Size Yağmurun anladığı dilden giriş yapmak istiyorum ...
Selamünaleyküm biraderlerim .
Allah hepinizi , hepimizi daha da iyi etsin .
Güzel güzel sonuna kadar okumayanı zenci göt öpsün.........
🫶
"
Kaç para verecekler lan bize? Keşke önce parada anlaşsaydık."
Aytuğ da derin bir of çekti .
"Valla doğru dedin bak . Ben senle ortak işler yapmaya başladıkça cüzdanımda para daha da azalmaya başladı. "
Omzumla omzuna vurdum .
"Tabi lan . Artık benim için daha da harcama yapmak zorundasın, Melike teyzenin artık atacağın adımdan bile haberi olacak ."
Aniden yolun ortasında durup ,
"Ne dedin sen ! Naptın lan yine sinsi ? Götüme çip felan mı taktın?"
Tiksinmiş gibi yapıp burnumu buruşturdum .
"Ayy bir de senin götünü açıp çip takmaya uğraşacağım öghh."
Ters ters baktı .
"Senden her şeyi beklerim ben . Sen varya çok pis bir şeysin yemin ediyorum ."
Ellerimle kalp yapıp,kalbi kırılmış gibi yaptım.
"Öyle deme kalbimi kırıyorsun. "
"Şakayı bırak anneme benim hakkımda tek birsey söylersen bozuşuruz. "
"Parayı nerede yediğinden mi bahsediyorsun ? Yok yok , asla söylemem. Tabi bazı şartlar karşısında. "
Elimle para işareti yaptığımda,
"Soydun beni kızım beni !"
Dediğinde ikimizde gülmeye başladık.
"Bugün çok sıcak lan , iyi ki gözlüğümü almışım. "
"Harbi ya " Diye karşılık verdi .
"Dur dur ben birsey duymuştum bununla ilgili ."
Durup öylece heyecanlı birsey Söylememi bekledi .
"Gözlüklerim şekil, önümden çekil. " Dedikten sonra gülmekten duramadım.
"O öyle değildi bir ker-"
"Kendinize gelin artık. "
Göz devirdiğimde Aytuğ Evren'e ,
"Tamam komiserim! "
Diyordu . Ona ayrı bir göz devirdim.
Aytuğ'ya ,
"Ona komiserim diyorsan bana da başkomiserim diyeceksin ! Demezsen ben devam etmem kardeşim ya, bu ne böyle."
Aytuğ bana sen ciddi misin der gibi bakıyordu.
Ve oldukça da ciddiydim . Madem vatan uğruna yapıyoruz şu anki görevi her an bırakadabilirim. Sonuçta para almıyoruz.
Aytuğ bir şeyler söyledi ve beni ikna etmeye çalışıyordu ama Evren kulaklıkta sadece benim duyabileceğim şekilde ,
"Tamam Yağmurcuğum sakın ol , şuan da önemli bir görevdeyiz, lütfen görevi batırayım felan deme , bak gerçekten çok önemli. Sen olmadan başaramayız."
Kaşlarımı çaktım. Ne diyor lan bu . Yamurcuğum ,o ne lan .
Bu kelimeyi umarım Aytuğ duymuyordur yoksa iş arkadaşı felan kalmaz herkese duyururdu.
Aytuğ duymasın diye ona arkamı döndüm. Ne demem gerek onu bile bilmiyorum . Sinirden elim titriyor resmen .
"Orospu çocuğu! " Ağzımdan tek çıkan bu kelimeyi ayakta alkışlamak istiyorum gerçekten.
"Ne! Bana mı diyorsun ?"
Aytuğ'un sorusu bu oldu . Galiba biraz onda var , üzerine alınmaması garip olurdu çünkü...
"Ne saçmaladığının farkında mısın Yağmur?"
Evren'in sesi ,
"Bana dediysen mislini sana armağan ediyorum Yağmur, bunca senelik dostuz. Gerçekten yazıklar olsun ."
Amınakoyim Ne diyor bu mal?
"Sana demedim! "
İkisiyle birden şuan da konuşuyordum ve gerçekten her zamanki asıl görevimi yani batırma işlemini gerçekleştiriyordum.
