakıyorlardı. Nedense eskiden hiç susmayan Ferman hiç konuşmamıştı 5 sene önce bana hep arkandayım bunu hiç unutma demişti onu o kadar çok özlemiştim ki hemen hiçbirine sarılmadan direk Ferman'ın yanına gidip kollarımı boynuna doladım "Fermanım seni çok özledim." dedim ve göz yaşlarım sel olarak akmaya başlamıştı. Ferman'da hiç beklemeden kollarını belime doladı birbirimize özlemle sarılıyorduk. Birbirimizden ayrıldığımızda gözlerim hala yaşlıydı ellerimle göz yaşlarımı sildim ve ayakkabılarımı giydim abimler bana anlamayarak bakıyorlardı hiçbirine bir şey demeden koltuğa oturdum kafamı geriye attım başım çok ağrıyordu. Abimlerin de oturduğunu yan tarafımın çöktüğünden anlamıştım.
Mirzan abim konuşacakken durdurdum ve mutfağa gittim ağrı kesici, su alıp geri geldim, Abimleri ve yanlarındaki hiç tanımadığım kızı takmadan ağrı kesicimi içtim ve konuşmaya başladım "bu zamana kadar Ferman hariç ha bide babamın beni umursamasa da gönderdiği korumalar hariç hiçbiriniz ne aradınız ne sordunuz Mardin'den gitmeden önce hepiniz benim için canınızı veriyordunuz sözde." dedim son kelimemi bastıra bastıra söylemiştim abimlerin kaşları çatılmıştı yanlarındaki kız da bana şaşkınca bakıyordu haklıydım bir şey diyemiyorlardı "şimdi konu Ferman yada başka biri değilse gidin lütfen çünkü beni şu saatten sonra Ferman'dan başkası ilgilendirmiyor." dedim Fermana bakıp gülerek oda bana gülüyordu ama son söylediğim yüzünü düşürmüştü.
Demirhan abim ilk defa konuşmuştu "konu tam olarak Ferman ve Zilan'ı ilgilendiriyor." dedi Ferman'a ve yanındaki kıza bakarak demek ki kızın adı Zilan'dı.
"Ben Zilan." dedi kız başı eğik bir şekilde sesi incecik ve kısıktı.
"Neden yüzüme bakmıyorsun." diye sordum kıza kafasını kaldırıp bana baktı ve gözünden yaş döküldü ayağa kalktım, peçete getirdim ve önüne çöküp elimi dizine koydum "Ne derdin var, neden ağlıyorsun bilmiyorum ama biri için ağlıyorsan ağlama değmez." dedim ye peçeteyle göz yaşlarını sildim. Abimler ve Ferman bize bakıyorlardı. "Ben zamanında çok ağladım" dedim durdum ve bakışlarımı abimlerin bakışlarına değdirdim "ama değmezmiş değmiyor yani." dedim ve ayağa kalktım koltuğa oturdum. "Kim için akıyorsa o yaşlar değmez, ağlayanlardan değil ağlatanlardan olacaksın. Ağlıyorsan da değer bilen için, gönlünü alan için ağlayacaksın." deyip özlü sözümü de bıraktım.
"Sühandan, Ferman Zilan'ı kaçırmış." dedi Mirzan abim şok içinde Ferman ve Zilan'a bakıyordum böyle bir şey duymayı beklemiyordum.
"Zorla bir şey olmadı bende kaçtım, birlikte karar verdik." dedi Zilan Ferman'ı korumak isteyerek.
"Töreleri biliyorsun belki de unutmuşsundur. Ferman Karacahan aşiretinin kızını kaçırdı ailesi de ya ölüm ya berdel diyor. Şimdi bizimle Ferman'ı kurtarmak için Mardin'e geleceksin." dedi Azad abim gayet de ciddiydi zaten şaka yaptığını hiçbir zaman görmemiştim şaşırmış bir şekilde hepsinin yüzlerine baktım.
Nasıl yani hiç bilmediğim, tanımadığım bir adamla mı evlenecektim?
Hızla ayağa kalktım "ben hiçbir yere gelmiyorum benim evim, arkadaşlarım, ailem burada." dedim ve elimle kapıyı gösterdim "şimdi lütfen gidin evimden." dedim, kibarca kovmuştum.
