Chia sokakta yürüyordu, paltosuna daha çok sarındı. Burnu soğuktan kırmızıya dönmüş, titreyen dudaklarından buhar çıkıyordu.
Sokak köpeklerini izledi , kendini onlar kadar sahipsiz hissediyordu .
Nereye gideceğini bilmiyordu , tüm yer ve yönler kökü olmadığı için ona hem açık , hem de kapalıydı.
Evet özgürdü ama seçeceği her adım yanlış olabilir, takip edeceği her tabela onu bir hataya sürükleyebilirdi .
Tasması salınınca ne yapacağını bilemeyen köpekler gibiydi .
Akvaryumdan okyanusa atlayınca afallayan balık gibi .
O özgürlük için çabalamıştı , risk almıştı , kaçmıştı ve şu an dünyanın ne kadar büyük olduğunu fark edip yüzmeye korkuyordu .
Bildiği tek yer vardı .
Belki de bu yüzden 1 saattir aynı evin etrafında dönüp duruyordu .
Sonunda cesaret edip kırık basamakları çıktı , sahibi tamir etmeyi pek önemsememişti , ona uygun bir karar diye düşündü Chia .
Elini uzatıp geri çekse de en sonunda zili çaldı .
İçeriden adım ve şişelerin devrilme sesi duyuldu .
Tabi diye düşündü Chia , onun alkolik olduğunu biliyordu, yani kapıyı açmak için yürürken bile birkaç içki şişesini devirmiş olmalıydı. Boş olanları ve çöpe atmak yerine yerde biriktirdiklerini .
Sonunda kapı açıldı , 40lı yaşlarındaki adam belki de saatlerdir sızmış halde olduğu için dağılmış saman sarısı saçlarıyla ona baktı , mavi-gri gözleri şaşkınlıkla açıldı . Chiayı bu halde , burada görmeyi beklemediği açıktı .
Üstündeki gri ince Kazan üstüne yapışmıştı, ya gördüğü kabuslar yüzünden terlediğinden ya da krizlerinden birini geçirip duş almatı unuttuğu için .
Chia pek ayırt edemiyordu . Umurunda da değildi.
Haymitch şu an en çok saygı duyduğu insandı .
Soğuktan titremeyi umursamadan , içeri girmeyi bile beklemeden saatlerdir düşündüğü şeyi söyledi.
"Teklifin hala geçerli mi?"