Aytuğ'un yanından Evren ile rahat rahat konuşmak daha doğrusu bana cuğum ekini kattığı için içimi dökerek ona küfretmek istiyordum .
"Araba , işte o , işte geldi , beyaz , beyaz arabaya dikkat! "
Evren'in sesi sadece bana geldiği için her şeyden habersiz olan Aytuğ olanları bana bakarak çözmeye çalışıyordu.
Allah'ım ben bunu hak edecek ne yaptım??
Araba o kadar hızlı geliyordu ki uzaktan bile belli oluyordu . Çevresindeki tüm araçlar aynı modelin siyahıydı. O kadar yoğun bir trafik geliyordu ki geriden , Aytuğ bile merak edip yanıma gelmişti.
Evren işini bir kenara attım, çünkü gerçekten çok merak etmiştim neler döndüğünü.
Hemen Aytuğ'ya kafamla bir işaret verdim .
Siyah arabadan toplam 27 tane vardı ve bu arabaların markasının Mercedes olması dikkatimi çekmişti.
Beyaz olan Araba ise tamamen muhteşemdi.
Bana kalırsa aradığımız şüpheli burada olabilirdi .
Yani beyaz araçta...
Hızlıca bu sıcakta erimemek için bir su şişesi aldım .Koşarak yola doğru ilerledim .
Yolun ortasında durdum ve çevirme olduğunu belli eden bir el işareti yaptım.
Siyah arabalar tek sıra oldular ve en arka sırayı ise beyaz arabaya bıraktılar.
Evren bir ton yönlendirme talimatı veriyordu ama tınlayan kim ?
Her zaman olduğu gibi bu sorunu da kendi yöntemlerimle çözme kararını şimdi değil daha önceden almıştım.
Evren'in bize verdiği kulaklığı çıkardım ve Aytuğ ile ortak olan kendi kulaklıklarımızı taktım.
"Aytuğ sadece beni dinleyeceksin duydun mu ?"
Bana yandan bir bakış attı. Onun zaten tek bir bakışı yeterdi , adam adam ...
"Siyah arabaları sen kontrol edeceksin . Beyazı bende ."
"Saçmalama 30 tane araba var lan burada , sen ise sadece birini mi halledeceksin . Hiç değilse bölüşelim. "
Güldüm.
"Bende eşitlikten yanayım ama burada benim sözüm geçer Aytuğ Bey imzaladığınız belgeleri unutmayın lütfen. "
"Emredersiniz. "
Biraz daha sırıttım.
"Bu arada Aytuğcuğum yavaş yavaş yapacaksın unutma, aceleye getireyim deme sakın! "
Aytuğ derin bir nefes verdi .
"Merak etmeyin benim çok bilmiş komiserim , en çok hangi yemekleri yediklerini , benim olmazsa olmazim olan kebap yiyip yemediklerini felan sorarım. "
Göz devirip ,
"Öncelikle komiser değil başkomiserim diyeceksin ! Sonrasında ise Çiğ köfte diyenleri bana yönlendir , onlar ısmarlar ben yerim . "
Aytuğ gülerek
"Sen varya sen , çok pis fırsatçısın sinsi başkomiser."
Gülüşmelerin ardından hızlıca Aytuğ araç ve kimlik kontrolüne başladı.
Bende beyaz arabaya doğru ilerledim.
Arabaların yanlarından geçerken içlerini süzebildiğim kadar süzüyordum.
Arabaların camlarında koruma yoktu ve her arabada dört kişi oturuyordu.
Şuan da bize karşı bir saldırı olsa kesin ölürdü, ben değil Aytuğ!
Bir yandan da arabaların güzelliğinden gözlerimi alamıyordum.
Beyaz arabanın yanına geldim .
Acaba dedim içimden. Hani şu korku filmlerindeki adamlar gibi tek gözü olmayan ve belki de üçüncü gözü olan adama denk gelecektim ve hatta üçüncü gözü neden arkada olmasın?
Bak bu ürkütücüydü ama ben Yağmur Öztürk , vatan için canını vermeye hazır 29 yaşında ,annesinin gözünde evde kalan hayırsız evlat olan , arkadaşları ve çevresi tarafından para avcısı, Aytuğ tarafından ise sini olan genç bir kız .