"Kes sesini bizimle geleceksin dedim nokta şimdi git üstünü değiştir ve düzgün bir şeyler giy." dedi Azad abim kaşları çatıktı ve dişlerini sıkarak konuşuyordu.
"Gelmiyorum ben hiçbir yere gidiyorsanız siz gidin umurumda değilsiniz." dedim ve koltuğa oturdum.
Azad abim gelip kolumdan tutup kaldırdı kolumu sıktığı için çok canım acıyordu. "Geleceksin diyorsam geleceksin yürü git giyin şimdi." dedi ve beni merdivenlere doğru savurdu.
Hiçbir şey demeden yukarı odama çıktım abimlere inat onların hiç istemeyeceği tarzda giyinecektim.
Ne kadar dar ve rahatsız olduğunu bilsem de abimlere inat bu elbisemi seçmiştim. Siyah kot gömlek tarzı mini, uzun kollu elbisemi giydim, hafif ince topuklu siyah stilettolarımı giydim ama hiç rahat değildi bu yol nasıl biterdi diye düşünerekten ayrı bir poşete spor ayakkabılarımı sıkıştırdım ayrıca ne olur ne olmaz diye de ayrı küçük bir bavul hazırladım. Saçımı topuz yapıp ön kısımlardan ayırdım, dünden kalma makyajımı sildim ve yenisini yaptım ardından elime siyah çantamı alıp aşağıya indim.
Merdivenden inerken topuklu ayakkabımın sesi ve bavulun tekerlek sesi ile bana döndüler. Anında hepsinin kaşları çatılmıştı hepsi de aynı anda üzerimi süzdüler onları aldırmadan mutfağa gitti ve gazı kontrol ettim ardından üçlünün fişini çektim ve portmantoya ilerledim anahtarımı aldım ve "hadi gidelim şu lanet yere" dedim ve bavulu abimlerin taşıması için bırakıp çıktım abimler de arkamdan geliyordu. Garaja doğru ilerlerken abimin sesiyle durdum.
"Bizimle geleceksin kendi arabanla gidemezsin." dedi bende cevap vermeden yüzümü asarak onların arabasına bindim abimde bavulu bagaja koyup arabaya bindi.
Ferman ve Zilan arkamızda Azad, Mirzan ve Demirhan abimle de ben önden gidiyorduk hem kızı kaçırmış diyorlar hem de baş başa bırakıyorlardı gerçekten anlamamıştım.
"Ben sana düzgün kıyafet giy dedim senin düzgün anlayışın bu mu Sühandan?" dedi Azad abim gözü yoldaydı mahalleden çıkıyordu.
"5 seneden beri arayıp sormamışsın şimdi bir anda hayatıma girip bana karışamazsın- ay pardon karışamazsınız." dedim hepsine birden bakmıştım. Ardından bakışlarımı cama çevirdim ve yolu izlemeye başladım.
💎💎💎
Yaklaşık 4 saattir yoldaydık elbiseden dolayı daralmıştım telefonuma baktım ne mesaj vardı ne bir şey İrem'inde hiçbir şeyden haberi yoktu bir an önce anlatmam gerekiyordu olan bitenleri.
Kafamı arabayı süren Azad abime çevirdim "acıktım ben bir yerde duralım." dedim arabayı ben kullanmış olsaydım şimdiye çok mola vermiştim. Abim bir şey demeden yola devam etti aradan geçen yarım saatten sonra bir mekânda durmuştuk. Şirin bir mekâna benziyordu konsepti oldukça tanıdık geliyordu ama bu yol kenarında daha önce bir şey yemediğime emindim.
Arabadan indiğimde iyice bir gerindim tabii ki elbisem fazlasına izin vermemişti. Abimleri hiç beklemeden mekândan içeri girdim ve büyük bir masaya oturdum bacak bacak üstüne attım karşıdan gelen abimler beni kesecekmiş gibi bakıyordu.