Ahh benim kadersiz kaderimin kıymeti ne zaman bilinecek acaba ?
Arabanın yanına yaklaştım ve tüm duygusallığın bir kenara atıp üç kez kalın cama tıkladım .
Önce bir tepki gelmese de 46 saniye sonra cam yavaşça aşağıya indi .
İndi, indi . İlk başta sadece saçlarını gördüm, sonra gözleri -...
Gözleri değil ama gözlükleri harikaydı .
Bir de ne yazıyor, nee! Markası !
Benim vitrinde görüp , yanına yaklaşırsam rüzgarımdan yere düşer diye yanına bile yaklaşamadığım gözlükler...
Keşke tek sorun rüzgar olsaydı...
Cam tamamen açıktı artık.
Ben ona, daha doğrusu gözlüğüne hayranlıkla bakarken o manken gibi dim dik karşıya bakıyordu.
O an ağzım açık adama hayranlıkla bakıyordum .
Adamın kokusu bile trilyonluk, daha ne olsun ?
Gözlerimi gözlükten, burnumu bu zengin kokusundan ayırmaya çalışabildikten sonra -tabi bunu çok zor uğraşlar içinde yaptım- tek ezbere uydurduğum şeyler bence fena değildi.
"Merhabe Beyfendi ."
Dediğimde sonunda bana doğru dönebilmişti.
Cevap vermesini bekledim ama yok, kafasıyla selamımı aldı, onayladı, kabul etti ya da daha değişik bir şey yaptı tam olarak ben de anlamadım.
Benle muhatap olmak istemediği için yanındaki adama benle ilgilenmesi için kafasıyla işaret verdi .
Ben sana çok meraklıyım sanki , bok atsam yüzüne yapışmaz ,zengin parfüm kokulu züppe bozuntusu şey seni !
Adam patronu olacak zengin adamdan aldığı talimatla camı kapatmak için tuşa bastı.
Bak sen bak . Zenginim diye götü kalkmış .
Cam yavaş yavaş kapanırken son olarak sadece alnı görünüyordu , hemen cama elimi koydum .
Benim gibi bir insanın bu ulvi görevde kendi canını canını, o çok sevdiği elini hiçe sayarak cam kenarlarına koyması ne demektir bilir misin ?
Bu sefer şoförü elini tuştan çekti ve bana baktı .
Canına mı susadın bakışı.
Tabi ki susamadım.
Elimi oraya koyup , gözümü bile kırpmadan feda ettiğimi herkese anlatacağım ki belki para verirler.
Şoför arabadan ineceği sırada -ben şoför olduğunu tahmin ediyorum sonuç olarak zengin parfümü kokan bir insanın şoförü olmasın mı yani ?-
Zengin adam onu eliyle durdurdu .
"Camı kapat , ter kokusunu sevmiyorum !"
Bana mı dedin ? O laflarını senin götüne sokacağım! Hatta laflarını değil sana bu camı yedireceğim.
Aytuğ'dan gelen bazı konuşmalar Gülmeme neden olabilir.
"-Bu ne ? Ben mi açayım?nereye bakmam gerektiğini ben mi söyleyeyim? Lan düdük Aç göster bakayım. "
Gel de gülme, gülme gülme!
Yanında şoför koltuğunda oturan adam boğazını temizler gibi bir ses çıkardı ve benim ona bakmamı sağladı.
Dudaklarını oynatarak,gözleriyle camı işaret ediyordu ,
Lütfen ,diyordu .
Ne yapabilirdi bu mafya bozuntusu , zengin gözlüklü, pahalı parfüm kokulu adam ?
Elimi oradan çekmedim , adam da camı kapatmadı .
En sonunda zengin bir bağırdı bir bağırdı!
Zengin insanın bağırması bile bir değişik oluyor ...
"Sana camı kapat , dedim !"
Eli bir anda beline gitti .
"Ne yapacaksın lan Göt yemiş bülbül?"
Adam hızla bana döndü.
Acaba yanlış bir şey mi dedim?
Lan tabi yanlış bir şey dedim . Allah benim belamı versin , ay vermesin . Kendi kendime bela okuyorum sonra hep böyle oluyor ya . Neden ben neden Allah'ım , kaderim bu benim bu , benim kaderim ...