Hepimiz oturduğumuz da abim serpme kahvaltı söylemişti. Masa yavaş yavaş dolarken omzuma dokunan ellerle irkildim. Kafamı kaldırıp baktığımda gördüğüm yüzle hemen ayağa kalktım. "Atakan senin ne işin var burada." derken kollarımı boynuna doladım oda hemen kollarını belime sardı bu mekânın Atakan'a ait olduğu hiç aklıma gelmemişti.
"Ben burayı devraldım 3 4 ay oldu, asıl senin burada ne işin var." dedi benden ayrıldı ve bakışlarını abimlere çevirdi bende abimlere baktığımda kaşları her zaman ki gibi çatıktı.
Yüzümü buruşturarak "Mardin'e gidiyorum." dedim. Atakan gözlerini kocaman açarak ne kadar şaşırdığını belli ediyordu.
"Mardin'e mi?" diye sordu inanamayarak haklıydı bende kendime inanamıyordum.
"Evet maalesef Mardin'e." dedim bakışlarımı abimler de dolaştırıp Atakan'a döndüm "istemeyerek gidiyorum zaten 2 güne dönerim fazla bir işim yok zaten benim ailem Mardin'de değil İzmir'de." dedim tekrar abimlere bakıyordum.
"Anladım bir şey olursa ara istersen hep yanındayım biliyorsun." dedi ve oda abimlere baktı "ama numaramı değiştirdim yenisini veririm konuşuruz." dedi ve göz kırptı bende resmen kahkaha attım.
"Atakan valla hiç değişmemişsin ya aynısın." dedim ve kolumu kaslı omzuna koydum ama boyundan dolayı bu pekte mümkün olmamıştı "gel birlikte oturalım özledim seni." dedim hiç abimleri takmıyordum çünkü onları ilgilendirmiyordu benim hayatım.
"Oturayım bende seni çok özledim minik pandam." dedi ben yine kahkaha atarken masaya oturmuştuk.
Ben kahvaltımı ederken telefonum çalmıştı ve arayan İrem'di direk ağzımdaki lokmayı yutar yutmaz telefonu cevapladım.
-Alo!
-Alo kızım neredesin eve geldim yoksun arıyorum arıyorum açan yok.
-Benim acil işim çıktıda Mardin'e gidiyorum anahtar vardı zaten sende ev sana emanet.
-Ben anahtarı kaybettim.
-Tamam canım sıkıntı yok Burak'ta vardı.
-He tamam o zaman ben alırım ondan.
-Tamam tatlım hadi görüşürüz.
-Görüşürüz bebeğim.
dedik ve telefonu kapattım abimler ve Atakan ne oldu der gibi bana bakıyorlardı. Hepsine bakarak "İrem arkadaşım yani gelmişte kapıyı açan olmayınca merak etmiş onun için aramış." dedim kısaca.
"Burak anahtar falan dedin o ne iş." dedi Ferman.
"İrem'de evimin anahtarı vardı da kaybetmiş bende Burak'ta var dedim tamam dedi bu kadar." dedim ve elime aldığım ekmeği reçele bandırdım.
"Senin evinin anahtarının Burak denilen adamın elinde ne işi var?" diye sordu Mirzan abim ve çayından içti.
"Ara sıra gelip kalıyordu bende anahtarı yaptır ikide bir beni kaldırma dedim ona oda çektirmiş kendine İrem'e falan." dedim yüzüne bakmadan ve bende çayımı içtim.
"Konuşacağız bu meseleyi Sühandan." dedi Mirzan abim sadece kafamı sallamakla yetindim ve Atakan'la sohbete başladık.
"Ee pandam ne var ne yok doydun mu?" diye sordu gülerek bende hemen kafamı salladım "o zaman en sevdiğin tatlıyı yersin." dedi sevdiğim tatlıyı yeme heyecanıyla gözlerim kocaman oldu.
"Tabii ki yerim buda sorumu." dedim ve ardından genç garson masayı topladı arkasından gelen garsonda elinde frambuazlı cheesecake ile gelince gözlerim büyümüştü "unutmamışsın" dedim kısık sesle ama herkesin duyduğuna emindim. Garson tabağı koyduğunda afiyet olsun deyip gitmişti.
Atakan işaret parmağını frambuaz sosuna batırdı ve ardından burnuma sürdü gülerek "unutmam." dedi çok sevinmiştim bana değer veriyordu ne zamandan beri konuşamasak da sanki hiç kopmamış gibiydik.
Atakan'la biraz daha sohbet ettikten sonra yerinde huzursuzca kıpırdadı ve kulağıma yanaştı bir şey diyecekken Azad abim böldü "ne söyleyeceksen dışardan söyle bizde duyalım." dedi gözümü devirip Atakan'a kafamı söyle anlamında salladım.
"Yok bir şey ya yani önemli bir şey değildi söyleyeceğim şey." deyip lafı dolandırdı ne diyecekti acaba diye düşünmeden edemiyordum ve hemen konuya girdim.
"Atakan çekinecek bir şeyim yok senin de yok söyleyebilirsin." dedim ve abimlere baktım onlarda bize bakıyorlardı hepsinin bakışlarıyla bakışlarım kesişmişti ve Atakan'a tekrar döndüm "ayrıca Konu ne olursa olsun karışamazlar 5 sene önce en zor anımda bırakanlar bu saatten sonra benim hayatımda yeri olamaz." dedim hepsi gerilmişti masadaki sessizlikten anlıyordum.
"Senin belalıyı ne yaptın diye soracaktım." dedi dan diye şok olmuştum bu soruyu soracağı aklıma bile gelmemişti ağzımı açıp bir şey diyecekken Abilerim aynı anda lafa girdiler.
"Senin belalın?" dediler aynı anda hepsine baktığımda ateş püskürüyorlardı.
"Benim belalım diye bir şey yok ortada." dedim ilk defa kendimi açıklıyordum abimlere karşı "belalıydı ama hiçbir zaman benim olmadı yani senelerdir peşimde koştu falan beni sevdiğini söyledi Ben ha bire hayır diyordum ama anlamıyordu." dedim.
"Nasıl anlamıyordu?" dedi Ferman.
"Baya git diyordum gitmiyordu ha bire çevremdeydi okulumda, konserlerde, kafelerde falan hep peşimdeydi beni sevdiğini söylüyordu sonradan karşıma bir daha çıkmadı bende nerede bilmiyorum." dedim.
"Adı soyadı ne?" Azad abimin dediğini duymamış gibi yaparak "hadi kalkalım." dedim.
"Adı ve soyadı ne diye sordum Sühandan." dedi tekrar bu sefer sesi baya yüksek çıkmıştı.
"Ne yapacaksın abi ismini falan boş ver." dedim ve ayağa kalktım.
"Otur." diye bağırmasıyla direk oturdum. "Adı ve soyadı ne son defa soruyorum?" dedi.
"Fırat Atabey." dedim sesim kıçıma kaçmış gibiydi.
Abim bir şey demeden eline telefonunu aldı ve bir numara çevirip kulağına koydu.
"Alo."
"...."
"Fırat Atabey İzmir'de oturuyor bulun onu 2 gün vaktiniz var."
"..."
dediler ve kapattılar gözlerim büyümüş şekilde abime bakıyordum bir şey demek için ağzını açtım ama abim lafı ağzıma tıktı "hadi kalkalım hesabı alabilir miyim?" dedi son kelimeleri Atakan'a bakarak söylemişti.
"Hayır alamazsınız benden olsun Sühandan'ıma." dedi bakışlarım abimlere değdiğinde hepsi kızgınlıkla Atakan'a bakıyordu. Ferman elindeki peçeteyi sıkıyordu Zilan'da bunu fark etmiş olacak ki Ferman'ın elini sakin ol dercesine sıktı.
"Hadi kalkalım." dedim ve Atakan'a döndüm boynuna sarıldım "kahvaltı, tatlı ve güzel sohbetin için teşekkür ederim iyi ki varsın." dedim ve ayrıldım.
"Rica ederim kuzum dönüşte yine uğra ama bu sefer akşam yemeğine." dedi gülerek ve yanaklarımdan öptü.
Hepimiz arabalara bindik ve gidiyorduk Azad abim yine aynı konuyu açmıştı tabi "şu belalı meselesini en başından detaylıca anlat." dedi ve sustu bakışları hala yoldaydı.