"Lan kime diyorsun sen onu ?"
Aytuğ'dan gelen garip sesler . Aptal ele verecek bizi...
Hızla kapının açılınca elimi mecbur çekmek zorunda kaldım.
Adamın eli ise hala belindeydi.
Ne olursa olsun korktuğumu karşı tarafa belli etmek istemiyordum . Hele kendini beğenmiş zengin kokulu bir züppeye asla !
"Kime ne dedin sen ?"
Klasik zengin sorusu .
Peki fakir masum kız bu soruya ne cevap veriyordu ?
Tabi ki kekelemekten konuşamıyordu.
Masumu siliyorum fesat ve cesur yazıyorum yerine .
Dur dur , fakiri de silelim . Fakiriz de yani o kadar da değil çok şükür.
Orta gelirli .
Peki orta gelirli fesat ve masum kız bu soruya ne cevap veriyordu ?
"Kim olduğunuzun bir önemi olduğunu sanmıyorum. "
Önce bir sessizlik oldu ama bu çok kısa sürmedi. Sessizliği bozan şey gözlüğünü çıkarırken benim kafamda kurduğum senaryonun arkasına koyduğum bir Hande Yener şarkısı olabilirdi .
Evet zengin züppemiz gözlüğünü çıkarıyor!
Öncelikle gözlerinin renkli göz olmasını beklemiştim. Büyük bir hayal kırıklığı...
Gözleri simsiyahtı belki de koyu kahverengi . Topraktan bile daha koyu gözleri , evet bence siyah ama değil...
Dudakları inceydi ama o kadar da ince değil kalın da değildi.
Burnu hafif kavisliydi . Ne burnu , ne de gözleri , hiç birseyi onda on olmadığı halde yüzü onda yedi buçuktu.
Tamam tamam sekiz olsun .
Dokuz üzgün, dokuz?
Peki ya on ?
On bir ?
...
Bu adam tamamen pürüzsüz gözüküyordu!
"Bana bak , her defasında senin gibi kac polis çıkıyor karşımıza, hem biz gerekli kişiler ile konusup bu sorunu halletmiştik bayan , bu sebeple inceleme yapmanıza gerek olduğunu sanmıyorum."
Bize gelen bilgilere göre mafya gibi bir pislik olması gerekiyordu ama bizimkisi İstanbul beyfendi mafyası gibi birsey . Durum çok karışık!
Hem sakin hem sinirli . Benimle konuşurken çenesi kasılıyor gibi ama aslında hiç birsey olmuyor ...
Ne yapabilirsin ki ? En fazla ne yapabilirsin ki aslanım ?
Hava atma sırası bendeydi , o geçenlerde indirim kuponları biriktirerek aldığım gözlüğümü -bence oldukça havalı şekilde- çıkardım .
Allah'ın sevgili kuluyum ki rüzgarda benim şansıma esiyordu.
-Aynen kanka en havalı sensin zaten , hım hım tamam-
"Bayan değil bayım , Yağmur . "
Kaşının tekini bilmiş bir şekilde kaldırdı.
"Bayım değil Yağmur , Aren Çelik Karaman ."
Onu taklit ederek bende tek kaşımı kaldırdım.
Biz bu şekilde konuşurken şoför bize çaktırmadan çoktan öndeki arabaya binmişti.
"Amma da uzunmuş ismin , soy adını tahmin bile edemiyorum."
Dediğimde aslında amacım belliydi.
-Mafyasın diye soy adını millet senin merak mı ediyor nesin sen he ?-
=MAFYA
Ne olduğunu biraz daha anlayınca tırsmadım değil ama beni annemin küçükken anlattığı gibi , gel bin arabaya dese bende binsem , ağzımı gözümü bağlasa , götürse uzak dağ tepelerine , deşse tüm organlarımı, satsa , parasıyla şöhret yaşasa...
Bu hikaye annemin anlattığına göre böyleydi ama neden bu adama şöhret yaşatacak bir hikayem olsun ki ?
Belki de benim bambaşka bir hikayem olabilirdi ...