Büyük ve derin bir nefes aldıktan sonra anlatmaya başladım. "2 sene önce üniversite eğitim kampüsüne gelmişti birlikte seminerlere katılmıştık bir nevi birkaç günlüğüne asistanı gibiydim ama o bana olan hisleri yüzünden 1 ay falan uzatmıştı seminerleri o 1 ay içinde de birlikte çok vakit geçirdik." dedim ve derin bir nefes daha aldım ve devam ettim. "Yemek yedik, konserler, kahveler falan derken bana açıldı seni seviyorum, mutlu ederim, benim ol falan diyordu ben rahatsız olduğumu dile getirdiğim de umursamıyordu sonra ben bunu hocalarıma anlattığım zaman tamam asistanlığını yapma dediler böyle oldu bu seferde her gittiğim yerde karşıma çıkmaya başladı şu bir kaç aydır görmüyorum. Belalım olarak herkesin dilinde öyle kaldı." dedim tek nefeste.
"Tamam anladım öldürmek için çok iyi sebeplerim var." dedi Azad abim gayet de rahattı. İnsan öldürmek lafta kolaydı ama abim için gerçekte de kolaydı aslında şu zamana kadar birini öldürdüğüne şahit olmamıştım ama artık birilerini öldürdüğüne emindim. Acaba abilerimden korkmalı mıydım?
💎💎💎
Yarım saat uykudan sonra telefonumun sesine uyandım mırıldanarak telefonu açtım arayan Burak'tı.
"Hıı." dedim çünkü uykum vardı ve konuşamıyorum.
"Anahtarı İrem'e verdim."
"Hı hı."
"Bu arada evi kontrol ettim sıkıntılı bir durum yok."
"Hı hıı."
"Niye konuşmuyorsun kızım sesinde bir tuhaf geliyor."
"Ya ne var ne uyuyorum burada gelmiş beni arıyorsun bide niye konuşmuyorsun diyorsun kapat uyuyacağım."
"Tamam be ne kızıyorsun kapatıyorum." dedi ve kapattı abimler kim dercesine bakarken "Burak." dedim ve ayağımdaki topuklu ayakkabıları çıkartıp poşetten spor ayakkabılarımı giydim, tekrar rahat uykunun kollarına bıraktım kendimi.
💎💎💎
Abimin dürtmesi ile gözlerimi yavaştan açtım "Sühandan kalk hadi geldik." dedi gözlerimi açıp baktığımda karşımda Demirhan abim vardı kendime gelip arabadan indim ve topuklu ayakkabılarımı giydim. Siyah takım elbiseli bir sürü koruma vardı ve tam karşımda yıllardır gelmediğim Haznedaroğlu konağı vardı.
İçeri girdiğimde kapıda 3 yengem, yeğenlerim, çalışanlar ve yıllardır görmediğim annem, babam vardı. Karşılarına dikildim ve gözlerinin tam içine baktım yıllar önce korkuyla bakmıştım bu gözlere ama artık korkmuyordum.
"Elimizi öpmeyecen mi keça min." (Kızım) dedi babam 5 yıl sonra ilk defa sesini duyuyordum. Yanlarına gidip önce babamın sonra annemin elini öptüm ikisi de bana sarılacakken geri çekildim ve büyük bir özlemle yengelerime sarıldım daha sonra elbiseme dikkat ederek yeğenlerime sarıldım ama hepsine değil ben yokken ortaya 3 yeğen daha çıkmıştı beni tanımadıkları için sarılmamışlardı.
Nergis yengem "Mert anneciğim sarıl hadi halan o senin." dedi ama Mert annesinin bacaklarından ayrılmıyordu.
"Tamam yenge zorlama daha sonra sarılırım ben." dedim gülerek ve abimlere döndüm "ee benim tanımadığım ve zorla evleneceğim adam nerede gerçi evlenmeyeceğim ama yine de bir göreyim." dedim gülerek hatta baya kahkaha atmıştım.
Kapıdan bir ses geldi ve hemen kapıya baktım "burada." dedi.
💯💯💯
BÖLÜM SONU
Hesaplarım:
Instagram=dildar_wattpad78
Tiktok=kendihalineyazar78
Wattpad= inciliprenses