"Benim adım bir marka gibidir , isim ve soy ad ayrımı yapmadan kullanılır. Benim için tüm diğer isimler bayan ,hanfendi , beyfendi."
Güldü, sonra birden Kaşlarını çattı. Üzerime doğru yürüdü .
Teşhis konuldu, pat ! Aklı sorunları var , deli değil (!)
-Ayarsız şey seni !-
Karşısında dimdik durdum . Ne bir adım ileri ne de bir adım geri .
Tek elini kaldırıp,
"Sen trafik polisi değilsin. "
Günaydın canım !
Evet ben bir trafik polisi değilim ama görev gereği trafik polisiyim.
Anlamadın değil mi ?
Ben bir ajanım . Görev alan değil, bildiğini yapan bir ajan olmaktan gurur duyuyorum .
"Ah nasıl söz o öyle? Tabi ki ben bir polisim . Kadın olunca yanlış anladınız herhalde ."
Zengin züppemiz daha da Kaşlarını çattı ve bana kaldırmış olduğu o işaret parmağını bükerek ellerini yumruk yaptı.
-Tutmayın küçük enişteyi(!) Mafyayı-
Yalandan bir tebessümle ,
"Nasıl laf o öyle Yağmur Hanım? Benim kadına ayrı bir saygım var ."
Hızlıca belindeki silahı eline aldı , bana doğrulttu.
"Kaç kişisiniz? "
Gülümsedim ama benimki onun gülümsemesi gibi değildi ,içtendi.
Gözlerimi kısarak,
"Çok kalabalığız ."
Diyerek ona başkaldırdım.
Adam beni şurada vursa ölüp gideceğim ama hiç değilse gururumun boynu bükük kalmayacak.
"Desene şimdi seni vursam , rahat bırakmazlar. "
Hiç etik değil. Nesin sen mafyacık ? Beni öldürecek kadar .
Aynı şekilde bu görev için verilen içinde sadece bir ya da iki mermi bulunan silahımı belimden çıkardım.
Böyle bir güzellik olamazdı. Bu benim bir tanecik bebeğim...
"Asıl ben seni vursam mermi israfına girer miyim ?"
Aynı şekilde silahımı ona doğrulttum.
Onun bana yaptığı gibi .
Aramızdaki mesafenin açılmasına neden oldu ama hala silahlarımız birbirine değecek kadar yakındı.
Ben onun bana doğrulttuğu namlunun ucuna bakıyordum o ise benim gözlerimin içine bakıyordu.
Belki de şuan olabilirdim ama ödleklik yapmadığım için kendimle gurur duyuyorum ...
Eğer şuan bir mafya tarafından öldürülürsem gözüm arkada kalmazdı.
Aytuğ ile de planladığımız gibi olaylı bir ölümüm olabilirdi .
Aytuğ , sevdiği kadınla birlikte yatakta jelibon yerken ölmek gibi bir hayalinden bahsetmişti bana sarhoşken, bunun şakasını yapmayıp ekibe yaymadığım için şuan çok pişmanım .
Ölmeden önceki pişmanlığım.
"Ne düşünüyorsun? "
Ananı düşünüyorum!
"Menemeni yumurtalı mı yumurtasız mı yersin ?"
Bunu mu düşünmüşüm ben şimdi?
-Menemen olsa da yesek hmm canım çekti. -
Kaşlarını çattı, bana değişik değişik baktı ardından,
"Menemen yemem ."
Zevksiz .
Kaşlarımı inanmam dercesine kaldırdım.
"Hadi lan oradan ! Menemen yenmez mi ?" Diye sorduğumda bana deliymişim gibi bakıyordu.
En sonunda dayanamamış olacakki silahından bir tık sesi geldi .
Artık ikinci bir sesi ben duyabilir miydim bilmiyorum .
Ölüm bir adımlık uzağımda ya da ben ölümün bir adımlık uzağındayım.
Fark etmezdi artık .
Ölecektim..
Ya da ben neden bu kadar kolay ölümü göze almıştım ki ?
Ben yaşayan olabilirdim .
Benden de bir tık sesi gelmesin mi yani ?
🥺
BURAYAKADAR OKUDUYSAN BIL KI BENIM ICIN COK DEGERLISIN . MUAHH OPTUM :)
